Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3447 E. , 2024/6159 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3447 Karar No : 2024/6159 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : 1- ... Derneği 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA S
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3447 E. , 2024/6159 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3447 Karar No : 2024/6159 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : 1- ... Derneği 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara ili, Beypazarı ilçesi, ... Mahallesinde bulunan RN:... nolu II-A grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesinin, ASKİ Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı olumsuz görüş yazısı dolayısıyla ÇED Yönetmeliğinin 6/4. maddesi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirilmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Ankara İli, Beypazarı İlçesi, ... Mahallesinde ... Mad. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan "... Nolu II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili olarak, alanın jeolojisi, topoğrafyası ve hidrojeolojik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, ocağın işletilmesi halinde bölgedeki ekosistem üzerinde kalıcı bozulmalar meydana gelebileceği, buna göre, sahada yapılması düşünülen "II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma- Eleme Tesisi" projesinin faaliyete geçmesinin uygun bulunmaması nedeniyle projeye ait Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, dosyaya sundukları uzman görüşünün göz ardı edildiği, ASKİ haricindeki 17 kurumun olumlu görüş bildirdiği, AKSİ'nin görüşünde ''olabilir, etkileyebilir'' gibi ihtimal içeren ifadeler kullanılarak olumsuz görüş bildirildiği, dere yataklarına hiçbir müdahale olmayacağının taahhüt edildiği, jeolojik değerlendirmelerin net bir kanaat içermediği, maden mühendisliği açısından projenin uygulanabileceği değerlendirmesi yapıldığı, çevre mühendisliği değerlendirmelerinin eksik ve hatalı olduğu, her türlü önlemin alınacağının taahhüt edildiği, davaya konu işlemin uygulanmasında etkili olan en önemli hususun, bölgenin hidrojeolojik yapısı ve bölgede olumsuz etkilenebilecek bir su kaynağının bulunup bulunmadığı olduğu, DSİ 5. Bölge Müdürlüğünün görüşünde, proje alanında DSİ'ne ait mevcut ve mutasavver herhangi bir proje yer almadığının belirtildiği, proje sahası için belirlenmiş olan hidrojeoloji etki alanında herhangi bir içme suyu kaynağı yer almadığı, söz konusu işletme faaliyetlerinin yer altı suyu seviyesi üzerinde, yer altı suyunu etkilemeyecek emniyetli işletme kotunda yapılacağı ve YAS kotunun altına inilmeyeceği, işletmenin çevreye duyarlı ve düzenlemelere uygun bir anlayışla faaliyet göstereceğini taahhüt ettiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1-Davalı tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 2-Davalı yanında müdahiller tarafından; davacı şirket tarafından yapılması planlanan ''ER:... No'lu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi'' projesi için Ankara Valiliği tarafından verilen 17.04.2020 tarihli ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının iptali istemiyle açtıkları davada, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:.., K:... sayılı karar ile ilgili işlemin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay Altıncı Dairesi'nin 06/10/2022 tarih ve E:2022/3328, K:2022/8463 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, bunun üzerine, davacı şirket tarafından yapılması planlanan RN:... Nolu ''II-a Grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi'' projesinin Ankara Valiliği'ne sunulduğu, ASKİ'nin 06.07.2023 tarihli olumsuz görüşüne istinaden ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile ÇED sürecinin sonlandırıldığı, projenin uygulanacağı alanın, habitat çeşitliliği içerdiği, zengin biyoçeşitlilik içerdiği, endemik türler var olduğu, yüksek koruma statüsüne sahip türler içerdiği, patlatmalar