TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/12/2023 NUMARASI : 2020/652 Esas, 2023/869 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 31/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/900 KARAR NO : 2026/402 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/12/2023 NUMARASI : 2020/652 Esas, 2023/869 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 31/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, eser sözleşmesinin feshi, davalıya ödenen bedelin iadesi ve maddi zararın giderilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili, kimyasal formülasyonu müvekkiline ait olan ürünlerin üretiminin yapılması için davalı şirket ile 15.04.2013 tarihinde "Fason Üretim Dolum Sözleşmesi" imzalandığını, müvekkilinin sipariş formlarını, üretilecek ürünlerin siparişlerini davalı şirkete e-posta ile gönderdiğini, davalı şirketin e-posta ortamında yapmış olduğu yazışmalarda bu siparişleri kabul ederek üretime geçtiğini ve ürünlerin teslim tarihlerinin 31.07.2013 olacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin davalı şirkete şampuan üretimi için 23.453,84 TL ödeme yaptığını, yapılan sözleşme gereğince davalı şirketin müvekkiline ait şampuanı üretirken müvekkilinin üretim için onayını verdiği formülasyonu kullanmadığını, alerjen olmayan parfüm esansı ile üretilmesi gereken şampuanı alerjiye sebebiyet verecek parfüm içerecek şekilde ürettiğini, bu hataların giderilmesi için davalıya çok sayıda e-posta gönderildiğini, davalı tarafça, müvekkilinden üretilen ve şişelere dolum yapılmak suretiyle teslim alınan şampuanların geri gönderilmesinin istenildiğini ve üzerindeki etiketlerin sökülerek bu kez etiket içeriğine alerjen maddelerin yazılarak sorunun giderileceğini bildirdiklerini, müvekkilinin ise bunu kabul etmediğini davalıya bildirdiğini, böylelikle davalının da kabul ettiği hatasını gidermediğini, yeni bir üretim de yapmadığını ileri sürerek, sözleşme gereği davalıya şampuan üretimi için ödenen 13.094,00 TL, ürünün üretilmesi için davalıya teslim edilen ilave hammadde, etiket ve şişe bedeli 6.975,60 TL ile teslim edilen ham ürünlerin numune dolumları için 3.384.24 TL olmak üzere toplam 23.453,84 TL'nin davalıdan istirdatı ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere uğranılan 10.000 TL maddi zarar olmak üzere toplam 33.453,84 TL'nin davalıdan avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, öne sürülen iddiaların doğru olmadığını, taraflar arasında 2012 yılından beri ticari ilişki bulunduğunu, davacının istediği formülasyonu meydana getirebilmek için büyük emek ve mesai harcandığını, davacının ürün içeriğiyle alakalı bir değişiklik talebi ile zincirleme etkileşmeden dolayı başka bir içerikte değişiklik meydana gelmesine yol açtığını, neticede davacının 10.06.2013 tarihli e-posta ile onay verdiği numuneler üzerinden dolumun gerçekleştirilip 31.07.2013 tarihinde ürünün davacıya tesliminin sağlandığını, davacının yaklaşık alerjen oranlarının davacının kendi talep ettiği kokuların kullanılmasından kaynaklandığını, müşteri memnuniyetini ön planda tutan müvekkilinin, davacının taleplerini makul bir şekilde karşılamak için üstün çaba sarfettiğini, müvekkilinin bu tutumunun hatanın kabulü anlamına gelmediğini, temerrüt koşullarının oluşmadığını, davacının muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediğini, davacının seçimlik hak olarak ürünlerin ayıpsız yenisi ile değiştirilmesini benimsemesine rağmen dava ile sözleşmeden dönmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının gözden geçirme yükümlülüğünü 05.08.2013 tarihli muayene ve analiz raporu ile yerine getirdiği ve bu tarih itibariyle malın ayıplı olduğu bilgisine sahip olduğu halde, ihbar yükümlülüğünü 08.11.2013 günlü e-posta ile üç ay üç gün sonra ifa ettiği kabul edilerek, davacının ayıp ihbarında bulunma yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece müvekkilinin