Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1446 E. , 2024/5385 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1446 Karar No : 2024/5385 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... / ANKARA VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Eski Genel Müdürü ... DAVANIN_KONUSU : 22/10/2019 tarih ve 30926 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesi hakkındaki 30/10/1986 tarih ve 86/11135 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükt…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1446 E. , 2024/5385 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1446 Karar No : 2024/5385 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... / ANKARA VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Eski Genel Müdürü ... DAVANIN_KONUSU : 22/10/2019 tarih ve 30926 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesi hakkındaki 30/10/1986 tarih ve 86/11135 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 21/10/2019 tarih ve 1673 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Nevşehir ilinin TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesinin görev ve yetki alanı içinde yer aldığı, ayrıca şehir planları ve uygulamalarının, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun yapılmasını denetlemek, bu konudaki eksiklikleri, yanlışlıkları ortadan kaldırmak için çalışmakla yükümlü oldukları, Göreme Tarihi Alanları ve Kapadokya’nın, UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Miras Listesine alındığı, anılan alanın 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun 1983 yılında yürürlüğe girmesinin ardından milli park ilan edildiği, Kanun'un 3. maddesinde Tarım ve Orman Bakanlığınca (mülga Orman ve Su İşleri Bakanlığı) milli park karakterine sahip olduğu tespit edilen alanların Cumhurbaşkanı Kararı ile milli park olarak belirleneceğinin hüküm altına alındığı, milli park statüsünün kaldırılmasına ilişkin bir yetkiden bahsedilmediği, dava konusu işlemin dayanağı olmadığından yetkisizlik nedeniyle iptali gerektiği, dava konusu işleme konu alanın 06/01/2005 tarih ve 25692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Nevşehir Kapadokya Kültür ve Turizm Gelişim Bölgesi ilan edilen alan içerisinde de bulunduğu, 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun'un 01/06/2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, dava konusu işlem ile milli park statüsünden çıkarılan Göreme Vadisi ve çevresinin de anılan Kanun ile sınırları belirlenen Kapadokya Alanı içerisinde yer aldığı, UNESCO ile hiçbir bağlantı kurmayan, tüm yetkiyi Kapadokya Alan Başkanlığına devreden, tabiat varlıklarını ve kültür varlıklarını koruma kurullarını, belediyeleri etkisiz ve yetkisiz bırakan anılan Kanun'un sistematiği bir hayli sorunlu görünürken dava konusu işlem ile Göreme Vadisi ve çevresinin milli park statüsünün kaldırılması kararı verilmesinin tartışmalı olduğu, Milli Parklar Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca milli park ilan edilen alanların, 1986 yılından beri katı kurallarla korunduğu, dava konusu işlemin hangi hukuksal, bilimsel ve hangi koruma amacına yönelik bir gerekçe ile tesis edildiğinin anlaşılırlıktan uzak olduğu, milli parklarda yapılaşma yasakken dava konusu kararla bunun önünün açılmış olduğu, Anayasa'nın 63. maddesinin kültür ve tabiat varlıklarını korumayı Devlete bir görev olarak yüklediği, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 10. maddesinde de, kültür ve tabiat varlıklarını korumak için gerekli önlemleri almanın Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sorumluluğu olduğunun belirtildiği, milli park statüsü kaldırıldığı için alanın tahribata açık hale geldiği ve bu durumun taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, 1972 Paris Dünya Kültür ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme ile doğal miras niteliğindeki varlıkların evrensel olduğu kabul edilerek, sözleşmeci ülkelere muhafaza ve gelecek kuşaklara aktarılması görevi yüklendiği, 2000 yılında imzalanan Avrupa Peyzaj Sözleşmesinde de korumayı zorunlu kılacak taahhütler bulunduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Kapadokya alanında halihazırda arkeolojik, kentsel ve doğal sit alanları, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi, milli park özel çevre koruma bölgesi gibi birçok farklı koruma statüsü ve bu koruma statülerine ilişkin farklı mercilere tanınmış idari yetkiler bulunduğu, bu durumun yetki karmaşasına ve bölge halkı ve yatırımcı için uzun ve ağır bürokratik süreçlerin yaşanmasına sebep olduğu, bütüncül bir planlama gerçekleştirilmediği, kaçak yapılaşmanın arttığı ve eşsiz mirasın hak ettiği korumaya kavuşamadığı, yetki karmaşasına son vermek ve etkin çözümler üretmek gerektiğinden yerel yönetimler ve diğer kurumlarla koordinasyonun sağlanması ihtiyacı hasıl olduğu, belirtilen sebeplerle 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun'un 01/06/2019 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği, alanın korunmasına yönelik Kapadokya Alan Başkanlığının kurulması amacıyla da 38 sayılı Kapadokya Alan Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kanunla aynı tarihte yürürlüğe konulduğu, 7174 sayılı Kanun ile öngörülen yetki ve görevlerin bütüncül planlama anlayışıyla yürütülebilmesini teminen dava konusu işlemin tesis edildiği, Göreme Vadisinin milli park statüsünün kaldırıldığı, ancak 9600 hektarlık milli park alanının aynı statüde korunacağı, söz konusu alanı da içerisine alan yaklaşık 83000 hektarlık alanda da yapılacak her türlü yapı ve tesisin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda koruma ilke ve esaslarına bağlı olarak denetlenmesinin 7174 sayılı Kanun ile sağlanacağı, yetki ve usulde paralellik ilkesinin gereği dava konusu işlemi tesis etme yetkileri olduğu, Uluslararası Sözleşmelere aykırı bir hal olmadığı, dava konusu düzenleme ile daha etkin ve verimli bir korumaya gidileceği, koruma biriminin ya da isminin değişmiş olmasının koruma yönünden bir etkisinin olmadığı, alanın statüsü ile koruma yükümlülüğünün ilgisi bulunmadığı, 1972 Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesinde yükümlülükleri yerine getirmek adına üye ülkelere takdir yetkisi tanındığı, hangi yöntem ile korunacağının takdirlerinde olduğu, 7174 sayılı Kanun ile Avrupa Peyzaj Sözleşmesinin amacının örtüştüğü savunmalarında bulunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 22/10/2019 tarih ve 30926 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesi hakkındaki 30/10/1986 tarih ve 86/11135 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 21/10/2019 tarih ve 1673 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun, "Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının belirlenmesi" başlıklı 3. maddesinde; "Orman ve Su İşleri Bakanlığınca millî park karakterine sahip olduğu tespit edilen alanlar, Cumhurbaşkanı kararı ile millî park olarak belirlenir. Orman ve orman rejimine tabi yerlerde tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanları Orman ve Su İşleri Bakanının onayı ile belirlenir. Orman ve orman rejimi dışında kalan yerlerde tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanı belirlenmesine veya Orman ve Su İşleri Bakanlığınca belirlenmiş olanların işlemlerinin tamamlanması için gerekli yerlerin orman rejimine alınmasına Cumhurbaşkanınca karar verilir ve bu alanlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tescil edilir." hükmü yer almıştır. 2873 sayılı Kanunda, Milli park; bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçaları, olarak tanımlanmıştır. 1983 yılında bu Yasanın yürürlüğe girmesinin akabinde 30/10/1986 tarihinde bu alan 1986/11135 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile milli park ilan edilmiştir. 