8. Hukuk Dairesi 2018/7763 E. , 2020/2040 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, vekil edeninin 215 ada 1 parsel ve 191 ada 13 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olan ...’ün mirasçısı olduğunu
**8. Hukuk Dairesi 2018/7763 E. , 2020/2040 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, vekil edeninin 215 ada 1 parsel ve 191 ada 13 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olan ...’ün mirasçısı olduğunu, 215 ada 1 parselin bir kısmına 215 ada 2 parsel maliklerinin babası (dedesi) davalı ...’ın parselde hak iddia etmek, tel kazık çekmek, fındık ocakları dikmek, ağaç kesmek ve haksız kullanmak suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek, davalıların müdahalelerinin menine, tel ve kazıkların kâline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın davacı vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce, davalı ...’in tüm temyiz itirazlarının reddedildiği, kararın davacı taraf lehine olarak “fındık ocağı dikmek, taşınmazda ağaç kesmek ve hak iddia etmeleri ileri sürülmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım talebini karşılar şekilde olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerektiği” belirtilerek bozulduğu; Mahkemece bozmaya uyularak devam eden yargılama neticesinde, davalılar ...,.... yönünden davanın kabulüne, 215 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 17.03.2015 tarihli raporuna ekli krokide yeşil renkte gösterilen 2662,95 m²'lik kısmına davalılarca yapılan müdahalenin önlenmesine, davalılar tarafından çekilen tel ve kazıkların kal'ine, diğer davalılar yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, dava konusu 215 ada 1 parselin fen bilirkişisinin 21.10.2011 tarihli raporunda yeşil ve kırmızı renkte gösterilen 142,48 m²'lik kısım yönünden mahkemenin 15.12.2011 tarih ve 2009/41 Esas, 2011/523 Karar sayılı ilamı Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup; hüküm, davalı ... ve diğer davalılar...,....,....tarafından temyiz edilmiştir. Dava, müdahalenin meni ve kâl istemlerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; davacının annesi olan miras bırakan ...'ün 3/8 hisse oranında maliki olduğu dava konusu 215 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile bir kısım davalıların paydaşı olduğu 215 ada 2 parsel sayılı taşınmazın komşu olduğu, bir kısım davalıların babası olan davalı ...’in dava konusu taşınmazın bir bölümüne müdahalede bulunduğuna ilişkin karar verildiği ve kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce kabule ilişkin verilen kararın isabetli bulunarak eksik inceleme sebebiyle kararın davacı yararına bozulduğu anlaşılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki; davalı tarafça ilk kararın temyizinde, temyiz konusu edilmeyen 191 ada 13 parsele yönelik itirazların, bozma ilamına uyularak verilen kararın temyizinde ileri sürülemeyeceğinden reddi gerekmiştir. Ayrıca Yargıtay 1. Hukuk Dairesi ilk kararda belirtilen 142,48 m2’lik müdaleye yönelik açıkça onama kararı vermediğine göre, Mahkemece kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle bu hususta yeniden hüküm kurulması gerekirken; kesinleştiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması yerinde olmamıştır. Öte yandan; meni müdahale davasının tapu kayıt malikine açılması şart değildir. Bu dava, müdahalede bulunana karşı açılır. Davacı her ne kadar ....’e karşı dava açmışsa da, yargılama safhasında davayı ....’e karşı açtığını belirtmiştir. Bilindiği üzere; mahkemenin bozma ilamına uymasıyla birlikte, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkeme de bozma ilamı gereklerini tam olarak yerine getirme yükümlülüğü altına girer. Ne var ki; eldeki olayda Mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini tam olarak yerine getirdiğini ve bozma ilamından sonra yaptığı inceleme, araştırmanın hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Şöyle ki; Mahkemece ilk kararda tecavüz teşkil ettiği tespit edilen ve 1. Hukuk Dairesi’nce isabetli bulunan 142,48 m2’lik müdahale dışında kalan, 19.03.2015 tarihli fen bilirkişisi raporu ve eki krokide yeşil renkle gösterilen 2669,95 m2’lik kısma davalılardan hangisinin ve ne şekilde müdahalede bulunduğu tespit edilmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bununla birlikte; 19.03.2015 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde yeşil ile boyalı olarak gösterilen 2669,95 m2’lik bölümde tel veya kazık olduğu belirtilmediği halde, çelişki oluşturacak şekilde hükümde çekilen tel ve kazıkların kâline karar verilmesi isabetli olmamıştır. O halde; Mahkemece yapılacak iş; yeniden yerinde tanıklar ve bilirkişiler eşliğinde keşif yapılması, müdahale teşkil eden ve kâle konu yerin açık ve net olarak tespit edilmesi, hangi davalının ne şekilde müdahalede bulunduğunun tereddüte yer vermeyecek biçimde belirlenmesi ve bu tespitlerin bilirkişi tarafından krokiye bağlanması sonrasında oluşacak sonuca göre karar verilmesi olmalıdır. SONUÇ: Davalı ... ve diğer davalılar ...,.... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde davalı ...'e, davalılar Ayşe ve müştereklerine ayrı ayrı iadesine 02.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.