Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/3871 E. , 2024/4197 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2022/3871 Karar No : 2024/4197 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü - (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/3871 E. , 2024/4197 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2022/3871 Karar No : 2024/4197 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü - (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: Davacı adına 2011 ve 2012 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı eşyaya ilişkin ek olarak tahakkuk ettirilen vergiler ile karara bağlanan para cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerine dava açılmaması üzerine taşıtlarına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle yapılan 06/12/2018 tarihli başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, ... tarih ve ... sayılı para cezası, kararının "Bir nüsha elden teslim aldım." ibaresiyle ... tarafından elden teslim alındığı, kesinleşmesi üzerine düzenlenen ödeme emrinin ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre değil, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Kazai Tebligat" başlıklı 35. maddesi uyarınca kapıya yapıştırılmak suretiyle usulüne uygun olmayan şekilde tebliğ edildiği, bu nedenle, kesinleşmiş bir kamu alacağından söz edilemeyeceği, ... tarih ve ..., ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarihli ... ve ... sayılı para cezası kararları yönünden, "Muhatap tevziat esnasında hazır olmadığından aynı konutta (sahibi) ... imzasına tebliğ edildi." şerhiyle tebliğ edildiği, tebliğ evrakının tebliğ adresini gösteren kısmının dava dosyasına sunulmadığı, Mahkemelerinin ara kararı üzerine verilen cevapta "..." adresine tebliğ edildiğinin belirtildiği, söz konusu adresin davacının adresi olduğu, kurucu ortak olan " ..."nun, 22/07/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla tüm hisselerini devrederek şirketten ayrıldığının görüldüğü, anılan ek tahakkuk ve para cezalarının tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinin ise "Aynı işyerinde birlikte çalıştığını beyan eden ... imzasına tebliğ edildi." ibaresiyle tebliğ edildiği ancak, tebliğ evrakının dosyaya da sunulan gönderi kısmında tebligat yapılan adresin görülmediği, tebliğ evrakının "tebliğ adresi ve tebliğ edilen evrak numarasının olduğu kısımlarının açıkça okunabilir." bir şekilde gönderilmesinin istenilmesine rağmen, idarece gönderilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, tebligatların usulüne uygun olarak yapıldığı hususunun açıkça ortaya konulamadığı, bu bakımdan, kesinleşerek haciz aşamasına gelen bir kamu alacağının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu haciz işleminin bu kısmında hukuka uyarlık görülmediği, işlemin ... tarih ve ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarihli ... sayılı para cezası kararına isabet eden kısmı incelendiğinde; davacı adına 2011 ve 2012 yıllarında tescilli 8 adet beyannameye ilişkin ceza davası açıldığından bahisle düzenlenen ek tahakkuk ve para cezası kararlarının 09/03/2018 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu kararlara karşı yapılan itirazların reddedildiği, gerek itirazın reddine dair işleme, gerekse sonra düzenlenen ödeme emrine karşı dava açılmadığı belirtilmişse de, işlemlere dayanak oluşturan beyannamelerin tescil tarihlerinin 2011 ve 2012 yılları olduğu, anılan kararların 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun öngördüğü 3 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tebliğ edildiği, açılmış olan ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı şirket yetkilileri ... ve ... hakkında beraat kararı verildiği görüldüğünden, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olması kaydıyla, bu alacakların Türk Ceza Kanunu'ndaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edileceği hükmünün uygulanamayacağı olayda, zamanaşımına uğrayarak tahsil olanağı kalmayan kamu alacağının "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, cebren tahsil edilmesine yönelik uygulanan haciz işleminin bu kısmının da hukuka aykırı olduğu, davanın ... tarih ve ..., ..., ... sayılı para cezası kararlarına isabet eden kısmının ise; söz konusu kararların "..." adresinde "daimi çalışan" sıfatıyla ...'ye tebliğ edildiği, itiraz yoluna gidilmeyerek dava açılmadığı, anılan kararlara ilişkin düzenlenen ödeme emrinin şirket adresinde 14/07/2016 tarihinde "çalışan" sıfatıyla ...'ya, "Yazının aslını elden teslim aldım." ibaresiyle 27/11/2017 tarihinde ... imzasına tebliğ edildiği dikkate alındığında, usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleşen kamu alacağının cebren tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde ve dava konusu haciz işleminin bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, haciz işleminin ... tarih ve ..., ..., ... sayılı para cezası kararlarına isabet eden kısmı yönünden davanın reddine, diğer kısımlarının ise iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davanın, ... tarih ve ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarihli 311 sayılı para cezası kararına isabet eden kısmının incelenmesinden; anılan