4. Hukuk Dairesi 2010/4568 E. , 2011/6567 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vd. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 16/08/2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... ve ... vekili ile diğer davalılar vekilleri, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar ve…
**4. Hukuk Dairesi 2010/4568 E. , 2011/6567 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vd. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 16/08/2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... ve ... vekili ile diğer davalılar vekilleri, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 07.06.2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar ... ve diğerleri vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ... ve ......, ve ... vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davacılar vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince: Dava, desteğin 17/08/1999 depreminde ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Davacılar, desteklerinin içinde bulunduğu binanın depremde yıkılması nedeniyle binanın hatalı yapılmasına neden olan mimari proje müellifini, statik proje müellifini ve müteahhitlerini dava ederek desteklerinin ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Dosya içerisindeki 25/10/2007 tarihli bilirkişi raporunda; 17 Ağustos 1999 depreminin büyüklüğü, yıkıcı gücü ve mahalli zeminin bina yıkılmasına olumsuz etkisinin %50 oranında olduğu belirtilmiş, bu durum yerel mahkemece kaçınılmazlık hali olarak kabul edilerek indirim nedeni sayılmıştır. Dava, desteğin ölümü nedeniyle destekten yosun kalınan zarar ile manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup depremin büyüklüğü ve yıkıcı gücü nedeniyle bina ve eşya zararlarında uygun bir indirim yapılması kabul edilebilir ise de destekten yoksun kalma zararında indirim sebebi kabul edilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 3-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Olayın oluşu, olayın gerçekleştiği tarih ve davacıların sayısı ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları fazladır. Davacılar yararına daha alt düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacılar yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.