2873 sayılı Kanunun 14. maddesinde; "Bu Kanun kapsamına giren yerlerde; a) Tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, b) Yaban hayatı tahrip edilemez, c) Bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz, d) Tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz, e) Onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez veya bu alanlarda var olan yerleşim sahaları dışında iskan yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir. 01/06/2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kapodakya Alanı Hakkında 7174 sayılı Kanunla Kapodakya Alanı; EK-1’de yer alan Harita ve Koordinat Listesinde sınırları belirtilen ve bu Kanun kapsamında İdarenin yetkili ve görevli olduğu alanı, ifade edeceği belirtilmiş ve Ek-1 de A, B, C ve D olarak isimlendirilen alanların sınırları koordinatları ile belirlenmiştir. 7174 sayılı Kanunun amacı; Kapadokya Alanının tarihî ve kültürel değerleri ile jeolojik/jeomorfolojik dokusunun ve doğal kaynak değerlerinin korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması, planlanması, yönetilmesi ve denetlenmesine ilişkin hususları düzenlemek olarak saptanmıştır. Anılan Kanunun genel esasları başlıklı 3. maddesi ile; (1) Kapadokya Alanında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile meri planlara ve Komisyon kararlarına aykırı uygulama yapılamayacağı, bu alanda her türlü aykırı uygulamanın giderilmesini sağlamak, gerektiğinde aykırı uygulamaya konu yapı ve tesisleri yıkmak veya yıktırmanın İdarenin yetkisinde olduğu, (2) Kapadokya Alanında bulunan Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarının özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, trampası, arsa veya kat karşılığı inşaat yaptırılması, kiraya verilmesi, ön izin verilmesi ve üzerlerinde irtifak hakkı kurulması, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiraya verilmesi, ön izin ve kullanma izni gibi işlemlerin, İdarenin uygun görüşü alınarak yapılacağı, ancak, Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresi ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile temsilen yönetilen mülhak vakıflara ait taşınmazlar hakkında bu fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı, (3) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile ilgili diğer mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 4. maddesinde de; Kapadokya Alanında yapılacak uygulamaların, meri planlar ile geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına göre yürütüleceği, (2) Kapadokya Alanının bütününe ilişkin üst ölçekli planın İdarece hazırlanacağı ya da hazırlatılacağı, bu planın, Komisyonun uygun görüşü ve Bakan onayı ile yürürlüğe gireceği, üst ölçekli planlara uygun olarak hazırlanan ya da hazırlatılan nazım ve uygulama imar planlarının ise, Komisyonun uygun görüşü ve İdarenin onayı ile yürürlüğe gireceği, (3) Kapadokya Alanında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ilgili mevzuatla verilen plan yapma, yaptırma, onama ve resen onama yetkisinin bu maddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yürütüleceği, (4) Kapadokya Alanında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilgili diğer idarelerce yeni plan onaylanamayacağı, (5) Kapadokya Alan planı yapımı ve yürürlüğüne ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik ile belirleneceği hükmü getirilmiştir. 2873 sayılı Milli Parklar Kanununda, milli park karakterine sahip olduğu tespit edilen alanların, milli park olarak ilanı Cumhurbaşkanı kararı ile gerçekleşmektedir. Bu hükümde milli park ilanı için iki unsur bulunmaktadır. Birincisi bir alanın milli park olarak kabul edilebilmesi için bir tespit ki bu tespitin aranılan özellikleri ortaya koyan teknik, bilimsel bir inceleme ve değerlendirmeyi içermesi, ikinci unsur ise Cumhurbaşkanın kararıdır. Cumhurbaşkanı kararı ile gerçekleşen ilanın yine Cumhurbaşkanı kararı ile de kaldırılabilmesi kuşkusuz olmakla birlikte, yani milli park olarak ilan edilen bir alanın bu kapsamdan çıkarılması için de çıkarılmayı gerekli kılan, hukuki gerekçeyi oluşturacak olan bilimsel ya da teknik olarak gerekliliği ortaya koyan bir tespitin bulunması gereği kuşkusuzdur. Tesis edilen idari işlemlerin, hukuki bir gerekçeye dayalı olması, söz konusu işlemlerin yargılama sürecinde de hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi açısından hukuk devleti olmanın gereğidir. Kapodakya Alanını düzenleyen, sonradan hazırlanmış olan 7174 sayılı Kanun özel bir kanun olmakla, alanın tabi olacağı hukuki ve idari alt yapıyı oluşturmuş bulunmaktadır. Yasanın genel gerekçesinde; Kapodakya alanının eşsiz kültürel ve doğal güzellikleri bir arada barındıran, tarihi süreç içerisinde insanlığın gelişimine tanıklık eden ve ülke turizmine katkı sağlayan en önemli milli hazinelerimizden olduğu, kaçak yapılaşmanın gün geçtikçe arttığı, bu eşsiz kültürel mirasımızı hak ettiği şekilde korumak ve turizm açısından hedeflenen başarıya ulaşmanın sağlanmasına yönelik, Kapodakyanın tarihi, kültürel ve doğal dokusununun birlikte korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşuklara aktarılması ve turizm potansiyelinin geliştirilmesinin Yasakoyucunun hedefleri olduğu,(...) bu konuda yaşanan yetki karmaşasını ortadan kaldırmak, alanın ihtiyaçlarına kısa sürede etkin çözümler üretebilmek, gerektiğinde yerel yönetimler ve diğer kurumlarla koordinasyon sağlamak için Kapadokya Alanının belirlenmesi ve bu alanda yürütülecek iş ve işlemlerin düzenlenmesinin amaçlandığı vurgulanmıştır. Anılan Yasa ile Yasanın konusunu oluşturan alanın sınırları da koordinatları belirlenmiştir. Yasanın içeriğinde de; Kapodakya Alanının sınırlarının bölgenin kültürel ve doğal varlıkları ile turizm potansiyeli göz önüne alınarak, İdarenin (Kapodakya Alan Başkanlığı) teklifi ve Bakanlığın uygun görüşü üzerine Cumhurbaşkanı kararı ile değiştirilebileceği hükme bağlanmış, dolayısıyla Cumhurbaşkanına bu Yasa kapsamında alanın sınırlarını değiştirme konusunda bir yetki tanınmıştır. Ancak, bu yetkinin kullanımı için bazı gereklilikler belirlenmiştir. Bu gereklilikler, turizm potansiyeline göre doğal ve kültürel varlıkları esas alınarak, yetkili idarenin teklifi yani idarenin böyle bir değişikliği neden istediğinin hukuki sebeplerini, dayanak alınan teknik ve idari inceleme ve değerlendermeler ile birlikte ortaya koyması, Bakanlığın bu teklifi uygun bulması ve sonrasında Cumhurbaşkanı kararı ile alanın sınırlarının değiştirilmesi mümkün olabilecektir. Bu halde Yasakoyucu her iki Yasal düzenlemede de; bir alanın milli park olarak kabulünde ve bu alanın sınırlarının değişikliğinde de hukuki bir tespitin varlığını aramaktadır. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı kararı ile bir alanın milli park olarak ilan mümkün kılındığına göre milli park olmasına karar verilmiş bir alanın da kaldırılması için aynı hukuki sürecin aranılması tabiidir. Göreme Vadisi ve çevresindeki ekli kroki ile sınırları tespit edilmiş olan alanın, milli park olarak kabulü Bakalar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanı onayı ile gerçekleşmiş bulunmakla birlikte, bu alanın milli park olarak belirlenmesi kararının yürürlükten kaldırılmasının hukuki bir tespit ve değerlendirmeye dayalı olarak verilmediği, bu alanın korunması, sorunlarının tek elden daha hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması, turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve gelecek kuşaklara korunarak aktarılmasına yönelik amaçlarla özel bir yasayla düzenlenmesine gerek duyulan bu alanın milli park olmaktan çıkarılmasının, alanın yeniden düzenlenmesi amacı ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. 