3. Hukuk Dairesi 2016/6190 E. , 2016/9623 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, davalının kızı olduğunu,
**3. Hukuk Dairesi 2016/6190 E. , 2016/9623 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, davalının kızı olduğunu, müvekkilinin 15.09.2013 tarihinde evlerinin balkonundan düştüğünü, kaza nedeniyle omuriliğinin hasar gördüğünü ve yürüyemez hale geldiğini, bu tarihten sonra davacının sürekli hastanede kaldığını, tedavisinin ve ameliyatlarının halen devam ettiğini, davacının bu maddi ve manevi yönden ağır süreci annesiyle birlikte yaşadığını, davalı babanın hadise sonrasındaki ilk bir kaç gün kızını görmüş ise de, bir süre sonra kızıyla görüşmeyi dahi kestiğini, yardımda bulunmadığını, tedavi masraflarının çok tuttuğunu, davacının tüm bu masraflarının annesi ...n ailesi tarafından karşılandığını, davalının kuyumcu olduğunu, ayrıca gerek mirasen intikal etmiş gerekse kazanılarak alınmak suretiyle edinilen çok fazla gayrimenkulü bulunduğunu, ailesinin de durumunun çok iyi olduğunu beyan ederek, davacı için yapılmış olan yüksek meblağlı sağlık harcamaları nedeniyle bir defaya mahsus olmak üzere 50.000,00-TL nafaka ile aylık 350,00-TL olarak takdir edilmiş olan nafakanın aylık 4.500,00-TL olarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının kızı olan davacıya maddi ve manevi her türlü destek ve yardımı yaptığını, davacı tarafın talebinin yardım nafakası olduğunu, nafaka isteminin davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olacağını, geçmişe yönelik yapılan masrafların toplu nafaka olarak talep edilemeyeceğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacı için aylık 1.500,00-TL yardım nafakasının dava tarihi olan 10.09.2014 tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. ./.. -2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; TMK.nun 328/1.maddesinde “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı yasanın 2.fıkrasında ise, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü mevcut bulunmaktadır. TMK.nun 364.maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." Aynı Kanunun 365/2.maddesinde de; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir." düzenlemesi yer almıştır. Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün ve 1998/656-688 sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların..." yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Bu ilkeler ışığında somut olaya dönecek olursak,davalı babanın kardeşi ile birlikte kuyumcu dükkanı işlettikleri,bu ad altında bir şirketlerinin bulunduğu, davacının annesinin ise, ev hanımı olup aylık 1000 TL gelirinin bulunduğu, davalıdan 750 TL nafaka aldığı ve davacı ile birlikte iki kızı ile yaşadığı anlaşılmıştır. Tarafların ve dava dışı annenin ekonomik sosyal durumları ve davacının sağlık ihtiyaçları değerlendirildiğinde; davacı yararına takdir edilen yardım nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların ekonomik sosyal durumları, nafakanın niteliği, davalının gelir durumu, davacının giderleri, değerlendirilerek ve hakkaniyet ilkesi (TMK 4. maddesi) de gözetilerek; daha uygun bir yardım nafakası takdir etmekten ibarettir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...