Başvuru, bina cephesinde bulunan tabelanın tamiri esnasında, bina üzerinden geçen yüksek gerilim hattından elektrik atlaması sonucu meydana gelen ölüm olayına ilişkin olarak sorumluluğu bulunduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bina cephesinde bulunan tabelanın tamiri esnasında, bina üzerinden geçen yüksek gerilim hattından elektrik atlaması sonucu meydana gelen ölüm olayına ilişkin olarak sorumluluğu bulunduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Nezahat ve Erdinç Eroğlu'nun müşterek çocukları, Kübra Evrim Aktaş'ın ise kardeşi olan ve 2013 yılı itibarıyla 16 yaşında bulunan E.E., bir reklam şirketinde büro işçisi olarak çalışmakta iken İstanbul'un Esenyurt ilçesi sınırları içinde mukim bir özel hastanenin (hastane) tabelalarının tamiri için şirket tarafından işçi H.S. ile birlikte görevlendirilmiştir. 31/10/2013 tarihinde, hastanenin tabelalarının tamir edilmesine ilişkin işlemler sırasında E.E. tarafından sabitlenmeye çalışılan, H.S.nin ise üzerinde bulunduğu alüminyum seyyar merdivene yüksek gerilim hattından elektrik akımı atlaması gerçekleşmiş ve bu akım atlaması sonucu E.E. olay yerinde hayatını kaybetmiş; H.S. ise yaralanmıştır. 6/12/2013 tarihi otopsi raporunda E.E.nin "vücuttan elektrik akımı geçmesine bağlı solunum ve dolaşım durması" sonucu vefat ettiği belirtilmiştir. A. Hastane Binasının Durumuna İlişkin Açıklama Bireysel başvuru dosyası içinde sunulan belgelerin ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarının incelenmesi sonucunda; 1971-1975 yıllarında, olayın gerçekleştiği yerdeki enerji nakil hatlarına elektrik verildiği, binanın yapı ruhsatının ise 1985 yılında düzenlendiği anlaşılmıştır. 1994 yılında bina için tadilat ve ilave yapı ruhsatı verildiği, 1996 yılında yapı kullanma izin belgesi sağlandığı görülmektedir. 2003 yılında ise binada ruhsat ve eklerine aykırı kısımlar olduğu tespit edilerek belediye tarafından yapı sahiplerine imar para cezası verilmiştir. Ayrıca Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından 6/11/2002 tarihli yazı ile Esenyurt Belediye Başkanlığına (Belediye) "enerji nakil hattının alanına hastane binasının taştığı, bu taşmanın can ve mal güvenliğini tehlikeye attığı, yangın tehlikesi oluşturduğu bu nedenle gerekenlerin yapılması" yönünde bildirimde bulunulmuştur. Söz konusu yapı için 2000 ve 2003 yıllarında da tadilat ruhsatları ve yapı kullanma izin belgeleri düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ölüm olayının gerçekleştiği tarihe kadar yapı hakkında Belediye tarafından alınmış bir yıkım kararı veya başkaca uyarı/denetim niteliğinde işlemin olmadığı görülmüştür. Ölüm olayının gerçekleşmesinden sonra 2014 yılında bina için imar mevzuatına aykırı yapılaşma nedeniyle yıkım kararı alındığı, sürecin yargı aşamasında olduğu anlaşılmıştır.B. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Nezdinde Yürütülen Yargılama Süreci E.E.nin ölümü ile sonuçlanan olay nedeniyle şirket müdürü olan E., şirket ortakları F.T. veP.