21/10/2019 tarihli Cumhurbaşkanı kararı ile 86/11135 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Kapodakya Alanı Hakkında Kanun 01/06/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yasada, kapodakya Alanında yapılacak uygulamaların, meri planlar ile geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına göre yürütülmesi ve Kapodakya Alanı içerisinde meri tüm planların uygulanması, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenene kadar devam etmesi, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının belirlenmesi ile meri planların uygulanmasının durdurulması esası benimsenmiş olmakla Yasakoyucu bu Yasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin gereğinin yerine getirileceği tarihe kadar boşluk yaratılmaması, bir karmaşaya sebep olunmaması adına geçiş döneminde meri planların uygulanmasına devam edilmesini kurala bağlamıştır. Bu itibarla yapılan yasal düzenlemeyle bu alana yönelik yeniden alınacak kararlar ve yapılacak uygulamalara kadar bir boşluk bırakılmamış olmasına karşın, bu alanın milli park statüsünden çıkarılması aslında korunmaya çalışılan alanın bir statüye tabi olmaksızın, bir başka deyişle alanda; tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, yaban hayatı tahrip edilemez, bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz, tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz, onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez veya bu alanlarda var olan yerleşim sahaları dışında iskan yapılamaz olarak belirtilen kısıtlamaların aksine, boşlukta bırakmakta, dolayısıyla yasal düzenlemenin, korunarak yönetilmesi amacı ile çelişmektedir. Türkiye, "Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme"nin 23/05/1982 tarih ve 8/4788 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanıp, 14/02/1983 tarih ve 17959 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla taraf olmuştur. “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme” Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu olan UNESCO’nun, 17 Ekim-21 Kasım 1972 tarihleri arasında gerçekleştirilen 17. Genel Konferansında kabul edilmiş bu Sözleşme ile; kültürel miras sayılan; anıtlar, yapı toplulukları, sitler ve doğal miras olarak sayılan; estetik veya bilimsel açıdan istisnaî evrensel değeri olan, fiziksel ve biyolojik oluşumlardan veya bu tür oluşum topluluklarından müteşekkil doğal anıtlar, bilim veya muhafaza açısından istisnaî evrensel değeri olan jeolojik ve fizyografik oluşumlar ve tükenme tehdidi altındaki hayvan ve bitki türlerinin yetiştiği kesinlikle belirlenmiş alanlar, bilim, muhafaza veya doğal güzellik açısından istisnaî evrensel değeri olan doğal sitler veya kesinlikle belirlenmiş doğal alanları, kendi toprakları üzerinde bulunan çeşitli varlıkları saptayıp belirlemek, bu Sözleşmeye taraf olan her devlete ait bir sorumluluk olarak belirlenmiş ve temel amacı; üstün evrensel değere sahip kültürel ve doğal alanların korunması ve gelecek nesillere aktarılması olarak ortaya konulmuştur. 6 Aralık 1985 tarihinde 357 sıra numarası ile doğal ve kültürel varlıklar kategorisinde UNESCO tarafından Göreme Milli Parkının, Dünya Mirası Listesine dahil edilip koruma altına alındığı dikkate alındığında, tesis edilen işlemin, sözleşmenin getirdiği yükümlülük ve kamu yararı ile bağdaşmadığı görülmektedir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 21/10/2019 tarih ve 1673 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dosyanın incelenmesinden, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun 11/08/1983 tarih ve 18132 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından 30/10/1986 tarih ve 86/11135 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlendiği ve bu statüde korunduğu, ancak 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun'un 01/06/2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ve uyuşmazlığa konu alanın anılan Kanun kapsamına alınmasının ardından dava konusu 21/10/2019 tarih ve 1673 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesi hakkındaki 30/10/1986 tarih ve 86/11135 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına karar verildiği, bunun üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması" başlıklı 63. maddesinde, "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır. Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. 11/08/1983 tarih ve 18132 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, yurdumuzdaki milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının seçilip belirlenmesine, özellik ve karakterleri bozulmadan korunmasına, geliştirilmesine ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanunda yer alan a) Milli park; bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarını. ... İfade eder."; "Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının belirlenmesi" başlıklı 3. maddesinin, 02/07/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK ile değişik 1. fıkrasında, "Orman ve Su İşleri Bakanlığınca millî park karakterine sahip olduğu tespit edilen alanlar, Cumhurbaşkanı kararı ile millî park olarak belirlenir."; "Yasaklanan faaliyetler" başlıklı 14. maddesinde, "Bu Kanun kapsamına giren yerlerde; a) Tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, b) Yaban hayatı tahrip edilemez, c) Bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz, d) Tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz, e) Onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez veya bu alanlarda var olan yerleşim sahaları dışında iskan yapılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. 12/12/1986 tarih ve 19309 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Parklar Yönetmeliği'nin "Milli Park ve Tabiat Parkı Kriterleri" başlıklı 6. maddesinde," A) Milli Park olarak ayrılacak yerlerde; 1 - Tabii ve kültürel kaynak değeri ile rekreasyonel potansiyeli, milli ve milletlerarası seviyede özellik ve önem taşımalıdır. 2 - Kaynak değerleri, gelecek nesillerin miras olarak devralacakları ve sahip olmaktan gurur duyacakları seviyede önemli olmalıdır. 3 - Kaynak değerleri tahrip olmamış veya teknik ve idari müdahalelerle ıslah edilebilir durumda olmalıdır. 4 - Saha büyüklüğü, kaynak değerleri kesafeti yönünden, özel haller ve adalar dışında, en az 1000 hektar olmalı ve bu alan bütünüyle koruma ağırlıklı zonlardan meydana gelmelidir. İdari ve turistik amaçlı geliştirme alanları bu asgari saha büyüklüğünün dışındadır. ..."; 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı ve sulak alanların tescil, onay ve ilanı ile tabiat varlığı, doğal sit alanı ve özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasların belirlenmesidir."; "Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları için tescil, onay ve ilanına ilişkin usul ve esaslar" başlıklı 19. maddesinin, dava konusu karar tarihinde yürürlükte olan halinde, "(1) Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları için tescil, onay ve ilanında aşağıda yer alan usul ve esaslara uyulur. a) 12/12/1986 tarihli ve 19309 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Parklar Yönetmeliğinin 6 ncı ve 7 nci maddelerinde belirtilen ilkeler doğrultusunda Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce tespit edilen Milli Parklar, Tabiat Parkları, Tabiat Anıtları ve Tabiatı Koruma Alanlarına ilişkin rapor Genel Müdürlüğe iletilir. b) Orman ve Su İşleri Bakanlığınca orman ve orman rejimi içerisinde bulunan alanlarda tespiti yapılan Tabiat Parkları, Tabiat Anıtları ve Tabiatı Koruma Alanları Orman ve Su İşleri Bakanı onayı ile tescil edilir. c) Tespiti Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yapılan Milli Park alanlarına ait rapor, sahanın Bakanlar Kurulu kararı ile Milli Park ilan edilmesi amacı ile Genel Müdürlük