Ceza Genel Kurulu 2021/413 E. , 2022/485 K. Mahkemesi:Ceza Dairesi Suça sürüklenen çocuk ...’nın maktul ...’ye yönelik kasten öldürme suçundan TCK’nın 37. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 81/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten TCK’nın 37. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 81/1, 35 ve 31/3. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki hüküm yönünden TCK’nın 5…
**Ceza Genel Kurulu 2021/413 E. , 2022/485 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi:Ceza Dairesi Suça sürüklenen çocuk ...’nın maktul ...’ye yönelik kasten öldürme suçundan TCK’nın 37. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 81/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten TCK’nın 37. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 81/1, 35 ve 31/3. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki hüküm yönünden TCK’nın 53 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.02.2019 tarihli ve 250-68 sayılı hükümlere yönelik olarak suça sürüklenen çocuk müdafisinin istinaf talebinde bulunması üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 25.06.2019 tarih ve 2733-1868 sayı ile; “Müşteki ...'un yaralanmasının niteliğine ilişkin olarak TCK'nın 86, 87. maddeleri kapsamında Adli Tıp Şube Müdürlüğünden ayrıntılı rapor alınarak, sonucuna göre gerektiğinde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken, içeriği itibarıyla hüküm kurmaya elverişli olmayan adli raporlarına dayanılarak hüküm kurulması, B- Kabule ve uygulamaya göre de; 1- Suça sürüklenen çocuğun maktule ve müştekiye yönelik eylemleri kapsamında yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 31/3. maddesi uyarınca uygulama yapılırken, gerek ceza süreleri, gerekse indirim oranı yönünden, aynı maddenin 5377 sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki hâli de nazara alınmak suretiyle tespit edilecek lehe Kanun’a göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Suça sürüklenen çocuğun müşteki ...'a yönelik öldürmeye teşebbüs eylemi nedeniyle TCK'nın 35. maddesinin uygulanması sırasında, hiç isabet bulunmayan hâllerde uygulanması gereken alt sınırdan uygulama yapılarak eksik ceza tayini, 3- Suçu işlediği tarihte 18 yaşını doldurmayan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 53/4 maddesi uyarınca, aynı maddenin birinci fıkra hükmünün uygulanamayacağının gözetilmemesi, 4- 10.09.2001 tarihli iddianamede adli emanete alındığı belirtilen eşyalar hakkında karar verilmemesi, 5- Gerekçeli karar başlığında yargılamanın Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla yapıldığının belirtilmemesi, ayrıca katılanlar ... ve ... ile müşteki ...'un adlarının ve sanığın tutuklama tarihinin yazılmaması,” isabetsizliklerinden bozulmasına, aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından suça sürüklenen çocuğun sonuç ceza süreleri bakımından kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmiştir. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince 31.10.2019 tarih ve 226-320 sayı ile; suça sürüklenen çocuk ...’nın maktul ...’ye yönelik kasten öldürme suçundan 765 sayılı mülga TCK’nın 448, 55/3, 33 ve 40. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten 765 sayılı mülga TCK’nın 448, 62 ve 55/3. maddeleri ile CMK 307/4 maddesi gereğince 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki hüküm yönünden 765 sayılı mülga TCK’nın 33 ve 40. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir.Bu hükümlere yönelik olarak suça sürüklenen çocuk müdafisi, katılan ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 10.02.2020 tarih ve 5333-421 sayı ile; ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 226-320 sayılı hükümlerinin CMK'nın 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına; suça sürüklenen çocuk ...’nın maktul ...’ye yönelik kasten öldürme suçundan TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 81/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 11 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 81/1, 35/2 ve 31/3. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki hüküm yönünden TCK’nın 63. maddeleri mahsuba ve TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsadereye hükmedilmiştir. Hükümlerin suça sürüklenen çocuk müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.01.2021 tarih ve 4604-67 sayı ile;"Suça sürüklenen çocuğun maktul ...’ye yönelik eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu, mağdur ...’a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten ise beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiş,Daire Üyesi.; "Suça sürüklenen çocuğun maktul ...’ye yönelik eyleminin kasten öldürme suçuna teşebbüsü oluşturduğu,", Daire Üyesi . ise; "Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı düşüncesiyle," karşı oy kullanmışlardır.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise; 07.04.201 tarih ve 65644 sayı ile;“...Suça sürüklenen çocuk ...'nin, maktul ...'ye yönelik kasten öldürme ve mağdur ...'a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüse yardım eden olarak katıldığının kabulüyle cezalandırılması gerektiği,” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 28.09.2021 tarih ve 8004-12844 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI ...ve ... hakkında dava zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararları istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme suça sürüklenen çocuk ...'nin, ...'ye yönelik kasten öldürme ve ...'a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuk ...'nin, maktul ...'ye yönelik kasten öldürme ve katılan ...'a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüse iştirakinin bulunup bulunmadığı; iştirak ettiğinin kabulü hâlinde TCK’nın 37. maddesi kapsamında fail olarak mı, yoksa TCK’nın 39. maddesi kapsamında yardım eden olarak mı iştirak ettiğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından;23.07.2001 tarihli olay yeri inceleme