(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/43 E. , 2008/1249 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.5.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek ge…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/43 E. , 2008/1249 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.5.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanunun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıya ait 1363 parsel sayılı taşınmaz yararına davalılara 1364 ve 1365 parsellerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Geçit hakkı tesisi davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yola çıkışını sağlamaktır. Lehine geçit kurulan 1363 parsel, güney doğu cephesinde yola cephelidir. Kadastro teknisyeni ve ziraat mühendisinden oluşan bilirkişiler yol ile davacı parseli arasında 2 m kot farkı bulunduğundan, geçişe elverişli olmadığını belirtmişler ise de bu inceleme yeterli değildir. İnşaat mühendisi bilirkişi vasıtasıyla bu yolun günün modern ... makinalarından yararlanılarak tesfiye, harfiyat ve dolgu ile geçişe elverişli duruma getirilip getirilmeyeceği açıkça saptanmalıdır. Yapılacak incelemede, yolun kullanıma uygun hale getirilemeyeceği anlaşılırsa nisbi geçit ihtiyacı içinde olan davacı taşınmazı için başka alternatiflerde değerlendirilmelidir. Zira geçit davaları taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan almaktadır. Davacının subjektif arzusunun önemi yoktur. Genel bu ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeside gözetilerek tüm alternatifler değerlendirilerek sonucuna gidilmelidir. Ayrıca; geçit tesis edilecek taşınmazın bu ihtiyacı karşılanırken yükümlü taşınmazların durumuda dikkate alınmalıdır. Somut olayda, 1364 ve 1365 parsellerden geçit kurulurken taşınmazlar ikiye bölünmüş, kullanım bütünlüğü bozulmuş, ancak bilirkişilerce taşınmazların bölünme nedeniyle değer kayıpları belirlenmeden ve bedel takdiri edilmeden hüküm kurulmuştur. Mahkemece tüm bu açıklanan hususlara uyulmadan yazılı şekilde eksik araştıma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 6.2.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.