1. Hukuk Dairesi 2010/7675 E. , 2010/11079 K. "" MAHKEMESİ : ANKARA 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2009 Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 24. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.12.2009 gün ve 2008/176 - 2009/438 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 1.4.2010 gün ve 2579-3747 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu ipt…
**1. Hukuk Dairesi 2010/7675 E. , 2010/11079 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2009 Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 24. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.12.2009 gün ve 2008/176 - 2009/438 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 1.4.2010 gün ve 2579-3747 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; 1933 doğumlu olan miras bırakanın 15.3.2007 tarihinde öldüğü, mirasçıları olarak, davacı, davalı Y.., dava dışı eski eşi N..'den olma oğlu Aziz ile davalı eşi Y.'den olma M., K. P., R.ve Z.isimli çocuklarının kaldıkları, davacının, mirasbırakanın eski eşi A.'de olma oğlu, davalı Yeter'in ise miras bırakanın 3. eşi olduğu, diğer davalı A. ile davalı Y.'in akraba oldukları, miras bırakanın çekişme konusu 3 parsel sayılı taşınmazdaki 3 ve 9 nolu bağımsız bölümleri toplam 30.000,00 TL bedelle davalı Abdullah'a 13.2.2007 tarihinde satış yoluyla temlik ettiği, A.'ın Ankara Bala ilçesi Keklicek Köyünde ikamet ettiği, çekişme konusu taşınmazın Ankara Çankaya ilçesinde kain olup, halen 9 nolu bağımsız bölümde davalı Yeter'in oturduğu, diğer 3 nolu bağımsız bölümde davalı A.'ın tasarruf edip etmediğinin açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, miras bırakan tarafından davalı A.'a yapılan temliki işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, ileride davalı eş Yeter'e devrini sağlamak için yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.