10. Hukuk Dairesi 2023/7968 E. , 2023/8214 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Ret Taraflar arasında Mahkemece görülen kurum işleminin iptali, aylık bağlanması davasında davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Daire
**10. Hukuk Dairesi 2023/7968 E. , 2023/8214 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Ret Taraflar arasında Mahkemece görülen kurum işleminin iptali, aylık bağlanması davasında davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının eşi ...dan aralarında geçimsizlik bulunması sebebiyle boşandıklarını, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren davalı kuruma başvurarak babasından kalan SSK maaşı sebebiyle kendisine yetim aylığı bağlanmasını talep ettiğini ve 3430561010 tahsis numarası ile yetim aylığı bağlandığını, 14.10.2014 tarihinde davacının boşanmasının muvazaalı bulunduğundan bahisle yetim aylığının kesildiğini ve o tarihe kadar ödenen maaşın iadesinin talep edildiği, davacının hiçbir sosyal güvencesi bulunmadığını ve ev hanımlığı dışında bir iş sahibi de olmadığını, oğlu Bülent'in evinde ve oğlunun yardımı ile yaşamını sürdürdüğünü, yapılan ihbar neticesinde yüzeysel ve hatalı bilgiler ile gerçeğe aykırı rapor düzenlendiğini ve yetim aylığının kesilmesine karar verildiğini, boşanmanın muvazalı olmadığının, davacının yetim aylığı alma şartlarına haiz olduğunun ve 14.10.2014 tarihli yetim aylığının kesilmesinin hukuka aykırı olduğunun tespitini, yetim aylığının kesilmesi tarihinden itibaren ödenmesi gereken aylık maaşların her ay işletilerek faizleriyle davacıya ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kurum vekili, davacının 3430561010 tahsis numarası ile emekli babasından yetim aylığı almaktayken müvekkil kurum tarafından muvazaalı bir şekilde eşinden boşandığı ve boşandığı eşi ile birlikte yaşamaya devam ettiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.05.2018 tarih, E.2017/105 K.2018/251 sayılı kararıyla; "Somut olayda ise; mahkememizin daha önceki kararında davacı ile boşandığı eşinin çekişmeli dönemde fiilen birlikte yaşadıkları, gerçekte hiç ayrılmadıkları kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş ancak bu karar Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozma ilamında belirtilen adres araştırmaları yapılmış, belirtilen adreslerdeki belirlenebilen komşular dinlenilmiştir. Ancak bozma öncesinde 6. celsede ayrıntılı olarak dinlenildiği anlaşılan Mesut Turgut tekrar tanık olarak dinlenilmemiştir. Bu şekliyle tüm dosya kapsamı neticesinde; davacı asilin eşi ile aralarında ciddi anlaşmazlılar sebebiyle boşanmak zorunda kaldığı, davacının boşandıktan sonra eski eşi ile bir daha bir arada birlikte yaşamadığı gibi böyle bir şeyi kabul dahi etmediği, boşandıktan sonra çocukları ile birlikte yaşamaya devam ettiği, şu anki oturdukları bina aynı olsa dahi aynı binanın farklı katlarında ikamet ettikleri, dolayısıyla boşanılmış eşle fiilen birlikte yaşama olgusunun oluşmadığı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile; 1-) Davacının yetim aylığının kesilmesine ilişkin davaya konu kurum işleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine, 2-) Davacının kurumca yetim aylığının kesilmesi tarihinden itibaren ödenmesi gereken aylık maaşlarının her bir ay için ayrı ayrı ödenmesi gereken günlerden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 22.10.2018 tarih ve E.2018/4879, K.2018/8337 sayılı kararında; "Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. Gelirin/aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme/başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir/aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun/yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Bu tür davalarada davacının boşandığı eşi ile eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle, Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45 - 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 - 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, medula sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, eşlerin boşanma sebebi, boşanma ilamında velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, tazminat hükümleri varsa nasıl yerine getirildikleri belirlenmeli, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise ödeme için adına açılan banka hesabında kayıtlı yerleşim yeri saptanmalı, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı Kolluk araştırması yapılmalı, anılan mahallelerde görev yapmış/yapmakta olan muhtar ve azalardan istem hakkında düşünce edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, Kurum işlemine dayanak tutanakları tutan görevliler dinlenilmeli, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Dosya kapsamına göre, davacı ve boşanmış olduğu eşinin 18.09.2014 tarihine kadar birlikte yaşadıkları sabittir. Ne var ki, talebin kapsamına göre 18.09.2014 ile dava tarihi 18.12.2014 arası, davacı ve boşanmış olduğu eşine ait belirlenen tüm adreslerinde, komşu, kapıcı, yönetici, muhtar dinlenmek suretiyle birlikte yaşama olgusu araştırılmalı sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 24.12.2020 tarih ve E.2018/589, K.2020/484 sayılı kararı ile "22.10.2018 tarihli bozma ilamınından anlaşıldığı kadarıyla davacının yetim aylığının Kurumca kesilebilmesi için davacı ve boşanmış olduğu eşinin 18.09.2014 tarihine kadar birlikte yaşamalarının yeterli görülmediği, ayrıca 18.09.2014 ile dava tarihi 18.12.2014 arasında da davacı ve boşanmış olduğu eşinin birlikte yaşadıklarının ortaya konulması gerekmektedir, aksi takdirde davacının ve boşanmış olduğu eşinin 18.09.2014 tarihine kadar birlikte