raporunda; “23 Temmuz 2001 tarihinde saat 08.30 sıralarında . – .Jandarma Karakol Komutanlığına bağlı ... köyü yaylası arasında kalan ... mevkisinde av tüfeği ile adam öldürme olayının 156 imdat telefonuna ihbar edilmesi üzerine, yeteri kadar kuvvetle saat 08.45'te emrindeki görevli ekip ile hareket edildi. Olay mahallinin yakınlan olan ...ilçesine bağlı ... köyü yaylasına araçlarla gelindi. Olay mahalline araçların yardımıyla gidilemediğinden yaklaşık iki saat yaya yürüyüşten sonra olay yerine gelindi. Olay mahalline gelindiğinde dere yatağında yerde sırtüstü cansız vaziyette yatan bir şahsın etrafında gezen kadın ve erkek bir grup topluluğun bağrıştıkları, şahsı elledikleri görüldü. Olay mahallinde bulunan topluluk dağıtıldıktan sonra gerekli emniyet tedbirleri alındı. Olay mahallinde cansız vaziyette yatan şahsın kalp atışının ve nabzının atmadığı, tırnaklara basınç uygulandığında tepki vermediği, şahsın ölü olduğu görüldü. Şahsın üzerinden kimliğinin çıkmadığı, olay mahallinde bulunan şahsın yakınları ile yapılan görüşmede maktulün Sefer ve Cemile'den olma 1981 doğumlu ... ili, . ilçesi, . köyü nüfusuna kayıtlı ... olduğu tespit edildi. Maktul ...’nün ayakları kuzeye, baş tarafı güney istikamete doğru,üzerinde siyah naylon mont, kot pantolon ve ayağında spor ayakkabı, 165 cm boylarında 60-65 kg ağırlığında, kahverengi saçlı, kahverengi gözlü, buğday tenli olduğu görüldü. Olay yerinde yapılan inceleme ve araştırmada; olay mahallinin . kasabasına bağlı . ile ... sırtlarının arasında kalan ... deresinde meydana geldiği, dere yatağının kuru olduğu, maktulden 20 metre mesafede bir adet naylon beyaz renkli fişek tapası, 55 metre uzaklıkta otların arasında 2 adet boş av tüfeği fişeği bulunduğu, fişeklerin bulunduğu yerden 10 metre mesafede patika yol üzerinde l adet içilmiş yazısız sigara izmariti, olay mahallinde bulunan boş av tüfeği fişeği ile sigara izmariti arasında kalan mesafede patika yol üzerinde taşlar üzerine sıçramış küçük kan lekelerinin olduğu görüldü. Elde edilen bu deliller fotoğraflanarak muhafaza altına alındı. Olay mahallinde detaylı bir arama ve taramadan sonra yukarıda belirtilen delililerden başkaca iz ve emareye rastlanmadı. Olay mahallinde söz konusu olayda kullanıldığı iddia edilen ruhsatsız olduğu tespit edilen av tüfeğine rastlanılmadı.” ibaresine yer verildiği, 23.07.2001 tarihli olay yeri inceleme, ölü muayene ve otopsi tutanağında; “...Sol koltuk altının yaklaşık 8 cm altında, altıncı interkostal aralıkta, bundan 1 cm uzaklıkta, 1 cm yükseklikte aksiller fossanın posterior kenarında 1x1 cm’lik muhtemelen mermi giriş deliği olan kanamalı alanlar mevcut, sağ areola mammae bölgesinde 2x1 cm’lik ekimozal alanda ve altında saçma tanesi bulunduğu, palpasyon ile tespit edildi ve çıkartıldı, sağ fossa aksillar anterior kenarından 2 cm aşağıda mermi çıkış deliğine uyan 5 mm’lik ve tam karşısına uyan bölgede kolda epidermis sıyrığı mevcut, sol kol radiusunda, orta kısmında dış yüzde epidermis sıyrığı ve muhtemelen fraktür olabileceği kanısına varıldı, sağ spakula sırtta sağ spakula alt kenarında 3x1 cm’lik ekimotik bir alan mevcut, bu bulgulara dayanarak giriş ve çıkış deliklerini göze alarak şahsın kalp ve akciğerinin hasar gördüğü, bunlara bağlı olarak da hipovolamik şoka bağlı olarak dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu şahıs eks olmuştur, klasik otopsiye gerek yoktur.” tespitlerine yer verildiği,Jandarma Genel Komutanlığı Bölge Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 17.09.2001 tarihli raporda; olay yerinden elde edildiği belirtilen 12 numara iki adet av fişeği kartuşunun iki ayrı silahtan veya iki ayrı namludan atıldıklarının bildirildiği,... Adli tıp Şube Müdürlüğünce katılan ... hakkında düzenlenen 20.09.2019 tarihli raporda; “... hakkındaki evrak tetkik edildi. (1) ... Devlet Hastanesinin 23.07.2001 tarih ve 4236 sayılı genel adli muayene raporunun incelenmesinde; şahsın yapılan muayenesinde sol paravertebral bölgede 1x1 cm'lik kanamalı cilt erozyonu, sol tibia arkasında 1x1 cm'lik kanamalı cilt erozyonu belirtilmektedir. (2) ... Devlet Hastanesinin Genel Cerrahi Uzmanı tarafından düzenlenen 05.10.2001 tarih ve 1801 sayılı genel adli muayene raporunun incelenmesinde; hastanın sol lomber bölgesinde ateşli silah giriş deliği yarası ve sol bacak topuk üzerinde giriş deliği olduğu, ameliyata alındığı, kolonda 3 adet perforasyon tespit edildiği, kanamanın temizlendiği, perforasyonun kapatıldığı belirtilmektedir. (...) ...'un eldeki tıbbi belgelerinin incelenmesi ve Şube Müdürlüğümüzde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen 23.07.2001 tarihinde meydana geldiği belirtilen yaralanmasına bağlı yukarıda kayıtlı mevcut bilgi ve bulgulara göre yaralanmasının; yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1), orta (2-3), ağır (4-5-6) olarak sınıflandırdığında; şahısta saptandığı belirtilen kırığın hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun” ifade edildiği,Anlaşılmaktadır.Katılan ... Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla; “Ben... köyünden sürü sahibi ...’ı tanımıyorum. Sonradan isimlerinin ... ve .r olduğunu öğrendiğim ...’ın çobanlarını ise ilk defa olaydan yaklaşık 15 gün önce ... mevkisinde gördüm. ... mevkisinde ben köyümüzden ., ... ve ... ... ile birlikte sürülerimizi otlatıyorduk. Bir ara sohbet etmek ve çay içmek amacıyla bir araya gelmiştik, bu sırada adının sondadan .olduğunu öğrendiğim şahıs yanımıza geldi ve bizi ‘Neden davarınızı buraya getirdiniz, çay içmeyi bırakın, davarınızı buradan sürün yoksa sizi öldürürüz.’ diye tehdit etti. Yaklaşık 5, 10 dakika sonra da ağabeyi ... olduğunu sonradan öğrendiğim şahıs omuzunda çifte kırma av tüfeği olduğu hâlde yanımıza geldi. .’e hitaben ‘Niçin buralara sürünü getiriyorsun, ayıp değil mi?’ dedi. . ise ...'ın arkadaş olması vesilesi ile kendisini sakinleştirdi. Bunun üzerine.’e hitaben beni ... ve ... ...’ı göstererek ‘Sen olmasaydın, bunları vururdum.’ dedi ve tüfeğini kırarak içindeki dolu mermileri bize gösterdi. ... ve kardeşi . bize hitaben ‘Eğer şimdi . burada olsaydı sizi dinlemezdi, sizi vururdu.’ dedi. Bunun üzerine .'in isteğiyle, ben, ... ve ... ... sürülerimizi alarak oradan uzaklaştık. Ancak . ...’ın arkadaşı olması nedeniyle bir müddet daha yanında kalarak kendisiyle konuştu. Yaklaşık bir saat sonra ben . ile görüştüm bu esnada ikizimden başka kimse yoktu, . bana ...’ın kendisine hitaben ‘Eğer sen olmasaydın, seni tanımasaydım ben bunları yani.’yü, ...’u ve ... ...'ı öldürürdüm.’ şeklinde söz söylemiş. Olay gününe ilişkin benim görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Olayın tanığı olan ... ...'ın anlattığına göre olay esnasında . kardeşim olan maktul ...'ye sopa ve yumrukla vurmuş, daha sonra ise ...av tüfeği ile ateş ederek öldürmüş, benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir.”,Mahkemede; “Bu olaydan yaklaşık 15 gün kadar önce ... mevkisinin üst tarafında bulunan yerde yanımda ., ... ve .isimli çobanlar da bulunduğu hâlde sanık .'in çobanlarından önce ., 5-10 dakika sonra da ...yanımıza geldi, bulunduğumuz yer . kasabasının sınırları dâhilinde bulunmasına rağmen ‘Buradan çekin gidin yoksa sizi vururuz.’ dediler ve bize dolu mermi gösterdiler. ...'ın elinde de bir çifte, av tüfeği vardı, hatta bize sanık İsmail'i kastederek ‘Ağam burada olsaydı sizi derhâl vururdu, bize de buraya kim gelirse onları vurun öldürün diye söylemişti.’ dediler, ben kardeşimin ölümüyle sonuçlanan bu olayı görmedim ancak kardeşimin ve mağdur ...'in sanık .'in talimatı doğrultusunda öldürülmüş olabileceğini düşünüyorum. Sanıklardan davacı ve şikâyetçiyim”,Bozmadan sonra Mahkemede; “Ben maktulün abisiyim. Benim kardeşimin hiç suçu yoktu. Bunların ele başı abisi ve ...'dır. Bu işi de beraber yapmışlardır. ... da en az bunlar kadar suçludur. Bizler kardeşimi vuran ve iştirak eden tüm sanıkların cezalandırılmasını talep ederiz. Şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır. Sanıklar kardeşimi sırf vurmak için gitmiştir. Sanık sahte kimlik ile birlikte 20 sene kaçmıştır. Sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini talep ederim.” Katılan ... Mahkemede; “Bu olaydan yaklaşık 15 gün kadar önce ben, ., ... ... ve ... olduğu hâlde ... mevkisinin üst tarafındaki yerde hayvanlarımızı otlatıyor ve çay içiyorduk, sanık İsmail’in çobanları ... ve . yanımıza geldiler, bize ‘Buralarda hayvan otlatmayın, eğer otlatırsanız sizi vururuz, sanık İsmail'i kastederek ‘Ağam oraya hayvan getiren sürülerin çobanlarını vurun şeklinde bize talimat verdi, hatta kendisi burada olsaydı sizi vururdu.’ şeklinde sözler söylediler, tehdit ettiler. Olay tarihinde ben ... mevkisinin üst tarafında, tepede sürümü otlatıyordum, ölen ... de benden daha aşağıda sürüsünü otlatıyordu, seslere doğru aşağı baktığımda sanık .i'nin ...’yü dövdüğünü gördüm. Vardığımda maktulün başından kan akıyordu, kolu da kırılmıştı ona yardım ettim, bu sefer sanık Zahir sopayla bana da vurdu, hatta beni dövdü elinden kurtuldum yukarı doğru kaçtım, ondan 15-20 metre uzaklaştığımda bulunduğum yere 100-150 metre uzaklıktaki bir yerden av tüfeğiyle ateş edildi, bacağımdan yaralandığımda bana ateş edildiğini anladım. Yaralanmam üzerine beni vurdunuz diye bağırdım, hemen akabinde bir el daha ateş edildi, benden epeyce uzakta bulunan maktul ...'ye isabet etti ve ... hemen bayılıp düştü, ben daha yukarıda bulunan arkadaşım ... ...'ın yanına gittim, ona ‘Yaralandım, beni hastaneye, eve götür.’ dedim eve gittik oradan da hastaneye götürdüler. Ben ...'in akıbetini o esnada bilmiyordum. Yaralandığımda ve bulunduğum yerden 100-150 metre uzaklıktan bana ateş edilmişti 200-250 metre daha uzaklıkta da 3 kişiyi gördüm, içlerinden birisinin sanık .olduğunu anladım ama diğer iki kişinin kim olduğunu fark edemedim. O gün 3 kişinin kim olduğunu bilememekle birlikte 2. kişinin Zahir'in ağabeyi ...olduğunu biliyorum, bizim yanımıza geldiklerinde sürüsü orada yoktu, öyle zannediyorum ki o gün bizi dövmek ya da öldürmek, zarar vermek için gelmişler, sabahtan itibaren sanık ...'ın sürüsünü o civarda görmedim, bu hadise meydana geldiğinde sabah saat 07.30-08.00 sularıydı, kavga etmemiz nedeniyle ben daha önceden söylediğim gibi sanık .’yi tanıdım, yanında bulunan diğer iki kişiyi tanımadım, hem yaralıydım, hem de aramızda 200-250 metre mesafe vardı, diğer iki kişinin kim olduğunu bilmiyorum, huzurda bulunan sanık ...’ı da bugüne kadar görmemiştim, 3 kişiden birinin o olup olmadığını da bilmiyorum, ayrıca arkadaşım ... ...’ın sanıkları görüp görmediğini bilmiyorum. Ben bugüne kadar herhangi bir yerde i ifade vermedim”,Bozmadan sonra Mahkemede; “Vermiş olduğum tüm beyanlarımı tekrar ederim. Olay nedeniyle çalışamamaktayım. Benim çocuklarım mağdur durumdadır. Benim ayağım ve kaburgam kırıldı, sol tarafımdan isabet aldım. Kurşun bağırsaklarıma da zarar vermiştir. Şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır.”,Tanık ... ... Kollukta; “Ben hâlen ... köyünde . isimli sürü sahibinin yanında yaklaşık üç aydan bu yana çobanlık yaparım. 22.07.2001 tarihinde ben ve yanımda bulunan sürü sahibi.'un oğlu ... ve diğer sürü sahibi ...'nün kardeşi ... ve .simli şahsın sürüleri ile birlikte, akşam 21.00 sıralarında bulunduğumuz ... köyü yaylasında hep beraber çıkarak araziye gittik. Akşam hep beraber arazide ... mevkisinin üst tarafında kaldık. Geceleyin yanımıza kurt gelir diye arkadaşım ... tekli kırma av tüfeğini yanına aldı. Bu av tüfeği babası .'a aittir Devamlı araziye gittiğimizde yanına alıyordu. Yanında da cebinde iki adet dolu fişek vardı. Sabah yani 23.07.2001 tarihinde saat 07.00' de kalkarak sürülerimizi hep beraber ... köyü sınırlarından çıkartarak . kasabasına ait ... deresine, güneydeki büyük dağın yamacına götürdük. Yanımızda .isimli arkadaşımız ‘Ben .'a gideceğim.’ diyerek ayrıldı. Burada sürüleri otlatırken derenin yamacına... köyündeki ... isimli eski muhtarın çobanları . ile kardeşi .yanımıza doğru geldiler. Arkadaşım ... dereden bize doğru bağırarak ‘Gelin bunlar beni dövüyor.’ dedi. ... hemen kavganın olduğu yere gitti ve ben de koşarak peşlerinden yanlarına gittim. ...'yü kurtararak ellerinden aldık ve dereden yukarıya doğru yürümeye başladık. ...'un yüzünden kan akıyor. Arkamızdan . elindeki çifte av tüfeğini bize doğru doğrultarak ‘Kaçmayın, ...’in elindeki tüfeği bize verin’ deyince ... elindeki av tüfeğini ...’ye verdi. ... de silahı sanıklara doğru atarak yürümeye devam etti. Ben ...’in yanında ve arkamızda ... ile birlikte yürüyorduk, ... bana sol kolunu göstererek kavga sırasında sol kolunu kırdıklarını söyledi. Bu esnada arkamızdan . elindeki çifte av tüfeğini doğrultarak ...’a arkasından bir el ateş etti. ... ‘Vuruldum.’ dedi. Hemen arkasından bir el de ...’ye ateş etti. ... hemen olduğu yere düştü. Biz de sanıklara ‘Bizi vurdunuz.’ deyince sanıklar da ‘Gelin yanımıza seni de vurayım.’ diye konuştular ve ...’nün yere attığı tekli av tüfeğini alarak dereden aşağıya doğru giderek sürülerini alıp götürdüler. Ben de arkadaşım ... ve ... yaralandıkları için hemen yanlarından uzaklaşarak yaylaya çadırlarımıza giderek ...'in annesine haber verdim. Yayladan şahıslar gelerek ...’i eşekle yaylaya götürdüler; ... ise olay yerinde ölmüştü. ...’a ve ...’ye elindeki çifte av tüfeği ile ateş eden iki kardeşten büyüğü olan sakalı bulunan . isimli ...’ın çobanıdır. Diğer sanığın elinde av tüfeği yoktu, bizim olayda yere attığımız ...’a ait tüfeği almıştı. .'in kardeşi ... ile kavga ediyordu. .de olay yerinde elinde av tüfeği ile bekliyordu. Yanlarında başka üçüncü bir şahıs yoktu. Nizamettin iki el ateş etti. Sanıklar ...’nün kolunu zannediyorum taş ile vurarak kırmışlardı. Olay tarihinden yaklaşık 15 gün önce Nizamettin ve kardeşi ile yaylada hayvan otlatırken tanıştık. Beraber oturduk çay içtik. . o esnada bize ‘... deresinden öbür tarafa gelmeyin, hayvanlarınızı buraya getirmeyin.’ demişti. O zaman da yine Nizamettin’in elinde çifte av tüfeği görmüştüm. Bizim hayvanları otlattığımız yerin Nizamettin isimli çoban kendilerine ait olduğunu ve bizim buraya gelmemizi söylemişti. Biz olay esnasında sürülerimizi kendimize ait ... köyü yaylasından çıkartarak ... yamaçlarına götürmüştük. Bu mevki de ... yaylasına ait değildir. ...köyünden ...’ın çobanları tahmin ediyorum bizim sürüleri sınırımızdan çıkararak ... mevkisine getirmemizi istemiyorlardı, bu nedenle kavga oldu ve olayın sebebi budur. Ben olayda herhangi bir şekilde zarar görmedim, kimseden de şikâyetim yoktur, ...’u yaralayan ve ...’yü av tüfeği ile vuran iki kardeş çobandan büyüğü ve sakalı bulunan . isimli şahıstır. Ateş ettiğini gözümle gördüm.”,Cumhuriyet Başsavcılığında; “Ben hâlen ... köyünde,. isimli sürü sahibinin yanında yaklaşık 3 aydan beri çoban olarak çalışmaktayım. 22 Temmuz 2001 tarihinde ben .'un oğlu ... ve ... ile birlikte akşam saat 20.00 sıralarında ... köyü yaylası olan ... mevkisine çıktık. ..., kurt veya yabani hayvan olabilir diye babasına ait tek kırma av tüfeğini yanına aldı, yanında iki adet dolu fişek de vardı. 23 Temmuz 2001 tarihinde sabah saat 07.00 sıralarında sürülerimizi . kasabasına ait ... deresi güneyindeki . yamacına götürdük, yukarıda söylemeyi unuttum yanımızda . isimli arkadaşımız da gelmişti ancak ‘Tercan’a gideceğim.’ diyerek yanımızdan ayrıldı. Burada sürüleri otlatırken bulunduğumuz yere... köyünden sürü sahibi ...’ın çobanları olan ... ile kardeşi . geldiler, arkadaşım ... dereden bize bağırarak ‘Yanıma gelin, bunlar beni dövüyor.’ seklinde yardım istedi. ... hemen olay yerine gitti, ...’yü ... ile Zahir’in ellerinden aldık ve derenin güneyindeki tepeye doğru tırmanmaya başladık. ...’un yüzünden kan akıyordu. ... bize bağırarak yardım istediğinde ve yanına gittiğimizde Zahir Çiftçi elinde bulunan sopa ve yumrukla ...’i dövüyordu. ... da ...’i kurtarırken yüzünden yaralandı. Tepeye doğru çıktığımız sırada ... ‘Durun sizi burada sinkaf edeyim.’ diyerek elinde bulunan çift kırma av tüfeği ile nişan alarak önce ...'a, hemen arkasından ...'ye birer el ateş etti. ... olduğu yere düştü, ..., ... ve kardeşi .’e bağırarak ‘Bizi vurdunuz.’ dedi. ... da ‘Gelin sizi bir daha vurayım.’ dedi. Daha sonra . yere düşmüş olan ...'a ait av tüfeğini aldı, ağabeyi ... ile birlikte olay yerinden uzaklaştı. Yukarıda anlattığım olayda. taş ile ...'in sağ koluna vurmuştu. Olay tarihinden yaklaşık 15 gün önce aynı bölgede ben Halil Köse, ... ve ... hayvan otlattığımız sırada önce yanımıza . gelerek bizi ‘Hayvanlarınızı niye buraya getirdiniz, buradan sürün yoksa sizi öldürürüz.’ şeklinde tehdit etmişti. Bir süre sonra gelen ağabeyi ... ise .’ye hitaben ‘Sen olmasaydın bunları vuracaktım.’ şeklinde beni. ve ...’i tehdit etmişti. Benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir.”, Tanık . Cumhuriyet Başsavcılığında; “Ben 1995 yılından beri ...ilçesi, ... köyünde ikamet ediyorum, hayvancılıkla uğraşıyor, kendi koyunumu kendim otlatıyorum. Maktul ..., ..., ... ve ... ... köyümüzün çobanları olur, genellikle . beldesine ait olan ... mevkisinde sürülerimizi otlatırız. ...köyünden ...’ı 5-6 yıldır tanımaktayım. İsmail'in çobanı olan ..'yi bir yıldır tanımaktayım, ... ile geçen yıl... köyünde bir ay beraber kalmıştık, bu nedenle kendisiyle samimiyetim vardır, yalnız biz kendisini ... diye değil . diye tanırız, ...’ın kardeşi .’i ise ilk defa olaydan 15 gün önce tanıdım. Olaydan yaklaşık 15 gün önce ... mevkisinde ben hayvanlarımı otlatıyordum. ..., ... ve ... ... da aynı bölgede sürülerini otlatıyorlardı. Bu sırada yukarıda saydığım 4 çoban arkadaşımla sohbet amacıyla dördümüz bir araya gelmiştik, bu esnada adını sonradan . olduğunu öğrendiğim şahıs yanımıza geldi ve bizi ‘Neden hayvanlarınızı buraya getirdiniz. Çabuk buradan sürün, yoksa sizi, öldürürüz.’ şeklinde tehdit etti. Bunun üzerine ben diğer çoban arkadaşlar ..., ... ve ... ...’a sürülerini alarak olay yerinden uzaklaşmalarını söyledim. Ben ise .i ile baş başa kaldım. Henüz baş başa kalmıştık ki bu sırada kendisini daha önceden tanıdığım ...elinde yanlış oldu omuzunda çifte kırma av tüfeği bulunduğu hâlde yanımıza geldi. Bana ‘. niçin buralara sürünü getiriyorsun, ayıp değil mi?’ dedi, ben de kendisini sakin olması yönünde teskin ettim. ...bana ..., ... ve ... ...’ı kastederek ‘Sen olmasaydın bunları vuracaktım.’ dedi. Hatta çifte kırmasını kırarak, fişek haznesindeki iki adet dolu mermiyi bana adeta ciddi olduğunu ispatlamak istercesine gösterdi. Ben ... ve kardeşi .ye ‘Siz benim gibi gariban bir çobansınız, kendinizi niçin riske atıyorsunuz. Eğer bir problem varsa bunu sürü sahibiniz olan ... çözsün.’ dedim. Bunun üzerine . bana ‘Eğer İsmail gelirse hiçbir şey söylemeden sizi vurur.’ dedi. Ayrıca . bana ‘Sürü sahibimiz olan ... bana ve ağabeyim ...’a otlattığınız bölgeye başka bir sürü gelirse bir şey söylemeden çobanını vurun diye talimat verdi.’ dedi. Ben ise sesimi çıkartmadım ve konu kapandı. Her ikisiyle sohbet etmeye başladım. ... mevkisinin sürü sahibi ...’ın köyü olan... köyüne değil,. kasabasına ait olduğunu bildiğim hâlde ... ve kardeşi . ile bir sürtüşmeye ve kavgaya girmemek amacıyla ...'a ‘..., biz mağdur insanlarız, otlatacak bir yerimiz yok, bize burada bir yer gösterin de sizin göstereceğiniz ve müsaade edeceğiniz yerde biz de hayvanlarımızı otlatalım.’ dedim. ... da bana, bulunduğumuz yerin doğusundaki tepeyi göstererek, ‘O zaman şu tepeden düz alana inmeden sürülerinizi otlatabilirsiniz.’ dedi. Ben de kendilerine teşekkür ederek oradan ayrıldım, her ikisiyle de bir daha görüşemedim. Olay günü olayın nasıl olduğuna dair bir bilgi ve görgüye sahip değilim, ancak yukarıda anlattığım olay dikkate alındığında meydana gelen cinayetin ... ve .'in söylediği gibi otlattıkları sürünün sahibi olan ...'ın talimatları doğrultusunda hayvan otlatma yeri meselesinden çıktığı kuvvetle muhtemeldir.”,Tanık .istinabe olunan Mahkemede; “İddianamede adı geçen sanık.i benim oğlum olur. Kendisi 2001 yılında ...'da adam öldürme olayına katıldıktan sonra evi terk etti. Ben nerede olduğunu bilmiyorum, ayrıca kardeşi ...de evden ayrıldı. Benim 1995 yılında. isminde bir oğlum ölmüştü. Ancak olaya karışan oğlumun adı ...'di. Biz kendisini ... olarak çağırıyorduk, ancak resmideki adı .r mi, ... mi ben bilmiyorum. Ancak 1995 yılında öldüğü belirtilen şahıs benim oğlum olan 'dir. Fakat olaya karışan oğlum ... hâlen yaşamaktadır. Ancak adresini ben bilmiyorum. Hakkında dava zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararı kesinleşen ... Kollukta ve aşamalarda benzer şekilde; “Ben hâlen... köyünde ikamet ederim, köyün eski muhtarıyım. Benim kendime ait 500 adet küçükbaş hayvanım vardır. Bundan bir buçuk ay önce, bu hayvanları otlatmak için ... ilinden gelen ... ile kardeşi .’yi aylığı 300 milyon TL vermek kaydıyla yanıma çoban tuttum. Bu çobanlar benim hayvanlarımı... köyü sınırlarında devamlı otlatıyorlardı. Sabahları evime gelip yanımda yatıyorlardı. .ile. araziye çıktıklarında devamlı olarak yanlarına kendime ait ruhsatsız çiftli 12’lik av tüfeği ile fişeklerini yanlarına alıyorlardı. Fişeklerin içerisinde kurt kırması diye tabir edilen saçma dolu fişekler de vardı. 22.07.2001 Pazar günü akşam saat 20.00 sıralarında hayvanları sağdıktan sonra her iki çobanım da sürüyü alarak araziye götürmüşlerdir. Ancak hayvanların sürüm günü evde yoktum. Sürünün çobanlar olmadan geldiğini hanımımdan öğrendim. Ben 21.07.2001 tarihinde tarlalarımdaki ekinler için biçerdöver getirmek amacıyla sabahleyin kaynım Turan Yıldırım ile birlikte . ilçesine gittik. Oradan da biçerdöver bulamayınca 23.07.2001 tarihinde saat 11.00 sıralarında ...’e gitmek için yola çıkmıştık, ben yolda iken arkadaşım .bana telefon açarak çobanlarımın arazide ... köyü çobanlarına ateş ederek bir kişiyi öldürdüklerini söyledi. Ben de bunun üzerine yoldan dönerek tekrar .’ya evime geldim. Evde eşimle görüştüm. Hayvanlarımızın çobansız ve sahipsiz olarak eve geldiğini söyledi. Olayda kullanıldığı söylenen bana ait, ...’ye verdiğim ruhsatsız av tüfeğim de evde yoktu, bulamadım, yanlarında götürmüşlerdi. Çobanlarıma ben... köyü hudutlarında hayvanlarımızı otlatmamızı söylüyordum Olayın meydana geldiği ... deresi de... köyüne ait bir yerdir. ... mevkisine ve yakınlarına devamlı olarak hayvanlarımızı götürüyorlardı. Bugüne kadar da çobanlarım bana hiçbir şey anlatmadılar. Ancak bundan bir ay kadar önce çobanlarım bana biz dağda, yaylada ... köyü çobanları ile oturup çay içtik hatta ölen ...’nün ağabeyi ...’nün selamı var diye bana söylediler. Çobanlarım yanımda kaldıkları süre içerisinde kesinlikle ... köyü çobanlarıyla tartıştıklarını ve kavga ettiklerini duymadım. Kavga ettilerse de benim haberim olmadı. Ölen ... isimli şahsı ben tanırım. Yıllardan bu yana ... köyü çobanları ... yaylasına gelirler. Ben de yıllardan beri... köyü yaylasında hayvan otlatırım. Zaman zaman ... köyü sürüleri benim hayvanlarımı otlattığım köyümüzün sınırlarına giriyorlardı, ancak aramızda hiçbir şekilde geçmişte husumetlik, kavga ve tartışma olmadı. Ben de kesinlikle çobanlarıma ... köyü sürüleri bizim araziye geçtiklerinde onları dövün, yerimize sokmayın diye bir şev söylemedim. Av tüfeğini çobanım ...’ye yanında bulunsun lazım olur diye vermiştim. Başka bir amaçla vermedim. Yanıma almış olduğum çobanların kimliklerini, kimlik bildirimlerini jandarmaya yapmıştım. ... geçen sene de benim yanımda 4 ay kadar çobanlık yaptı. Çobanlarımın . olduğunu biliyorum. Olaydan sonra nereye gittiklerini bilmiyorum. Ancak yanlarında paraları yoktu, eve gelip üzerilerini bile değişmeden gitmişler. Benim çobanlarımın olmadık yerde hiçbir sebep olmadan ... köyü çobanları olan ...’yü benim av tüfeğim ile öldürmeleri ve ...’u yaralamalarını düşünemiyorum. Mutlaka aralarında bir tartışma, kavga meydana gelmiştir. Ben kesinlikle çobanlarım olan . ile kardeşi .’e bizim sınırlarımıza hayvanlarını getiren ... köyü çobanlarını, benim kendilerine verdiğim av tüfeğim ile vurmalarını