(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/30214 E. , 2013/28644 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya ait iş yerinde 01.09.2005-03.05.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazm…
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/30214 E. , 2013/28644 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya ait iş yerinde 01.09.2005-03.05.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının işyerinde beş ayrı dönem itibari ile kesintili çalıştığını, her çalışma dönemi sonunda ilgili döneme ilişkin işçilik alacaklarının ödenerek iş sözleşmesinin tasfiye edildiğini, bu nedenle kesintili gerçekleşen çalışma sürelerinin bir bütün olarak kabul edilmeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının kesintili gerçekleşen ilk dört dönem çalışmasının ihbar ve kıdem tazminatı ödenerek sona erdirildiği, son dönem çalışması işverence haksız feshedilmiş ise de bu dönemdeki çalışma süresi bir yılın altında olduğundan kıdem ve yıllık izin ücret alacağına hak kazanamayacağı, ancak son çalışma dönemine ilişkin ihbar tazminatı talep edebilme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davacı taraf temyiz etmiştir. 1- Uyuşmazlık davalı işyerinde yapılan işin mevsimlik iş olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesine göre, çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Sözkonusu dönemler işin niteliğine göre ... veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer dönemlerinde iş sözleşmelerinin, ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektirdiği işler mevsimlik iş olarak değerlendirilir. Mevsime tabi olarak yapılan işlerde, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi, hizmet edimini ancak iş mevsiminde ifa etmekle yükümlüdür. Bir başka anlatımla, işçi ve işverenin iş sözleşmesinden ... ... borçları bir sonraki mevsim başına kadar askıya alınmaktadır. Mevsim sona ermiş olması iş sözleşmesinin bozulduğu anlamını taşımaz . İşçi mevsim başında işbaşı yapınca, tarafların askıda olan ... borçları yeniden aktif hale gelir. İşçi mevsimlik işlerde çalışmış ise mevsimlik olarak fiilen çalıştığı sürelerin toplamı dikkate alınarak ve bu sürelere göre kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. İşçinin askıda geçen süresi, fiilen çalışma olgusunu taşımadığından kıdemden sayılmayacaktır. Somut olayda, dosya içerisinde mevcut Ssosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde, davalı işveren tarafından çalışma kaydının beş ayrı dönem olarak kesintili bildirildiği görülmektedir . Davalı işveren her çalışma dönemi sonunda, işçinin hak kazandığı tazminat ve işçilik alacakları ödenmek sureti ile ilgili çalışma döneminin tasfiye edildiğini savunarak, dosya içerisine işçinin itirazi kayıtsız imzaladığı ibranameleri ibraz etmiştir. Davacı işçi ise deri iş kolunda sezon dönemleri arasında boşluk olarak isimlendirilen süreler bulunduğunu, boşluk dönemlerinde iş sözleşmesinin askıya alındığını ve sezonun başlaması ile birlikte çalışmanın devam edildiğini, bu durumun bir çalışma döneminin bitmesi diğerinin yeniden başlaması olarak kabul edilemeyeceğini, kesintili gerçekleşen toplam çalışma süreleri dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü açısından, işin mevsimlik olup olmadığının belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Mahkemece tanıkların bu husustaki beyanları tespit edilmeli, gerekirse ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından sorulmak ve uzman bilirkişilerden görüş alınmak sureti ile deri iş kolunda davacının fiilen gerçekleştirdiği işin mevsimlik iş olup olmadığı belirlenmelidir. Davacının mevsimlik işçi olarak çalıştırıldığı belirlendiği takdirde; davacının kesintili gerçekleşen toplam çalışma süresine göre hak kazandığı işçilik alacakları hesaplanarak, ibranameler kapsamında yapılan ödeme miktarları ilgili işçilik alacaklarından mahsup edilerek bakiye alacak miktarları üzerinden hüküm kurulmalıdır .Davacının çalıştığı işin mevsimlik olmadığı belirlendiği takdirde ise, şimdiki gibi karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olup bu husus bozmayı gerektirmiştir . 2- Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık ise ibranamelerin geçerliliği konusundadır. İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir Somut uyuşmazlıkta davalı vekili cevap dilekçesinde davacının fazla çalışma yapmadığını, ulusal ... genel tatil günlerinde çalışmadığını ve yıllık izinlerini kullandığını ileri sürmüştür. Bu işçilik alacakları yönünden savunma ile çelişkili ibranamelere değer verilmesi de hatalı olup, bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir . Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.