Başvuru, mahkeme kararında gösterilen temyiz süresi içinde yapılan temyiz başvurusunun süre yönünden reddedilmesiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mahkeme kararında gösterilen temyiz süresi içinde yapılan temyiz başvurusunun süre yönünden reddedilmesiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/4/2014 tarihinde Konya Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 11/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; işe girerken boş vaziyette verdiği teminat senedinin işten çıktıktan sonra işvereni tarafından kendisine iade edilmeyip doldurularak bono hâline getirildiğini ve senette yazılan bedelin icra yoluyla kendisinden tahsil edildiğini iddia ederek söz konusu haksız ödemenin iadesi istemiyle Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) istirdat davası açmıştır. Mahkemece 27/6/2012 tarihli ve E.2008/282, K.2012/242 sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş; hükümde, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Kararın hüküm kısmı şöyledir:“1-Davanın REDDİNE, ...Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde Yargıtay (Temyiz) yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ” Mahkeme kararı 23/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu bu kararı 5/12/2012 tarihinde (tebliğden itibaren on ikinci gün) temyiz etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 13/2/2014 tarihli ve E.2013/3251, K.2014/2193 sayılı ilamı ile iş mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresinin karar yüze karşı verilmişse kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gün olduğu, Mahkeme kararı “iş mahkemesi sıfatıyla” verildiğinden gerekçeli kararda temyiz süresinin on beş gün olarak belirtilmesinin sonuca etkili olmadığı, temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra ibraz edildiği gerekçesiyle temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermiştir. Yargıtay ilamı şöyledir:“5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür....Somut olayda, mahkeme kararı, 2012 tarihinde usulüne uygun olarak davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı tefhim edilmiş, gerekçeli karar davalı vekiline 2012, davacı vekiline ise 2012 günü tebliğ edilmiş, davacı vekili 2012 günü temyiz dilekçesi vermiş ve temyiz harcını yatırmıştır. Karar “iş mahkemesi sıfatıyla verildiğinden” mahkemenin gerekçeli kararında temyiz süresinin onbeş gün olduğunu belirtmesi sonuca etkili değildir.SONUÇ : Temyiz dilekçesi kanunda öngörülen süre geçirildikten sonra ibraz edilerek 2012 tarihinde temyiz defterine kaydedildiğinden davacının temyiz talebinin 6100 sayılı Kanun'un maddesi gereğince REDDİNE ... karar verildi.” Mahkeme dosyasının incelenmesinde davanın iş mahkemesi sıfatıyla görüldüğü yönünde herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Yargıtay ilamı başvurucuya 26/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun maddesinin yedinci fıkrası şöyledir: “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.” 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir: “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.... İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek mahkeme tarafından, temsilci üyeler alınmaksızın, bu kanundaki esas ve usullere göre bakılır....” 5521 sayılı Kanun’un 2/3/2005 tarihli ve 5308 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki maddesi şöyledir: “İş Mahkemesinin nihai kararları tefhim tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.İş Mahkemelerinden verilen kararlar, Yargıtayca iki ay içinde tetkik olunarak karara bağlanır. Yargıtay’ın bu kararlarına karşı karar tashihi istenemez.” 5521 sayılı Kanun’a5308 sayılı Kanun ile eklenen geçici madde şöyledir:“Bölge adliye mahkemelerinin, 2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında yapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından sonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici maddesi gereğince temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin fıkrası şöyledir:“Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.…ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.…”