kararların, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun öngördüğü 3 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tebliğ edildiği ve açılan ceza yargılaması sonucunda beraat kararı verildiği gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de, ceza davasında verilen beraat kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesince bozulduğunun anlaşılması karşısında, alacakların Türk Ceza Kanunu'ndaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edileceği hükmü uyarınca, beyanname kapsamı eşyalarla ilgili açılan ceza davasının devam ettiği, bu durumda, ceza kanunlarında öngörülen dava ve ceza zamanaşımı süresine tabi olduğu, dolayısıyla süresi içerisinde tebliğ edilen ek tahakkuk ve para cezası kararında ve vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ancak, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin şirket adresini ihtiva etmeyen tebliğ zarfı ile aynı konutta ... imzasına tebliğ edildiği görüldüğünden, ...'nun davacı şirketin kanuni temsilcisi olmadığı gibi şirket çalışanı olup olmadığının da anlaşılmaması ve tebligat zarfının adres kısmında şirket adresinin yer almaması hususları birlikte incelendiğinde; hacze dayanak ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilip süresinde ödeme yapılma imkanının verilmediğinin görüldüğü sonucuna varılarak, davaya konu haciz işleminin bu kısmına yönelik istinaf başvurusu belirtilen gerekçeyle, anılan kısım dışında kalanlara ilişkin istinaf başvurusu ise mahkeme gerekçesinin yerinde bulunması suretiyle reddedilmiş, davalı idare lehine vekalet ücretinin ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hacze dayanak ödeme emirlerinin davacı şirketin işyeri adresinde ehil ve reşit kişilere tebliğ edildiği, amme alacağının usulüne uygun olarak kesinleştiği, uygulanan haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın ... tarih ve ... sayılı para cezası kararına ilişkin kısmının iptaline dair hüküm fıkrası, hukuka uygun olduğundan anılan kısmın onanması, kalan kısmının ise tahakkuk ve para cezalarının tebliğinde yer alan barkod numaralarına yönelik yapılacak inceleme sonucunda ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmek üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı adına 2011 ve 2012 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı eşyaya ilişkin olarak, ... tarih ve ..., ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarih ve ..., ... sayılı para cezası, ... tarih ve ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarih ve ... sayılı para cezası kararı ile ... tarih ve ..., ..., ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı para cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerine dava açılmaması üzerine araçlarına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle yapılan 06/12/2018 tarihli başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı, 2. maddesinde, muhtelif kanunlarda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağı kurallarına yer verilmiş: 3. maddesinde, bu kanundaki amme alacağı teriminin 1. ve 2. maddeler şumulüne giren alacakları, amme borçlusu veya borçlu teriminin ise; amme alacaklarını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu ifade edeceği, 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı belirtildikten sonra, amme borçlusunun borca yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi cebren tahsil yollarından biri olarak sayılmış; 62. maddesinin 1. fıkrasında, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağ hüküm altına alınmıştır. PTT Anonim Şirketi'nce yürütülen tebligat uygulamasını düzenleyen "Tebligat İşletme Usul ve Esasları" nın 1. maddesi, "Bu Usul ve Esaslar, 11/02/1959 tarihli 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile 25/01/2012 tarihli Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan tebligata ait hükümlere göre yapılacak işlemlerin usul ve esaslarını düzenlediği", 2. maddesi, söz konusu usul ve esaslar; yargı mercileri, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak tebligat işlemlerine ilişkin PTT vasıtasıyla yapılacak tüm uygulamaları ve diğer hususları kapsadığı "Tebliğ evrakının düzenlenmesi" başlıklı 11. maddesin de; (I) Tebliğ evrakı ile buna ait tebliğ mazbatalı zarfın, tebliğ mazbatası dışında kalan kısmı, tebliğ evrakını çıkaran merci tarafından düzenlenir., (2) Ancak bunların Yönetmeliğe ekli 3 numaralı örneğe göre tebliğ mazbatasını kapsaması gerekir.", Tebliğ evrakının posta memurlarınca incelenmesi başlıklı 14. maddesi de; (I) Tebliğ evrakının kabulü sırasında gişe memurunun; tebliğ mazbatası dışında kaIan kısımların tamamen ve okunaklı oIarak doldurulup doldurulmadığını, evrakı düzenleyen merciin ad ve adresinin ve posta kodunun yazılı bulunup bulunmadığını, muhatabın adı, soyadı ve adresiyle varış yerinin yazılı olup olmadığını, tebIiği çıkaran merciin mühür ve imzasının tebliğ evrakı üzerinde ve tevdi Iistesinde bulunup bulunmadığını, zarfsız verilen davetiyelerin tebliğ mazbatasını kapsayıp kapsamadığını, evrakı getirenin gözü önünde inceleyeceğini, yukarıdaki hususlardan birinin yanlış veya eksik olması halinde görevli memurun, tebliğ evrakının tevdi listesindeki kaydı hizasına keyfiyeti