14. Hukuk Dairesi 2011/10358 E. , 2011/12853 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.01.2010 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R…
**14. Hukuk Dairesi 2011/10358 E. , 2011/12853 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.01.2010 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, su yolu mecrası kurulması istemi ile açılmıştır. Davacı, 2108 parsel sayılı taşınmazda 1/2 pay sahibi olduğunu,taşınmazda kar ve yağmur suları ile biriken ve yer altından çıkan suyun taşınmaza zarar verdiğini belirterek fazla suyun davalılara ait 2109 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçirilmesini istemiştir. Davalılar ...,...,...,... davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır. Mahkemece,davalılar ...,... ...,... yönünden açılan davanın husumetten reddine diğer davalılar yönünden açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. Hükmü,davacı temyiz etmiştir. Bilindiği gibi Türk Medeni Kanununun 742.maddesi uyarınca, taşınmaz maliki üst taraftaki araziden kendi arazisine doğal olarak akan suların ve özellikle yağmur, kar ve tutulmamış kaynak sularının akışına katlanmak zorundadır. Komşulardan hiçbiri, suların bu akışını diğerinin zararına değiştiremez. Aynı yasanın 743. maddesinin 1.ve 2.fıkrası gereğince de "bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst taraftaki araziden fazla suyun boşaltılması sırasında da bu suları kabul etmek zorundadır. Alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere, kendi arazisinden yapılacak mecra ile suyun akıtılmasını isteyebilir." Taraflar arasındaki çekişmenin sözü edilen yasa hükümleri gözetilerek çözümlenmesi gereklidir. Ne var ki, mahkemece anılan düzenlemelere uygun bir araştırma ve inceleme yapılmış değildir. Hal böyle olunca, uzman (ziraatçı ve jeolog) bilirkişiler aracılığı ile, yerinde yeniden keşif yapılarak davacının taşınmazından çıkan yeraltı suları ile taşınmazında biriken kar ve yağmur sularının “öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akma” durumunun söz konusu olup olmadığı, alt taraftaki taşınmazların zarar görüp görmediği, zararın varlığının belirlenmesi halinde hangi önlemlerin alınmasının gerektiğinin saptanması ve suların ne şekilde tahliyesinin gerektiğinin araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 27.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.