Ö., şirketin ustabaşı E.T. ve hastane işletme müdürü olan U.K hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçu isnadıyla Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açılmıştır. Ayrıca Belediye Başkan Yardımcısı A. ve Belediye İmar Ve Şehircilik Müdürü F. hakkında aynı suç isnadıyla açılan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde açılan kamu davası, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde açılan dava ile birleştirilmiştir. Olay yeri keşfinin de yapıldığı yargılama sürecinde birden fazla bilirkişi incelemesi söz konusudur. Şirket tarafından gerçekleştirilen tespit talebi üzerine Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından elektrik elektronik mühendisi bilirkişiye yaptırılan inceleme sonucu tanzim edilen ve ceza davası dosyasına da girdiği anlaşılan 16/12/2013 tarihli raporda özetle "hattın geçtiği alanın imar planında belirli olduğu, yapı ruhsatı verilirken bu hususların belirtilmesi gerektiği, tespit istenen bina ile yüksek gerilim arasındaki mesafe ve yapılan ölçümler dikkate alındığında ilgili tabela için çalışma yapacak herkesin bu akıma kapılma riskinin bulunduğu" belirtilmiştir. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma sürecinde iş güvenliği uzmanına yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 22/4/2014 tarihli raporda özetle "1975 yılında enerjilendirildiği anlaşılan yüksek gerilim hattı ile bina arasındaki mesafenin olması gereken asgari 5 metre uzaklıktan daha yakın olduğu, çalışma yapan kişilere koruyucu ekipman sağlanmadığı, hastane müdürü olan U.K.nın binanın durumunu dikkate alarak gereken disiplini tesis etmesi, önlem alması ve uyarıda bulunması gerekirken bu hususları yerine getirmediğinden kusurlu olduğu; şirket müdürü E.nin ise uygun eğitim ve donanıma sahip işçi görevlendirmemesi, gereken önlemleri ve uygun teçhizatı sağlamaması nedeniyle kusurlu olduğu" ifade edilmiştir. 15 Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iş güvenliği uzmanlarına hazırlattırılan 30/5/2015 tarihli bilirkişi raporunun ilgili kısımlarında özetle "E.E.nin büro işlerinde çalıştırılmak üzere işe alınmış elektrik ve montaj bilgisi olmayan hafif işler yapabilecek bir genç çalışan olması nedeniyle iş mevzuatı gereği vefat ettiği olayda icra edilen işlerde çalıştırılmasının yasak olduğu, tabela montajı sırasında iş yapılacak yere güvenli bir şekilde ulaşılması adına gereken (iskele) teçhizatın kullanılmadığı, genç yaşta olan E.E.nin yüksek gerilim hattı olan bir alanda çalıştırılmaması gerektiği, H.S. ve E.E.nin öllüm olayının meydana geldiği tamir işini yapmaya ehil olmadıkları ve konuyla ilgili bilgilendirilmedikleri, yüksek gerilim hattı yakınında çalışılması adına gereken önlemlerin alınmadığı belirtilerek şirket ve hastanenin kusurlu olduğu belirtilmiştir. Raporun sonuç kısmında ise, binayı projelendiren ve inşa eden kişilerin yüksek gerilim hattı emniyet mesafesine uymadan proje yaptığı ve bina inşa ettiği ve bu nedenle kusurlu oldukları (binayı yapan ve projelendirenlerin tespitinin mahkemenin takdirinde olduğu ifade edilmiş), emniyet mesafelerine uyulmadan yapılmış binanın inşasına ve iskanına ruhsat veren belediyenin kusurlu olduğu, emniyet mesafesine uyulmadan yapılan binada iş yeri kuran hastanenin kusurlu olduğu, elektrik iletim dağıtım şirketinin de ihlal yaratan bina için gerekli girişimlerde bulunmaması nedeniyle kusurlu olduğu; yapılan tespitler bağlamında sanıklardan hastane işletme müdürü U.K.nın asli kusurlu olduğu, şirket müdürü E. ile şirket usta başı E.T.nin tali kusurlu oldukları" ifade edilmiştir. 