şerh ederek, tebliğ evrakını getirene geri vereceği, eksiklik veya yanlışlık görülmediği takdirde, tevdi listesinin iki nüshasını da imzalayıp ve bunlara tarih damgasını basarak bir nüshasını getirene geri vereceği, diğer listenin işyerinde sıralı olarak saklanacağı, 15. maddesinde; tebliğ evrakının, barkod numaraları vasıtasıyla kayıtlı posta otomasyon sistemine kaydedileceği, sistem üzerinden kabul listesi düzenleneceği, bu listenin bir örneğinin çıkaran mercie verileceği, kabul edilen evrakın, sistem üzerinden takip edileceği düzenlenmiş aynı Esasın 21. maddesinde ise; tebliğ evrakı için teslim belgesi düzenlenmesi ve dağıtıcıya teslim edilmesine ilişkin kurallara yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan Daire kararının, dava konusu haczin ... tarih ve ... sayılı para cezası kararına ilişkin kısmının iptaline dair hüküm fıkrası, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaları sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir. Temyize konu kararın, hacze dayanak ... tarih ve ..., ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarihli ... ve ... sayılı para cezası kararları ile ... tarih ve ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarihli ... sayılı ceza kararına isabet kısmına ilişkin temyiz istemine gelince; 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli cetvelde yer alan gümrük idaresinin yapacağı tüm tebliğatların 7201 sayılı Tebligat Kanunu kapsamında olduğu dikkate alındığında, tebligatların Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) aracılığıyla yürütüleceği tartışmasız olup, anılan kurumca düzenlenen "Tebligat İşletme Usul ve Esasları" nın 14. maddesi, tebliğ evrakının kabulü sırasında tebliğatı kabul eden gişe sorumlusuna bazı ödevler yüklemekte, bu yükümlülükler arasında tebligat evrakında, tebligatı alacak olan muhtabın adı, soyadı ve adresiyle varış yerinin yazılı olmasının mutlak suretle aranması yer almaktadır. Tebligat evrakında söz konusu hususlardan birinin eksik ya da yanlış olması halinde gişe görevlisine, durumu şerh düşerek evrakı düzenleyene geri vermesi öngörülmektedir. Tebligata konu evrakın adresinin belli olmaması evrakın PTT idaresince teslim ve dağıtıma çıkarılmasına engel teşkil ettiği gibi, değinilen düzenlemenin 15. maddesi eksiksiz alınan belgenin barkod numaraları vasıtasıyla posta otomasyon sistemine kaydedileceğini ve sistem üzerinden alınan bir örneğini tebligata çıkaran mercie verileceğini belirtmektedir. Dağıtıcı vasıtasıyla yapılan tebligat sonrasında, tebligat mazbatasının düzenlenmesi gerekli olup, mazbata tebliğin ne zaman nerede ve kime yapıldığını ispatlayan tek belge niteliğini taşımaktadır. Dağıtıcının düzenleyeceği mazbatada; tebliği çıkaran merciin adı, tebliği isteyen tarafın adı, soyadı ve adresi ile muhatabın adı, soyadı, adresi ile tebligatı yapanın adı, soyadı ve imzasının bulunması zorunludur. Dosyanın incelenmesinden; haciz işlemine dayanak alınan ... tarih ve ..., ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarihli ... ve ... sayılı para cezası kararlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine ilişkin tebliğ zarfında alıcının adresinin bulunmadığı, anılan belgenin istenilmesine rağmen idarece evrakın gönderilmediği gerekçesiyle işlem iptal edilmiş ise de, ödeme emrinin "..." sayılı işlem ve ... sayılı barkod numarası alarak tebligata çıkarıldığının tespit edildiği, öte yandan, ... tarih ve ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarih ve ... sayılı ceza kararlarını ihtiva eden ödeme emrine ilişkin tebliğ zarfında alıcının adresi yer almadığından usulsüz tebligat yapıldığı sonucuna ulaşılmışsa da, ödeme emrine ilişkin tebligat zarfında, tebligata konu işlemin "..." sayılı olduğu ve PTT tarafından .... sayılı barkod numarası verilerek tebliğata çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, tebligat yapmakla yetkilendirilen PTT'nin, tebligata ilişkin evrakı inceleyerek teslim aldığı, tüm unsurları taşıyan evrakı barkod numarası vererek kendi otomasyon sistemine dahil ettiği ve bu numara üzerinden takibini gerçekleştirdiği anlaşıldığından, adresi bulunmayan bir tebligat evrakının PTT tarafından teslim alınarak barkod numarası verilmesi mümkün olmadığı gibi, bu şekilde düzenlenen bir evrakın muhatabına ulaştırılması da hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, barkod numarası alan ve tebliğ edildiğine dair muhatap ile dağıtıcının imzasını ihtiva eden tebligata ilişkin belgenin orjinal nüshasının istenilmesi suretiyle, barkod numarası açılımının yapılarak ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bu kısmının bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davaya konu haczin ... tarih ve ... sayılı para cezası kararına isabet eden kısmını iptaline dair hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Kararın, 05/06/2017 tarih ve ..., ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarihli ... ve ... sayılı para cezası kararları ve ... tarih ve ... sayılı ek tahakkuk ile aynı tarihli ... sayılı ceza kararına isabet eden hüküm fıkralarının ise BOZULMASINA, 4. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 16/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.