Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada hükmedilen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan şikâyette mahkemenin hukuka aykırı değerlendirme yaparak karar vermesi ve takibe esas davada tazminata karar verilmesine rağmen mevzuat hükümleri gerekçe gösterilerek yargı kararının icra edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; idareden herhangi bir alacağı olan kişilerin haciz imkânına sahip olmalarına karşın kamulaştırmasız el atmadan doğan alacak için bu y
Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada hükmedilen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan şikâyette mahkemenin hukuka aykırı değerlendirme yaparak karar vermesi ve takibe esas davada tazminata karar verilmesine rağmen mevzuat hükümleri gerekçe gösterilerek yargı kararının icra edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; idareden herhangi bir alacağı olan kişilerin haciz imkânına sahip olmalarına karşın kamulaştırmasız el atmadan doğan alacak için bu yola gidilememesi nedeniyle deeşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, murislerinden intikal eden hisse sahibi olduğu taşınmaza davalı Belediyelerin kamulaştırmasız el attığını belirterek diğer hissedarlarla birlikte Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 23/2/2011 tarihlive E.2010/12, K.2011/46 sayılı ilamı ile başvurucu lehine davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi açısından 385,14 TL, davalı Muratpaşa Belediyesi açısından 674,55 TL alacağa hükmetmiştir. Başvurucu, Mahkeme kararı kesinleşmeden Antalya Büyükşehir Belediyesi aleyhine hükmedilen alacağın tahsili için Antalya İcra Müdürlüğünün E.2011/3975 sayılı dosyasında 9/4/201 tarihinde ilamlı takip başlatmıştır. Takip sırasında borçlu Belediyenin mal varlığı üzerinde haciz uygulanması üzerine borçlu Belediye, hacizlerin kaldırılması için Antalya İcra Hukuk Mahkemesinde şikâyette bulunmuştur. Mahkeme 29/6/2012 tarihli ve E.2012/602, K.2012/611 sayılı kararı ile şikâyeti kabul etmiş ve Belediyenin mal varlığı üzerindeki hacizleri kaldırmıştır. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...İcra dosyasının incelenmesinde davalı alacaklı tarafından Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2010/12, K.2011/46 sayılı ilamına dayalı olarak ilamlı icra takibi başlatıldığı, Örnek 4-5 Ödeme emrinin 18/4/2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 22/6/2012 tarihinde icra dosyasına dilekçe vererek haczedilmezlik itirazında bulunduğu ve itirazın reddine karar verildiği tespit edilmiştir.29/2/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı kanunun geçici maddesinde "bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 15 yıl süre ile geçerli olmak üzere 04/11/1983 tarihli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici maddesi hükmü, 04/11/1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız elatma işlemlerine de uygulanır."hükmü düzenlenmiştir.Takibe dayanak Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2010/12, K.2011/46 sayılı kararı kamulaştırmasızel koymadan kaynaklanan tazminata ilişkin olduğu, bu durumda anılan yasal düzenleme karşısında idareye ait mal hak ve alacakların haczedilemeyeceği anlaşılmakla şikayetin kabulüne karar verilmiştir." Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 12/2/2013 tarihli ve E.2012/28055, K.2013/3897 sayılı ilamıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 30/5/2013 tarihli ve E.2013/12454, K.2013/20112 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Ret kararı 17/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 8/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Bu arada takibe dayanak Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/2/2011 tarihli kararı davalı Belediyeler tarafından temyiz edilmiş, karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihli ve E.2012/17135, K.2012/19728 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:"...Tüm bu nedenlerle kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğinden aynı nedenle diğer hissedarlar tarafından açılan ve kesinleşen dava dosyaları da gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Davalı idareler vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerleBOZULMASINA, ..." Başvurucu ve diğer davacıların karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 11/4/2013 tarihli ve E.2013/2859, K.2013/7000 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2013/299 sırasına kaydedilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Mahkeme 8/11/2013 tarihli ve E.2013/299, K.2013/631 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Tüm bu nedenlerle kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğinden aynı nedenle diğer hissedarlar tarafından açılan ve kesinleşen dava dosyaları da gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediğinden...." hükmün bozulmasına karar verilerek dosya mahkememize iade edilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan Yüksek