yaşadıkları konusundaki varmış olduğu kanaate göre Yargıtay'ın davanın reddine karar verilmesi gerekir şeklinde bozma yapması beklenirdi. Bundan dolayı 22.10.2018 tarihli bozma ilamınından sonra Mahkememizce davacı ve boşanmış olduğu eşine ait 18.09.2014 ile dava tarihi 18.12.2014 tarihlerindeki belirlenen adreslerinden tespit edilen komşu tanıkları ile mahalle muhtar ve azaları dinlenmek suretiyle davacı ve boşanmış olduğu eşinin 18.09.2014 ile 18.12.2014 tarihleri arasında fiilen birlikte yaşayıp yaşamadıkları araştırılmıştır. Dinlenen tanıklardan davacıyı yakinen tanıyanlar davacı ile boşanmış olduğu eşinin birlikte yaşadıklarını doğrulamamış, her ne kadar davacı ve boşandığı eşinin aynı apartmanda yaşıyorlar ise de apartmanın farklı dairelerinde ikamet ettiklerini, davacının namazında Kuran'ında olduğunu, boşandığı eşinin ise alkolik olduğunu ve aralarının bu sebeplerden açık olduğunu beyan etmişlerdir. Bu şekliyle tüm dosya kapsamı neticesinde; davacının eşi ile aralarında ciddi anlaşmazlılar sebebiyle boşanmak zorunda kaldığı, davacının boşandıktan sonra boşandığı eşi birlikte yaşamadığı, boşandıktan sonra çocukları ile birlikte yaşamaya devam ettiği, oturdukları bina aynı olsa dahi aynı binanın farklı daire ve katlarında ikamet ettikleri, dolayısıyla 18.09.2014 ile 18.12.2014 tarihleri arasında da boşanılmış eşle fiilen birlikte yaşama olgusunun oluşmadığı kanaatine varılmış olup 22.10.2018 tarihli bozma ilamınında belirtilen hususlardan ötürü davanın kabulüne" karar verilmiştir. C. 2'nci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 01.04.2021 tarih, E.2021/2066, K.2021/4535 sayılı kararında; Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta ise de, bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 07.10.1990 gün 439-562; 19.02.1992 gün 635-82; 23.02.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. - 2008/632 K. ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. - 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır. Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira, mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur. Dairemizin 22.10.2018 tarihli 2018/4879 E., 2018/8337 K. sayılı bozma ilamında; “Dosya kapsamına göre, davacı ve boşanmış olduğu eşinin 18.09.2014 tarihine kadar birlikte yaşadıkları sabittir. Ne var ki, talebin kapsamına göre 18.09.2014 ile dava tarihi 18.12.2014 arası, davacı ve boşanmış olduğu eşine ait belirlenen tüm adreslerinde, komşu, kapıcı, yönetici, muhtar dinlenmek suretiyle birlikte yaşama olgusu araştırılmalı sonucuna göre karar verilmelidir.” şeklinde bozma nedenleri belirtilmiştir. Dairemizin önceki bozma ilamlarında da belirtildiği gibi, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun “Gelir ve Aylık Bağlanmayacak Haller” başlığını taşıyan 56 ncı maddesidir. Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Eldeki davada, bir önceki bozma ilamında belirtildiği üzere davacı ile boşandığı eşinin 18.09.2014 tarihine kadar -26.05.2009 - 18.09.2014 tarihleri arasında- birlikte yaşadıkları sabit kabul edilmiştir. Bozma ilamında bu kabul açıklıkça belirtilmişken; uyulan bozma ilamındaki kazanılmış haklara aykırı şekilde, uyuşmazlığın 18.09.2014 tarihinden sonraki dönem yönünden değerlendirilmesi gerekirken, 26.05.2009 - 18.09.2014 tarihleri yönünden davanın kabulü yerinde değildir. Ayrıca, 18.09.2014 tarihinden, dava tarihi olan 18.12.2014 tarihine kadar bozma ilamı doğrultusunda toplanan delillerden davacının boşandığı eşi ile ayrı yaşadığına dair delil toplanamadığından bu dönem yönünden de kabule dair hüküm kurulması isabetsiz" olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2022 tarih ve E.2021/208, 2022/147 sayılı kararı ile, "... Yargıtay Bozma ilamlarındaki gerekçelerden ötürü; 26.05.2009 - 18.09.2014 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın reddine, 18.09.2014 ile 18.12.2014 tarihleri arasındaki dönemde ise boşanılmış eşle fiilen birlikte yaşama olgusu oluşmadığından ve Yargıtay Bozma ilamında 18.09.2014 tarihi öncesindeki ve sonrasındaki dönem yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak karar verilmesi salık verildiğinden 18.09.2014 ile 18.12.2014 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın kabulüne" karar verilmiştir. E. 3'ncü Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 27.09.2022 tarih, E.2022/7662, K.2022/11320 sayılı kararında; "... Eldeki davada, Mahkemece verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, önceki bozma ilamında belirtildiği üzere davacı ile boşandığı eşinin 18.09.2014 tarihine kadar, 26.05.2009 - 18.09.2014 tarihleri arasında birlikte yaşadıkları sabit kabul edildiğinden bu tarihler yönünden verilen red kararı yerinde olmakla birlikte; borç dönemi olarak geriye kalan 2014/9-12 dönemine ilişkin olarak ise, aynı sandıkta oy kullandıklarına dair seçmen kayıtları, dinlenen tanık beyanları ve toplanan tüm deliller kapsamında davacının bu dönemde de boşandığı eşiyle birlikte yaşadıkları anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı" olduğu gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, uyuşmazlık konusu olan dönemde davacının ve boşanmış olduğu eşinin aynı sandıkta oy kullandıklarına dair seçmen kayıtları, dinlenen tanık beyanları ve toplanan tüm deliller kapsamından davacının tüm uyuşmazlık konusu olan dönem boyunca boşandığı eşiyle birlikte yaşadıkları" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, boşandığı eşiyle birlikte yaşamın söz konusu olmadığını, kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yetim aylığını sona erdiren Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.