3. Hukuk Dairesi 2012/12928 E. , 2012/19073 K. MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 24834 TL alacağın ticari faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalı…
**3. Hukuk Dairesi 2012/12928 E. , 2012/19073 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 24834 TL alacağın ticari faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalı şirketten bir daire satın aldığını ve bedelini de ödediğini, sonradan davacının,daireyi satın aldığı davalının taşınmazın maliki olmadığını, hatta satışa dahi yetkili olmadığını öğrendiğini beyan ederek, şimdilik ödediği bedel olan 24834 TL.nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın kabulü ile 28901 TL.nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26.maddesi (eski HUMK.74 maddesi) "Hakim, tarafların talep sonuçlarına bağlıdır; fazlasına veya başka şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmünü getirmiştir. Somut olayda, davacı dilekçesinde haklarını saklı tutarak 24834 TL. alacağın tahsilini istemiş, ıslah suretiyle müddeabihin de arttırılması mümkün olduğu halde, davasını ıslah etmemiş, buna rağmen mahkemece talep aşılarak karar verilmiştir.04.11.2000 tarihli ve 24220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, Anayasa Mahkemesinin 20.07.1999 gün ve 1999/1 E., 1999/33 K. sayılı kararı ile 1086 sayılı HUMK.nun 87. maddesinin son cümlesindeki “müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez” hükmü iptal edilmiştir.Hal böyle olunca, davacı, kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi, müddeabihin arttırılmasını önleyen yasal düzenlemenin yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesinin kararı ile ortadan kalkmasından yararlanarak, aynı davada kısmi ıslah dilekçesi verip harcını yatırmak suretiyle müddeabihi arttırarak da talep edebilir. 1086 sayılı HUMK.nun 83. maddesinde ıslah; “taraflardan birisinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen ya da kısmen düzeltmesi” olarak tanımlanmıştır. O halde ıslah kısmen ya da tamamen yapılabilir.Davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirir (1086 sayılı HUMK m. 87). Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır. Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı C: IV, s. 3998 vd.; Sabri Şakir Ansay, Yargılama Usulleri, yıl: 1960, s. 194 vd.; İlhan Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, yıl: 1975, s. 460 vd.; Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku Esasları, yıl: 1973, s. 335 vd.) Davanın kısmen ıslahında ise, o zamana kadar yapılmış bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasına imkan yoktur. Davanın kısmen ıslahını düzenleyen 1086 sayılı HUMK.nun 87 c.1.de “bunu (ıslahı) yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren” dediğine göre, davacının davasını kısmen ıslah etmesi halinde, hangi usul işlemlerinin yapılmamış sayılması gerekeceği davacının iradesine göre yorumlanacaktır. Davanın ıslah edilmeyen kesimine ilişkin usul işlemleri ise, geçerli olmakla, devam edecektir (Baki Kuru, a.g.e., s. 4018).Ek dava konusuna gelince, kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için, gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra, ayrı bir dava açılması da usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. Yine, kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması da kural olarak mümkündür.Bu haliyle kısmi ıslah, ek dava yoluyla elde edilebilecek haklara, mevcut dava içerisinde, daha basit, daha az masrafla ve daha kısa süre içerisinde kavuşma olanağı tanıyan ve bu yönüyle adeta ek dava açma yoluna alternatif oluşturan bir yapıdadır. Dolayısıyla, kısmi davanın davacısı, ek dava açmak veya kısmi ıslah yoluna gitmek konusunda seçimlik hakka sahiptir.Kısmi ıslah yoluyla müddeabihin artırılabilmesi olanağı, bir anlamda, artırıma konu kısmın ek dava yoluyla istenilmesinin alternatifi niteliğinde bulunduğundan; kısmi davadaki ıslah ile, bu yola gidilmeyip ek dava açılması halleri, davacıya aynı hak ve olanakları tanıyan seçimlik yollar olduğundan, usul hukuku açısından sonuçlarının da aynı olması gerekir ve beklenir.Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 14.4.2004 gün ve 2004/4-200-227 sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 84.maddesinde, ıslahın yalnızca tahkikat bitinceye ve hüküm verilinceye kadar yapılabileceği öngörüldüğüne ve temyiz faslında da, bozmadan sonra dahi ıslahın olanaklı bulunduğuna dair açık veya örtülü bir hüküm yer almadığına göre, Kanunun bu olanağı bir devre ve zaman ile sınırlandırdığı kabul edilmelidir. Bu nedenle bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı sonucuna varılması zorunludur.Bu itibarla mahkemece, bu ilke ve esaslar gözetilip 6100 sayılı HMK'nun 26, HMUK'nun 74, 83 ve 86.maddelerine göre taleple bağlı olarak karar verilmesi gerekirken, bu madde hükmü gözetilmeden talepten fazlaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.