6. Hukuk Dairesi 2012/5216 E. , 2012/9725 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ziynet ve Eşya Alacağı Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ziynet ve eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, ziynet ve çeyiz eşyalarının iadesine ilişkindir. Mahkemece ziynetler yönünden davanın kısmen kabulüne, çeyiz eşyaları yönünden…
**6. Hukuk Dairesi 2012/5216 E. , 2012/9725 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ziynet ve Eşya Alacağı Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ziynet ve eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, ziynet ve çeyiz eşyalarının iadesine ilişkindir. Mahkemece ziynetler yönünden davanın kısmen kabulüne, çeyiz eşyaları yönünden ise konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden ise husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, delillerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekili, dava dilekçesinde, mehir senedi ile bağışlanan eşyalarının teslim edilmediğini ve evinden kovularak otobüsle baba evine gönderildiğini, evden ayrılmak zorunda kaldığını, altınların ve eşyalarının davalıda kaldığını, iade edilmediğini belirterek ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesini ya da bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı iki bilezik dışında diğer ziynetlerinin davacının götürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı, temyize konu 5 adet bilezik ve 111 gr altının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.