T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1309 KARAR NO : 2026/118 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2022 NUMARASI : 2021/402 Esas 2022/248 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 20/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf ya…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1309 KARAR NO : 2026/118 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2022 NUMARASI : 2021/402 Esas 2022/248 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 20/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ticari faaliyeti taşıma işleri organizatörlüğü olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında verilen hizmet gereğince davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalar nedeni ile davalı şirketin 2021 yılı içerisindeki fatura borçlarını ödemede gecikmesinin üzerine 08/04/2021 tarihinde İzmir 6. İcra Dairesi'nin 2021/4198 esas sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında takibe geçildiği, kötü niyetli davalı tarafından takip tarihinden sonra takibe konu asıl alacağa istinaden müvekkiline parça parça ödemeler yapıldığı, ancak aynı zamanda da takip fer'ilerinden kurtulmaya matuf takibe itiraz edildiği, davalının anılan icra takibinin başlatılmasına sebebiyet verdiği, kaldı ki bu hususun takip tarihinden sonra 3 ayrı ödeme şeklinde gerçekleştirilen harici ödeme ile de davalı tarafından borun ikrar edildiği, davalı-borçlunun takipten sonra ve davadan önce ödemeleri gerçekleştirmiş olup, davalının davaya dayanak icra takip fer'ilerinden de sorumlu olduğunun sabit olduğundan bahisle davanın kabulü ile İzmir 6. İcra Dairesi'nin 2021/4198 esas sayılı dosyasının takip çıkışı olan 11.030,45 USD üzerinden takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile devamına, takibin ve işbu davanın açılmasına sebebiyet veren, kötüniyetle takibe itiraz eden davalı-borçlu hakkında asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketle davacı şirket arasında taşımacılıktan kaynaklı cari hesap ve fatura ilişkisi mevcut olup ödenmediği iddia edilen fatura alacakları için İzmir 6.İcra Müdürlüğü'nün 2021/4198 E sayılı dosyasıyla aleyhlerine icra takibi başlatıldığı, müvekkil şirkete ödeme emrinin 26.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği ancak ödeme emri tebliğ edilmeden önce takip konusu 11.592 USD.'nin alacaklı şirkete ödendiği, 13.04.2021 tarihinde 7.000.USD , 15.04.2021 tarihinde 4.500.USD, ayrıca takip konusu olmamakla birlikte cari hesaptan kaynaklı bakiye 2.387.USD'nin 01.06.2021 tarihinde ödendiği, bu nedenle davacı tarafa müvekkili şirketin hiçbir borcunun bulunmadığını, bu şekilde davalı şirketin ödeme emri tebliğ edilmeden önce ve aleyhinde yapılan icra takibini öğrenmeden önce tüm borcunu alacaklı şirkete ödediğinden bahisle davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "...Uyuşmazlığın, taraflar arasında taşıma işleri organizatörlüğü ticari faaliyetine ilişkin olarak davalının 2021 yılı fatura borçlarını ödemediği iddiasıyla İzmir 6.İcra Müdürlüğünün 2021/4198 Takip sayılı dosyasında yapılan ödemelerin takipten önce mi sonra mı olduğunun belirlenmesi ile takibin ferileri, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından hangi tarafın sorumlu olacağı hususlarında toplandığı görülmüştür. Tüm deliller toplanmış, İzmir 6.İcra Müdürlüğü'nün 2021/4198 Esas sayılı takip dosyası UYAP üzerinden getirtilerek incelenmiş, borçlu vekilinin 28/04/2021 tarihli dilekçesi ile takibe, borcun tamamına ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği anlaşılmıştır. Dava, İİK 67. madde gereğince açılan itirazın iptali davası olup, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Mahkememizin 09/11/2021 tarihli oturumunda davacı vekili, davalının takipten sonra ödemeleri yaptığını, ferileri ödenmediğini, icra takibinin açılmasına sebebiyet verdiğinden davalarının kabulüne karar verilmesini talep ettiğini 15/03/2022 tarihli oturumunda da tekrarlamıştır. Aynı oturumda davalı vekili, cevap dilekçelerini tekrar ettiklerini, takipten sonra ödeme emri tebliğ edilmeden önce dosya borcu ödendiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu edilen icra takibine konu borcun icra takibine itiraz edilmesine rağmen davacı tarafından icra takibi tarihi ve itirazdan sonra ancak dava açılmadan önce ödenmesine rağmen, icra takibinde talep konusu edilen bedele ilişkin icra giderleri ve vekalet ücretinin ödenmediği görülmektedir. