2. Ceza Dairesi 2024/852 E. , 2026/5622 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1828 E., 2023/2075 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık müdafiinin 08.11.2023 tarihli temyiz dilekçesinin içeriğine göre, temyiz isteminin hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ka…
2. Ceza Dairesi 2024/852 E. , 2026/5622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1828 E., 2023/2075 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık müdafiinin 08.11.2023 tarihli temyiz dilekçesinin içeriğine göre, temyiz isteminin hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "Sanığın söz konusu suçu işlemediğini, olay tarihinde yaralama suçu işlediği için arandığını bu yüzden evde bulunmadığını söylediği, sanığın beyanlarında samimi olduğu, bu beyanların suçtan kurtulmaya yönelik olarak değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, sanığın suçu işlediğine dair somut, objektif, her türlü kuşkudan uzak, mahkûmiyetine yeterli, kanunî ve inandırıcı delil bulunmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Viranşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2021 tarihli ve 2020/1 Esas, 2021/68 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarihli ve 2021/1349 Esas, 2022/2268 Karar sayılı kararı ile, "Sanığa yüklenen 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143/1 maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden CMK'nın 188/1 maddesine aykırı olarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması; Kabule göre de; Her ne kadar sanığın atılı suçları işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş ise de; dosyanın incelenmesinde; olay günü müştekinin ikâmetinin ahır olarak kullanılan müştemilatından gece sayılan zaman dilimi içerisinde saat 23: 00... :00 arasında 9 adet küçük baş hayvanın çalındığı, müştekinin kendi imkanlarıyla hayvanların dışkısını takip ederek araması sonucu küçük baş hayvanlarının sanığın kiralamış olduğu evde bulunduğunu gördüğü, her ne kadar sanığın eşi ... sanığın lehine beyanda bulunmuş ise de, sanığın eşi olması nedeniyle eşini ceza almaktan kurtarmaya yönelik olduğunun kabulünün gerektiği, sanığın evi kiralarken ... isimli sahte kimlik kullanması, müştekinin çalınan küçük baş hayvanlarını sanığın evinde bulması üzerine ortalıktan kaybolması gibi hususları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dosya içeriği ile uyuşmayan yetersiz gerekçe ile hayatın olağan akışına uygun olmayan savunma ile bu savunmayı doğrulayan eşi tanık ...'ın beyanına itibar edilerek sanığın atılı suçlardan beraatine karar verilmesi, ayrıca eyleme uyan TCK'nın 142/2-(g) ve (h) maddesinin uygulanma imkanının tartışılmamasının yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarihli ve 2021/1349 Esas, 2022/2268 Karar sayılı hırsızlık suçuna yönelik bozma kararı ile bozma kararı üzerine hırsızlık suçundan verilen Viranşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2023 tarihli ve 2022/458 Esas, 2023/280 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.