Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1969 E. , 2024/2869 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/1969 Karar No : 2024/2869 DAVACI : ... DAVALI :... Başkanlığı / ... DAVANIN_ÖZETİ: 10/03/2024 tarihinde yayımlanan imsakiyenin iptali, ezan saatlerinin uzman kişilerden oluşan heyetle yeniden belirlenmesi, ezan uygulama saatlerinin yurt genelinde değiştirilmesi, İHH İnsani Yardım Vakfına dava değeri olan 32.000,00 TL'nin ödenmesi istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1969 E. , 2024/2869 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/1969 Karar No : 2024/2869 DAVACI : ... DAVALI :... Başkanlığı / ... DAVANIN_ÖZETİ: 10/03/2024 tarihinde yayımlanan imsakiyenin iptali, ezan saatlerinin uzman kişilerden oluşan heyetle yeniden belirlenmesi, ezan uygulama saatlerinin yurt genelinde değiştirilmesi, İHH İnsani Yardım Vakfına dava değeri olan 32.000,00 TL'nin ödenmesi istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiş; Kanun'un 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü; yer almış; 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir. Yukarıda yer verilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 3. maddesine göre, dava dilekçesinde davanın konusunun herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık olması gerekmektedir. İptal davalarında davanın konusu idari işlemin iptali olduğundan idari işlemin içeriği, tarihi ve sayısı belirtilmeli, tam yargı davalarında ise davanın konusu kamu gücünün yol açtığı bir zararın tazmini olduğundan zarara yol açan idari eylem yahut idari işlemle birlikte talep edilen miktar da net olarak belirtilmelidir. Bununla birlikte, tam yargı davalarında, talep edilen tazminat miktarının zararın türüne göre de belirtilmesi gerekmektedir. Kişilerin şahıs varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilme/artış olanağından yoksun kalma anlamına gelen manevi zarar ile kişilerin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilme/artış olanağından yoksun kalma anlamına gelen maddi zarar arasındaki mahiyet farkı Mahkemelerce yapılacak olan yargılamayı etkileyeceğinden, dava dilekçesinde talep edilecek olan her bir tazminat türü (maddi tazminat, manevi tazminat) ile o tazminat türü için talep edilecek miktarın ayrı ayrı ilişkilendirilmesi tam yargı davalarında davanın konusunun açık ve net olabilmesi için önem arz etmektedir. Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin "konu" kısmında, 10/03/2024 tarihinde yayımlanan imsakiyenin iptali ile ezan okuma saatlerinin uzman kişi, kurum, üniversitelerden oluşan heyetle yeniden hesaplanması, uygulama saatlerinin değiştirilmesi istemlerine yer verildiği; "sonuç ve talep" kısmında, 10/03/2024 tarihinde yayımlanan imsakiyenin iptali, ezan saatlerinin uzman kişilerden oluşan heyetle yeniden belirlenmesi, ezan uygulama saatlerinin yurt genelinde değiştirilmesi, İHH İnsani Yardım Vakfına dava değeri olan 32.000,00 TL'nin ödenmesi istemine yer verildiği; dilekçe içeriğinde, ezan vakitleri ile ilgili birtakım dini bilgiler ile teknik bilgilere yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, dava dilekçesinin "konu" ile "sonuç ve talep" kısımlarının birbiriyle uyumsuz olduğu gibi her iki kısımda da idari işlem niteliğinde karar verilmesi talebinde bulunulduğu, dava dışı İHH İnsani Yardım Vakfına nedeni açıklanmaksızın 32.000,00 TL ödeme yapılması isteminde bulunulduğu, bu istemin bir tazminat istemi olup olmadığının anlaşılamadığı gibi davacı ve davanın konusu ile bağlantısının da kurulamadığı, dolayısıyla dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, öncelikle iptali istenilen işlemin tarih ve sayısıyla birlikte açık, net ve tereddüte mahal vermeyecek bir şekilde belirtilmesi, iptal istemiyle birlikte tazminat ödenmesi isteniyorsa zarara yol açan idari eylem yahut idari işlemle birlikte talep edilen tazminat türünün ve miktarının açıkça gösterilmesi, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi, ayrıca idari yargı yetkisinin sınırları içerisinde olmayan istemlerde bulunulmadan ve idari işlem veya eylem niteliğinde hüküm kurulması talep edilmemek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığı'na hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile noksanı tamamlandıktan sonra dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçelerde de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacılara duyurulmasına, 3-.Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacılara iadesine, 11/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.