ayıptan haberdar olduğu kabul edilen 05/08/2013 tarihinde müvekkiline sadece koku ile ilgili hammade analiz raporu gönderildiğini, diğer incelemeler ile ilgili rapor gönderilmediğini, buna rağmen müvekkilinin bu rapor ile ilgili olarak 05/08/2013 tarihinde davalıya e-posta ile dönüş yaparak eksiklikleri bildirdiğini, bu e-postanın mahkemece değerlendirilmediğini, davalının ürünleri alerjensiz koku anlamına gelen "..." yazılı etiketle müvekkiline gönderdiğini, dava konusu ürünündeki ayıbın ancak akredite bir laboratuvarda yapılan analizle ortaya çıkacağını, müvekkilinin 05/08/2013 tarihli e-posta ile süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu, bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi için yeni bilirkişi raporu alınması gerektiği halde mahkemece yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını, alınan teknik bilirkişi raporlarında müvekkilinin sözleşmeyi feshetme haklı olduğunun tespit edildiğini, kullanılması mümkün olmayan bu ürünlerin müvekkili tarafından kabul edilmesinin zorunlu görülmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 02/11/2020 tarihli 2018/962 Esas ve 2020/1175 Karar sayılı kararı ile, davalı yüklenici tarafından ürünlerin 31/07/2013 tarihinde davacı iş sahibine teslim edildiği, ürünlerle ilgili davalı yüklenici tarafından ... isimli laboratuvarda yaptırılan analiz sonucunda düzenlenen raporun ise davacının eline sonradan geçtiği, davalı şirket çalışanı tarafından 13/08/2013 tarihinde e-posta yolu ile davacıdan ürünlerle ilgili teyit talep edildiği, aynı tarihte davacı tarafından gönderilen e-postada ürünün pek çok değişik etken madde içerdiği, ürünlerde alerjen olmayan bir koku kullanılacağının belirtilmesine rağmen ürünlerin alerjen içermediğine dair bir ibare göremediğini belirttiği, davalı tarafından üretilen ürünlerin teslimi ve bununla birlikte taraflar arasında işleyen elektronik postalar ile haberleşme süreci akabinde davacının 19/08/2013 tarihinde analiz için laboratuvara başvurduğu, raporun 25/10/2013 tarihinde hazırlandığı, raporun aynı gün davalıya e-posta yolu ile gönderildiği, davalının ise 30/10/2013 tarihinde aksaklıkların giderileceğine yönelik cevap verdiği, dosya kapsamına göre, ayıplı imal edilen ürünler yerine yeni numune ürünler imal edildiği dikkate alındığında, davacının ayıp ihbarını süresinde yaptığının kabulü gerektiği gibi, davalının da yeniden numune imalatı yapmak suretiyle ayıbı benimsediğinin anlaşıldığı, bu durumda, mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü gerektiği, mahkemece, davacının ayıba ilişkin delilleri toplanıp, ayıplı olduğu ileri sürülen tüm ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ürünlerin kabul edilemeyecek şekilde sözleşmenin feshinin gerektirir derecede ayıplı olup olmadığı, ayıplı ürünlerin miktar ve değeri belirlenerek, yapılan ödemeler de göz önüne alınarak fesih ve bedel iadesi talepleri konusunda karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle kaldırma kararı verilmiştir. Mahkemece, BAM kararında ayıp ihbarının süresinde yapıldığı saptanmakla kaldırma kararı doğrultusunda dava konusu ürünler üzerinde teknik bilirkişiler tarafından inceleme yaptırılmış olup, hazırlanan raporda ürün içeriğindeki sınır değerin üzerinde çıkan alerjenlerin esanstan geldiği ve esansın (... .../...” ticari ismiyle uçan yağlar ve aromatik parfüm kimyasallarının karışımı) üretici ... tarafından tedarik edildiği; alerjen içeren esansın Güvenlik Bilgi Formu’nun (basım tarihi 05/08/2013) ürünlerin üretilip 31.07.2013 tarihinde davacı firmaya teslim edildikten sonra gönderildiği, 23/05/2005 tarihli ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kozmetik Yönetmeliği’ne göre, alerjik maddeler belli eşiklerde bitmiş ürünlerde bulunduğu zaman, tüketicilerin yeterince bilgilendirilmesini sağlamak için o kozmetik ürünün etiketinde belirtilmek zorunda olup, davaya konu