Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili ...--------- kesintisiz olarak limitsiz ------- yaptırdığını, 15 yıldır ---düzenli olarak ödediğini, davalı şirketinden -------- bulunduğunu, ------------ kontrollerini yaptırmak üzere ---------çektirdiğini, bu işlem için provizyon servisinin önce ----- onayı vermediğinin müvekkile iletildiğini, daha sonra ise davalı ... şirketince provizyon onayı verilmesi üzerine işlemin tamamlandığını, ancak ----------- yaptırmak istediği ------05.02.2014 tar
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ihyası istenen davalı ... Tic. Ltd. Şti. İsimli tüzel kişilik arasında devam etmekte olan alacak davası sebebiyle, Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nce 2013/1161 esas sayılı dosyada, celp edilen ticaret sicil kayıtlarına dayanarak ilgili şirketin ihyası gerekliliğine karar verilmiştir. Davalı vekili de verdiği beyan da davalı şirketin İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/449 esas sayılı dosyası ile tasfiyesine karar verildiğini beyan etmiştir. Söz konusu beyan ve kayıtlar İş Mahkemesi dosyasında mevcuttur. Bu sebeple davamızın devamı ve HMK gereğince taraf teşkilinin sağlanması için ilgili şirketin tasfiye haline dönüşmesi ve tüzel kişiliğinin TTK'nın 224 ve 445. Maddeleri anlamında ihyası gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2005/758 esas v.d. Emsalleri gözetilerek ihyası istenen şirketin son tasfiye memurluğu da davalı taraf olarak gösterilmiştir. Şirketi tebligat yapılamadığından 6100 sayılı HMK'nın 52 ve 54. Maddeleri hükmünün yerine getirilmesine gerek kalmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, Sicil müdürünün tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunu, tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediğinin incelendiğini, Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamalarının şart olduğunu, " (TTK.m.32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olup, iflas halinde ise iflas idaresine geçmektedir. Tasfiye memuru tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurun sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, (6762 Sayılı TTK m.224 ve 6102 sayılı TTK m.285) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 534’üncü maddesindeki “İflas halinde tasfiye iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır.” Hükmü gereğince iflas halinde bu yetki ve sorumluluk iflas idaresine geçtiğini, vadesi gelmeyen borçlardan “ihtilaflı veya şarta bağlı” borçların notere tevdii ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir. (6762 Sayılı TTK m.445 ve 6102 sayılı TTK.m.541) Bu yapılmadan şirketin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiye mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kaydı sicilden terkin edilmiş ise, terkin işleminin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Tasfiye memurunun/iflas idaresinin iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün olmadığını, davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicil Müdürlüğü uyacağını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurları / iflas idaresi olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkilinin, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağını, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 29.01.2007 tarih, 2005/14259 E. ve 2007/927 K. sayılı ilamı ve yerleşik uygulama da bu yöndedir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece Mahkemesi 13/07/2017 tarih ve 2016/613 Esas - 2017/630 Karar sayılı kararında; "...6102 sayılı TTK'nın 547/1 maddesi gereğince ihya davasında yetkili mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir. Dosya içerinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından ihyası istenen şirketin adresinin Kartal'da bulunması nedeniyle nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun anlaşılması karşısında, anılan yetki kuralı kesin yetki kuralı olduğundan mahkememizce re'sen nazara alınması gerekir. Yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunmasına ilişkin kurallarda kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. (HMK 114/1-ç) Davacı davalı şirketin ihyasını talep etmiş olup, somut olayın düzenlendiği TTK.547/1.maddesi ve gerekse HMK'nun 14/2.maddesi uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili mahkeme olması ve celp edilen Ticaret Sicil kaydına göre şirketin muamele merkezinin yargı çevremiz dışında İstanbul Anadolu Mahkemeleri yargı çevresi içerisinde olduğunun anlaşıldığı..."gerekçesi ile; ''1-İhyası istenen şirketin merkezi itibariyle kesin yetkiden kaynaklı olarak mahkememezin yetkisizliğine HMK 114 1-c ve 115 madde 2'nci fıkrası doğrultusunda usulen davanın reddine karar kesinleştiğinde ve yasal sürede talep edilmesi halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, yargılama gideri harç ve ücreti vekalet hususunda görevli ve yetkili mahkemece esasla bir hüküm kurulmasına yasal sürede müracaat edilmemesi durumunda yargılama gideri harç ve vekalet ücreti konusunda ek karar yazılmasına, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ... ANADOLU ADLİYESİ NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, '' karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/12/2019 tarih ve 2016/613 Esas - 2017/630 Karar sayılı ek kararı ile; '' Davacı vekili tarafından mahkememize açılan iş bu Şirketin İhyası davası sonucunda mahkememiz 13/07/2017 gün ve 2016/613 esas 2017/630 karar sayılı kararının kesinleştiği 26/11/2019 tarihinden itibaren iki hafta içerisinde de dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmediği anlaşıldığı '' gerekçeleriyle; "1- Davanın HMK.nun 20/1 maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA 2- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 2.725,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,... " karar verilmiş ve verilen bu ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. EK KARARA KARŞI İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili ek karara karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesine özetle; Yerel Mahkemenin ek kararı, vekalet ücreti yönünden haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Davanın açılmamış sayılmasına kararının verildiğini, davalı taraflar vekil ile temsil edilmediğinden ve diğer davalı ... Sicil Memurluğu, yasal hasım olduğundan davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinin gerektiğini, 16.12.2019 tarihli mahkeme ek kararının 6 numaralı bendinde müvekkili Kurum aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yönünden kararı istinaf ettiklerini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ek kararının 6 numaralı bendinin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.