Maden işletme ruhsatına konu sahanın bir kısmının İstanbul Üçüncü Havalimanı proje alanı ile çakışması dolayısıyla sahanın kullanılamamasından doğan zararın karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Maden işletme ruhsatına konu sahanın bir kısmının İstanbul Üçüncü Havalimanı proje alanı ile çakışması dolayısıyla sahanın kullanılamamasından doğan zararın karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, madencilik faaliyetiyle iştigal eden bir ticaret şirketidir. Başvurucu Şirket, İstanbul'un Arnavutköy ilçesi İmrahor köyü mevkiinde 10/9/2007-10/9/2017 tarihleri arasında geçerli olan 200703735 sicil No.lu grup maden işletme ruhsatına sahiptir. Söz konusu ruhsat sahasının bir kısmının İstanbul Üçüncü Havaalanı projesiyle çakıştığı gerekçesiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) 17/12/2012 tarihli işlemiyle, başvurucudan anılan ruhsat sahasında projeden etkilenecek madencilik faaliyetleri ile ilgili yatırımların kalemler hâlinde ve 6/11/2010 tarihli ve 27751 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nde (Yönetmelik) belirtilen formatta bildirilmesini istemiştir. Başvurucu Şirket 25/1/2013 tarihli dilekçeyle yatırım gideri talebinin on yedi ayrı kalemde, toplam 036,88 TL olduğunu belirtmiştir. Bu arada ruhsat sahası; Kalkınma Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı'nın oluşturduğu Kurulun 18/7/2013 tarihli ve 14 sayılı kararı ile kısıtlanmıştır. Kararda havaalanı projesinin yapılmasında kamu yararı olduğu ve havaalanı projesinin katkısı maden ocaklarından elde edilecek ekonomik faydadan yüksek olacağından havaalanı projesi lehine işlem yapılmasına ve on sekiz ayrı ruhsat sahasını ilgilendiren alandaki faaliyetlerin kısıtlanmasına karar verildiği belirtilmiştir. Kararda ayrıca yer teslimi yapılıncaya, fiziki inşa çalışmaları başlayıncaya kadar geçecek sürede çakışmalı alandaki üretime hazır cevherlerin alınmasına, şantiye/ekipmanların bu süre içinde tahliye edilmesine, havaalanı projesine ait koruma alanı dışında kalan maden sahasında faaliyetlerin ise devam etmesine karar verilmiştir. Başvurucu Şirket sulh hukuk mahkemesinden konuyla ilgili tespit talebinde bulunmuştur. Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından alınan ve 28/1/2014 tarihinde dosyasına sunulan bilirkişi raporunda başvurucunun 825,46 TL talep etmeye hakkı olduğu belirtilmiştir. Raporda gösterildiği şekilde yol yapımı ve dekopaj/hafriyat gideri 669,10 TL, işletme ve yatırım giderleri 933,32 TL, rödovans sözleşmeleri nedeniyle Şirketin uğrayacağı zarar 000 TL ve tazminat olarak 000 TL olmak üzere toplam 825,46 TL talebin haklı olduğu belirtilmiştir. MİGEM tarafından Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına yazılan 16/7/2014 tarihli yazıda başvurucu Şirketin yatırım giderinin 359,88 TL olduğu belirtilmiştir. Bu tutarı oluşturan beş ayrı kaleme yer verilmiş olup bunlar; sondaj giderleri, işletme yatırım giderleri (yapılmış dekapaj hafriyat gideri), şantiye binaları, tesis demirbaş giderleri, yolların iyileştirilmesi ve yeni yol yapımıdır. Başvurucu Şirket, söz konusu bedelden -şantiye binalarının tesliminden vazgeçtiğini belirttiği için- şantiye bina bedeli düşülerek 592,88 TL başvurucu Şirketin banka hesabına ödenmiştir. MİGEM tarafından başvurucu Şirkete gönderilen 22/7/2014 tarihli yazıyla, havaalanı projesinin fiziki olarak başlaması nedeniyle proje alanı ile çakışan anılan ruhsat sahasındaki tüm madencilik faaliyetlerinin durdurulması istenmiştir. Başvuru formuna eklenmemekle birlikte başvurucunun 1/12/2014 tarihli dilekçeyle MİGEM'e başvurarak maddi kayıplarının giderilmesini istediği, dilekçede ruhsat iptal edilmediği hâlde faaliyetlerin durdurulduğuna dikkat çekilerek yükümlülük oluşmaması için ruhsatın iptal edilmesinin de talep edildiği anlaşılmıştır. MİGEM 19/12/2014 tarihli işlemiyle talebi reddetmiştir. Başvurucu Şirket, işlemin iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi zararının 000 TL'sinin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde diğer iddialarının yanında özetle asıl tartışma konusunun zararın miktarına ilişkin olduğunu vurgulamış; gider unsurlarının çok az kısmının davalı idare tarafından yatırım gideri olarak kabul edildiğini, gösterilen gider kalemlerinin çoğunun karşılanmadığını, zararının keşif ve bilirkişi incelemesi sonrası ortaya çıkacağını belirtilerek keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. Dilekçede ayrıca usulüne uygun biçimde alınan maden ruhsatının henüz süresi bitmeden işletme faaliyetlerinin sonlandırılması hukuka uygun olsa dahi bu işlem nedeniyle kusuru bulunmayan hak sahibinin zararının telafi edilmesi gerektiğini oysa olayda üstün kamu yararı gerekçe gösterilerek kazanılmış haklarının hiçe sayıldığını ileri sürmüştür. Davalı idarelerden olan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, özellikle ruhsatın iptal edilmeyip havaalanı ile çakışan kısımda madencilik faaliyetine dikkat çekmiş; madenlerin devletin hüküm ve tasarrufunda olması nedeniyle faaliyetin sonlandırılmasından kaynaklanan kâr