olan ürünlerin etiket bilgisi ile içeriği birbiri ile uyuşmadığının belirtildiği, hesap bilirkişisinin 13.02.2023 tarihli raporunda, somut olayın özelliğine bakıldığında taraflar arasındaki sözleşmeye göre üretilen ürünü sözleşmeye aykırı olup olmadığını denetlenmesi gerektiği, sözleşmede ürünün niteliği konusunda ve bu bağlamda alerjenlik konusunda açıklık bulunmadığı ancak sözleşmenin 4. maddesinde '' Üreticinin iş bu sözleşme ve eklerinde belirtilen formülasyon ya da ekte bulunan imzalı numuneye tümüyle uygun olarak yapacağı; iş sahibinin, işin devamı sırasında numune üzerinde değişiklikler yapma hakkına sahip olduğu; üreticinin işveren ile mutabakata bağlanan formülasyonlarda üretim yapmayı taahhüt ettiği; sipariş edilen bütün partilerde, belirlenen kalite standardına uygun olarak üretmeye devam edeceği'' kararlaştırılmasının yer aldığı, buna göre teknik rapora göre üretici/davalı tarafından temin edilen üründen kaynaklı olarak sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması sebebiyle yüklenici edim borcuna aykırı bir davranış biçimde olduğu, hal böyle olunca ayıplı ifanın söz konusu olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin fesih ve süre kenar başlıklı 10. maddesinde "Taraflardan birinin sözleşmedeki yükümlülüklerden herhangi birini ihlal etmesi halinde hakkının ihlal edildiği iddiasında olan taraf, ihlal eden tarafa söz konusu ihlalin sona erdirilmesi için ihtarname ile 15 günlük düzeltme süresi verir; ihlal eden taraf söz konusu ihlali düzeltme süresi sonra erinceye kadar son vermezse; diğer taraf sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hak ve yetkisine sahiptir; yükümlülüklerini yerine getirmeme sebebi ile diğer tarafın haklı olarak feshine yol açan taraf, diğer tarafın bu sebeple uğradığı tüm zararları tazmin ile mükelleftir." düzenlenmesinin yer aldığı, buna göre davacının Beşiktaş 8. Noterliğinden 12 Kasım 2013 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "Fason Üretim Sözleşmesine konu edimin sözleşmeye ve yasal ve mevzuata aykırı olduğu; işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içinde aynı miktarda ürünün yeniden üretilerek teslimi ile sözleşmeye aykırılığın/ihlalin sona erderilmesini; aksi taktirde sözleşmeden doğmuş ve doğacak her türlü maddi ve manevi zararların tazmini için yasal yollara başvurulacağının" bildirildiği, ihtarnamenin 18/11/2013 tarihinde muhataba tebliğ edildiği, böylelikle sözleşmedeki 15 günlük sürenin feshedilemeyen süre olduğu, hal böyle olunca davacının seçimlik hakkını ayıpsız misli ile değiştirilmesi yönünde kullanmadığı, sözleşme uyarınca feshedilemeyen sürede ihlalin ortadan kaldırılmasının istendiği ve bu bağlamda da ihlalin ortadan kaldırılmaması halinde fesih hakkının kullanılacağının bildirildiği, böylece sözleşme prosedörünün işletildiği, davacının seçimlik hakkını kullanmadığı, 15 günlük sürede ihlal giderilmediğinden davacının işbu dava ile dönme yolunu seçtiği, davacının davalıya ödenen 12.085,74 TL ile ürünün imali için 3. kişilere yapılan hammade ve diğer ödemeler kapsamında 8.549,26 TL olmak üzere toplam 20.635,00 TL'yi talep edebileceğinin raporda belirtildiği, dava konusu şampuanlarının üretiminin davalı tarafından yapıldığı, bu nedenle davacının çok kısa süre içinde ürünleri davalıya iade etmesi halinde alerjik olmayı sağlayan hususların etiketlere eklenerek bu mamullerin bu tür şampuan satan firmalara satışı ya da bu tür etiketi yapıştırıp satacak firmaları bulup vermesi mümkün bulunduğundan bu husus tartışılmaksızın şampuanın mevcut hali ile derhal iadesi halinde ya da dava konusu şampuanların derhal iadesi halinde o halinin o tarihte ne miktar edeceğinin hususlarında rapor düzenlenmesi için teknik bilirkişilerden ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişilerin 05/09/2023 tarihli 2. ek raporunda, ürünlerin üretim tarihindeki mevzuata göre etiket ve içeriğinin uyuşması