tarafından Bakanlık Makamına ve Bakanın teklifi ile de Bakanlar Kuruluna sunulur. ç) Orman ve orman rejimi dışında kalan yerlerde; tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanı belirlenmesi Orman ve Su İşleri Bakanlığınca uygun görülerek ilgili Bakanlıkların görüşü alınır ve görüşleri ile birlikte Genel Müdürlük tarafından Bakanlık Makamına ve Bakanın teklifi ile de Bakanlar Kuruluna sunulur. d) Konu hakkındaki Bakanlar Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımı ile tescil işlemi tamamlanır. e) Tescil edilen alanlara ilişkin alınan karar ilgili kuruluşlara dağıtımının yapılması ve uygulamaya aktarılması için Orman ve Su işleri Bakanlığına gönderilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. Bilahare, 01/06/2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Kanunun amacı; Kapadokya Alanının tarihî ve kültürel değerleri ile jeolojik/jeomorfolojik dokusunun ve doğal kaynak değerlerinin korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması, planlanması, yönetilmesi ve denetlenmesine ilişkin hususları düzenlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında;... c) Başkan: İdare Başkanını, ç) İdare: Kapadokya Alanının tarihî ve kültürel değerleri ile jeolojik/jeomorfolojik dokusunun ve doğal kaynak değerlerinin korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması, planlanması, yönetilmesi ve denetlenmesi amacıyla kurulan idareyi, d) Geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları: Kapadokya Alan planları yürürlüğe girinceye kadar uyulacak esasları, e) Kapadokya Alanı: EK-1’de yer alan Harita ve Koordinat Listesinde sınırları belirtilen ve bu Kanun kapsamında İdarenin yetkili ve görevli olduğu alanı, f) Kapadokya Alan planları: Bu Kanun hükümlerine göre hazırlanan, Kapadokya Alanının korunması, geliştirilmesi, yönetimi, tanıtılması, koruma esasları ve kullanma şartlarının belirlenmesi, bölgenin sağlıklaştırılması, yenilenmesi, açık alan sistemi yaya dolaşımı, taşıt ulaşımı ve altyapı tesislerinin tasarım esasları ile bölge halkının sosyal ve ekonomik yapısının iyileştirilmesi konularında hedefleri, stratejileri ve kararları belirleyen her tür ve ölçekteki planları, g) Komisyon: Kapadokya Alan Komisyonunu ifade eder."; "Genel esaslar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Kapadokya Alanında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile meri planlara ve Komisyon kararlarına aykırı uygulama yapılamaz. Bu Alanda her türlü aykırı uygulamanın giderilmesini sağlamak, gerektiğinde aykırı uygulamaya konu yapı ve tesisleri yıkmak veya yıktırmak İdarenin yetkisindedir. (2) Kapadokya Alanında bulunan Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarının özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, trampası, arsa veya kat karşılığı inşaat yaptırılması, kiraya verilmesi, ön izin verilmesi ve üzerlerinde irtifak hakkı kurulması, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiraya verilmesi, ön izin ve kullanma izni gibi işlemler İdarenin uygun görüşü alınarak yapılır. Ancak, Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresi ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile temsilen yönetilen mülhak vakıflara ait taşınmazlar hakkında bu fıkra hükümleri uygulanmaz. (3) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu, 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır."; "Kapadokya Alan planları" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Kapadokya Alanında yapılacak uygulamalar, meri planlar ile geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına göre yürütülür. (2) Kapadokya Alanının bütününe ilişkin üst ölçekli plan İdarece hazırlanır ya da hazırlatılır. Bu plan, Komisyonun uygun görüşü ve Bakan onayı ile yürürlüğe girer. Üst ölçekli planlara uygun olarak hazırlanan ya da hazırlatılan nazım ve uygulama imar planları ise, Komisyonun uygun görüşü ve İdarenin onayı ile yürürlüğe girer. (3) Kapadokya Alanında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ilgili mevzuatla verilen plan yapma, yaptırma, onama ve resen onama yetkisi bu maddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülür. (4) Kapadokya Alanında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilgili diğer idarelerce yeni plan onaylanamaz. (5) Kapadokya Alan planı yapımı ve yürürlüğüne ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik ile belirlenir."; "Kapadokya Alan Komisyonu" başlıklı 5. maddesinde, "...(4) Kapadokya Alanında, 2863 sayılı Kanun ile kültür varlıklarını koruma bölge kurulları ile tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonlarına verilen yetki ve görevler Komisyon tarafından kullanılır. Ayrıca, Komisyon Kapadokya Alanı içerisinde doğal sit alanlarının tescili, sınır değişiklikleri ve yeniden değerlendirilmesine yönelik karar almaya yetkilidir. (5) Komisyon, Kapadokya Alanında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile meri planlara ilişkin her türlü fiziki ve inşai uygulamaya yönelik karar almaya yetkilidir. (6) 2863 sayılı Kanunda ve diğer mevzuatta kültür varlıklarını koruma bölge kurulları ile tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonlarına yapılan atıflar Kapadokya Alanı bakımından Komisyona yapılmış sayılır. (7) Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler Komisyon kararlarına uymak zorundadır. (8) Komisyonun kuruluşu, görevleri, çalışma usul ve esasları ile Komisyon üyelerinin atanması ve üyeliklerinin sona erdirilmesi Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik ile belirlenir."; "Çeşitli hükümler" başlıklı" 9. maddesinde, "(1) 2863 sayılı Kanun kapsamında kültür varlıklarını koruma bölge kurulu müdürlüklerine, koruma, uygulama ve denetim büroları ile çevre ve şehircilik il müdürlüklerine verilen görev ve yetkiler Kapadokya Alanında, İdare tarafından yürütülür. (2) İdare tarafından talep edilmesi hâlinde Kapadokya Alanı sınırları içerisinde kalan Hazinenin özel mülkiyetindeki veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar, ormanlık alanlar dâhil tahsisli olanların tahsisleri kaldırılarak bu Kanunda belirtilen amaçlara uygun olarak kullanılmak üzere bedelsiz olarak İdareye tahsis edilir. Genel kolluk kuvvetlerine tahsisli veya bunların kullanımında olan taşınmazlar hakkında bu fıkra hükümleri uygulanmaz. (3) Kapadokya Alanının sınırları bölgenin kültürel ve doğal varlıkları ile turizm potansiyeli göz önüne alınarak İdarenin teklifi ve Bakanlığın uygun görüşü üzerine Cumhurbaşkanı kararı ile değiştirilebilir. (4) Kapadokya Alanında 2863 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde tanımlanan nitelikteki taşınmazların Hazine taşınmazları ile değiştirilmesi işlemleri 2863 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatı hükümlerine göre İdarece yürütülür. ..."; "Geçiş dönemi bütçesi ve diğer işlemler" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "...(4) 4 üncü madde uyarınca Kapadokya Alanında uygulamaya yönelik imar planları yürürlüğe girene kadar geçerli olmak üzere, Kapadokya Alanının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenecek geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları, İdarenin teşkilatlanmasını müteakip üç ay içerisinde İdarenin teklifi ve Komisyonun onayı ile yürürlüğe girer. (5) Kapadokya Alanı içerisinde meri tüm planların uygulaması, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenene kadar devam eder. Geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının belirlenmesi ile meri planların uygulanması durdurulur. Üst ölçek planların hazırlanması sürecinde uygulanması durdurulmuş olan mevcut planlar İdarece incelenerek Komisyonun uygun görüşü ile yeniden yürürlüğe konulabilir. (6) Bu Kanunun uygulanmasına dair yönetmelikler, İdarenin teşkilatlanmasının tamamlanmasını müteakip en geç üç ay içinde yürürlüğe konulur. Bu Kanunda öngörülen Kapadokya Alan planları iki yıl içinde Komisyona sunulur." hükümlerine yer verilmiştir. 