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2004 gün, 2004/9-508 E., 2004/562 K, 30.03.2005 gün, 2005/19-200 E., 2005/210 K; 08.06.2005 gün, 2005/19-270 E., 2005/365 K, 18.04.2007 gün, 2007/19-159 E., 2007/220 K., 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E.,2007/453 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 2011/56 K sayılı kararları). İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Takipten sonra davadan önce yapılan ödeme yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır. Davacı vekili dava dilekçesinde icra takibinden ve itirazdan sonra ancak dava açılmadan önce yapılan ödemeleri mahsup etmeden dava açmıştır, dava konusu ettiği diğer talepleri ise asıl alacağa bağlı feri nitelikteki taleplerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi kapsamındaki yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti ve icra masrafları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesine göre, asıl dava konusundaki tarafların, haklılık durumuna göre belirlenir ve hükmedilir. Asıl alacak bakımından haklılık durumu belirlenmeden, buna bağlı olan fer'i talepler hakkında karar verilemez. İtirazın iptali davasında, asıl alacağın varlığının tespiti ve buna göre itirazın iptalinin talep edilmesi gerekir. Aksi bir düşünce itirazın iptali davasının ruhuna uygun düşmez. Davalı borçlunun icra takibi tarihinden ve icra takibine karşı yapmış olduğu itirazdan sonra herhangi bir itirazi kayıt koymaksızın icra takibine konu asıl alacak bedelini ödemesi borcun kabulü anlamına gelmekle birlikte, borçlunun kabul ederek ödediği borcun tahsili amacıyla hakkında icra takibi başlatılmasına sebebiyet verdiği göz önünde bulundurulduğunda, icra dosyasına ilişkin vekalet ücreti ve icra giderlerinden sorumlu olduğu açıktır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 30/09/2019 tarih ve 2018/2427 Esas 2019/4563 Karar sayılı ilamında aynen; ''...Davalı borçlu, asıl alacağı davadan önce tamamen ödediği için itirazın iptali davasında aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değildir. Ayrıca, davalı-borçlu sadece asıl alacak, asıl alacağa takip tarihinden ödeme tarihine kadar tahakkuk edecek faiz, vekalet ücreti, icra masrafı ve bu bağlamda tahsil harcı ile borçludur. Davacı alacaklı takip talebinde, asıl alacağa takip tarihinden itibaren tahakkuk edecek faiz istemişse de, açtığı itirazın iptali davasında faiz talebinde bulunmamıştır. Mahkemece herhangi bir rakam zikredilmeksizin, davalının itirazının davacının talebiyle sınırlı olarak, vekalet ücreti, icra masrafı ve tahsil harcı yönünden iptaliyle takibin devamına karar vermekle yetinilmeli, müddeabih söz konusu olmadığından maktu vekalet ücreti ve maktu karar harcıyla sorumlu tutmalıdır. Mahkemece bu hususlar gözönüne alınmadan hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir...'' ibarelerine yer verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı vekili cevap dilekçesi ekinde sunduğu 11.592 USD. (Amerikan Doları)nın alacaklı şirkete ödendiğini belirterek 13.04.2021 tarihli 7.000.USD ödeme dekontu, 15.04.2021 tarihli 4.500.USD ödeme dekontu ile ayrıca takip konusu olmamakla birlikte cari hesaptan kaynaklı bakiye 2.387.USD 01.06.2021 tarihinde ödendiğini buna ilişkin dekontların dosyaya sunulduğu, İzmir 6.İcra Müdürlüğü'nün 2021/4198 takip sayılı dosyasında takip tarihinin 08/04/2021 olduğu, asıl alacak bedelinin hiçbir itirazi kayıt konulmaksızın ödenmesinin borcun kabulü anlamına geldiği, ödenmiş asıl alacak mahsup edilmeden açılan davada bu yönden hukuki yarar dava şartı bulunmadığından reddine, ödenmeyen asıl alacağın ferileri yönünden ise itirazın iptali ile takibin devamına, ayrıca asıl alacak ödenmiş olduğundan talep edilemeyecek olan icra inkar tazminatı talebinin reddine ve davalı tarafça icra edilip zarara uğrandığını gösterir bir delil dosya arasında yer almadığından davalı lehine kötü niyet tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " şeklindeki gerekçe ile;"Açılan davanın Kısmen Kabul, Kısmen Reddi İle, Davanın İzmir 6. İcra Dairesinin 2021/4198 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının asıl alacak yönünden hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, asıl alacağın fer'ileri yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, davacı vekilinin icra inkar tazminat talebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme nezdinde taraflarca açılan davada, dava dilekçesinde, çok açık bir şekilde, davalının ödeme yapmaması üzerine aleyhine 08.04.