13. Hukuk Dairesi 2016/25593 E. , 2017/1135 K. "" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıdan tapudan devir yoluyla bir taşınmaz satın aldığını, tapudan devralmadan önce emlakçı vasıtasıyla davalıdan satın alacağı evi gez…
**13. Hukuk Dairesi 2016/25593 E. , 2017/1135 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıdan tapudan devir yoluyla bir taşınmaz satın aldığını, tapudan devralmadan önce emlakçı vasıtasıyla davalıdan satın alacağı evi gezdiğini ve beğendiğini, sonra tapuda davalı ile tanıştığını, davalınında kendisine satışı yaptıktan sonra eviniz hayırlı olsun diyerek kendisine ev satışı yapıldığı konusunda güven verdiğini, ancak tapu devrinden sonra satın aldığı yerin aslında bir kooperatif dairesi değil çoğu kısmı yeşil alan olan bir arsa olduğunu öğrendiğini, hile ile kandırıldığını iddia ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla satış bedeli olarak ödediği 15.000,00 TL nin davalıdan faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalı, davacıya daire sattığını, kendisininde bu taşınmazı daire olarak satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, hileye dayalı olarak açılmış, satış bedelinin iadesi istemine ilişkin olup, davacı, davalı tarafından hile ile yanıltılarak daire diye kendisine tapudan arsa vasfında ve kooperatife dahil olmayan bir taşınmaz satışı yapıldığını iddia ile satış bedelinin iadesini istemiş, davalı ise davacının gezdiği dairenin davacıya satılmış olduğunu savunmuştur. Mahkemece, davanın esastan reddine karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık hile nedeniyle satış bedelinin iadesine ilişkin olup BK' nun 31. maddesi (yeni BK'nun 39. maddesi) gereğince en geç davacının savcılığa yapmış olduğu şikayet tarihi olan 14.01.2009 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre dolmuştur. Mahkemenin bu gerekçe ile davayı reddetmesi gerekirken hükümde yazılı şekilde esasa ilişkin nedenlerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.