12/3/2016 tarihli ve yine iş güvenliği uzmanları tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun ilgili kısımlarında özetle "bina ile yüksek gerilim hattı arasında yalnızca 2,5 metre mesafe bulunduğu, bunun yasal mevzuat uyarınca en az 5 metre olması gerektiği, hastane binasında iş izin prosedürü olduğuna veya uygulandığına dair bir belge bulunmadığı, söz konusu çalışma süreci boyunca muhakkak akımın kesilmesi gerektiği, şirketin çalışmaya dair risk değerlendirmesi yapmadığı, risk değerlendirmesi yapmayan, iş güvenliği konusunda eğitim vermemiş olan reklam şirketinin birinci derecede sorumlu olduğu, hastanenin ise izin prosedürünü uygulamayarak ikinci derecede sorumlu bulunduğu" ifade edilmiştir. Son olarak dava dosyalarını birleşmesi nedeniyle (bkz. § 12) sanık konumunda olan bazı belediye yetkililerinin kusurlarının olup olmadığının tespiti amacıyla yine iş güvenliği uzmanları tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 8/10/2017 tarihi bilirkişi raporunda özetle "binanın, yüksek gerilim hattına ilgili mevzuat gereği kesinlikle yaklaşılmaması gereken 5 metrelik emniyet mesafesi koşulunu ihlal ettiği, mesafe koşullarının ihlaline dair sorumluluğun enerji hattı binadan çok daha önce kurulmuş bulunduğundan belediye yetkilileri ve bina sahiplerine ait olduğu, bu nedenle gerekli işlemleri yapmayan belediye başkan yardımcısı A.nın kusurlu olduğu" belirtilmiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 15/1/2019 tarihinde sanıklardan bazılarının beraatine, bazılarının ise mahkûmiyetine hükmetmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:" ...Değerlendirme:...Olay tarihinde sanık U.K.nin işletme müdürlüğünü yaptığı ... Hastanesinin dış cephesinde bulunan hastane isimlerinden iki harfin düşmesi nedeni ile tamir için sanıklardan F.T.'yi aradığı, F.T.nin tabelayı önceden yapan firmadan E.yi arayarak yapmış oldukları hastane tabelasında sıkıntı olduğunu ve gidip bakmaları gerektiğini söylemesi üzerine, E.nin ustabaşı olan E.T.ye talimat verdiği, E.T.nin kendisinin olay yerine gitmeyip maktul E.E. ve H.S.yi gönderdiği, ... Hastanesinin üzerinden geçen yüksek gerilim hattı nedeni ile metal seyyar merdiven ile tabelayı düzeltmeye çalışan E.E. ile H.S. nin yüksek gerilim hattına kapıldıkları, E.E.nin vefat ettiği, H.S.nin ise yaralı olarak kurtulduğu anlaşılmıştır.Ölüm ve yaralanmalı kaza sebebi irdelendiğinde; şirketin, hastanenin tabelasını yapmış olduğu ancak bu tabeladaki iki harfin düşmesi neticesi, hastane işletme müdürü U.K.nın öncelikle F.T.yi aradığı, F.T.nin ise bu işi yapan şirketin olması nedeni ile şirket müdürü olan E.yi aradığı sabittir. Maktul ve müşteki H.S.nin ölüm ve yaralanmalı kazası nedeni ile U.K. müdafi, müvekkilinin sorumlu olmadığını, zira hastane işletme müdürünün yönetmeliklere göre sadece işletmeden sorumlu olup, mesul müdür olmadığından kendisine izafe edilecek bir kusur bulunmadığını ileri sürmüş ise de, hastane tabelasının onarım işi için F.T.yi bizzat arayan kişinin sanık U.K. olduğu sabit olup, hastanenin işletmesinden sorumlu olduğu gibi bu tadilat için kendisi aradığından sonuna kadar sorumluluğu olduğu gibi bizzat gelen ekibin de işletme müdürü olduğundan takibinin kendisi tarafından yapılması gerektiği gibi hastane üzerinden geçen yüksek gerilim hattının ne kadar büyük tehlike yarattığı da bilinen bir gerçek olduğu halde bu konuda gereken özen sanık tarafından gösterilmemiş ve bu sanığın gereken önlemleri almadığından ölümlü ve yaralanmalı kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği kanaati hasıl olmuştur. Sanık E.T. yüklenici firmanın ustabaşı olup, E. tarafından kendisine bizzat gitmesi için talimat verilmesine rağmen tecrübesi olmayan, işe yeni girmiş, büro işçisi olarak çalışan 17 yaşındaki maktul ile yine tecrübesi olmayan H.S.yi olay mahalline göndererek kendi yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, bu