Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/595 E. , 2024/5242 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/595 Karar No : 2024/5242 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Diyarbakır i
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/595 E. , 2024/5242 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/595 Karar No : 2024/5242 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Diyarbakır ili, Hazro ilçesi belediye binası önünde 22/08/2005 tarihinde yaşanan kavga sırasında kolluk görevlilerinin gerekli önlemleri almadığı için yaralandığından ve her iki gözünde görme kaybı yaşadığından bahisle uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 200,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davalı idareye 10/04/2019 tarihinde başvuruda bulunulduğu, bahse konu başvurunun İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Diyarbakır Valiliğine gönderildiği, geçen süre zarfında anılan başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine ise bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, İYUK'un 13/1. maddesi uyarınca, saldırı eyleminin gerçekleştiği 22/08/2005 tarihinden itibaren 1 ve 5 yıllık süre içerisinde başvuru yapılıp başvurunun reddi veya zımnen reddi üzerine 60 gün içerisinde davanın açılması gerekirken bu süreler geçirildikten sonraki 10/04/2019 tarihinde yapılan başvuru sonrasında 28/06/2019 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, öte yandan, yaşanan saldırı eylemini gerçekleştirenler hakkında 15/11/2012 tarihinde yapılan yargılama sonucunda bir kısım sanıklar hakkında beraat bir kısım sanıklar hakkında ceza verilmesi ve bahse konu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin 12/03/2015 tarihli kararı ile kesinleşmesi üzerine davacı tarafından 19/06/2015 tarihinde hak ihlali olduğu gerekçesi ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması ile Anayasa Mahkemesinin 07/03/2019 tarihli kararında yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesinin İYUK 13/1 maddesi kapsamında uygulamaya konu olan sürelerin başlangıç tarihinin belirlenmesine etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacı tarafından istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, sağlık sorunlarının devam ediyor oluşunun zararın tam olarak ortaya çıkmaması anlamına geldiği, davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiği, yaşanan saldırı girişiminin kim veya kimler tarafından gerçekleştirildiğini yargı merciilerince yapılacak soruşturma neticesinde öğreneceği, saldırı girişiminin kimler tarafından gerçekleştirildiğini öğrenebilmesinin ceza yargılaması devam ederken mümkün olmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; davacının 22/08/2005 tarihinde Hazro Belediyesinde çalışan yeğeni A.A.'nın iş yerinde yaşadığı sorunlar sebebiyle belediye binasına geldiği, ihbar üzerine olay yerine kolluk kuvvetlerinin intikal ettiği, olay yerinde toplanan 40-50 kişilik saldırgan grubun kolluk kuvvetleri tarafından dağıtılmaksızın ve gerekli güvenlik önlemleri alınmaksızın davacının belediye binasından çıkarılmaya çalışıldığı, binanın bahçesinde saldırgan grup tarafından başına aldığı bir darbe sonucu yere düştüğü ve darp edilmeye başlandığı, akabinde tedavi amacıyla Dicle Üniversitesi Hastanesine götürüldüğü, 06/09/2005 tarihinde Ankara ilinde bulunan tıp fakültesine sevk edildiği, 18/09/2006 tarihli sağlık raporunda kafa travmasına bağlı her iki gözünde işlev kaybı olduğunun tespit edildiği, Diyarbakır Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 11/04/2007 tarihli raporda göz hastalıklarında %75 ve Bismil Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 26/04/2019 tarihli raporda göz hastalıklarında %90 engel oranının tespit edildiği, oluştuğu iddia olunan zararların tazmini amacıyla 10/04/2019 tarihinde yaptığı başvurunun İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Diyarbakır Valiliğine gönderildiğinin bildirildiği, uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 200,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde -ön karar başvurusu yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir. Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve maddi olay ile yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur. Bu itibarla; ancak zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir. İdari eylemlerin neden olduğu bedensel zararların, tedavi sürecinin tamamlanıp kesin sağlık raporunun alındığı tarihte öğrenilmiş sayılması, Kanun'da öngörülen sürenin kesin raporun ilgiliye verildiği tarihte işlemeye başlatılması gerektiği Danıştay'ın yerleşik içtihatlarındandır. Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda değinilen Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla, bedensel zararlara ilişkin tam yargı uyuşmazlıkları bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde belirtilen sürelerin, tedavi sürecinin tamamlanıp, zararın kesin ve net olarak ortaya konulduğu sağlık kurulu raporunun alındığı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Uyuşmazlıkta ise; dosyada mevcut tıbbi evraka göre; meydana gelen bedensel zarara yönelik tedavi sürecinin devam ettiği ve zararın arttığı, 11/04/2007 tarihli raporda %75 engel oranı tespit edilmişken 26/04/2019 tarihli raporda engel oranının %90'a yükseldiği ve bu raporun süresiz olduğu görülmektedir. Bu haliyle, dava açılmadan önceki süreçte alınan 2007 tarihli sağlık kurulu raporu ile davacının zararının kesin ve net olarak ortaya konulmadığı ve tedavi sürecinin devam ettiği, davacının engel oranını %90 olarak belirleyen 2019 tarihli sağlık kurulu raporu ile engel oranının arttığı ve bu raporun süresiz olarak verildiği görüldüğünden; davacının, zararını kesin ve net olarak 26/04/2019 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporuyla öğrendiğinin, zararının arttığının ve tedavi sürecinin kesintisiz olarak devam ettiğinin kabulünün gerektiği kuşkusuzdur. Bu durumda, 26/04/2019 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporuyla davacının zararının kesin ve net olarak ortaya çıktığı değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde belirtilen sürelerin anılan bu tarih itibarıyla başlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, tedavi süreci devam ederken, zararın kesin ve net olarak ortaya çıkmasından önce davalı idareye başvuru yapılarak açılan işbu dava süresinde olup, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.