01/06/2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 38 sayılı Kapadokya Alan Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin amacı; 23/5/2019 tarihli ve 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanuna ekli harita ve koordinat listesinde sınırları belirtilen Kapadokya Alanının tarihi ve kültürel değerleri ile jeolojik/jeomorfolojik dokusunun ve doğal kaynak değerlerinin korunmasını, yaşatılmasını, geliştirilmesini, tanıtılmasını, gelecek kuşaklara aktarılmasını, planlanmasını, yönetilmesini ve denetlenmesini sağlamak üzere Kapadokya Alan Başkanlığının kurulması ile görev ve yetkilerini düzenlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde geçen; ... c) Başkan: Kapadokya Alan Başkanını, ç) Başkanlık: 7174 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde İdare olarak tanımlanan Kapadokya Alan Başkanlığını, d) Geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları: Kapadokya alan planları yürürlüğe girinceye kadar uyulacak esasları, e) Kapadokya Alanı: 7174 sayılı Kanuna ekli harita ve koordinat listesinde sınırları belirtilen ve bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında Başkanlığın yetkili ve görevli olduğu alanı, f) Kapadokya alan planları: Kapadokya Alanının korunması, geliştirilmesi, yönetimi, tanıtılması, koruma esasları ve kullanma şartlarının belirlenmesi, bölgenin sağlıklaştırılması, yenilenmesi, açık alan sistemi yaya dolaşımı, taşıt ulaşımı ve altyapı tesislerinin tasarım esasları ile bölge halkının sosyal ve ekonomik yapısının iyileştirilmesi konularında hedefler, stratejiler ve kararları belirleyen her tür ve ölçekteki planları, g) Komisyon: 7174 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen Kapadokya Alan Komisyonunu, ifade eder."; "Başkanlığın görev ve yetkileri" başlıklı 4. maddesinin, dava konusu karar tarihinde yürürlükte bulunan halinde, "(1) Başkanlığın görev ve yetkileri şunlardır: a) Kapadokya Alanının tarihi ve kültürel değerleri ile doğal kaynak değerlerinin ve jeolojik/jeomorfolojik dokusunun korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması, planlanması, yönetilmesi, denetlenmesi, alan içindeki turizm faaliyetlerinin planlanması, geliştirilmesi ve teşvik edilmesini sağlamak, b) Geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarını hazırlayarak Komisyona sunmak, c) Kapadokya alan planlarına esas hâlihazır haritaları ve jeolojik/jeoteknik etütleri yapmak veya yaptırmak, ç) Kapadokya alan planlarını yapmak, yaptırmak, tadil etmek, ettirmek ve üst ölçekli planlar hariç onamak veya resen onamak, meri planların uygulamasını denetlemek, d) Kapadokya Alanında Komisyonca uygun bulunan projelere ilişkin uygulamaların onaylı projesine uygunluğunu denetlemek, e) Kapadokya Alanında 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında; kültür varlıklarını koruma bölge kurulu müdürlüklerine, koruma uygulama ve denetim bürolarına ve çevre ve şehircilik il müdürlüklerine verilen görev ve yetkileri yürütmek, f) Kapadokya Alanında korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile sit alanlarının tespitini yapmak, g) Kapadokya Alanında yer alan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının, peri bacalarının ve yer altı şehirlerinin korunması, tadilatı, tamiratı ve esaslı onarımları ile iyileştirilmesine yönelik her türlü iş ve işlemleri yapmak veya yaptırmak, gerekli güvenlik önlemlerini almak veya aldırmak, ğ) Kapadokya Alanında Başkanlık idari binalarının her türlü proje ve uygulamalarını yapmak veya yaptırmak, h) Kapadokya Alanında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile meri planlara ve Komisyon kararlarına aykırı her türlü uygulamanın giderilmesini sağlamak, gerektiğinde aykırı uygulamaya konu yapı ve tesisleri yıkmak veya yıktırmak, ı) Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Kapadokya Alanında turizm amaçlı sportif faaliyette bulunacak turizm işletmelerinde aranacak nitelikleri belirlemek ve bu faaliyetleri denetlemek, i) Kapadokya Alanında bulunan Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarının özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, trampası, arsa veya kat karşılığı inşaat yaptırılması, kiraya verilmesi, ön izin verilmesi ve üzerlerinde irtifak hakkı kurulması, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiraya verilmesi, ön izin ve kullanma izni gibi işlemler hakkında görüş bildirmek, j) Kapadokya Alanında ihtiyaç duyulması halinde kamulaştırma işlemi yapmak, k) Kapadokya Alanında 2863 sayılı Kanun kapsamı dışındaki araştırma, sondaj, kazı ve diğer bilimsel araştırmaları ve etütleri yapmak veya yaptırmak, l) Kapadokya Alanının tanıtımına yönelik olarak yurtiçinde ve yurtdışında her türlü yazılı, görsel ve işitsel eserleri yapmak, yaptırmak, hizmete sunmak ve bu eserlerin fikri ve sınai haklarına yönelik iş ve işlemleri yürütmek, m) Kapadokya Alanına ilişkin Bakanlıkça talep edilen bilgi, belge ve raporları hazırlamak, n) 7174 sayılı Kanunun 8 inci maddesi çerçevesinde, Kapadokya Alanı içinde yasaklanan fiillerin ve bunlara verilecek idari para cezalarının (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 13/12/2022 tarihli ve E: 2019/87, K: 2022/158 sayılı Kararı ile.) (…) uygulanmasına yönelik iş ve işlemleri yürütmek, o) Bakanlığa bağlı ören yerleri ve müzeler dışındaki taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının öğretim, eğitim, bilimsel araştırma, tanıtma ve ticari gelir elde etme amacı ile fotoğraflarının ve filmlerinin çekilmesi, mulaj ve kopyalarının çıkartılması ile ilgili izinlerin verilmesine yönelik iş ve işlemleri yürütmek, ö) Kapadokya Alanında işletmelerce yürütülen balonla ticari havacılık faaliyetlerinin yer ve lojistik hizmetlerini projelendirmek, düzenlemek ve denetlemek, p) Halkla ilişkiler, basın ve medya konusundaki iş ve işlemleri yürütmek, r) Kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler ve özel sektörle işbirliği yapmak, s) Yürütülen hizmetlere ilişkin yıllık çalışma programı ve stratejik planlamaları yapmak, ş) Komisyonun sekretarya hizmetlerini yürütmek. (2) 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde doğal sitler ve tabiat varlıkları ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne verilen görevler Kapadokya Alanında Başkanlık tarafından yerine getirilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. 31/08/2019 tarih ve 30874 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kapadokya Alan Komisyonunun Teşkili, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Kapadokya Alan Komisyonunun teşkili, görevleri, çalışma usul ve esasları ile üyelerinin atanması ve üyeliklerinin sona ermesine dair hükümleri düzenlemektir."; "Komisyonun görev ve yetkileri" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Komisyon, Kanun ve ilgili mevzuat doğrultusunda aşağıda belirtilen görev ve yetkilere sahiptir: a) Kapadokya Alanında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile meri planlara ilişkin her türlü fiziki ve inşai uygulamaya yönelik karar almak, b) Kapadokya Alanında, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile kültür varlıklarını koruma bölge kurulları ile tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonlarına verilen yetki ve görevleri kullanmak, c) Kapadokya Alanı içerisinde doğal sit alanlarının tescili, sınır değişiklikleri ve yeniden değerlendirilmesine yönelik karar almak, ç) Kanunun 4 üncü maddesi çerçevesinde, Kapadokya Alanının bütününe ilişkin hazırlanan ya da hazırlatılan üst ölçekli planları ve üst ölçekli planlara uygun