kadar önemli ve tehlikeli bir işin bu şekilde neticelenmesine sebep olduğu ve asli kusurlu olduğu, kendisi tarafından bu iş yapılsa idi veya bu işten anlayan kişiler gönderilse idi bu kazanın olması engellenebilecekken sorumluluk sahibi ve tecrübesi olan bir ustabaşının tedbirsiz ve dikkatsiz davranışı sonucu ölümlü ve yaralanmalı kazanın meydana geldiği ve yukarıda belirtildiği gibi kusurlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. Sanık E.'nin ise ustabaşı E.T.ye talimat verdiği ancak böyle önemli ve tehlikeli bir işte gereken takibi yapmayıp, tadilata gidecek ekibin kimler olduğu ve işin uzmanı olup olmadıklarının kontrolünü yapmadığı, gereken özen ve dikkati göstermediği, gereken hassasiyeti gösterse idi böyle bir kazanın oluşumunun gerçekleşmeyeceği, bu nedenle bu sanığın da kusurlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. Sanık A.nın ise Esenyurt Belediye'sinde Başkan Yardımcısı olduğu, üzerinden Ambarlı Yıldıztepe Yüksek Gerilim Hattı geçen binanın enerji hattına yaklaşmaması gereken mesafeye tecavüzü olduğu halde TEİAŞ ile gereken irtibatı kurup güvenlik tedbirlerini alması, binanın cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılması, herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa yaklaşabileceği uzaklıktaki kuvvetli akım tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine dokunulmasının olanaksız olması, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin buna ilişkin maddesine uygun hareket edilmesi, hat binadan daha önce kurulmuş ise gereken özeni göstermenin Belediye yetkilileri ve bina sahiplerine ait olması nedeni ile sanık A.'nın Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevini yerine getirmediği, üzerinden yüksek gerilim hattı geçen binanın tehlikeden arındırılması konusunda gereken çalışmaları yapmadığı, yüksek gerilim hattını ihlal eden bina hakkında gereken işlemi yapmadığı, bu nedenle kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği, belirli makamlarda görev sahibi olan kişilerin makamın gerektirdiği sorumlulukları da yerine getirmeleri, aksi takdirde meydana gelebilecek zararlardan da sorumlu olacakları, bu sanığın zamanında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olsa idi bu şekilde bir kazanın oluşumu, maktulün ölümü ve müşteki H.S.nin yaralanması söz konusu olmayacaktı. Bu nedenle de sanık A.nın meydana gelen olay nedeni ile kusurlu olduğu kanaati hasıl olmakla;Sanıklar U.K., E.T., E. ve A.nın mahkumiyetlerine karar vermek gerekmiştir.Sanık F.T. nin; Hastane İşletme Müdürünün kendisini araması üzerine hastane levhasını yapan firma yetkilisi E.yi aradığı, arada irtibat görevi yaptığı anlaşılmakla üzerine atılı suç sübut bulmadığından, illiyet bağı mevcut olmadığından bu sanığın beraatine karar vermek gerekmiştir. Sanık P.Ö.nün; şirket ortağı olup, meydana gelen kaza ile doğrudan doğruya bir ilgisi olmadığından, arada illiyet bağı bulunmadığından, şirkette bu konuda asıl sorumlu olan E. olmakla, sanık P.Ö.nün atılı suçtan beraatine karar vermek gerekmiştir.Sanık F.nin; alınan 08/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği ve mahkememizce de bilirkişi raporu doğrultusunda oluşan kanaat çerçevesinde ve bu konuda yapılan araştırma doğrultusunda suç tarihinde sorumlu bir görevde olmadığı, arada illiyet bağı bulunmadığı ve üzerine atılı suçun sübut bulmadığı anlaşılmakla sanık F.nin beraatine karar verilerek ..." Söz konusu hüküm taraflarca yapılan istem üzerine istinaf mercii tarafından incelenmiştir. 