halinde şampuanların güncel fiyatının 125.620 TL olarak hesaplandığını belirttikleri, dava konusu ürünleri davacının teslim etmesi gerektiği, zira davalının etiketleri değiştirerek alerjen miktarını bildirerek ürünleri satmasının mümkün olduğunu, o halde satış bedeli teknik rapor ile belirlenmiş ve 9.840,00 TL olarak belirtilmiş olup, davacının hak kazandığı tazminat miktarında düşülmesi gerektiği, sözleşmede alerjen oran miktarı yazılı değil ise de, bunun normal seviyede olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, dava konusu ürünlerde mevcut olan yüksek enerji oranını kabul etseydi davacının mutlaka sözleşmede yazması gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davaya konu şampuanın bir buluş olup, Türk Patent Belge No: ... ile Hormonal Değişimlere Bağlı Saç Azalmasından Muzdarip Kişiler İçin Saç Bakım Şampuan’ olarak patent belgesi ile koruma altına alındığı, piyasada benzeri bulunmadığı, mahkemenin "zira davalının etiketleri değiştirerek alerjen miktarını bildirerek ürünleri satması mümkündür" şeklindeki gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu zira bu buluş üzerinde hiçbir hakka sahip olmayan fason üreticinin bu ürünlerden, etiketi sökerek satma ya da başka türlü tasarruf etme hakkı bulunmadığını, bu gerekçenin Sağlık Bakanlığı Yönetmeliklerine de açık bir şekilde aykırı olduğunu, zira etiket üzerine bileşen miktarının yazılamayacağını, aşırı dozda alerjenlerin alerji şoklarına sebebiyet vererek hayati tehlike oluşturma olasılığı bulunduğunu, bu yüzden müvekkilinin Aralık 2013 tarihli e-mail son yazışmada hatalı koku ile üretilen buluşunun davalı tarafından teslim alınarak imhasını ve sözleşme hakkına dayanarak yeniden üretimini talep ettiğini ancak davacının ürünleri teslim almadığını ve yeniden üretimden imtina ettiğini, davalı tarafın karşı davası ya da takas-mahsup talebi olmaksızın ürünlerin satış bedeli olarak kabul edilen tutarın mahsubunun doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişilerce 2013 yılı için şampuanların toplam bedelinin 9.840,00 TL olacağının zikredildiği, 2400 adet şampuan için belirlenen 2013/2023 yılı bedellerinin son derece düşük olup, bu durum sektör/piyasa doneleri ile bağdaşmadığını, bilirkişilerce ürünlerin incelelenemediği, ürünlerin herhangi bir teste/analize tabi tutulamadığı, müvekkiliyle ilgili olan kısmın yalnızca 13.094 TL olduğunu, bunun dışında kalan hammadde, etiket, şişe, numune dolum bedellerinin (10.359,84 TL) müvekkiline değil, dava dışı başkaca 3. kişilere ödendiğini, ayrıca dava konusu ürünlerin halen davacının elinde olduğunu, dolayısıyla müvekkile ödenmeyen hammadde, etiket, şişe ve numune dolum bedellerinin müvekkilinden istenemeyeceğini, her ne kadar bozma ilamında "....ayıplı ise ürünlerin kabul edilemeyecek şekilde sözleşmenin feshinin gerektirir derecede ayıplı olup olmadığının tespitine..." işaret edilmiş ise de, davacının kullanmış olduğu seçimlik hakkından dönmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davacı tarafından davalı yükleniciye verilecek siparişlerin sözleşmede ve sipariş formunda belirlenen şartlar dahilinde fason olarak üretilmesi hususunda 15.04.2013 tarihli "Fason Üretim ve Dolum Sözleşmesi" bulunmaktadır. Davacı, davalının edimini sözleşmeye uygun ifa etmediğini belirterek sözleşme gereği davalıya şampuan üretimi için ödenen 13.094,00 TL, ürünün üretilmesi için davalıya teslim edilen ilave hammadde, etiket ve şişe bedeli 6.975,60 TL ile teslim edilen ham ürünlerin numune dolumları için 3.384.24 TL olmak üzere toplam 23.453,84 TL'nin davalıdan istirdatı ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere uğranılan 10.000 TL maddi zarar olmak üzere toplam 33.453,84 TL'nin davalıdan avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacının yaklaşık alerjen oranlarının davacının kendi talep ettiği kokuların kullanılmasından kaynaklandığını, davacının muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, seçimlik hakkı kullandıktan sonra bundan dönülmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 20/06/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda, ürün içeriğindeki sınır değerin üzerinde çıkan alerjenlerin esanstan geldiği ve esansın (... .../...” ticari ismiyle uçan yağlar ve aromatik parfüm kimyasallarının karışımı) üretici ... tarafından tedarik edildiği, alerjen içeren esansın Güvenlik Bilgi Formu’nun (basım tarihi 05/08/2013) ürünlerin üretilip 31.07.2013 tarihinde davacı firmaya teslim edildikten sonra gönderildiği, 23/05/2005 tarihli ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kozmetik Yönetmeliği’ne göre, alerjik maddeler, belli eşiklerde bitmiş ürünlerde bulunduğu zaman, tüketicilerin yeterince bilgilendirilmesini sağlamak için o kozmetik ürünün etiketinde belirtilmek zorunda olup, davaya konu olan ürünlerin etiket bilgisi ile içeriği birbiri ile uyuşmadığı, son kullanma tarihi, bir ürünün daha öncesinde tüketilmesi veya kullanılması gerektiğini belirtilen tarih olduğu, davaya konu olan ürünlerin son kullanma tarihi geçtiğinden kullanılamayacağı ve rayiç bedelinin olmadığı, davacının alacağının kalıp kalmadığı hususunun Muhasebe ve Finans Uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiği rapor edilmiştir. 05/09/2023 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, ürünlerin üretim tarihindeki mevzuata göre etiket ve içeriğinin uyuşması halinde şampuanların güncel fiyatının 125.620 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. 13/02/2023 tarihli ... bilirkişi raporunda, ayıp yönüyle yapılan incelemede işaret edilen duruma nazaran, sözleşmede kararlaştırmanın alerjen içermeyen şampuan imalatı olması halinde, imal edilen ürünün kararlaştırmadaki koşulları sağlamadığı yönündeki teknik bilirkişi raporlarına nazaran, yüklenicinin edim borcuna aykırı bir davranış içinde olduğu, hal böyle olunca ayıplı bir ifa söz konusu olacağı, davacının keşide ettiği ihtarla sözleşmenin 10. maddesi kapsamında ihlalin giderilmesi için 15 günlük süre verdiği, anılan süre içerisinde ihlalin giderilmemesi halinde, yasal haklarını kullanılacağını, bildirmesine göre, ikame ettiği davayla sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, davalıya ödenen 12.085,74 TL ile ürünün imali için üçüncü kişilere yapılan hammadde ve diğer ödemeler kapsamında 8.549,26 TL olmak üzere toplam 20.635,00 TL'yi davacının isteyebileceği, zarardan yapılacak indirim olup olmadığını varsa miktarının teknik bilirkişilerce belirlenmesi gerektiği, davacının keşide ettiği ihtarnamesinde, miktar yer almadığı, ihlalin giderilmesine yönelik talep olması sebebiyle temerrüt sonucunu doğurmaya yeterli olmadığı, hal böyle olunca dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini isteyebileceği rapor edilmiştir. Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında; Her ne kadar davacı ve davalı vekilleri ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiş ise de, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hususların doğru tanımlandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin yerinde olduğu, esasen davacının istinaf talebinde ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde karşılandığını, öte yandan mahkeme kararı ile karara dayanak bilirkişi raporlarının Dairemizin 02/11/2020 tarihli 2018/962 Esas ve 2020/1175 Karar sayılı kararına uygun olduğu ve söz konusu kaldırma kararımızda belirtilen hususların hukuka uygun bir şekilde yerine getirildiği anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/12/2023 tarih ve 2020/652 Esas, 2023/869 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 737,41 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan TL 242,60 harcın mahsubu ile bakiye 494,81 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 31/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.