Yargıtay bozma ilamına uyulmuş bu doğrultuda yargılamaya devam olunmuştur. Sonuç itibarı ile mahkememizde oluşan kanaate ve Yüksek Yargıtay Hukuk Dairesi bozma ilamında bildirilen gerekçeye göre; dava konusu parselin daha önce kamulaştırılmış ve kamulaştırma bedelinin ödenmiş olduğu anlaşıldığından hükmen tescil kararının tapuya işlenmemiş olması mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağından davanın reddine karar vermek gerekmiştir." Başvurucu ve diğer davacıların temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/11/2015 tarihli ve E.2014/20691, K.2015/16485 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:"...Her nekadar mahkemece davanın kabulüne dairverilen ilkkararın yapılan temyiz incelemesi sonucundaYargıtay Hukuk Dairesi tarafından davanın reddine karar verilmesi gerekçesi ile bozulmuş ise de, bozma ilamında davaya konu taşınmazın idare adına tesçiline dayanak mahkeme ilamınınhangisi olduğu gibi hususlarında herhangi biraçıklanma yapılmadığı için ve bu anlamda maddi hataya dayalı bozma ilamına mahkemece uyulmuş olmasının davalılar lehine usulükazanılmış hak teşkil etmeyeceği tesbit edilmiştir...... eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun maddesi gereğince BOZULMASINA,..." Dosya, davalı Belediyelerin talebi üzerine karar düzeltme için Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmiş; karar düzeltme incelemesi henüz sonuçlanmamıştır.B. İlgili Hukuk Başvuru konusu dava tarihinde yürürlükte olan 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun, Anayasa Mahkemesinin 1/11/2012 tarihli ve E. 2010/83, K.2012/169 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki geçici maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır. ...Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması halinde, idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerden yüzde iki pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması halinde, ödemeler, sonraki yıllara sari olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.Bu maddenin tazminata ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıkları davalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden dolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göre evvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüz ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir. ...Bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatın tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.” Başvuru konusu dava tarihinde yürürlükte olan 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesinin 1/11/2012 tarihli ve E.2010/83, K.2012/169 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki geçici maddesi şöyledir:"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş yıl süreyle geçerli olmak üzere; 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesi hükmü, 4/11/1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemlerine de uygulanır. Ancak, bu tarihten sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemleri sebebiyle açılan tazminat davalarında verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden 2942 sayılı Kanunun geçici 6 ncımaddesinin yedincifıkrasıuyarıncaödemelerdekullanılmaküzere, ihtiyaç olması halinde, idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerden ayrıca yüzde beş pay ayrılır." 2942 sayılı Kanun'un, Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki 24/05/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik geçici maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır....Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıkları davalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden dolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göre evvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüz ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir. ...... Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez....4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,…” 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) yürürlükte olan maddesinin dördüncü fıkrasışekildedir:"Gayrimenkule ve buna mütaallik aynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/3/2011 tarihli ve E.2010/23405, K.2011/4222 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:"...HUMK. nun 443/maddesi gereğince taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara ilişkin hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez. Somut olayda takibe dayanak yapılan ilam, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat alacağına bağlı bir ilamdır. Her ne kadar mahkemenin hüküm fıkrasında "tapu iptaline...el konulan taşınmazın mülkiyetinin tapudan yol olarak terkinine..." karar verilmişse de, ilamdaki bu hüküm kamulaştırmasız el atma tazminatının yasadan doğan sonucu olup, taşınmazın aynının ihtilaflı olduğunu göstermez. Bu nedenle dayanak ilam, tazminat alacağına ilişkin olup, HUMK.nun 443/maddesi gereğince ilamın infazı için kesinleşmesine gerek bulunmamaktadır. ..."