11/3/2020 tarihli istinaf hükmü ile F., F.T., P.Ö hakkında verilen beraat kararları ile E., U.K., E.T. hakkında verilen mahkûmiyet kararları onanmış; buna karşılık A. hakkında verilen mahkûmiyet kararı kaldırılarak beraat kararı verilmiştir. Ayrıca bina sahibi U.K. hakkında suç duyurusunda bulunulmasına hükmedilmiştir. Mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin kısım dışında diğer kısımlar yönünden temyiz yolu açık olmak üzere hüküm kurulmuştur. Kararın A. hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak beraat hükmü verilmesine ilişkin gerekçesi şöyledir:"Sanık A.nın Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevli olduğu, 2012 yılında bu göreve başladığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre yüksek gerilim hattı binanın yapımından önce kurulmuştur. TEİAŞ tarafından binanın yüksek gerilim hattına mesafesinin uygun olmadığının Belediye Başkanlığına 2008 yılında bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda 2012 yılında göreve başlayan sanık Mustafa Akboğa'nın tüm binaları tek tek kontrol etmesinin mümkün olmadığı, bina ruhsatının sanık A. tarafından verilmediği, TEİAŞ'ın uyarısından haberinin olduğuna dair delil bulunmadığı anlaşılmış, dava konusu olayın meydana gelmesinde bu sanığın kusurunun bulunmadığı kanaat ve takdirine varılmıştır. Dairemizce sanık A. hakkında ilk derece mahkemesince verilen kararın CMK'nun 280/ maddesi gereğince kaldırılmasına, yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmaması nedeniyle CMK 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hükmün kurulması uygun görülmüştür." Bireysel başvuru incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla kararın kanun yolu incelemesinde olduğu anlaşılmaktadır. Diğer Bazı Kamu Görevlileri Hakkında Soruşturma İzni Verilmemesine İlişkin Süreç Başvurucular 13/3/2017 tarihli dilekçeleri ile Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yürütülen ceza yargılaması sürecinde hazırlanan bilirkişi raporları uyarınca yüksek gerilim hattına çok yakın bir biçimde ilgili mesafe koşullarını ihlal etmek suretiyle bina inşa edilmesinin ölüme yol açan nedenler arasında yer aldığını belirterek "yüksek gerilim hattına mevzuata aykırı ve tehlike oluşturacak şekilde yakın bina inşa eden, binanın yapım sürecindeki izin ve ruhsat belgelerini düzenleyen, hukuka aykırı inşa edilen binada faaliyet yapılmasına izin veren, usulsüz durumu denetlemeyen aralarında Esenyurt Belediyesinin mevcut ve eski başkanının, eski başkan vekilinin ve yardımcısının, eski imar ve şehircilik müdürünün, eski ve mevcut yapı kontrol müdürünün aralarında bulunduğu kamu görevlileri hakkında E.E.nin ölümünde kusurları bulunduğu" iddiasıyla kamu davası açılması için şikâyetçi olmuştur. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 17/4/2017 tarihinde İçişleri Bakanlığından şikâyet edilen kişiler için soruşturma izni verilmesini istemiştir. İçişleri Bakanlığı 16/10/2017 tarihli işlemle ilgililer hakkında soruşturma izni verilmemesi yönünde karar almıştır. Kararda; binanın yapımına dair süreç aktarılmış, binanın eklentileri için yapılan işlemlerden bazılarının yargı sürecinde olduğu belirtilmiş ve akabinde Esenyurt Belediyesinin geniş bir alanı kapsadığı, 000 konut ve işyerinin bulunduğu, yapılaşmayı kontrol amaçlı bölge bazlı görevlendirmeler yapıldığı, iskânlı binalarda şikâyet olmadığı sürece personelin dikkatini çekmesi hâlinde inceleme yapılabildiği, 2008-2017 yılları arasında 