sonucu ortaya çıkacak ses kirliliği, toz parçacıkları ve sarsıntı nedeniyle canlıların barınma, üreme, beslenme ve konaklama alanlarında kayıplar yaşanacağı belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ :Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının, ek bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye Hasan ŞAHİN'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı şirket tarafından yapılması planlanan ''ER:... No'lu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi'' projesi için Ankara Valiliği tarafından verilen 17.04.2020 tarihli ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay Altıncı Dairesi'nin 06/10/2022 tarih ve E:2022/3328, K:2022/8463 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, sonrasında davacı şirket tarafından yapılması planlanan RN:... Nolu ''II-a Grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi'' projesinin Ankara Valiliği'ne sunulduğu, ASKİ'nin 06.07.2023 tarihli olumsuz görüşüne istinaden ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile ÇED sürecinin sonlandırıldığı; Ankara ili, Beypazarı ilçesi, ... Mahallesinde bulunan RN:... nolu II-A grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesinin, ASKİ Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı olumsuz görüş yazısı dolayısıyla ÇED Yönetmeliğinin 6/4. maddesi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirilmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; hükmüne, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2024 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyonca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri nedeniyle gerçekleştirilmesinde çevre açısından sakınca görüldüğünü belirten Bakanlık kararı'' olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır. 14. maddesinde; ''(3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz kararını on (10) iş günü içinde verir...'' denilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Jeoloji Mühendisi, Hidrojeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi ve Geomatik Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan söz konusu bilirkişi raporunda özetle; Beypazarı Yusufağa Kalker Ocağının Geomatik/Harita Mühendisliği Açısından Değerlendirmesi; Proje alanı içinde ve yakın çevresinde su kaynakları, yerleşim yerleri, tarla vasfında parseller ve mera olduğu gözlemlendiği, ruhsat alanının topoğrafik olarak bölgeye hakim bir konumda olduğu, bu durumun patlamalı madencilik faaliyetleri sırasında veya sonrasında yerleşim yerlerini ve su kaynaklarını olumsuz yönden etkileyip etkilemeyeceği maden ve hidrojeoloji mühendisliği açısından değerlendirilmesi gerektiği, Jeolojik Değerlendirilmesi; Kalker ocağı başvurusu için hazırlanacak bir ÇED başvuru dosyasında başvuru için analiz edilmiş kireçtaşı/kalker numune sayısı yeterli düzeyde olmalı gerektiği, bunun yanısıra, beton imalatında kullanılacağı anlaşılan kırmataşların kapsamlı bir kimyasal analizinin yapılması, beton kalitesini bozabilecek kimyasal bileşenlerin mevcut olup olmadığının ortaya konması gerektiği, Mahkeme keşfi sırasındaki gözlemlerimize göre kırmataş olarak değerlendirilmesi planlanan doğal malzeme içinde killi seviyeler bulunduğu, Kalker analiz raporunda bu hususun da ayrıntılı şekilde ele alınmış olması beklendiği, bu bakış açılarından değerlendirildiğinde başvurusu yapılan sahadaki kireçtaşının kırma taş olabileceğine dair sunulan bilgi/belgelerin tatminkar olmadığı kanaatine varıldığı, Hidrojeoloji Mühendisliği Açısından Değerlendirme; Faaliyet alanı ve çevresinde kaynak çıkışları bulunduğu; proje alanının yaklaşık 1300 m güneyindeki mesire yerinde boşalan suların önemli bir kısmının proje alanında bulunan alüvyondaki akışa bağlı olduğu ve işletme faaliyetlerinden etkilenebileceği anlaşıldığı, yapılacak patlatmalı madencilik faaliyetleri sırasında veya sonrasında bundan olumsuz yönde etkilenip etkilenmeyeceğinin ortaya konabilmesi için gerekli hidrojeolojik bilgilerin yeterli