Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/5913 E. , 2024/1010 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5913 Karar No : 2024/1010 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Üniversitesi VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … vasisi … VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İnönü Üniversitesi İlahiyat Lisans tamamlama öğrencisi olan da
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/5913 E. , 2024/1010 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5913 Karar No : 2024/1010 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Üniversitesi VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … vasisi … VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İnönü Üniversitesi İlahiyat Lisans tamamlama öğrencisi olan davacının, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9/1-a maddesi uyarınca yükseköğretim kurumundan çıkartılması cezası ile tecziye edilmesine ilişkin İnönü Üniversitesi Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; -işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan- 2547 sayılı Kanunun 54/a, 65/a-9 maddeleri ve bu maddeler uyarınca hazırlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin, kişinin yükseköğretim kurumunda öğrenci olduğu döneme ilişkin olarak düzenlendiği, davacının henüz öğrenci olmadığı bir dönemde işlediği fiiller sebebiyle verilen ve sonrasında kesinleşen mahkumiyet kararı esas alınmak suretiyle cezalandılamayacağı, davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği 04.03.2020 tarihi itibariyle davacının, ilgili disiplin mevzuatı kapsamında sayılabilecek bir üniversite öğrencisi statüsünün bulunmadığı, davacının İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi olduktan sonra suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek, üye olmak, örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek suçlarından verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, bu sebeple öğrencilik statüsü kazanılmadan öncesine ilişkin söz konusu mahkumiyet kararına dayanılarak Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9/1-a maddesinin uygulanması halinin Anayasa ile güvence altına alınan eğitim-öğretim hakkının ihlali sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, davacının yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; Anayasa Mahkemesinin 08/09/2022 tarih ve E:2022/54, K:2022/99 sayılı kararı ile; öğrencilere disiplin cezası verilmesi hususunda Yönetmeliğe yetki veren Kanun maddesinin (işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan 2547 sayılı Kanunun 54/a, 65/a-9 maddeleri) Anayasa'ya aykırı olduğuna karar vererek iptal edildiği, fakat kararın yürürlüğe giriş tarihinin dokuz ay sonraya ertelendiği, her ne kadar Anayasa Mahkemesi tarafından kararın yürürlüğe girmesinin dokuz ay ertelendiği görülmekte ise de; bu ertelemenin yargılaması devam eden işlemler açısından nasıl uygulanması gerektiğinin de tartışılması gerektiği, şöyle ki; Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarda yasa koyucunun yeniden düzenleme yapabilmesini sağlamak amacıyla ve iptal edilen yasal düzenleme nedeniyle hukuki bir kaos yaşanmaması için bazen verdiği kararların yürürlüğünü erteleyebildiği, ancak bu, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen yasal düzenlemeye göre yapılan işlemlerin hukuka uygun olmasını sağlamayacağından Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar ve gerekçesinin yargı organları tarafından derhal dikkate alınması gerektiği, Anayasa Mahkemesi tarafından Yükseköğretim öğrencilerine disiplin cezası verilmesi konusunda Yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi veren Kanun maddesinin iptali sonrasında yasa koyucu tarafından dokuz aylık sürede yeniden düzenleme yapılsa dahi, yeni düzenlemenin, Anasaya Mahkemesi kararından önce yönetmelik hükümleri esas alınarak tesis edilen işlemleri hukuka uygun hale getirmeyeceğinden; devam eden davalar yönünden Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesi için tanınan dokuz aylık sürenin bekletici mesele yapılmasının bir gereği olmadığı kanaatine varıldığı, bu nedenle ve özetle; kanuni bir dayanak olmaksızın veya verilen cezaların kanuni dayanaklarının sonradan ortadan kalkması halinde ceza verilemeyeceği veya verilen cezaların kanuni dayanaklarının sonradan ortadan kalkması halinde cezaların ortadan kaldırılması gerektiği gözönüne alındığında; davacıya disiplin cezası verilmesine dair olan işbu dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı sebebiyle kanuni dayanaktan yoksun hale geldiği anlaşıldığından; dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptaline yönelik yerel mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar hukuka uygun bulunduğundan, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davası neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…- K:… sayılı kararıyla davacının 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın 04.03.2020 tarihinde kesinleştiği, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9/1-a maddesine istinaden yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası verildiği, tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, eğitim hakkının anayasal bir hak olduğu, üniversiteye kayıt tarihinden itibaren yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra işlemin tesis edildiği, ölçülülük sınırının aşıldığı, işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dava; İnönü Üniversitesi İlahiyat Lisans tamamlama öğrencisi olan davacının, yükseköğretim kurumundan çıkartılması cezası ile tecziye edilmesine ilişkin İnönü Üniversitesi Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 42.maddesinde, "kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı, öğrenim