400 adet yapı için işlem yapıldığı, bu bağlamda Belediye görevlilerinin yeterli çabayı sarf ettiği, görevlilerin hastanenin hukuka aykırı inşa edilen kısımları için gereken işlemleri 2014 yılında (ölüm olayından sonra) yaptıkları ancak 2014 yılında yapılan işlemlere ilişkin yargı süreci nedeniyle imar mevzuatını uygulayamadıkları ifade edilmiştir. Soruşturma izni verilmemesine dair işleme ilişkin yapılan itiraz Danıştay Birinci Dairesi tarafından 31/5/2018 tarihli kararla "dosyadaki bilgi ve belgelere göre, ilgililere isnat edilen eylemin, haklarında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı..." gerekçesine yer verilerek reddedilmiştir. Karar oyçokluğu ile alınmıştır. İki üyenin karşıoy gerekçesi şöyledir:" ...Hastanesinin binasının yanından geçen yüksek gerilim hattının, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde belirlenen güvenlik mesafelerini ihlal ettiği, Hastanenin isim tabelasından düşen harflerin yerine konması için binanın çatısına çıkan işçilere yüksek gerilim hattından akım geçmesi sonucunda bir işçinin öldüğü, diğer işçinin yaralandığı, kazanın meydana geldiği yapıda ruhsata aykırılıklar bulunduğu, Belediyenin mevzuata aykırı olarak yapılan ruhsata aykırılıklarla ilgili denetim görevini yerine getirmediği, öte yandan, bina ile ilgili olarak Türkiye Elektrik İletim A.Ş Genel Müdürlüğü tarafından Esenyurt Belediye Başkanlığına yazılan 2002 tarih ve 4-1 sayılı yazıda, 154 kW Ambarlı-Yıldıztepe (3-4) ve 154 kW Ambarlı Davutpaşa E.N. Hatlarının 87-88 ve 15-16 pilonları arasında U.K. (binanın maliki) tarafından tehlikeli biçimde inşaat yapıldığının tespit edildiği belirtilerek tecavüzlü binanın krokisinin yazı ekinde sunulduğu, ayrıca yazıda, inşaatın irtifak haklarına tecavüzlü kısmında can ve mal emniyetinin kalmadığı ve yangın tehlikesi olabileceği belirtilerek gerekli önlemlerin alınmasının istenildiği, bu uyarıya rağmen yapıdaki ruhsata aykırılıkların giderilmediği, bu nedenle de bir işçinin ölümüne, diğer işçinin yararlanmasına neden olunduğu, bu olay gerçekleşene kadar Esenyurt Belediyesince yapıdaki ruhsata aykırılıkların yıkımının yapılmadığı, olaydan sonra düzenlenen 2014 tarihli yapı tatil tutanağında da, yapıdaki ruhsata aykırı yapılaşmanın açıkça belirtildiği, yapılan uyarıya rağmen söz konusu aykırılıkların uzun yıllar giderilmediği ve söz konusu olayın meydana gelmesine neden olunduğu, bu nedenlerle ilgililere isnat edilen eylemin, haklarında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte olduğu anlaşıldığından, itirazların kabulü ile soruşturma izni verilmemesine ilişkin İçişleri Bakanının 2017 tarih ve Mül.Tef.Ku.Bşk.2017/263 sayılı kararının kaldırılması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz " Başvurucular Danıştay Birinci Dairesi kararını 9/7/2018 tarihinde tebellüğ etmelerinin ardından 6/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için çok sayıda karar arasından bkz. Turan Uytun ve Kevzer Uytun, B. No: 2013/9461, 15/12/2015, §§ 35-42; Naziker Onbaşı ve diğerleri, B. No: 2014/18224, 9/5/2018, §§ 25-30; Dilek Genç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944, 1/2/2018, 27-39; Gürkan Kaçar ve diğerleri, B. No: 2014/11855, 13/9/2017; , B. No: 2014/15910, 7/2/2018; Hüseyin Münüklü, B. No: 2014/5973, 13/9/2017; Kadri Ceyhan [GK], B. No: 2014/1924, 17/5/2018; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İliya Petrov/Bulgaristan, B. No: 19202/03, 24/4/2012; Selman Tumur ve diğerleri B. No: 2015/18754, 12/9/