8. Ceza Dairesi 2024/12787 E. , 2024/7359 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/748 E., 2019/267 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar
**8. Ceza Dairesi 2024/12787 E. , 2024/7359 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/748 E., 2019/267 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında 07.11.2014 tarihli ... ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği 27.07.2016 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullanması nedeniyle erteleme kararının kaldırıldığı ve 05.09.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2017 tarihli ve 2016/739 Esas sayılı dava dosyasından hakkında dava açıldığı ve aynı mahkemenin 2016/804 Esas sayılı dava dosyası ile hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiş, 2016/804 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir. B. Sanık hakkında 02.08.2016 tarihli ... ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.12.2017 tarihli ve 2016/804 Esas, 2017/799 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. D.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2018/748 Esas, 2019/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 16.06.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçunun 17.12.2013 suç tarihli eylemle ilgili 05.05.2014 tarihinde hükmedilen ve 14.05.2014 tarihinde kesinleşen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı esnasında gerçekleştirdiğinden 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Sanık hakkında 02.08.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; adli para cezası kaldırılarak hükmedilen hapis cezasının usul ve yasaya aykırı olduğundan verilen kararı temyiz ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; 1. Dava konusu olay, sanığın iki farklı tarihte uyuşturucu madde kullanma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında birleşen aynı mahkemenin 2016/804 Esas sayılı dosyasında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan dava ile ilgili; sanığın bu suçu daha önce 07.11.2014 tarihinde işlemiş olduğu suçtan dolayı aynı mahkemnin 2016/739 esas ve 2017/46 esas ve karar sayılı dosyasında soruşturma aşamasında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.12.2014 tarih 2014/104100-2804 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile belirlenen erteleme süresi içerisinde işlemiş olduğu anlaşıldığından ikinci suçtan dolayı açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle davanın düşmesine, Suç tarihi olan 07.11.2014 tarihinde güvenlik güçlerince şüphe üzerine sanığın üzerinde usulüne uygun bir şekilde yapılan aramada kullanmak için temin ettiği uyuşturucu madde ele geçirildiği, soruşturma aşamasında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2014 tarih 2014/104100-2804 sayılı kararı ile suçla ilgili olarak sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, erteleme süresi içerisinde 27.07.2016 ve 02.08.2016 tarihlerinde sanığın güvenlik güçlerince kullanmak için temin ettiği uyuşturucu maddeyle birlikte yakalandığı bu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Dosya içerisinde mevcut sanığa ait Denetimli Serbestlik dosya bilgileri incelendiğinde; Karşıyaka DS infaz bürosuna ait 2014/1578 DS nolu dosyasının 23/06/2014 tarihinde açıldığı, infazının tamamlanması nedeniyle 04.08.2015 tarihinde kapatıldığı, yine Karşıyaka DS infaz bürosu'nun 2014/1640 DS nolu dosyasının 07.07.2014 tarihinde açıldığı, ihlal nedeniyle 26.03.2015 tarihinde kapatıldığı tespit edilmiştir. Yine dosya içerisinde mevcut İzmir(Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 08.05.2014 tarih 2014/431 - 418 E -K nolu kararında; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tedavi ve Denetimli Serbestlik tedbiri kararı verildiği kararın 09.06.2014 tarihinde kesinleştiği, sanığın Denetimli Serbestlik yükümlülüklerine uymadığından dolayı dosyanın yeniden ele alındığı ve yargılamanın İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapıldığı dosya içerisinde mevcut İzmir 31 ASLCM'nin 25.06.2015 tarih 2015/371 - 430 E-K nolu karara ilişkin ilam incelendiğinde, sanığın istinafa konu 07.11.2014 tarihli eylemini, İzmir (Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 08.05.2014 tarih 2014/431 - 418 E -K nolu kararı ile verilen Denetimli Serbestlik döneminde işlediği tespit edilmiştir. Bu bilgiler ışığında; sanık hakkında duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; Sanığın İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/739 Esas 2017/46 Karar nolu birleştirme kararına verilen dosyaya konu 07.11.2014 tarihli eylemini; İzmir (kapatılan) 20. SCM'nin 05.05.2014 tarih 2014/184-468 E.K. Nolu kararı ile verilen ve 14.05.2014 tarihinde kesinleşen Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri kararının infazı sırasında işlendiği anlaşılmakla; 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağından kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle sanık hakkındaki işbu kamu davasının gereğince düşürülmesine, Sanığın, 27.07.2016 tarihli kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak eylemine ilişkin gereğinin takdir ve ifası yönünde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı müzekkere yazılmasına, Sanık ...'nun üzerine atılı 02.08.2016 tarihli, kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği, sanığın kabule ilişkin beyanları, olay tutanağı, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakla atılı ... nedeniyle mahkumiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Temyiz incelemesine konu 02.08.2016 tarihli ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 03.10.2016 tarihli iddianame düzenlenerek dava açılmıştır. Sanık hakkında doğrudan dava açılmasına dayanak olan sanığın 07.11.2014 tarihli eylemi nedeniyle açılan kamu davasının da eylemler arasında fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle bu dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. 07.11.2014 tarihli eylemle ilgili hükmedilen 23.03.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KADEK) kararı verildiği, sanığın 27.07.2014 tarihinde uyuşturucu madde bulundurarak yükümlülüklerine uymaması nedeniyle hakkında dava açıldığı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.03.2019 tarihli kararı ile suç tarihinden önce işlediği başka bir uyuşturucu madde kullanma suçu nedeniyle hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı esnasında bu suçun işlemesi nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği anlaşılmakla; Her ne kadar 02.08.2016 tarihli ... nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmış ise de, 07.11.2014 tarihli eylemle ilgili 04.12.2014 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin ; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanunu'nun 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının doğrudan mernis adresine yapıldığı, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve 04.12.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmadığı ve sanık hakkında usule uygun verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme konusu 02.08.2016 tarihli eyleme ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davasının açılması koşulunun da sağlanmamış olacağı, bu nedenle sonraki suçlara ilişkin olarak yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceği, buna bağlı olarak da, “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı verilmeden açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere "durma" kararı verilerek dosyanın gereği için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Ceza Dairesinin 12.03.2019 tarihli, 2018/748 Esas, 2019/267 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2024 tarihinde karar verildi.