11. Hukuk Dairesi 2019/3061 E. , 2020/1179 K. "" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/03/2018 tarih ve 2016/90 E- 2018/85 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 12/04/2019 tarih ve 2018/935 E- 2019/452 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve…
**11. Hukuk Dairesi 2019/3061 E. , 2020/1179 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/03/2018 tarih ve 2016/90 E- 2018/85 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 12/04/2019 tarih ve 2018/935 E- 2019/452 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2007 yılında kurulmasının ardından depolama sektöründe kalitesi ve güvenirliği ile lider konuma geldiğini, hem ticaret unvanı hem de ürün ve hizmet markası olarak kullandığı “pratik depo” ibaresini 2007 24632, 2008 56482, 2004 46553, 2007 24635, 2007 24634, 2007 24636, 2007 24633 sayılarla tescil ettirdiğini, markayı ülkemizde tanınmış ve meşhur hale getirdiğini, davalı şirketin müvekkiline ait marka ile "www.google.com" internet sitesine reklam verdiğini, kullanıcılar tarafından arama motoruna “pratik depo” ibaresi yazıldığında öncelikli olarak davalı şirkete ait internet sitesinin üst sıralarda çıkmasını sağladığını, bu yolla “pratik depo” markası ile depolama işlemlerinin sanki davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği intibaının yaratıldığını, izinsiz olarak kullanılan ve müvekkili şirketin meşhur hale getirdiği marka ile yaratılmış olan bu aldatıcı etki sayesinde müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiğini, ayrıca davalı şirketin müvekkilinin sahip olduğu ticari imkânları kendisininmiş gibi göstererek haksız kazanç sağladığını, bu durumun TTK'nın 54. maddesi uyarınca haksız rekabet ve 556 sayılı KHK’nın 61. maddesi gereğince marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, hükmün ilanına, 10.000 TL manevi ve 10.000 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.