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığını, icra takibi yapıldıktan sonra davalı borçlu tarafından 13.04.2021, 16.04.2021 ve 01.06.2021 tarihlerinde asıl alacak için ödemeler yapılmış olduğunun ifade edildiğini, bu nedenle icra takibi sonrasında ödeme yapıldığının bilgi dahilinde olup davalı borçlunun icra takibinin yapılmasına sebebiyet verdikten sonra (icra takibi açıldıktan sonra) sadece ve sade dosya borcunun tümünden sorumluluğunu kaldırmadığını, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında çok açık bir şekilde " haklı davanın kabulü ile İzmir 6. İcra Dairesi'nin 2021/4198 esas sayılı dosyasının takip çıkışı olan 11.030,45 USD üzerinden takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile devamına, takip sonrasında yapılan ödemelerin kararın infazı aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına, takibin ve işbu davanın açılmasına sebebiyet veren, kötüniyetle takibe itiraz eden davalı-borçlu hakkında asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı yan üzerinde bırakılmasına, lehlerine arabuluculuk anlaşamama vekalet ücretine hükmedilmesine, dava dilekçesinin içeriğinde açıkça takip sonrası ödeme yapıldığı belirtilerek dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında da takip sonrası yapılan ödemelerin kararın infazı aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilmesi" talebinin mahkemeye beyan edildiğini, buna rağmen Mahkeme tarafından hem ödenmeyen feriler yönünde itirazın iptaline karar vererek talep edilen hususları aynen kabul etmesi, hem de asıl alacak mahsup edilmeden dava açıldığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle kısmen red kararını vermesinin hiçbir anlamının olmadığını, Zaten taraflarınca takip sonrası yapılan ödemeler bakımında Mahkemece hüküm kurulması talep edildiğini, zira talebin zaten takip sonrası ödenen asıl alacağın mahsup edilerek davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına şeklinde olduğunu, mahkemenin de kanaati ve yargılama sonucu vardığı netice taleplerinin aynısı olmasına rağmen hukuki yarar yokluğunun olmadığından bahsetmenin mantıken de hukuken mümkün olmadığını, mahkemece "ayrıca asıl alacak ödenmiş olduğundan talep edilemeyecek olan icra inkar tazminatı talebinin reddine" şeklindeki gerekçe ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiğini, büyük bir gaf olan bu gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, 2004 Sayılı İcra İflas Kanununda itirazın iptali davası sonucunda icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilmemesinin asıl alacağın ödenmesi koşuluna bağlanmadığını, mahkemenin de malumu olduğu üzere ilgili kanun gereği icra inkar tazminatı itirazın iptali davasında iptal kararı verildiği takdirde hükmedilen tazminat türü olduğunu, önemli olana alacağın likit olması ve icra takibine kötü niyetle itiraz edilmiş olması olduğunu, bu kapsamda somut olaya bakıldığında davalı borçlu tarafın icra takibi yapıldıktan sonra ödeme yapmasının boşu boşuna icra takibi yapılmasına sebebiyet verdiğini ve kötü niyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilin şirketi, davalı/borçlu şirketin haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde icra takibinin durmuş olmasından bahisle zarara uğramış olduğunu, alacağına geç kavuşmasından ötürü mağduriyetinin giderilmesi amacı ile asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, alacağın sabit ve likit olduğunun da aşikar olduğundan mahkemenin icra inkar tazminatı talebini reddetmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, tüm bu nedenlerle Mahkemenin kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğu doğduğundan bahisle mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmektedir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır . 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde"Açılan davanın Kısmen Kabul, Kısmen Reddi İle, Davanın İzmir 6. İcra Dairesi'nin 2021/4198 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının asıl alacak yönünden hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, asıl alacağın ferileri yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, Davacı vekilinin icra inkar tazminat talebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 6. İcra Dairesi'nin 2021/4198 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 08.04.2021 tarihinde 11.592,00 USD asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 26.