2. Hukuk Dairesi 2019/6650 E. , 2019/10142 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, nafaka miktarları, velayet ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerl
**2. Hukuk Dairesi 2019/6650 E. , 2019/10142 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, nafaka miktarları, velayet ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2- Taraflarca açılan karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince verilen kararla 05.04.2008 doğumlu ortak çocuk ...'in velayeti anneye verilmiştir. Velayet düzenlemesi yapılırken; gözönünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararı” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1. 34.3/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Tarafların davayı kabulü de tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Somut olayda, 30.05.2016 ve 12.04.2016 tarihli sosyal inceleme raporları ile anne ve babanın velayet açısından durumu değerlendirilmiş ve çocuğun beyanı alınmış, mahalli mahkemece de bu raporlar dayanak alınmak suretiyle velayet konusunda hüküm tesis edilmiştir. Ancak, davacı-karşı davalı erkek tarafından 20.02.2019 tarihli dilekçe ile ortak çocuğun anne tarafından yanına bırakıldığı, annenin Almanya'ya yerleşeceği ve çocuğu yanında götürmeyeceği, bu nedenle de çocuğun eğitiminin devamı için kendisine mahkemece yetki verilmesi talep edilmiş, mahalli mahkemece bu talep kabul edilerek 26.02.2019 tarihinde erkeğe, çocuğun baba yanında okul kaydının yapılabilmesi için yetki verilmiştir. Bu sebeple, çocuğun baba yanında sürekli olarak bulunup bulunmadığı, annenin yurt dışına yerleşmesi halinde velayetin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirip getirmeyeceği hususları da araştırılarak, babanın yaşadığı yerde yeniden inceleme ve rapor istenilip; değişen koşullar da dikkate alınarak tüm deliller hep birlikle değerlendirilip, velayet konusunda bir karar verilmesi gerekirken; bu hususta eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3- Mahkemece verilen ilk hükümde; her iki davanın da kabulü ile, velayet anneye bırakılmış, çocuk yararına tedbir ve iştirak nafakası ile, kadın yararın aylık 170 TL tedbir ve aylık 200 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olup, verilen karar erkek tarafından temyiz edilmekle, Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; kadın hakkında vesayeti gerektirir bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma sonrası verilen ikinci kararda ise; her iki davanın da kabulü ile velayet anneye bırakılmış, çocuk yararına tedbir ve iştirak nafakası ile, kadın yararına aylık 170 TL. tedbir ve 10.000 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. İlk hükümde kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası davacı kadın tarafından temyiz edilmemiş, ilk hükümdeki miktarlar ve nafakanın irat şeklinde verilmiş olması yönünden davalı erkek yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde davalı erkek aleyhine, yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.10.2019 (Salı)