DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/84 E. , 2024/1189 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/84 Karar No : 2024/1189 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E:2020/2036, K:2022/5884 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayıml
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/84 E. , 2024/1189 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/84 Karar No : 2024/1189 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E:2020/2036, K:2022/5884 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve maddi haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E:2020/2036, K:2022/5884 sayılı kararıyla; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan ceza davasının devam ettiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları, davacının adının geçtiği bylock yazışmaları ve iddianamede yer alan tespitler yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, staj döneminde örgüte ait evde kaldığına, himmet verdiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının adına ve soyadına açıkça yer verilen ByLock yazışma içeriği ve davacı hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... No:..., E:... sayılı iddianamede yer alan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden davacının bu ifade ve tespitlere karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi ile yaşadığı derin üzüntünün tazmini amacıyla 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi isteminin de reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dava Dairesinin kararına esas aldığı delillerin hukuki denetlenebilirlikten uzak olduğu, hukuken denetime elverişli olmadığı, soyut şüphenin ötesine geçebilecek derecede makul ve kabul edilebilir olmadığı, objektif kuşkuya yer bırakmayacak nitelikte ve somut olmayan deliller olduğu, ifade sahiplerinin eski yargı mensupları S.K., B.B., Y.K., C.K. ve E.G.K. ile eski öğretmen H.D.'nin kendileri hakkındaki fetö üyeliğinden açılan kamu davasında, kendi hukuki menfaatlerini gözeterek etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla hukuken denetime elverişli olmayan, soyut şüphenin ötesine geçebilecek derecede makul kabul edilebilir olmayan ve objektif kuşkuya yer bırakmayacak nitelikte somut olmayan beyanda bulundukları, ifadelerin hiçbir somut karşılığının olmadığı, R.C. ve H.C. isimli kişilere ait bylock yazışmaları ile kendisinin hiçbir şekilde bilgi ve iradesi olmadığı ve söz konusu yazışmaların anılan örgüt ile “irtibat/iltisak” derecesini gösterir hukuken makul, kabul edilebilir derecede ve objektif kuşkuya yer bırakmayacak nitelikte somut olmadığı, kendisinin dosyaya sunduğu delillerin Dairece dikkate alınmadığı, fetö silahlı terör örgütü ile “irtibat/iltisak” ın hukuki belirlilik ilkesini, hukuki güvenlik ilkesini, hukuki öngörülebilirlik ilkesini ihlal eden ve iç hukuka ve hukukun üstünlüğüne uygunluk, hukuk kalitesi gerekliliklerine uygunluk taşımayan kavramlar olduğu, Dairenin kararı ile Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması maddesi ile güvenceye aldığı hakların, Anayasanın 20. maddesindeki özel hayatın gizliliği, AİHS 8. maddede yer alan özel ve aile hayatına saygı hakkının, Anayasanın 36. maddesindeki hak arama hürriyeti, AİHS 6. maddede yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, adil yargılanma hakkının güvence altına aldığı bağımsız ve tarafsız mahkemede hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, duruşmalı yargılama hakkının, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılanma hakkının, tanık sorgulama hakkının, gerekçeli karar hakkının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarıyla Danıştay Beşinci Dairesi kararının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere davacı hakkında Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyl, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan ceza davası devam etmekte olup, Daire kararından sonra davacı hakkında kamu davası açılmış ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ancak kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında beraat kararı verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/09/2022 tarih ve E:2020/2036, K:2022/5884 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 27/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.