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı borçlu vekili tarafından 28.04.2021 tarihinde sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Tarafların kabulünde de olduğu üzere takip tarihinden sonra davalı tarafça 13.04.2021 tarihinde 7.000.USD, 15.04.2021 tarihinde 4.500.USD, 01.06.2021 tarihinde 2.387.USD'nin ödendiği anlaşılmıştır. Bu durumda yapılan ödemelerin takip tarihinden sonra sonra yapıldığı görülmüştür. Davaya konu icra takip dosyasında takip çıkışı toplam 11.592,00 USD olarak gösterilmiş olup eldeki iş bu dava dosyasında ise davacı vekilince dava dilekçesinde harca esas değer olarak takip çıkışı 11.030,45 USD olarak gösterilmek suretiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davaya konu icra takip talepnamesinde ve ödeme emrinde yabancı para cinsinden 11.592,00 USD asıl alacak gösterilmiş olup TL karşılığının gösterilmediği görülmüştür. 2004 Sayılı İİK'nın 58/3.maddesine göre, "Alacağın veya istenen teminatın Türk Parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlenmeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi," takip talebinde gösterilmelidir. TBK'nın 99. maddesine göre de; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine İlişkin 24.02.2025 tarih ve 2025/617 Esas, 2025/1082 Karar sayılı kararı; "....Uyuşmazlık, yabancı para üzerinden başlatılan icra takibinde takip talebinde yabancı para alacağının TL üzerinden değerinin gösterilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesinde yer alan düzenlemedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) Takip talebi ve muhtevası başlıklı 58. maddesinde; "(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. Talepte şunlar gösterilir: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.); 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri; 3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; 4. Senet, senet yoksa borcun sebebi; 5. Takip yollarından hangisinin seçildiği; Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir. Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir." ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin İcra tutanağı ve takip talebi başlıklı 20. maddesinde; "İlâmların ve ilâm niteliğindeki belgelerin icrasına ilişkin işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile düzenli olarak geçirilir. Bu tutanağın ilk sayfası takip talebini içerir. Bu sayfaya ilâmın veya belgenin tarih ve numarası; hangi mahkeme veya makamdan verildiği; alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; yerleşim yerindeki adresi, vergi kimlik numarası; (Değişik:RG-16/4/2013-28620) , ödemenin yapılacağı banka adı ve hesap bilgisi borçlu ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı; alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası ve yerleşim yerindeki adresi; alacaklı yabancı ülkede oturuyorsa Türkiye'de göstereceği yerleşim yerindeki adresi (yerleşim yeri göstermezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır) ve hükmün veya belgenin özeti; bir terekeye karşı açılan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak olan mirasçıların adı ve soyadı; yerleşim yerindeki adresleri; alacağın veya talep olunan teminatın cins ve Türk parası ile tutarı, faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün; alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; alacaklının takip yollarından hangisini seçtiği geçirilir. İlâmsız takibe ilişkin bütün işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile kaydedilir. Bu tutanağın ilk sayfasını teşkil eden takip talebinde birinci fıkrada yazılı hususlara ek olarak, talep senede dayanıyorsa senedin tarih ve özeti ve senet yoksa borcun sebebi de gösterilir." düzenlenmelerine yer verilmiştir. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü'nün 23.12.2024 tarihli yazı cevabında; "Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemleri yapılırken yabancı para cinsinden olan alacağın Türk Lirası karşılığının, takip talebinde açıkça gösterilmesine engel olan sistemsel bir hata bulunmamaktadır. İlgi (b) ve (d) sayılı yazılarımızda Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemine ilişkin "takip türü, takip yolu, takip şekli, taraf, alacak kalemi ve faiz bilgileri, takip tarihi veya fiili ödeme tarihi" takibi başlatan avukat tarafından girilmekte olduğu, avukatlar tarafından girilen veriler doğrultusunda İcra İflas Kanunun 58. maddesinde takip talebinde bulunması gerekli unsurlar gereği takip talebi oluşturularak avukatın onayına sunulmakta ve veri girişi sonrasında düzenlenen bu belge üzerinde değişiklik yapılamadığı, Avukat Portal'da takip açılış aşamalarının birinci