kayıplarının yatırım gideri hesabında dikkate alınamayacağını belirtmiştir. Savunmada ayrıca yukarıda (bkz. § 14) belirtilen beş ayrı kalemdeki giderlerin dikkate alındığını başvurucu Şirketçe yatırım gideri arasında gösterilen ihbar ve kıdem tazminatlarının, ruhsatın ihale satın alma bedelinin, yönetim ve personel gideri ile genel giderlerin, orman arazi ve ağaçlandırma bedelleri ile kâr mahrumiyetinin karşılanmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı savunmalarında ise başvurucunun gerçek yatırım giderinin ödendiğini hatta yolların iyileştirilmesi ve yeni yol yapımı kaleminde başvurucunun talebinin de üstünde bir tutarın hesaplanarak ödendiğini belirtmiştir. İstanbul İdare Mahkemesi başvurucunun keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması taleplerini zımnen reddederek bilirkişi incelemesi yaptırmaksızın 20/6/2016 tarihli kararıyla davayı esastan reddetmiştir. Kararın gerekçesinde İşlemin usul ve mevzuata uygun olduğunun da belirtildiği gerekçe şöyledir:"Dosyanın incelenmesinden, davacının İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, İmrahor Köyü Mevkii'nde 200703735 sicil no'lu grup maden işletme ruhsat sahasının bulunduğu, maden işletme ruhsat sahasının İstanbul Havaalanı projesiyle çakışmalı olduğu gerekçesiyle ruhsat sahasının davalı idarenin 18/07/2013 tarih ve 14 sayılı kurul kararı ile kısıtlanmasından dolayı davacı şirketin uğramış olduğu ileri sürülen 000-TL maddi zararının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tazmini ve mevcut ruhsatının iptal edilerek bedelinin tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Olayda, dava konusu maden ruhsat sahasının İstanbul Havalimanı Proje Alanı ile çakışması sebebiyle, havalimanı proje alanıyla çakışan kısımlarının mevzuata uygun olarak kurul kararı ile kısıtlandığı, yine faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin usul ve esasları Genel Müdürlükçe belirlenen yatırım giderleri lehine karar verilen tarafça tazmin edilir hükmü gereği, faaliyeti kısıtlanan maden sahasına ilişkin yatırım giderlerinin hesaplandığı ve tarafına 592,88-TL yatırım giderinin ödendiği, İstanbul Havaalanı yatırımında madencilik faaliyeti yatırımına göre üstün kamu yararı bulunduğu ve davacının zararının tazmin edildiği anlaşılmıştır.Bu durumda, dava konusu işlemin usul ve mevzuata uygun olduğu sonucuna ulaşımış olup, kusurlu bir işlem ya da eylemi bulunmayan davalı idarelerin tazminata mahkum edilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." Başvurucu Şirket temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde, diğer iddialarının yanında özellikle işlemin hukuka uygun olmasının uğradığı zararın telafisine engel olmadığına dikkat çekmiş idarenin tek yanlı belirlediği yatırım giderlerinin gerçek zararının telafisinden uzak olduğunu, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılsaydı gerçek zararının ortaya konulabileceğini belirtmiştir. Ayrıca söz konusu ruhsatın iptal edilmemekle birlikte içinin boşaltıldığını ve bu durumun mülkiyet hakkına orantısız müdahale olup Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadına aykırı olduğunu iddia etmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi (Daire) 7/5/2018 tarihinde ayrı bir gerekçe belirtmeksizin temyiz istemini reddetmiş ve kararı onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 24/2/2020 tarihli kararıyla yalnızca nispi vekâlet ücreti yönünden kabul edilmiş, diğer kısımlar yönünden ise reddedilmiş ve ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmiştir. Nihai kararın 20/6/2020 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından başvurucu 14/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun maddesinin ve fıkralarının olay tarihinde yürürlükte olan hâli şöyledir: “Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Kurul tarafından verilir. ...Kurul tarafından gerekli görülmesi halinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı tarafından karşılanır. Ayrıca, yatırımlar nedeniyle Kurul kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir.” Yönetmelik'in maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları olay tarihindeki hâliyle şöyledir:"(1) Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, Kurul tarafından verilir. (5) Bu rapor Genel Müdürlük tarafından Kurul üyesi bakanlara gönderilir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı veya ilgili taraf bakanlardan herhangi birinin daveti üzerine Kurul toplanır ve kararlarını üye tamsayısının salt çoğunluğuyla alır. Kurul çalışmaları ile ilgili sekretarya hizmetlerini Genel Müdürlük yürütür. Kurul tarafından gerekli görülmesi halinde bedeli karşılığında rapor hazırlatılabilir. Hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yolluk, gündelik gibi tüm harcamalar yatırımcı tarafından karşılanır. Kurul tarafından alınan karar, kamu yararı kararı yerine geçer. Ayrıca, yatırımlar nedeniyle Kurul kararı ile faaliyeti kısıtlanan maden işletmecisinin usul ve esasları Genel Müdürlükçe belirlenen yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir."