Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/1971 E. , 2024/6951 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1971 Karar No : 2024/6951 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Şırnak İli, Beytüşşebap İlçesi, ... …
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/1971 E. , 2024/6951 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1971 Karar No : 2024/6951 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Şırnak İli, Beytüşşebap İlçesi, ... Köyü'nde güvenlik korucusu olarak görev yapan davacı tarafından, Beytüşşebap Jandarma Komutanlığı'nın ... tarih ve ... emir sayılı yazısı üzerine 07/09/2018 tarihli Şırnak Valiliği Olur'u ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ile görevden çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kalınan maaş ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; isnat olunan "Göreve alınmada aranacak şartları kaybetmek" iddiasıyla ilgili olarak davacının savunması alınmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, bu durumda; davacıya isnat edilen disiplin fiiliyle ilgili olarak davacıya usulüne uygun olarak savunma süresi verilmeksizin ve savunması alınmaksızın, davacının görevine son verilmesine (görevden çıkarma cezası ile tecziyesine) ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği, diğer yandan, dava konusu işlemin yeniden tesisi sırasında davacının aynı konuyla ilgili yargılandığı ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... - K:... sayılı kararıyla beraat ettiği olgusunun dikkate alınması gerekeceği, öte yandan, Anayasanın 125. maddesi ile düzenlenen, idarelerin her türlü eylemlerinden ve işlemlerinden doğan zararları tazminle yükümlü tutulduklarına yönelik kural uyarınca, yapılan yargılama ile hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının, dava açma tarihi olan 23/09/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 23/09/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Anayasa Mahkemesinin, yasa koyucunun yeniden düzenleme yapabilmesini sağlamak amacıyla ve iptal edilen yasal düzenleme nedeniyle hukuki bir kaos yaşanmaması için bazen verdiği kararların yürürlüğünü erteleyebildiği, Dairenin çoğunluk görüşünün de; Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen yasal düzenlemeye göre yapılan işlemlerin hukuka uygun olmasını sağlamayacağından Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar ve gerekçesinin yargı organları tarafından derhal dikkate alınması gerektiği yönünde olduğu, Ancak Danıştay 8. Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesinin ertelendiği süre boyunca yürürlükteki düzenlemeye göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, yasa koyucu tarafından Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesi için verilen 9 aylık süre dolmadan 442 sayılı Kanuna "güvenlik korucularına verilecek disiplin cezaları" şeklinde düzenleme yapıldığı, dolayısıyla artık disiplin cezalarında yönetmelik hükümlerinin esas alınamayacağı ve bu nedenle dava konusu cezanın iptal edilmesi gerektiği, öte yandan, 442 sayılı Köy Kanunu'na eklenen maddelerin yapılacak yeni işlemde dikkate alınacağı, Dairece Danıştay 8. Dairesi kararına uyulması gerektiği yönünde oybirliğine varıldığından işbu uyuşmazlıktaki kararın da aynı gerekçeyle değiştirilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, İstinaf Mahkemesi kararında davacının suçunun terör örgütü propagandası olarak değerlendirildiği, oysa ki davacının suçunun uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama olduğu, davacının söz konusu adli soruşturma kapsamında tutuklandığından savunmasının alınamadığı, davacının görevinin hassasiyeti nedeniyle idarece işlem yapılma zorunluluğu bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının işleme ilişkin kısmının gerekçeli onanması, parasal haklara ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Şırnak İli, Beytüşşebap İlçesi, Beytüşşebap Jandarma Komutanlığı emrinde güvenlik korucusu olarak görev yapan davacının "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlamasıyla ilgili olarak Şırnak Sulh Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile tutuklanarak Şırnak T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne teslim edildiği, bunun üzerine davacının göreve alınmada gerekli şartları taşımadığından bahisle hakkında disiplin soruşturmasına başlanıldığı, soruşturma sonunda Beytüşşebap Kaymakamlığı İlçe Jandarma Komutanlığının 05/09/2018 tarihli yazısı ile davacının görevden ilişiğinin kesilmesinin teklif edildiği, Şırnak Valiliği'nin 07/09/2018 tarihli oluru ile de davacının görevine son verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; geçici köy korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Göreve Alınmada Aranacak Şartlar" başlıklı 6. maddesinde; '(1) Güvenlik korucusu olarak görevlendirilebilmek için aşağıdaki şartlar aranır: ... f)Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, bir yıldan fazla hapis veyahut affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, uyuşturucu almak ve satmak, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurmak suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak. ...' hükmü, "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 16. alt bendinde; 'Göreve alınmada aranacak şartları kaybetme,' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir. 