adımı olan "Dosya/Takip Bilgileri" ekranında "1/4 Açıklaması" alanına Avukat tarafından istenilen bilgilerin girilmesi gerektiği, söz konusu alana girilmesi gereken bilgilere dair EK-1'de gönderilen ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere "Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi yazılır." ifadesinin yer aldığı, Döviz takibi başlatan alacaklı vekilince, 1/4 açıklama alanına harca esas tutarın (yabancı para cinsinden olan alacağın) Türk lirası cinsinden yazması halinde bu bilginin takip talebine yansıtıldığı, Yine EK-2'de görüleceği üzere takip açılış aşamalarının üçüncü adımı olan "İlamlı/İlamsız Bilgileri" ekranında ise (1/4 açıklama alınana girilen veriye bakılmaksızın) girilen alacak kalemlerinin Türk Lirası cinsinden hesaplanan değeri "Takibe Esas Tutar" alanında gösterildiği..." açıklanmıştır. Tüm bu açıklamalar sonrasında uyuşmazlık konusu dava dosyalarının incelenmesinde; İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı). Somut olayda, takip dosyalarının incelenmesinde; takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmeden takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmesinin takip talebinde bulunması gerekli zorunlu unsur olduğu (Dairemizin 09.09.2024 tarihli ve 2021/8111 E., 2021/13025 K. sayılı ilamı ve 31.05.2022 tarihli ve 2021/5981 E., 2022/5251 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10.12.2024 tarihli ve 2024/6501 E., 2024/10385 K. sayılı ilamı ve 03.12.2024 tarihli ve 2024/5364 E., 2024/10157 K. sayılı ilamı), bu konuda Adalet Bakanlığının yazı cevabına göre sistemsel bir sorunun da olmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2023/265 E., 2024/315 K. sayılı kararının gerekçesi açısından genel hatları ile Dairemiz emsal kararlarına da uygun olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan doğrultuda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır..." şeklindedir. Buna göre, İİK'nın 58/3 maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Ancak uygulamada yabancı para alacağını gösteren ve ayrıca Türk Lirası karşılığını içeren takip talepleri de geçerli kabul edilmektedir. Anılan noksanlık; kamu düzeni ile ilgili devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen de göz önünde tutulmalıdır.( HGK.12/05/1999 tarihli, 199/12-271 Esas, 1999/301 Karar ) Dava konusu somut olayda davacı tarafça, davalı aleyhinde 03/03/2023 tarihinde 11.592,00 USD asıl alacak üzerinden TL karşılığı gösterilmeksizin, ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali istemiyle eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen nedenlerle dava konusu somut olayda, yabancı para alacağı üzerinden icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Bu durumda İİK'nın 58/3 maddesine aykırı şekilde takip talepnamesinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle itirazın iptali davası için, dava şartı niteliğinde bulunan geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde esastan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.( Yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/10534 Esas, 2023/3081 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3738 Esas- 2023/6140 Karar ve 2022/1883 Esas- 2023/5748 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) 2004 sayılı İİK'nin 58. maddesi gereğince geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A- Davacı vekilinin istinaf başvurusu kapsamında ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-4 maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA, 1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 80,70 TL istinaf karar harcı ile 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının kendisine iadesine, 2-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama gideri 19,50 TL'nin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/03/2022 tarih ve 2021/402 Esas 2022/248 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-4 maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1-6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, 2-Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine, 3-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.065,64 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 333,64 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri davası reddedildiğinden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 9-Kararın Dairemizce taraflara vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 20/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.