olarak hazırlanan ya da hazırlatılan nazım ve uygulama imar planlarını, yürürlüğe girişleri sürecinde inceleyerek uygun görüş vermek, d) Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca Kapadokya Alanında uygulamaya yönelik imar planları yürürlüğe girene kadar geçerli olmak üzere, Kapadokya Alanının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak Başkanlıkça hazırlanan geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarını, yürürlüğe girişi sürecinde inceleyerek onaylamak." düzenlemelerine yer verilmiştir. Ayrıca, 11/07/2020 tarihli ve 31182 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kapadokya Alan Planları Yapımı ve Yürürlüğüne İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde de, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının nasıl hazırlanacağı detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Diğer taraftan, bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Konferansınca 16/11/1972 tarihinde “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” kabul edilmiş, 14/04/1982 tarih ve 2658 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan bu Sözleşme, 23/05/1982 tarih ve 8/4788 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak, 14/02/1983 tarih ve 17959 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup; Sözleşme'nin 2. maddesinde, estetik veya bilimsel açıdan istisnaî evrensel değeri olan, fiziksel ve biyolojik oluşumlardan veya bu tür oluşum topluluklarından müteşekkil doğal anıtlar, bilim veya muhafaza açısından istisnaî evrensel değeri olan jeolojik ve fizyografik oluşumlar ve tükenme tehdidi altındaki hayvan ve bitki türlerinin yetiştiği kesinlikle belirlenmiş alanların, bilim, muhafaza veya doğal güzellik açısından istisnaî evrensel değeri olan doğal sitlerin veya kesinlikle belirlenmiş doğal alanların doğal miras sayılacağı; 4.maddesinde, bu Sözleşme'ye taraf olan devletlerden her birinin 1. ve 2. maddelerde sözü edilen ve topraklarında bulunan kültürel ve doğal mirasın saptanması, korunması, muhafazası, teşhiri ve gelecek kuşaklara iletilmesinin sağlanması görevinin öncelikle kendisine ait olduğunu kabul ettiği, bunun için kaynaklarını sonuna kadar kullanarak ve uygun olduğunda özellikle mali, sanatsal, bilimsel ve teknik alanlarda her türlü uluslararası yardım ve işbirliği sağlayarak elinden geleni yapacağı; 5. maddesinde ise, Sözleşme'ye taraf olan her Devletin, topraklarındaki kültürel ve doğal mirasın korunması, muhafazası ve teşhiri amacıyla etkili ve faal önlemlerin alınmasını sağlamak için, mümkün olduğunca her ülkenin kendi koşullarına uygun biçimde; kültürel ve doğal mirasa, toplumun yaşamında bir işlev vermeyi ve bu mirasın korunmasını kapsamlı planlama programlarına dahil etmeyi amaçlayan genel bir politika benimsemek, kültürel ve doğal mirasın korunması, muhafazası ve teşhiri için, halen mevcut değilse, topraklarında bir veya daha fazla hizmet kurumunu, işlevlerini ifaya yeterli olacak görevli ve araçlarla kurmak, bilimsel ve teknik çalışma ve araştırmaları geliştirmek ve Devletin kültürel ve doğal mirasını tehdit eden tehlikelere karşı harekete geçmesine olanak sağlayacak müdahale yöntemlerini mükemmelleştirmek, bu mirasın saptanması, korunması, muhafazası, teşhiri, yenileştirilmesi için gerekli olan uygun yasal, bilimsel, teknik, idarî ve malî önlemleri almak, kültürel ve doğal mirasın korunması, muhafazası ve teşhiri konularında eğitim yapan ulusal veya bölgesel merkezlerin kurulmasını veya geliştirilmesini desteklemek ve bu alandaki bilimsel araştırmaları teşvik etmek konusunda çaba göstereceği belirtilmiştir. 20/10/2000 tarihinde imzalanıp 10/06/2003 tarih ve 4881 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan ve 27/07/2003 tarihli, 25181 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/07/2003 tarihli 2003/5908 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan Avrupa Peyzaj Sözleşmesi'nin "Tanımlar" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "“Peyzaj”, insanlar tarafından algılandığı şekliyle, karakteri doğal ve/veya insani unsurların eyleminin ve etkileşiminin sonucu olan bir alan anlamına gelir"; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "15. maddede yer alan hükümlere tâbi olarak, bu Sözleşme, Tarafların ülkelerinin tamamına uygulanır ve doğal, kırsal, kentsel alanları ve banliyöleri kapsar. Karayı, kıta içi suları ve deniz alanlarını içerir. Özellikleriyle öne çıktıkları düşünülebilecek peyzajları ve aynı zamanda hergünkü ya da bozulmuş peyzajları ilgilendirir."; "Amaçlar" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Sözleşme’nin amaçları peyzaj korunmasını, yönetimini ve planlamasını geliştirmek ve peyzaj konularında Avrupa işbirliğini düzenlemektir."; "Genel önlemler" başlıklı 5. maddesinde, "Her bir Taraf, a) Peyzajları, yasayla, insanların çevrelerinin önemli bir bileşeni, onların paylaştıkları kültürel ve doğal mirasın çeşitliliğinin bir ifadesi ve kimliklerinin bir temeli olarak tanımayı; b) 6. maddede belirtilen özel önlemlerin kabulü yoluyla, peyzaj korunması, yönetimi ve planlamasını amaçlayan peyzaj politikaları oluşturmayı ve uygulamayı; c) Genel kamuoyunun, yerel ve bölgesel makamların ve yukarıdaki b fıkrasında bahsedilen peyzaj politikalarının tanımlanmasına ve uygulanmasına ilgi duyan diğer tarafların katılımını sağlamak için usul oluşturmayı; d) Peyzajı, bölgesel ve şehir planlama politikalarına ve kültürel, çevresel, tarımsal, sosyal ve ekonomik politikalarına ve aynı zamanda peyzaj üzerinde doğrudan veya dolaylı etkisi olabilecek diğer politikalarına katmayı yükümlenir." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Göreme Vadisi ve çevresindeki alan, birbirini izleyen jeolojik olaylar neticesinde oluşan peri bacalarını içeren, kültürel ve doğal güzellikleri bir arada barındıran, aynı zamanda UNESCO Dünya Miras Listesinde de yer alan ve ülke turizmi ile ülkemizin ekonomik gelişimine katkı sağlayan önemli bir alandır. Dava konusu karar öncesinde, söz konusu alanın koruma statüsü, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu uyarınca "milli park" olarak belirlenmiş; aynı zamanda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında sınırları dahilinde "arkeolojik, kentsel ve doğal sit alanları" ilan edilmiş, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'na istinaden de "kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi" olarak tespit edilmiştir. Yukarıda aktarılan milli parklara ilişkin mevzuat hükümlerinin incelenmesinden; milli parklara yönelik genel ve asli yetkinin, Tarım ve Orman Bakanlığına verilmekle birlikte, milli parklarda yapılacak işlemlerin kapsam ve niteliğine bağlı olarak yetkili idarelerin farklılaşabildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, örneğin, milli park alanına yönelik asli nitelikli işlemler olan, alanın milli park niteliği taşıdığını veya yitirdiğini tespit etme, gelişme planını hazırlama, kamulaştırma kararı alma ve kamulaştırma işlemlerini tamamlama gibi faaliyetlerin Tarım ve Orman Bakanlığınca yerine getirileceği; ancak gelişme planı uyarınca iskan ve yapılaşmaya konu olacak yerlere ait imar uygulama planlarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının onayı ile yürürlüğe konulacağı, milli park alanı dahilindeki tarihi ve arkeolojik sahalarda kazı, restorasyon ve bilimsel araştırmaların Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabi olacağı görülmektedir. Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın, "milli park", "arkeolojik, kentsel ve doğal sit alanları", "kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi" gibi birden çok koruma statüsüne sahip olması, ayrıca salt milli park olması sebebiyle dahi birden çok Bakanlığın görev ve yetki sahasında girmesi, dolayısıyla alanla ilgili yürütülecek işlemlerin yoğun bir bürokratik faaliyet gerektirmesi ve yetki karmaşası yaratması, bunun sonucu olarak da kırtasiyecilik ile gecikmelere ve alanın tahrip olmasına neden olması üzerine, söz konusu alan, sınırları genişletilerek "Kapadokya Alanı" adıyla, yalnızca alana özgü müstakil bir kanun olan 23/05/2019 tarihli ve 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Anılan Kanun Teklifinin genel gerekçesinde de bu amaç, "... Kapadokya Alanında halihazırda arkeolojik, kentsel ve doğal sit alanları, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi, milli park gibi birçok farklı koruma statüsü ve bu koruma statülerine ilişkin farklı mercilere tanınmış idari yetkiler bulunmaktadır. Bu durum ciddi bir yetki karmaşasına ve dolayısıyla bölge halkı ve yatırımcı açısından çok uzun ve ağır bürokratik süreçlerin yaşanmasına sebep olurken kaçak yapılaşma gün geçtikçe artmakta, bu eşsiz kültürel mirasımızı hak ettiği şekilde korumak ve turizm açısından hedeflenen başarıya ulaşmak mümkün olamamaktadır. Bu Kanun ile; Kapadokya’nın tarihi, kültürel ve doğal dokusunun birlikte korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması ve turizm potansiyelinin geliştirilmesi hedefleri doğrultusunda, alanı bütünsel bir bakış açısıyla ele alıp planlamak, kültürel ve doğal varlıklar bakımından farklı kurumlara ait planlama yetkilerini tek bir kurumda toplayarak bugüne kadar bu konuda yaşanan yetki karmaşasını ortadan kaldırmak, alanın ihtiyaçlarına kısa sürede etkin çözümler üretebilmek, gerektiğinde yerel yönetimler ve diğer kurumlarla koordinasyon sağlamak için Kapadokya Alanının belirlenmesi ve bu Alanda yürütülecek iş ve işlemlerin düzenlenmesi amaçlanmaktadır." ifadelerine yer verilmek suretiyle açıkça belirtilmiştir. Kapadokya Alanının tarihî ve kültürel değerleri ile jeolojik/jeomorfolojik dokusunun ve doğal kaynak değerlerinin korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması, planlanması, yönetilmesi ve denetlenmesine ilişkin hususları düzenlemek üzere yürürlüğe konulan 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun'da; Kapadokya Alanının, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nda öngörülen "milli park" statüsüne nazaran koruma düzeyi bakımından ne yönlerden farklılaşacağı veya koruma statüsünün kapsam ve sınırları (hangi esas ve usuller çerçevesinde korunacağı) noktasında açık bir düzenleme yapılmamış; Kapadokya Alan planları yürürlüğe girinceye kadar uyulacak esasları gösteren "geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları" ile Kapadokya Alanının korunması, geliştirilmesi, yönetimi, tanıtılması, koruma esasları ve kullanma şartlarının belirlenmesi, bölgenin sağlıklaştırılması, yenilenmesi, açık alan sistemi yaya dolaşımı, taşıt ulaşımı ve altyapı tesislerinin tasarım esasları ile bölge halkının sosyal ve ekonomik yapısının iyileştirilmesi konularında hedefleri, stratejileri ve kararları belirleyen her tür ve ölçekteki planları ifade eden "Kapadokya Alan planları"nın hazırlanması, onaylanıp yürürlüğe konulması ve uygulanmasına ilişkin görev ve yetkilerin yanı sıra; 2863 sayılı Kanun ile kültür varlıklarını koruma bölge kurulları ile tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonlarına; kültür varlıklarını koruma bölge kurulu müdürlüklerine, koruma, uygulama ve denetim büroları ile çevre ve şehircilik il müdürlüklerine verilen yetki ve görevler; yine Kapadokya Alan sınırlarının değiştirilmesi teklifi ile teklif hakkında uygun görüş sunma yetkileri, genel itibarıyla, aynı tarihte (7174 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte) Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan Kapadokya Alan Başkanlığı ve Kapadokya Alan Komisyonu ile Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmiştir. Ayrıca, Kapadokya Alan Komisyonunun kuruluş, görev, çalışma usul ve esasları ile Kapadokya Alan planının yapımına dair usul ve esasları tespit yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığına tevdi edilmiştir. Buna göre, 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park statüsünü doğrudan kaldırmamış, ancak bu alanı "Kapadokya Alanı" adı altında genişleterek yeni bir koruma statüsü kapsamına dahil etmiş, ayrıca bu yeni koruma statüsünün genel koordinatörü/otoritesi niteliğindeki kurumu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'ndaki gibi Tarım ve Orman Bakanlığı yerine, Kapadokya Alan Başkanlığı ve Kapadokya Alan Komisyonu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak belirlemiş; böylelikle "sonraki" ve "özel" kanun sıfatıyla, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park statüsünü ve bu statü bakımından yetkili idareleri dolaylı olarak (zımnen) ilga etmek suretiyle işlevsiz bırakmıştır. Göreme Vadisi ve çevresindeki alanı da kapsayacak şekilde belirlenen Kapadokya Alanının, 7174 sayılı Kanun kapsamında koruma altına alınması üzerine, anılan Kanun'un gerekçesinde yazılı sebeplerle, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na istinaden milli park olarak belirlenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, dava konusu kararla yürürlükten kaldırılmıştır. Uyuşmazlığın sefahati ile mevzuat değişiklikleri bu şekilde aktarıldıktan sonra, öncelikle dava konusu kararın yetki ve şekil unsuru yönünden incelenmesi gerekmektedir. Yetki ve usulde paralellik ilkesi, yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş olan ve mevzuatta aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece bir idari işlemin tesisinde uygulanan yetki ve usul kurallarının aynı işlemin geri alınması, kaldırılması ve değiştirilmesine yönelik işlemlerde de uygulanmasını ifade etmektedir. Mevzuatta, idari birimler, genellikle bir idari işlem yapma konusunda yetkilendirilirken, o idari işlemin kaldırılması veya geri alınması konusunda bir düzenleme yapılmamaktadır. Bu aşamada, yetkide ve usulde paralellik ilkesi gereğince idari işlemi yapmaya yetkili olarak kanunda öngörülen makam ya da kişi işlemin geri alınması, kaldırılması veya değiştirilmesi konusunda da, aynı usullerle yetkili olduğu kabul edilmektedir. Buna karşın, bazı istisnai durumlarda yetki ve usulde paralellik ilkesinin uygulanması mümkün değildir. Örnek vermek gerekirse, normlar hiyerarşisinde üst basamakta yer alan norm veya işlem ile alt basamakta yer alan norm veya işlemler ortadan kaldırılabilmekte, bu durumda yetki ve usulde paralellik ilkesi uygulanma kabiliyetini yitirmektedir. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun, 02/07/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK ile değişik 3. maddesi uyarınca, milli park karakterine sahip olduğu tespit edilen bir alanın milli park olarak belirlenmesi yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Yetki ve usulde paralellik ilkesine ilişkin yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, her ne kadar Milli Parklar Kanunu'nda bir alanın milli park statüsünün sona erdirilmesine yönelik bir yetkiden bahsedilmemiş ise de, idari işlemi yapmaya yetkili olarak kanunda öngörülen Cumhurbaşkanının, işlemin geri alınması, kaldırılması veya değiştirilmesi konusunda da yetkili olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Ayrıca, dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlükten kaldırılan işlem bir "Bakanlar Kurulu kararı" ise de, esasen bu durum, 11/02/2017 tarihli ve 29976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 09/07/2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hükümet sisteminin değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kabul edilmesinden, dolayısıyla Bakanlar Kurulunun lağvedilmesi suretiyle yürütme erkinin tek başına Cumhurbaşkanına verilmesinden kaynaklanmış