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanununun ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlem yönünden incelenmesinde; Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir. Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'ne dayalı olarak verilen göreve son verme işlemlerine ilişkin dosyaların incelenmesinde; yeni düzenleme olan Köy Kanunu'nun 74/A, 74/B, 74/C maddeleri dikkate alınarak karar verilmesi uygun görülmüştür. 442 sayılı Köy Kanunu'nun "Güvenlik Korucularına Verilecek Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller" başlıklı 74/A maddesi incelendiğinde; dava konusu işleme esas "Göreve alınmada aranacak şartları kaybetme," şeklinde belirtilen ve göreve son verilmesini gerektiren fiil olarak yaptırım öngören düzenlemesinin, Köy Kanunu'ndaki yeni düzenlemede aynen yer almadığı; bu nedenle dava konusu göreve son işlemine ilişkin davacı fiilinin değerlendirilerek fiile ilişkin Köy Kanunu'ndaki yeni düzenleme incelendiğinde; dava konusu işlemde davacının 30/08/2018 tarihinde Jandarma tarafından yapılan Yol Kontrol ve Arama faaliyeti esnasında kamyonette uyuşturucu madde bulunması nedeniyle Şırnak Sulh Ceza Hakimliği'nin ... Sorgu Nolu Tutuklama Müzekkeresi ile tutuklanması üzerine "Göreve Alınmada Aranacak Şartları Kaybettiğinden" bahisle göreve son işleminin tesis edildiği, Köy Kanunu'ndaki yeni düzenlemede 74/A.ç.7. maddede "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri imal etmek ve ticaretini yapmak, kullanılmasını kolaylaştırmak, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, bulundurmak ya da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak," şeklindeki göreve son nedenleri arasında yer aldığı; ancak dosyada davacı hakkında yapılan yargılamada "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçu nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih, E:... K:... sayılı Beraat kararının istinaf edilmeden kesinleştiği, davacı tutuklu olduğu için yürütülen disiplin soruşturmasının nedeni ve uygulanması öngörülen idari yaptırım da belirtilerek davacının savunmasının alınmadığı anlaşılmakta olup; davacının işlemden önce Anayasa ile teminat altına alınan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu göreve son işlemine ilişkin fiilin davacı güvenlik korucusunun özlük dosyası da göz önünde tutularak Köy Kanunu ilgili maddeleri ve Yönetmelik hükümleri kapsamında davacının savunması da alınarak idare tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiği, bu itibarla dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında neticesi itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının parasal haklara ilişkin kısmı yönünden incelenmesinde; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, hükmü yer almaktadır. İdari yargılama hukukunun temel ilkeleri ve yerleşik yargı içtihatları gereği; idari yargı mercilerince verilen iptal kararları, geriye yürür ve idari işlemi tesis edildiği andan itibaren hiç tesis edilmemiş gibi ortadan kaldırır. İptal edilen işlem hiç yapılmamış sayıldığı için ilgilinin, işlem nedeniyle uğradığı parasal ve özlük hak kayıplarının karşılanması gerekmektedir. Buna karşın, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sebebiyle oluşan yeni hukuki duruma göre dava konusu işlem idare tarafından yeniden değerlendirilerek davacı hakkında yeni işlem tesis edileceğinden, bu iptalin davacının doğrudan göreve başlatılması sonucunu doğurmayacağı dikkate alındığında, davalı idarece bu konuda bir işlem tesis edilmeden davacının özlük haklarının iadesi ve yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle, davacının özlük ve yoksun kalınan parasal haklara yönelik istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığı yolunda karar verilmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; a) Dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, b) Dava konusu işlemin parasal haklara ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 17/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.