söylemedim ve onları azmettirmedim.”,Hakkında dava zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararı kesinleşen ...tanık sıfatıyla ... Bölge Adliye Mahkemesinde; “Suça sürüklenen çocuk benim kardeşim olur, olay tarihinde birlikte çobanlık yapıyorduk, bu kapsamda yaklaşık 3 ay olay bölgesinde kaldık, olaydan 3-4 gün önce hayvan otlatma meselesi nedeniyle, daha önceden tanımadığım ölen ve yanındaki şahıslarla tartıştım, kendileri bizim hayvanları otlattığımız ve su verdiğimiz yere hayvan sokmuşlardı, bu nedenle tartıştık, kendileri bana küfrettiler, olay günü de ben bu şahısları aynı bölgede görünce, yine konuşmak için yanlarına gittim, ölen şahıs bana küfretti ve sopayla vurmaya başladı, boğuşmaya başladık, daha sonra ölen şahıs yere düştü ve kalkıp arkadaşlarının yanına doğru gitti, bu olay sırasında kardeşim ... tepede çay hazırlıyordu, bir süre sonra ... yanıma geldiğinde ben aşağıdaki şahıslar ile tartıştığımı söyledim, ... gidip onlarla konuşmak istedi, ben ‘Gitme.’ dedim, ancak ... amacının özür dilemek olduğunu söyleyerek şahısların yanına gitti, ölen şahıs ...'e birkaç kez vurdu, ... ona ‘Abimle tartışmışsınız, o sana vurmuş, sen de bana vurdun, ödeştik ayrılıp gidelim.’ dedi, o sırada ölen ve mağdur ...'in yanında bulunan tanımadığım şahıs ...'e vurmaya başladı, ölen ve bu şahıs ...'e sopayla, tekmeyle, taşla vuruyorlardı, mağdur ... bana seslendi ‘Gel bunları ayıralım.’ dedi, ben yanlarına gittiğimde, ... bana kafa attı ve sopayla bana vurdu, ...’in omzundaki tüfek yere düştü, ... bana küfretti, yanındaki şahıslara ‘Tüfeği yerden alıp bunları vurun.’ dedi, ... onlardan önce davranıp ...'in tüfeğini yerden alıp kaçmaya başladı, ben ...'e seslendim ‘Kaç git, hayvanları topla, köye götür.’ dedim, ben de peşinden kaçmaya başladım, ölen, mağdur ... ve yanlarındaki şahıs benim peşimden gelip taşlamaya başladılar, küfrettiler, ‘Nereye kaçacaksın bura bizim memleketimiz, senin buradan çıkışın yok.’ dediler, ben de elimde bulunan tüfekle kendimi korumak için yere doğru bir el ateş ettim, yerden toz duman kalktı, ben ateş ettiğim sırada ...'le aramızda yaklaşık 300 metre mesafe vardı, köye gittikten 2-3 saat sonra ...’in öldüğünü öğrendik, can güvenliğimiz olmadığı için ...'le birlikte köyden kaçtık, ben sadece bir el ateş ettim, bizim dışımızda olay yerinde kimse yoktu, ben kimseyi görmedim. ... ... isimli şahsı tanımıyorum, ben, kardeşim ... ve bahsettiğim üç şahıs dışında olay yerinde kimseyi görmedim, ben ateş ettiğimde ölen şahıs bu üç şahıstan en arkada olan şahıstı, mağdur ... ve yanındaki şahıs daha öndeydi, aralarındaki mesafeyi tam olarak hatırlamıyorum. Ben ateş etmeden önce ... bana herhangi bir şey söylemedi, köye gittikten 2-3 saat sonra ben ölüm ve yaralama olayını öğrendim”, Şeklinde ifade vermişlerdir.Suça süreklenen çocuk ... olaydan 18 yıl sonra 05.02.2019 tarihinde Mahkemede; “2001 yılında abim ... ile İsmail'in oraya çobanlık yapmaya gittik, ben küçükbaş hayvanları otlatıyordum, onlar arasında tartışma çıktı, bildiğim kadarıyla onların hayvanları bizim hayvanların arasına girdi, ben de peşinden gittim, orada ... diye bir çocuk vardı, ... ile ben birbirimize tekme ... vurduk, bu sırada ... bağırdı, yukarıdan 2 kişi daha geldi, ben de onları görünce onlara taş atmaya başladım, o sırada aşağıdan bir silah sesi duydum, ben abimin ateş ettiğini tahmin ettim, biz de oradan kaçtık, ben de herhangi bir silah yoktu, sadece av tüfeği vardı, bu tüfek İsmail'e aitti, o tüfek de abimdeydi, daha önce bunları tanımıyorduk, herhangi bir şekilde aramızda husumet de yoktu, İsmail'in arazisine geldikleri için tartışma çıktı, İsmail’in buralara gelen olursa vurun diye bir sözü olmadı, o gün İsmail kendisi orada değildi, ...'a gitmişti, bize kimseyi vurmamız konusunda herhangi bir talimatı olmadı, olay yerinde onlar 3 kişiydi, biz de abim ile ben vardık, onlardan sadece ...'i tanıyorum, diğerlerini tanımıyorum ve isimlerini de bilmiyorum, ilk olarak ... ile abim ağız dalaşı yapıyorlardı, ben de oraya gidince ... ile birbirimize girdik, diğerlerinin arasındaki kavganın ise nasıl başladığını görmedim, onlar arasındaki tartışmanın da nasıl çıktığını bilmiyorum, ilk olarak kimin vurduğunu da görmedim, herhangi bir küfür, hakaret de duymadım,.ile ... birdir,. benim küçük kardeşimdir, kendisi küçükken ölmüştür, ben bunu büyüklerimden duydum, kardeşimi görmedim, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.”,Bozmadan sonra 31.10.2019 tarihinde Mahkemede; “Hiçbir şekilde cezayı kabul etmiyorum. Ben bu suçu işlemedim. Olayın faili ...'dır. Onlar da ifadelerde söylüyorlar. 5 çocuğum vardır, çalışanım yoktur, kiradayım, mağdur durumdayım. Olayın gerçek faili gelsin ifade versin bir dinleyin. Ben zaten çocuktum. Olayın bile tam olarak nasıl olduğunu bilmiyorum. Tüm bu hususların göz önünde bulundurularak tahliyemi ve beraatimi talep ederim.”, ... Bölge Adliye Mahkemesinde 10.02.2020 tarihinde; “Olay günü abimle hayvan otlatmaya gitmiştik, abim ... hayvanların başındaydı, ben çay yapmak için uzaklaşmıştım, geri döndüğümde abimin ölen şahısla tartıştığını gördüm, birbirlerine küfrediyorlardı, ben araya girdim, ölen şahsın üzeri tozluydu, ben onun üzerindeki tozları temizledim, kavga etmemelerini söyledim, buna rağmen ölen şahıs benim kafama iki kez vurdu, ben ...'e gelin bu olayı büyütmeyelim gidin dedim, yalvardım, ayağına sarıldım, ayakkabısını öptüm, ... ayağıyla bana vurdu küfretti ‘O... çocuğu, s...tir ol git, buradan!’ dedi, ben yine ona yalvardım, daha sonra mağdur ... ile yanında bulunan tanımadığım bir kişi daha geldi, mağdur ... elinde bulunan bastonla bana vurdu ve bana küfretti, abimle aramızda 50 metre mesafe vardı, ...’le yanındaki şahıs beni rehin aldılar, abime hitaben ‘Adamsan gel, kardeşini kurtar.’ dediler, abim mecbur kalıp yanımıza geldi, mağdur ... bastonla abimin kafasına vurdu, abim yere düştü, ... abime vurmaya devam etti ve ölen şahıs ile diğer şahsa seslenip beni dövmelerini istedi, bunun üzerine ölen ile yanındaki beni bastonlarla dövmeye başladılar, ben kendimi savunmaya geçtim, elimde bulunan bastonla onlara karşılık verdim, onlar bastonlarla benim kafama vuruyorlardı, ben de bastonla kendimi savunmak için onlara vuruyordum, daha sonra kaçmaya çalıştım, beni yere düşüremediler, bunu gören ... onlara tekrar seslendi ‘Siz iki kişisiniz, o tek kişi, vurun öldürün, benim tüfeğim yere düştü, tüfeği alıp tüfekle onu öldürün.’ dedi, ben can havliyle onlardan önce koşup ...'in tüfeğini yerden aldım ve kaçmaya başladım, abim ... da peşimden koşmaya başladı, bana ‘Kaç koyunları toplayıp köye gidelim.’ dedi, abimle aramızda hatırladığım kadarıyla 150 metre kadar mesafe vardı, ölen ile mağdur ... ve yanlarındaki şahıs abimin arkasından taş atıyorlardı, abimi kovalıyorlardı, abimin peşinden geliyorlardı, benim sırtım abime ve onlara dönüktü, o sırada bir el tüfek sesi duydum, dönüp baktığımda söz konusu üç şahısın geri dönüp köye doğru kaçtıklarını gördüm, ateş edenin abim olduğunu anladım, abim yanıma geldiğinde neden ateş ettiğini sordum, abim bana yaralı olduğunu, kan kaybettiğini, bu nedenle kendisini korumak için yere doğru ateş ettiğini, bunun üzerine şahısların geri dönüp gittiklerini söyledi, biz de abimle koyunları toplayıp köye gittik, benim olayla ilgim bu şekildedir, olay yerinde bizden ve bahsettiğim şahıslardan başka kimse yoktu, biz olaydan sonra bilinçli olarak saklanmadık, kaçmadık, ...'da inşaatlarda çalışıyorduk, abim ...'ın da dinlenmesini istiyorum, kendisi ... Mahkemesinde hazırdır. Önceki savunmalarım doğrudur bana aittir. Bana ilk derece mahkemesinde yeterli söz hakkı verilmediği için kendimi yeterince savunamadım, size anlatıklarım doğrudur. Mütalaayı kabul etmiyorum, olay yerinde savunmamda bahsettiğim şahıslar dışında hiç kimse yoktu, ... ... isimli şahsı tanımıyorum, olay tarihindeki yaşım nedeniyle savunmamda belirttiğim kişiler dışında kimseyi hatırlamıyorum. Suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi istiyorum, ailecek mağdur durumdayız, tahliyemi istiyorum, vereceğiniz karara saygı duyuyorum, ”, Şeklinde savunmada bulunmuştur.Suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması, iştirak konusunda hem 765, hem de 5237 sayılı Kanun’lardaki düzenlemelerin ayrı ayrı değerlendirilmesini gerektirmektedir.765 sayılı Kanun’da “asli iştirak”, “fer’i iştirak” ayrımı kabul edilmiş olup, bu Kanun’un 64. maddesinin birinci fıkrasında asli maddi iştirak, 2. fıkrasında asli manevi iştirak (azmettirme), 65. maddesinde ise fer’i iştirak düzenlenmiştir. Buna göre; “fiili irtikap etme” ve “doğrudan doğruya beraber işleme” asli maddi iştirak; azmettirme asli manevi iştirak; “... ve vasıta tedariki” ile “müzaharet ve muavenetle suçun icrasını kolaylaştırmak” fer’i maddi iştirak, “suç işlemeye teşvik”, “suçu irtikap kararını takviye”, “müzaharet ve muavenette bulunmayı vaad etmek” ve “talimat vermek” ise fer’i manevi iştirak hallerini oluşturmaktadır. 65. maddenin son fıkrasındaki zorunlu feri faillik halinde ise feri faile indirimsiz ceza uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.Bu düzenleme uyarınca asli maddi faillik; “doğrudan doğruya birlikte işleme” ile “fiili irtikap etme” hallerinde mümkün olabilecek ve bu durumda müşterek faillerden her birine suçun cezası tam olarak verilecektir. Burada esas itibarıyla, bir kişi tarafından işlenebilmesi olanaklı olan bir suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi söz konusu olup, “fiili irtikap etmek” suçu birlikte işleyerek ya da suçun gerektirdiği hareketin her bir fail tarafından ayrı ayrı yapılması suretiyle, “doğrudan doğruya birlikte işlemek” ise suçun maddi unsurunu teşkil eden hareketleri olmasa bile suçun icrasında en az bunlar kadar önemli olan ikinci derecedeki hareketleri yaparak suça katılmayı ifade eder. Suçu doğrudan doğruya beraber işleyenlerle, fer’i maddi faillerin durumları sık sık birbirine karıştırılmaktadır. Esas itibarıyla suçu doğrudan doğruya işleyen faillerin hareketleri ne suçun unsuru, ne de şiddet sebebi olmayıp feri niteliktedirler, fakat maddi şekilleri, suçun icrasıyla aynı zamanda oluşları ve suçun icrasında birinci derecede etkili bulunuşları nedeniyle bu hareketleri gerçekleştirenler asli fail olarak kabul edilmişlerdir. (... Pulat Gözübüyük, Türk Ceza Kanunu Gözübüyük Şerhi, Genişletilmiş 5. bası, 1. cilt, s.833 vd.) Fer’i iştirakte ise suça ikinci derecede katılma söz konusu olup, asli maddi failin suç teşkil eden hareketleriyle yardımcısı durumundaki feri failin hareketleri arasında bir bağlantı vardır. Fer’i faillik hâlleri Kanun metninde tek tek sayılmıştır. Kanun’a göre, suçun işlenmesinde asli maddi faile vasıta tedarik etmek ve suçun işlenmesini kolaylaştırıcı yardımda bulunmak fer’i fail olarak cezalandırılmayı gerektirmektedir. Bu anlamda destekleme (müzaheret) ve yardım (muavenet), suçun icrasını kolaylaştırıcı hareketler yapmak şeklinde anlaşılmalıdır. Ancak bu hareketler faille doğrudan doğruya işbirliği mahiyetinde değil, ikinci derecede fiillerdir. Aksi takdirde asli faillik söz konusu olur. Bir hareketin asli ortaklığı mı, yoksa fer’i failliği mi gerektireceği hâkim tarafından belirlenecektir. Öte yandan, söz konusu failin katılması olmaksızın fiilin işlenmesinin mümkün olmadığı hâllerde kişi fer’i fail sayılacak, buna karşılık Kanun’un 65. maddesinin son fıkrasındaki açık hüküm karşısında cezasından indirim yapılamayacaktır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 39. maddesinde ise "Yardım etme"; "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde, "Bağlılık kuralı" da aynı kanunun 40. maddesinde; "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir. TCK’nın 39. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde Olay tarihinde 17 yaşını ikmal etmiş olan suça sürüklenen çocuk ...’nin hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilen ağabeyi ...ile ... ilinin .ilçesindeki ikametlerinden ayrılarak ... ilinin ...ilçesine bağlı... köyüne çobanlık yapmaya geldikleri ve 500 kadar küçükbaş hayvanı olan inceleme dışı sanık ...’