olup, kanunlar ve diğer mevzuat ile Bakanlar Kurulu'na verilen yetkilerin -ilgili mevzuatta aksi öngörülmediği sürece- Cumhurbaşkanı tarafından kullanılacağı açıktır. Kaldı ki, 2873 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, anılan Anayasa değişikliğine uyum kapsamında 02/07/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK ile, yani dava konusu kararın tesisinden önce, değişiklik yapılarak bir alanın milli park olarak belirlenmesi yetkisi açıkça Cumhurbaşkanına verilmiştir. Öte yandan, yukarıda aktarıldığı üzere "sonraki" ve "özel" kanun niteliğinde bulunan, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park statüsünü ve bu statü bakımından yetkili idareleri dolaylı olarak (zımnen) ilga etmek suretiyle işlevsiz bırakan 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun'un lafzı ve gerekçesi çerçevesinde, Cumhurbaşkanının, bağlı yetki içerisinde olduğu da sabittir. Bu haliyle, dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı açıktır. Diğer taraftan; yukarıda aktarılan milli parklara ilişkin mevzuata göre, bir alanın milli park olarak belirlenmesi için öncelikle bilimsel ve estetik bakımdan, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçası olduğunun mevzuattaki usul izlenerek ilgili Bakanlıkça tespit edilmesi, ardından Cumhurbaşkanına teklifte bulunulması gerekmektedir. Bu noktada, yetki ve usulde paralellik ilkesi gereği, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park statüsünün Cumhurbaşkanı kararı ile sona erdirilmesi için, milli park olarak belirlenirken uygulanan usullerin, milli park park statüsünü kaybetmesinde de uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda ifade edildiği gibi, milli park ilan edilen Göreme Vadisi ve çevresindeki alan için Milli Parklar Kanunu uyarınca diğer idarelere verilen görev ve yetkilerin ve dolayısıyla Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın Milli Parklar Kanunu uyarınca Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen milli park statüsünün, 7174 sayılı Kanun ile zımni olarak ortadan kaldırıldığı ve "Kapadokya Alanı" adı altında genişletilerek koruma altına alındığı, bu alana ilişkin görev ve yetkilerin Kapadokya Alan Başkanlığı ve Kapadokya Alan Komisyonuna verildiği, nitekim anılan Kanun'da Milli Parklar Kanunu'na herhangi bir atıf yapılmadığı, bu nedenle Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın, 7174 sayılı Kanun'un yürürlüğünden (ve geçici 1. madde uyarınca "geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları"nın yürürlüğünden) itibaren anılan Kanun kapsamında "Kapadokya Alanı" olarak korunmasının ve geliştirilmesinin sağlanacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, her ne kadar yetki ve usulde paralellik ilkesine göre bir alanın milli park statüsünü kaybetmesi için, milli park olarak belirlenirken uygulanan usullerin izlenmesi gerekmekte ise de, yukarıda aktarıldığı üzere, yetki ve usulde paralellik ilkesinin istisnası kapsamında, normlar hiyerarşisinde daha üst basamakta yer alan düzenleme (Kanun) ile Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın Milli Parklar Kanunu uyarınca Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen milli park statüsünün zımni olarak sona erdirildiği, Cumhurbaşkanı tarafından tesis olunan dava konusu işlemin ise ortaya çıkabilecek yetki uyuşmazlıklarını engellemeye yönelik ve yeni hukuki durumu tespit edici nitelikte olduğu, bu haliyle, dava konusu işlemin tesis edilebilmesi için Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesine yönelik bilimsel ve estetik bakımdan, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçası olma gerekliliklerini kaybettiğine dair bir tespite ve idari sürece ihtiyaç bulunmadığı, nitekim dava konusu işlemin tesis edilme sebebinin anılan alanın milli park statüsü niteliklerini kaybetmesi olmadığı, Kanun ile farklı bir koruma sistemine geçilmesi nedeniyle olduğu, bu itibarla dava konusu işlemde şekil (usul) yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 7174 sayılı Kanun ile Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın koruma statüsünün hafifletilmesinin ya da alanın yüzölçümünün daraltılmasının amaçlanmadığı, aksine Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın yaklaşık 9600 hektar yüzölçüme sahip iken 7174 sayılı Kanun ile koruma alanı olarak belirlenen Kapadokya Alanın 83000 hektar yüzölçüme sahip olduğu, söz konusu değişikliğin amacının, alanı bütünsel bir bakış açısıyla ele alıp planlamak, kültürel ve doğal varlıklar bakımından farklı kurumlara ait planlama yetkilerini tek bir kurumda toplayarak bugüne kadar bu konuda yaşanan yetki karmaşasını ortadan kaldırmak, alanın ihtiyaçlarına kısa sürede etkin çözümler üretebilmek, gerektiğinde yerel yönetimler ve diğer kurumlarla koordinasyon sağlamak olduğu, bu kapsamda Kanun'un geçici 1. maddesinde, Kapadokya Alanı içerisinde meri tüm planların uygulamasına "geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları" belirlenene kadar devam edileceğinin, "geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları"nın belirlenmesi ile meri planların uygulanmasının durdurulacağının açıkça düzenlendiği dikkate alındığında; Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın dava konusu işlem ile Milli Parklar Kanunu'nda belirtilen korumadan mahrum kalmayacağı, 7174 sayılı Kanun ile "Kapadokya Alanı" olarak korunmaya devam edileceği, dava konusu kararın da 7174 sayılı Kanun'un amir hükümlerinin gereğini yerine getirmekten ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dayanağı Kanun'un lafzına ve amacına uygun olarak tesis edildiği görülen dava konusu işlemde konu, sebep ve maksat yönlerinden de hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Esasen, gerek 7174 sayılı Kanun'da gerekse dava konusu kararda, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın koruma statüsünün kapsam ve sınırları (hangi esas ve usuller çerçevesinde korunacağı) noktasında açık bir düzenleme yapılmamış, bu hususu tespit yetkisi, bütünüyle Kapadokya Alan Başkanlığı ve Kapadokya Alan Komisyonu ile Kültür ve Turizm Bakanlığına bırakılmıştır. Dolayısıyla, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın koruma statüsünün azaltıldığına yönelik iddiaların, bu davada irdelenmesine hukuki olanak bulunmamakta olup, anılan iddiaların özellikle, "geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları" ile "Kapadokya Alan planları"na ve 2863 sayılı Kanun'a dayalı olarak Kapadokya Alan Başkanlığı ve Kapadokya Alan Komisyonu tarafından tesis edilecek uygulama işlemlerine karşı açılacak davalarda dinlenilmesi mümkün görülmektedir. Öte yandan, dava konusu işlemin, ülkemizin taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme ile Avrupa Peyzaj Sözleşmesine aykırı olduğu iddia edilmiş ise de; anılan sözleşmeler ile doğal mirasın etkin ve verimli bir şekilde korunması yükümlülüğünün taraf ülkelere yüklendiği, doğal mirasın "Milli Park" ya da "Kapadokya Alanı" ismi ile korunmasının anılan sözleşmeler açısından önemli olmadığı, bu konuda üye ülkelerin takdir yetkisi bulunduğu, esas olanın etkin ve verimli koruma sağlanması olduğu, 7174 sayılı Kanun'un genel gerekçesi ve amacı dikkate alındığında, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park iken sahip olduğu koruma güvencelerinin dava konusu işlem ile ortadan kaldırıldığından bahsedilemeyeceği, aksine anılan Kanun ile Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın yetki karmaşasına son verilerek etkin ve verimli bir şekilde korunmasının sağlanacağı anlaşıldığından, anılan iddiaya itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davanın REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 26/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.