hakkının kapsamının kanunla tesbit edilip düzenleneceği", 124.maddesinde ise, "Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulamasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarılabileceği" hükmü yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 5. maddesinde, yükseköğretimin, hangi ana ilkeler doğrultusunda planlanıp programlanacağı düzenlenmiş; aynı maddenin (e) bendinde; yükseköğretimde imkan ve fırsat eşitliğini sağlayacak önlemlerin alınacağı hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, anılan Kanunun "Yükseköğretime giriş ve yerleştirme" başlıklı 45. maddesinde, yükseköğretime giriş ve yerleştirme işlemlerinin nasıl yapılacağı düzenlenmiş; (a) bendinde de; "Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun -işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan- 54/a maddesinde de, Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan, bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim mensuplarının şeref ve haysiyetine veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı dışı davranışlarda bulunan ve anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları verileceği düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanunun 65.maddesinde ise "öğretim elemanları, memur ve diğer personel ile öğrencilerin disiplin işlemleri ile ilgili hususların Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği" hüküm altına alınmıştır. 2547 sayılı Kanun kapsamında çıkarılan 18.08.2012 tarihli ve 28388 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin "Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları" başlıklı 9. maddesinde "Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek" yükseköğretim kurumundan çıkarılmayı gerektiren eylemler arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; "Anayasa Mahkemesinin 08/09/2022 tarih ve E:2022/54, K:2022/99 sayılı kararı ile; öğrencilere disiplin cezası verilmesi hususunda Yönetmeliğe yetki veren Kanun maddesinin (işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan 2547 sayılı Kanunun 54/a, 65/a-9 maddeleri) Anayasa'ya aykırı olduğuna karar vererek iptal edildiği, fakat kararın yürürlüğe giriş tarihinin dokuz ay sonraya ertelendiği, davacıya disiplin cezası verilmesine dair olan dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı sebebiyle kanuni dayanaktan yoksun hale geldiği, cezaların kanuni dayanaklarının sonradan ortadan kalkması halinde cezaların da ortadan kaldırılması gerektiği, bu nedenle de dava konusu işlemin hukuka aykırı hale geldiği " yönünde hüküm kurulmuşsa da, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ''Anayasa Mahkemesinin kararları'' başlığını taşıyan 153. maddesinde, ''Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.'' kuralı yer almıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 22.01.1990 tarih ve 20410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12.12.1989 tarih ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında; ''Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.'' ifadeleri yer almıştır. 2547 sayılı Kanunun 54/a, 65/a-9 maddeleri Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş ise de; söz konusu hükümlerin dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olduğu ve Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi gereği, davaya konu uyuşmazlığa uygulanması gerektiği açıktır. Bununla birlikte; mevzuat hükümleri ile koruma altına alınan eğitim ve öğretim hakkının kapsamının sınırlarının kanunla belirlenebileceğinin Anayasanın amir hükmü ile açıkça belirtildiği, ayrıca 2547 sayılı Kanunda yükseköğretim kurumlarınca giriş ve yerleştirme işlemlerinin imkan ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla yürütüleceğinin hüküm altına alındığı açıktır. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Yasanın 54/a maddesi irdelendiğinde disiplin cezası verilecek öğrencilerin, yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan, bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim mensuplarının şeref ve haysiyetine veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı dışı davranışlarda bulunan ve anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden öğrenciler olarak belirtildiği görülmekte olup, yükseköğretim kurumu öğrencisinin öğrenci kaydı yapılmadan ve henüz öğrencilik sıfatı kazanılmadan önceki döneme ilişkin eylemleri ile bu eylemlerle alakalı olarak kesinleşen mahkumiyet kararlarına yönelik herhangi bir disiplin cezasının kanunda öngörülmediği açıktır. Dava dosyasının incelenmesinden, davacının İnönü Üniversitesi İlahiyat Lisans tamamlama öğrencisi olduğu, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…- K:… sayılı kararıyla davacının 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın 04.03.2020 tarihinde kesinleştiği, anılan Mahkeme kararında davacıya isnat edilen suç tarihinin 20.03.2018 tarihi olduğu, davacının okula kayıt tarihinin ise 14.10.2020 olduğu, dolayısıyla davacının okula kayıt yaptırmadan ve henüz öğrenci olmadığı bir dönemde işlediği fiilden dolayı Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca disiplin cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; 2547 sayılı Kanunun 54. maddesinin ve bu madde uyarınca hazırlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin, kişinin yükseköğretim kurumunda öğrenci olduğu döneme ilişkin olarak düzenlendiği anlaşıldığından, davacının henüz öğrenci olmadığı bir dönemde işlediği fiiller sebebiyle verilen ve sonrasında kesinleşen mahkumiyet kararı esas alınmak suretiyle tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu durumda, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararı neticesi itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 29/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.