(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/17561 E. , 2012/13220 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki (elatmanın önlenmesi) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, mülkiyeti Hazineye ait olan ... İlçesi, ... Mahallesi, 478 parselde kayıtlı, 2950 m2 yüzölçümlü taşınmazın 79…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/17561 E. , 2012/13220 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki (elatmanın önlenmesi) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, mülkiyeti Hazineye ait olan ... İlçesi, ... Mahallesi, 478 parselde kayıtlı, 2950 m2 yüzölçümlü taşınmazın 793,35 m2’lik kısmını, restoran ve çay bahçesi olarak kullanmak üzere, 2886 sayılı yasa kapsamında ihale ile kiraladığını, 09.05.2006 tarihli kira sözleşmesinin, kiralananın, Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına dair Yönetmelik Hükümlerine uygun olarak kullanılmadığı gerekçesi ile davalı tarafından feshedilerek, kiralananın tahliyesinin talep edildiğini, Oysa ki Kıyı Kanununa aykırı bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürerek, fesih işleminin haksız olduğunun tespitine ve muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, Kıyı Kanununa aykırılıktan dolayı sözleşmenin feshinin mümkün olmadığı gibi, sözleşmenin 11. Maddesinde düzenlenen ihtar koşuluna da uyulmadığı belirtilerek, davanın kabulüne, sözleşmenin feshine yönelik işlemin haksız olduğunun tespiti ile muarazanın giderilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı muarazanın men’i istemine ilişkin olup, davacı, sözleşmenin feshi için gerekli şartların bulunmadığını iddia etmiş, davalı ise, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı yapılaşma ve kullanım nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunmuştur. Anayasanın 43. maddesinde, Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetileceği, kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Anayasanın ilgili hükmüne dayalı olarak çıkarılan 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6. Maddesinde ise, kıyıların herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamayacağı düzenlenmiş, aynı maddede imar planı kararı alınması kaydıyla bunun istisnaları sayılmıştır. Yine 3621 sayılı yasanın uygulanmasına dair yönetmeliğin 13. Maddesinde de, onaylı uygulama imar planlarına göre kıyılarda yapılabilecek istisnai tesisler belirtilmiştir.