ın... köyündeki hayvanlarına ücret karşılığında çobanlık yapmaya başladıkları, ...köyü ile ... köylerinin sınırında yer alan ... mevkisi ve etrafındaki bölgede hayvanları otlattıkları, olaydan 15 gün kadar önce komşu ... köyünde ikamet eden ve çobanlık yapan maktul ...’nün ağabeyi ..., katılan ..., tanıklar ... ... ve .nin de ... mevkisine hayvanlarını getirerek meraya saldıkları, oturup çay içtikleri sırada yanlarına gelen suça sürüklenen çocuk ...’nin “Neden davarınızı buraya getirdiniz, çay içmeyi bırakın, davarınızı buradan sürün yoksa sizi öldürürüz.” şeklinde sözler sarf ettiği, kısa süre sonra da suça sürüklenen çocuğun ağabeyi ...’ın omzunda çifte kırma av tüfeği asılı olduğu hâlde gelerek önceden tanıdığı tanık .’e hitaben “Niçin buralara sürünü getiriyorsun, ayıp değil mi?" dediği, Halil’in, arkadaşları ve köylüsü olan ..., ... ve ...’dan hayvanlarını alarak uzaklaşmalarını istediği ve ardından ... ve ...’ı sakinleştirmeye çalıştığı, ...’ın bunun üzerine katılan ..., maktulün ağabeyi ... ile tanık ... ...’ı göstererek Halil’e “Sen olmasaydın, bunları vururdum.” dediği ve tüfeğini kırarak içindeki dolu mermileri gösterdiği, olay günü hayvanlarını otlatmak için ... mevkisine gelen katılan ..., maktul ... ve tanık ... ... ile suça sürüklenen çocuk ... ile ağabeyi inceleme dışı sanık ... arasında aynı sebepten merada tartışma çıktığı, omzunda av tüfeği asılı ... ve ... ile maktul ... arasındaki tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile suça sürüklenen çocuk ...’in maktul ...’yü sopa ve eline geçirdiği taş parçası ile vurarak darbetmeye başladığı, maktul ...’in köyden çoban arkadaşları olan katılan ... ve tanık ... ...’a seslenip “Gelin bunlar beni dövüyor.” diyerek yardım istediği, katılan ... ve tanık ... ...’ın koşarak olay yerine geldikleri, maktul ...'yü suça sürüklenen çocuk ... ve ...’ın elinden aldıkları, tanık ... ... ile katılan ...’un beyanlarına göre bu sırada suça sürüklenen çocuk ...’in sopa ile katılan ...’in başına vurması nedeniyle ...’in yüzünden yaralandığı, maktul ...’nün ise ...’in taşla vurması sonucu kolunun kırıldığı, suça sürüklenen çocuk ...’nin kendi beyanına göre olay yerinden uzaklaşmak maksadıyla yukarıya doğru yürümeye başlayan maktul ..., katılan ... ve tanık ... ...’ı taşlamaya başladığı, bu sırada inceleme dışı sanık ...’ın elindeki av tüfeğini maktul, katılan ve tanık ...’a doğrultarak “Kaçmayın, ...’in elindeki tüfeği bize verin” dediği, ...’in elindeki av tüfeğini maktul ...’ye verdiği, ...’in de tüfeği suça sürüklenen çocuk ile ağabeyi inceleme dışı sanık ...’a doğru savurarak yürümeye devam ettiği, ...’ın katılan ...’un arkasından bir el ateş ettiği, isabet alıp yaşamsal tehlike geçiren katılan ...’in ardından inceleme dışı sanık ...’ın bir el de maktul ...’ye ateş ettiği, maktul ...’nün göğüs bölgesinden isabet alarak yere düştüğü ve olay yerinde öldüğü, ... ve ...’in ... ve ...’a “Bizi vurdunuz.” demeleri üzerine “Gelin yanımıza, seni de vurayım.” diye cevap verdikleri, suça sürüklenen çocuk ...’in maktul ...’nün yere attığı av tüfeğini alarak ağabeyi inceleme dışı sanık ... ile olay yerinden kaçtıkları ve yaklaşık 18 yıl sahte kimlik ve farklı isimler kullanarak saklandıkları, suça sürüklenen çocuğun ağabeyi ...ve ... hakkında açılan davada yapılan yargılama sonunda ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince 15 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verildiği, bu hükümlerin istinaf kanun yoluna başvurulmadığından bahisle kesinleştirildiği, gerçek kimliği olaydan ancak 10 yıl sonra belirlenen ve hakkında 2011 yılında iddianame düzenlenen suça sürüklenen çocuk ... hakkında ise kasten öldürme ve kasten öldürme suçuna teşebbüsten mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılan dosyada; suça sürüklenen çocuk ...’nin, karşı köyün çobanlarıyla merada karşılaşmalarının ardından çıkan tartışma sırasında, ağabeyi ... ile o esnada birlikte aldıkları suç işleme kararı çerçevesinde maktul ...’e saldırıp taşla vücudunun çeşitli yerlerine şiddetle vurması, maktul ...’i kolunun kırılmasına yol açacak şekilde ağır şekilde yaralamış olması, maktule yönelik kemik kırığına yol açacak nitelikteki bu ağır eylemine ancak katılan ...’in müdahalesi ile son vermek zorunda kalışı, katılan ...’in başına sopa ile vurarak katılanı da yaralaması, olay yerinden yaralı hâlde kaçmaya çalışan maktul ve katılanı taşlamaya başlaması, ağabeyi ...’ın tüfekle ateş ettiği sırada ağabeyinin yanında bulunarak ... ile birlikte fiil üzerinde hâkimiyet sağlaması, açılan ateş sonucu yaralanan ...’in '"Bizi vurdunuz." sözleri üzerine “Gelin yanımıza da vurayım.” şeklinde sözler sarf etmiş olması, ...’ın tüfek doğrulttuğu ...’den tüfeği yere atmasını istemesi üzerine yere atılan tüfeği koşup yerden alarak maktul ve katılanı olay yerinde bırakarak ... ile birlikte olay yerinden kaçmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuk ...’nin inceleme dışı sanık ...ile birlikte aldığı suç işleme kararı çerçevesinde ...’ın maktul ...’yü kasten öldürme, katılan ...’a yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüs suçlarının işlenmesinde fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurduğu, bu şekilde her iki suça da 5237 sayılı TCK’nın 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak katıldığı kabul edilmelidir.Bu itibarla Yerel Mahkemece kurulan usul ve yasaya uygun hükümlerin onanmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12.01.2021 tarih ve 4604-67 sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA; 3- ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 10.02.2020 tarihli ve 5333-421 sayılı usul ve yasaya uygun hükümlerin ONANMASINA 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 28.06.2022 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık konusu yönünden oy birliğiyle karar verildi.