olmadığı; bu kapsamda alanın hidrojeolojik yapısının ortaya konmadığı, kaynak çıkışları ile ilgili oluşum, çıkış mekanizması vb. değerlendirmelerin yapılmadığı, havza su kaynakları potansiyelinin hesaplanmadığı görüldüğü, kaynak çıkış mekanizmalarına bağlı olarak kaynak çıkışlarının patlatmalardan etkilenebileceği dikkate alınması gerektiği, bu bilgilerin bulunmaması nedeniyle patlatmalardan etkilenme olmayacağı değerlendirmesi yapılamayacağı sonucuna varıldığı, yeraltı sularının yönü, kaynak verim, faaliyet alanına yakın yerleşim yerlerinin kullanma ve içme sularının olumsuz yönde etkilenip etkilenmeyeceği sorusuna yönelik olarak a. Bu soruya yönelik değerlendirmelerin yapılabilmesi için alandaki hidrojeolojik yapının tüm bileşenleriyle kavramsal modelinin ortaya konması, kaynakların türü ve boşalım mekanizmalarının ortaya konması gerektiği, bu bilginin raporda mevcut olmadığı, b. Kaynaklara etkiler kapsamında, mesire yerindeki su çıkışlarının olasılıkla alüvyon-altı akışın boşalımı olabileceği dikkate alınarak ÇED etki alanı içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu açıdan raporun, ortamın hidrojeolojik yapısının ortaya konması açısından yeterli bulunmadığı, Maden Mühendisliği Açısından Değerlendirme; Nihai ÇED raporunda belirtilecek taahhütlere ve üretim koşullarına uygun hareket edildiğinde projenin başta toz, gürültü, titreşim, taş savurma ve hava şoku gibi çevresel dökülmemesi, Çatın deresine olabilecek heyelanların olmaması için her türlü önlemlerin alınması ve sıkı denetim ve kontrol şartıyla projenin çevre üzerinde kabul edilemez bir olumsuz bırakmayacağı ve projenin uygulanabileceği sonucuna varıldığı, olumsuzluklara sebep olmayacağı, yine özellikle Çatın deresine pasa malzemesi dökülmemesi, Çatın deresine olabilecek heyelanların olmaması için her türlü önlemlerin alınması ve sıkı denetim ve kontrol şartıyla projenin çevre üzerinde kabul edilemez bir olumsuz bırakmayacağı ve projenin uygulanabileceği sonucuna varıldığı, Çevre Mühendisliği Açısından Değerlendirme; Kalker ocağının konumunun yeri ve işletme şartları çevre mühendisliği uzmanlık alanına giren konular üzerinden değerlendirildiği, kalker ocağı ve kırma eleme tesisi dik yamaçlı ve derin olan dere yatağı içinde yer aldığı, bu alanda yapılacak her türlü madencilik faaliyetinin mansapta (dere yatağının alt kısmında) bulunan bütün yüzey ve yeraltı suyu akışlarını olumsuz yönde etkileyeceği, kalker ocağının alt bölgelerinde yerleşim yeri tarafından mesire yeri olarak ayrılmış küçük pınarların oluştuğu sulak alan yer almakta olduğu, bu alanın bölgede yapılan hayvancılık faaliyetleri içinde önemli bir sulama/besleme noktasını oluşturmakta olduğu, Mansap bölgesindeki pınarlar ve yüzey suyu akışı davalı kalker ocağı işletmesinin faaliyet göstereceği alandan beslendiği, kalker taşının çıkarılması, kırılması ve elenmesi süreçlerinde oluşacak ince malzeme yüzey suyu ile birlikte aşağı bölgelere taşınacağı, Bölgede yüzey suyu ile taşına bilen gevşek malzeme olduğu görüldüğü, Bölgenin içme suyu sağlamak için kullanıldığı, davalı kalker ocağının ve kırma eleme tesisinin olası çevresel etkisi yerleşim yeri açısında değerlendirildiğinde, işletme sırasında oluşacak toz, gürültü ve ulaşım yoğunluğunun köyü ve yaşam alanlarını (bağ, bahçe ve sosyal alanlar) olumsuz etkilemesi kaçınılmaz olduğu, gürültü, patlatma süreçlerinde ve kırma eleme faaliyetleri sırasında yerleşim yeri ve diğer canlılar açısından etkili olacağı, ürün trafiği (dolu ve boş kamyon hareketliliği) de süreklik içeren gürültü kaynağı olduğu, toz, insanların yaşam alanlarında ve ekosistemde yaprak ve bitki üstlerinde birikim, hava kalitesinde değişim gibi etkiler oluşturacağı, keşif sırasında taş ocağı açılması planlanan alanda yaban hayatının olduğu, 22 farklı tür bitkinin bölgede yer aldığı Ayaş Gümüşü olarak tanımlanan endemik bir tür bitki yayılışı olduğu ve geyiklerin yaşadığı köylüler (Hasan Hüseyin Sarıçam) tarafından iletildi. Köyde 1500 küçükbaş ve 70 — 80 adet civarında büyükbaş hayvan ile sürdürülen hayvancılık faaliyeti olduğu, otlatmanın madencilik için planlanan alanda yürütüldüğü beyan edildiği, madencilik sırasında köyün tek ulaşım yolu olan güzergahın kullanılacağının beyan edildiği, köy yolunun mevcut hali ile ağır tonajlı kamyonların kullanımı için yeterli olmadığı, hafriyat ve pasa alanlarının dere yatağında memba bölgesinde yer alacak olması da işletme sırasında özellikle yağışlı zamanlarda alt bölgelere toprak, kum ve çakıl taşınımına neden olacağı, kırma ve eleme tesisinin su kullanımı dere yatağına bırakılacak yüzey suyunun kalitesi üzerinde olumsuz etkiye neden olacağı, planlanan kalker ocağı, doğal hayatı ve yerleşim yerlerinin yaşam düzeni üzerinde geri dönüşü olmayan ektiler bırakma olasılığı taşımakta olduğu, SONUÇ; alanda yapılması planlanan kalker ocağı işletmeciliği maden mühendisliği teknikleri açısından uygun yaklaşımlar ve planlama içermekte olduğu. alanın jeolojisi, topoğrafyası ve hidrojeolojik özellikleri incelendiğinde, hazırlanan proje dosyasında jeolojik inceleme eksikleri olduğu, topoğrafyası açısından (yukarıdan aşağıya doğru oluşu ve vadi içinde olması) yerleşim yerine ses, toz, malzeme taşınımına imkan vereceği belirlendiği, jeolojik çalışmalar ve işletmenin su kaynaklarına etkilerinin ortaya konabilmesi için yapılması gereken hidrojeoloji çalışmaların kapsam ve içerik açısından yeterli olmadığı; bilirkişi soruları dikkate alındığında, işletmenin, etki alanında bulunan suları olumsuz yönde etkileyebileceği değerlendirildiği, etki türü, düzeyi ve buna bağlı olarak alınabilecek önlemleri, genel bilgilere dayalı taahhütler yerine, saha özelinde elde edilecek veriler ışığında ortaya koyan hidrojeoloji çalışmalarının yapılması gerektiği, mevcut raporların bu tür bir değerlendirme yapılmasına olanak sağlamadığı, kalker ocağının işletilmesinin ekosistem üzerinde kalıcı bozulmalar yaratacağı, Yöre halkının yaşam kalitesinin olumsuz etkileneceği şeklinde görüş, kanaat ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Dosyanın incelenmesinden; karara esas alınan bilirkişi raporunda, jeolojik değerlendirmelerde, başvurusu yapılan sahadaki kireçtaşının kırma taş olabileceğine dair sunulan bilgi/belgelerin tatminkar olmadığı kanaatine varıldığı değerlendirmesinde bulunulduğu, hidrojeoloji mühendisliği açısından değerlendirme başlığı altında, proje alanının yaklaşık 1300 m güneyindeki mesire yerinde boşalan suların önemli bir kısmının proje alanında bulunan alüvyondaki akışa bağlı olduğu ve işletme faaliyetlerinden etkilenebileceğinin anlaşıldığı, yapılacak patlatmalı madencilik faaliyetleri sırasında veya sonrasında bundan olumsuz yönde etkilenip etkilenmeyeceğinin ortaya konabilmesi için gerekli hidrojeolojik bilgilerin yeterli olmadığı; bu kapsamda alanın hidrojeolojik yapısının ortaya konmadığı, kaynak çıkışları ile ilgili oluşum, çıkış mekanizması vb. değerlendirmelerin yapılmadığı, havza su kaynakları potansiyelinin hesaplanmadığı görüldüğü, kaynak çıkış mekanizmalarına bağlı olarak kaynak çıkışlarının patlatmalardan etkilenebileceği dikkate alınması gerektiği, bu bilgilerin bulunmaması nedeniyle patlatmalardan etkilenme olmayacağı değerlendirmesi yapılamayacağı sonucuna varıldığı, yeraltı sularının yönü, kaynak verim, faaliyet alanına yakın yerleşim yerlerinin kullanma ve içme sularının olumsuz yönde etkilenip etkilenmeyeceği sorusuna yönelik olarak (a) bu soruya yönelik değerlendirmelerin yapılabilmesi için alandaki hidrojeolojik yapının tüm bileşenleriyle kavramsal modelinin ortaya konması, kaynakların türü ve boşalım mekanizmalarının ortaya konması gerektiği, bu bilginin raporda mevcut olmadığı, (b) kaynaklara etkiler kapsamında, mesire yerindeki su çıkışlarının olasılıkla alüvyon-altı akışın boşalımı olabileceği dikkate alınarak ÇED etki alanı içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu açıdan raporun, ortamın hidrojeolojik yapısının ortaya konması açısından yeterli bulunmadığı, sonuç