8. Hukuk Dairesi 2019/1240 E. , 2021/2423 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi İHBAR OLUNAN : DSİ Genel Müdürlüğü DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine ve Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; maliki Hazine olan, Batman ili, Merkez ilçesi, Suçeken köyü, 118 p…
**8. Hukuk Dairesi 2019/1240 E. , 2021/2423 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi İHBAR OLUNAN : DSİ Genel Müdürlüğü DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine ve Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; maliki Hazine olan, Batman ili, Merkez ilçesi, Suçeken köyü, 118 parsel sayılı taşınmazın DSİ tarafından kamulaştırma kapsamına alındığını, üzerinde bulunan 70 m2'lik ev, 12 m2’lik havuz ve 30 adet meyve ağacının vekil edenince yapıldığını belirterek muhdesatların tespitini talep ve dava etmiş, 08/07/2015 tarihli ıslah dilekçesiyle de; 118 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 20 m2’lik 1 adet betonarme banyo, 12,40 m2’lik havuz, 102,50 m2’lik taş duvarın, 36 m2’lik yer betonu, 48 m2’lik çardak, 10 m2’lik tel çit, 1 adet su kuyusu, 4 adet incir ağacı, 11 adet nar ağacı, 6 adet dut ağacı, 1 adet elma ağacı, 1 adet erik ağacı, 12 adet fıstık ağacı ve 3 adet asma ağacının vekil edenince yapıldığını açıklayarak, muhdesatların tespitini istemiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüyle, 118 nolu parsel üzerinde bulunan 20,00 m2’lik banyo, 12,40 m2’lik havuz, 48,00 m2’lik çardak, 36,00 m2’lik yer betonu, 102,50 m2’lik taş duvar, 10,00 m2’lik tel çit, 1 adet su kuyusu ile 4 adet incir ağacı, 11 adet nar ağacı, 6 adet dut ağacı, 1 adet elma ağacı, 1 adet erik ağacı, 12 adet fıstık ağacı, 3 adet asma ağacı olmak üzere toplam 38 adet ağacın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir. 1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115). Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, tarla nitelikli 118 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğu, tapu kaydında temlik tarihi olan 05.11.1969’da İmar ve İskan Bakanlığı lehine intifa hakkı oluşturulduğu, kamulaştırmadan kısmen etkilendiği, kamulaştırma yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi olmadığı, ayrıca tüm bunlara ek olarak 11/05/2015 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokinin denetime elverişli olmadığı, 118 parselin yerinin tam olarak belirlenemediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla; yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, 118 parselin neresi olduğunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, sonrasında kamulaştırma haritalarının getirtilerek davaya konu taşınmazın kamulaştırma alanı içerisinde kalıp kalmadığının saptanması, kısmen kamulaştırma alanında kalmaktaysa tespiti istenen muhdesatların kamulaştırmadan etkilenip etkilenmediği tam olarak belirlenip, aynı krokide ayrıntılı ve denetime elverişli olacak şekilde gösterilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de; Bütünleyici parça niteliğinde olmayıp, her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. O halde, somut olayda; mahallinde yapılan keşif sonucunda, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre; tespiti istenen ve Mahkemece kabulüne karar verilen, tel çitin sökülüp götürülebilecek mahiyette olması, afet evinin çevresindeki yer betonları ise tamamlayıcı ve iyileştirici mahiyette olması nedeniyle muhdesat niteliğinde değildir. Tespiti istenen bu kalemler yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek kabule karar verilmesi de isabetsizdir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.