4. Hukuk Dairesi 2024/2192 E. , 2024/4092 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/28 E., 2023/312 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf
**4. Hukuk Dairesi 2024/2192 E. , 2024/4092 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/28 E., 2023/312 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacıya ait cildiye muayenehanesinde sekreter olarak çalışırken 02.11.2013 tarihinde kendi isteği ile ayrıldığını, ancak, muayenehanede tutulan hastalara ilişkin kayıtların, hasta kişisel bilgi ve iletişim bilgilerinin bir kopyasını edinerek daha sonra çalışmaya başladığı aynı zamanda dermatoloji ürünleri de satılan dava dışı eczane ile paylaştığını, hastaların bu durumdan duydukları rahatsızlığı müvekkiline sık sık ilettiklerini, davalının, iş yerine ait hasta-hekim ilişkisi içerisinde gizli kalması gereken birtakım kişisel bilgileri ticari amaçla üçüncü kişilerle paylaşmasının davacıda ciddi rahatsızlığa sebebiyet verdiğini belirterek mesleki ve sosyal kişilik hakları haksız ve hukuka aykırı şekilde tecavüze uğrayan davacıya yönelen tecavüzün men'ine ve 100.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının iddialarını kanıtlayacak herhangi bir emareyi dosyaya ibraz edemediğini ve dava konusu hususlar hakkında kesinleşen bir ceza mahkemesi kararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.06.2016 tarihli, 2015/531 esas ve 2016/563 sayılı ilamı ile; davalının davacıya yönelik kişilik haklarına saldırı teşkil edecek herhangi bir eyleminin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 22.01.2020 tarihli, 2016/14215 esas ve 2020/20 karar sayılı ilamı ile; ''...Dosya kapsamından, dava konusu olaya ilişkin olarak davalı hakkında Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek ve Yaymak suçunu işlediği gerekçesiyle Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/751 esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda davalının beraatine karar verildiği, anılan kararın ise istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53. maddesi) uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de; hem öğretide hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/751 esas sayılı dosyasının sonuçlanıp kesinleşmesi beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.'' şeklindeki gerekçe ile karar bozulmuştur. Mahkemenin 17.06.2021 tarihli, 2020/363 esas ve 2021/547 karar sayılı ilamı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davalının tüm dosya kapsamına göre davacının kişilik haklarını rencide edecek gizlilik ve sırlarını açığa çıkartacak herhangi bir eyleminin somut olarak ispatlanamadığı, Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/751 esas ve 2018/664 karar sayılı ilamının kesinleştiği, davalının Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak Suçunu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-d maddesi delaletiyle TTK'nın 62/1-a maddesi uyarınca Türk Ticaret Kanunu'na muhalefet suçundan 25 gün hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının mahkumiyet kararı olmadığı, kararın hukuk hakimini bağlamayacağı ve dava konusu olayda manevi tazminat şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 15.09.2022 tarihli, 2021/27198 esas ve 2022/10454 karar sayılı ilamı ile; ''...Dosya kapsamından, dava konusu olaya ilişkin olarak davalı hakkında Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek ve Yaymak suçunu işlediği gerekçesiyle Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/751 Esas sayılı dosyasında açılan dava sonucunda; her ne kadar davalının Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak suçunu işlediği iddiasıyla TCK'nın 136/1, 137/1-b, 43/2, 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istenilmiş ise de, hasta kayıtlarının davacı ... Saygın yönünden kişisel veri kabul edilemeyeceği, daha önceleri de kendi hastalarını davacının kardeşinin işlettiği dönemde aynı eczaneye yönlendirdiği, bu sebeple ilgili hasta kayıtlarının her ne kadar silindiği iddia edilmiş ise de varolan teknolojide bilgisayar ortamındaki hiç bir verinin kalıcı olarak silinmediği, istenildiği takdirde hard diskte yapılacak bir çalışma ile verilerin geri getirilebileceği bunun teknik olarak mümkün olduğu, 15/01/2018 tarihli bilirkişi raporu ile de mesaj atılan hastaların neredeyse yarısının davacının hastalarına ait olduğu, bu sebeple davalının eyleminin rekabet yasağına aykırılık kapsamında yalnızca TTK'nın 55/1-d maddesi delaletiyle TTK'nın 62/1-a maddesine muhalefet kapsamında değerlendirilebileceği gerekçesiyle mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, tarafların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 2020/1343 esas ve 2020/1589 karar sayılı kararı ile sitinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; davalının dava konusu eylemi rekabet yasağına aykırılık kapsamında değerlendirilerek TTK'nın 55/1-d maddesi delaletiyle TTK'nın 62/1-a maddesi uyarınca verilen mahkumiyet kararı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; gerek ceza dosyası kapsamında gerekse eldeki dava dosyası kapsamında elde edilen deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının davacı doktora ait muayenehanede tutulan hastalara ilişkin kayıtları ile hasta kişisel bilgi ve iletişim bilgilerinin bir kopyasını edinerek daha sonra çalışmaya başladığı aynı zamanda dermatoloji ürünleri de satılan dava dışı eczane ile paylaşma eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu anlaşıldığına göre davacı lehine uygun manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının davacı doktora ait muayenehanede tutulan hasta kayıtlarını ve kişisel bilgilerin bir kopyasını edinerek daha sonra çalışmaya başladığı dermatoloji ürünleri satan eczane ile paylaştığı, buna ilişkin olarak ceza yargılaması yapıldığı, davalının Türk Ticaret Kanunu'na muhalefet suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kapsamda davalının eyleminin rekabet yasağına aykırılık kapsamında davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 03.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bir hekimin mesleki hayatının gizli ve özel alanına yapılan her türlü saldırının, onun mesleki kişilik haklarının ihlal edilmesi anlamını taşıdığını, işbu nedenle yerel mahkemenin kısmen kabul kararı bakımından belirlenen değerin düşük olup daha yüksek düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararının gerekçe içermediğini, tarafların sosyal ekonomik durumlarının irdelenmediğini, tazminat miktarının olayın meydana geldiği dönemin şartlarına göre değerlendirilmediğini, takdir edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının sadakat ve sır saklama borcuna aykırılık teşkil eden eylemleri nedeniyle mesleki ve kişilik haklarına yönelen tecavüzün men'i ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve gerekçeli karar başlığına dava tarihi olarak 03.11.2014 tarihi yazılması gerekirken 11.06.2015 yazılmış olmasının maddi hatadan kaynaklandığı ve mahallinde düzeltilebileceği, bu nedenle bu hususun bozma nedeni yapılmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.