kısmında da, alanın jeolojisi, topoğrafyası ve hidrojeolojik özellikleri incelendiğinde, hazırlanan proje dosyasında jeolojik inceleme eksikleri olduğu, topoğrafyası açısından yerleşim yerine ses, toz, malzeme taşınımına imkan vereceği belirlendiği, jeolojik çalışmalar ve işletmenin su kaynaklarına etkilerinin ortaya konabilmesi için yapılması gereken hidrojeoloji çalışmalarının yeterli olmadığı; bilirkişi soruları dikkate alındığında; işletmenin, etki alanında bulunan suları olumsuz yönde etkileyebileceğinin değerlendirildiği, etki türü, düzeyi ve buna bağlı olarak alınabilecek önlemleri, genel bilgilere dayalı taahhütler yerine, saha özelinde elde edilecek veriler ışığında ortaya koyan hidrojeoloji çalışmalarının yapılması gerektiği, mevcut raporların bu tür bir değerlendirme yapılmasına olanak sağlamadığı, kalker ocağının işletilmesinin ekosistem üzerinde kalıcı bozulmalar yaratacağı, yöre halkının yaşam kalitesinin olumsuz etkileneceği, şeklinde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar karar gerekçesinde, yukarıda belirtilen bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmındaki tespitler dikkate alınarak, alanın jeolojisi, topoğrafyası ve hidrojeolojik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, ocağın işletilmesi halinde bölgedeki ekosistem üzerinde kalıcı bozulmalar meydana gelebileceği değerlendirmesinde bulunulmuşsa da; söz konusu bilirkişi raporundaki tespitler incelendiğinde, raporun jeoloji ve hidrojeoloji tespitleri yönünden kendi içinde çelişkili ve eksik teknik incelemelere dayalı olarak hazırlanmış olduğu, rapor içeriğinde jeolojik açıdan, başvuruda sunulan bilgi/belgelerin tatminkar olmadığı değerlendirmesinde bulunulmakla yetinildiği, yine hidrojeolojik açıdan da, faaliyetin olumsuz yönde etkilenip etkilenmeyeceğinin ortaya konabilmesi için gerekli hidrojeolojik bilgilerin yeterli olmadığı, patlatmalardan etkilenme olmayacağı değerlendirmesi yapılamayacağı sonucuna varıldığı, kaynakların türü ve boşalım mekanizmalarına ilişkin bilgilerin raporda mevcut olmadığı, raporun, ortamın hidrojeolojik yapısının ortaya konması açısından yeterli bulunmadığı şeklinde, başvuru dosyasında sunulan rapor ve eki belgelerin eksikliklerine vurgu yapılarak bir takım tespitlerde bulunulduğu, buna karşılık Mahkemenin kararına dayanak aldığı raporun sonuç kısmındaki tespitlerde ise, bahsi geçen eksikliklere yer verilmekle birlikte, kalker ocağının işletilmesinin ekosistem üzerinde kalıcı bozulmalar yaratacağı yönünde net bir değerlendirmeye de yer verilmek suretiyle, rapor genelindeki tespitler ile sonuç kısmı arasında hüküm kurmaya engel biçimde çelişkili bir durum ortaya çıkmasına sebebiyet verildiği görülmektedir. Bu durumda; yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi ile bilirkişi raporlarının tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının önemli bir gereklilik olması durumu da dikkate alınarak, bahsi geçen konularda ortaya çıkan çelişkili durumun giderilmesi amacıyla, tarafların iddia ve savunmaları incelenmek suretiyle davaya konu projenin belirtilen alanda yapılmasının, sahada bulunan su kaynaklarına etkileri yönünden uygun olup olmadığı, yer seçim kriterlerinin doğru uygulanıp uygulanmadığı, projenin su kaynaklarına olası olumsuz etkilerinin projeye ilişkin başvuru dosyasında sunulan raporda yer alan taahhüt ve tedbirler ile kabul edilebilir seviyelere indirilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarında, çelişkiden uzak ve alanın hidrojeolojik yapısına ilişkin ayrıntılı bilimsel tespitleri de kapsar şekilde, teknik değerlendirmelerin yapıldığı ek bilirkişi incelemesi yaptırılarak (Mahkemece gerekli görülürse yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak) yukarıda belirtilen eksik ve çelişkili hususlar Mahkemece açıklığa kavuşturulduktan sonra, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda bu yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 06/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.