Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2310 E. , 2024/310 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2310 Karar No : 2024/310 DAVACI : … Sendikası (… - Sen) VEKİLİ : Av. … DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. … DAVANIN KONUSU : Davacı Sendika tarafından, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün "Dernek ve Sendika Adlarında İzne Tabi Kelime Kullanılması" konulu, 09/01/2020 tarih ve 2020/3 sayılı Genelgesi'nin 8. paragrafı…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2310 E. , 2024/310 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2310 Karar No : 2024/310 DAVACI : … Sendikası (… - Sen) VEKİLİ : Av. … DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. … DAVANIN KONUSU : Davacı Sendika tarafından, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün "Dernek ve Sendika Adlarında İzne Tabi Kelime Kullanılması" konulu, 09/01/2020 tarih ve 2020/3 sayılı Genelgesi'nin 8. paragrafının kamu görevlileri sendikaları yönünden iptaline ve sendika isminin kazanılmış hak kabul edilmesi ile ismin kullanımına devam edilmesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı Sendika tarafından, İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından 14/02/2020 tarihinde bir tebligat yapılarak 30 gün içerisinde Sendikalarının adının Dernekler Kanunu’nun 28. maddesine uygun hale getirilmesinin, aksi halde yasal işlem başlatılacağının bildirildiği, ancak, Sendikalarının 12/12/2018 tarihinde faaliyete başladığı ve adlarının kazanılmış hak teşkil ettiği, 7196 sayılı Kanun değişikliğinden sonra kurulacak dernek ve sendikalar bakımından “Şehit ve Gazi” kelimelerinin izne tabi olması gerektiği, bu isimle bilindikleri ve isme göre ürün aldıkları, kanuni dayanağı olmayan idari işlem ile Sendikaları aleyhine ek sorumluluklar getirildiği ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 5253 sayılı Kanun’un 28. maddesinde 7196 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra kurulan dernek ve sendika adlarında “Gazi ve Şehit” kelimelerini izinsiz kullanmamalarına ilişkin gerekli hassasiyetin gösterilmesinin sendikalara bildirildiği, kayıtlarında yapılan incelemede ise, davacı Sendikanın kuruluş tarihinin 19/11/2018 olduğunun ve değişiklik yapılan 24/12/2019 tarihinden önce kurulduğunun görüldüğü, bu nedenle, “Şehit ve Gazi” kelimelerini kullanmaya devam edebilecekleri ve söz konusu kelimeleri kullanmak için herhangi bir izin almalarına gerek olmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davaya konu düzenleyici işlemin, kanuni düzenlemenin geriye yürütülerek uygulanmasını teminen tesis edilmiş olduğu, bu nedenle iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; "Dernek ve Sendika Adlarında İzne Tabi Kelime Kullanılması" konulu İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün 09/01/2020 tarihli, 2020/3 sayılı Genelgesinin 8. paragrafının iptali istemiyle açılmıştır. 5253 sayılı Dernekler Kanununun Dernek adları başlıklı 28. maddesinde: “Dernek adlarında; Türk, Türkiye, Milli, Cumhuriyet, Atatürk, Mustafa Kemal kelimeleri ile bunların baş ve sonlarına getirilen eklerle oluşturulan kelimeler İçişleri Bakanlığının izni ile kullanılabilir.” kuralı yer almaktayken 24/12/2019 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7196 sayılı Kanunun 57. maddesi ile anılan maddeye “Mustafa Kemal” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Şehit, Gazi” ibaresi eklenmiştir. 7196 sayılı Kanun ile kullanılması izne bağlı tutulan Şehit ve Gazi ibarelerinin, ancak kanunun yayımlanarak yürürlüğü girdiği tarihinden sonra kurulan dernek ve sendikalar için uygulanması mümkün olup, kanunun yürürlüğünden önceki olaylara uygulanmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Genelgenin dava konusu edilen paragrafında; “Bu itibarla, ilinizde kurulu bulunan işçi ve işveren sendika ve konfederasyonları ile kamu görevlileri sendika ve konfederasyonlarından izin almadan 5253 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde izinle kullanılabileceği belirtilen kelimeleri kullananların tüzüklerini kanuna uygun hale getirmeleri yönünde yazılı olarak uyarılmalarına rağmen kanuna aykırı hareket eden sendika yönetici ve temsilcileri ve sendikalar hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması,” yolunda düzenleme yapıldığı görülmektedir. 19/11/2018 tarihinde kurulan davacı sendika tarafından görülmekte olan dava; dernek ve sendika adlarında izne tabi kelime kullanılması konulu Genelgenin dava konusu edilen maddesine dayanılarak İstanbul Valiliği Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından 14/02/2020 tarihinde yapılan tebligat ile davacı sendika adının 5253 sayılı Kanunun 28. maddesine 7196 sayılı Kanun ile eklenen ibaresine uygun hale getirilmesinin istenilmesi üzerine açılmıştır. Kanunların yürürlüğünden önceki olaylara uygulanmaması, uygulanabilmesi için ancak lehe hüküm getirmesi ya da özel kanuni düzenlemeyle zaman bakımından geriye yürütülmesinin öngörülmesi gerekirken bu durumların bulunmadığı uyuşmazlıkta; 7196 sayılı Kanunun yürürlüğünün idarenin düzenleyici işlemlerinden genelge çıkarılarak, kanunun yayımından önceki olaylara uygulanmak suretiyle geriye yürütülmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Davalı idarenin dava dilekçesine karşı verdiği cevap dilekçesinde; davacı sendikanın kuruluş tarihinin kanunun yayımından önceki tarih olması nedeniyle Şehit-Gazi kelimelerini kullanmaya devam edebilecekleri ve söz konusu kelimeleri kullanmak için İçişleri Bakanlığından herhangi bir izin almalarına gerek bulunmadığı savunulmak suretiyle Genelge ile kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin olarak hukuka aykırı uygulamaya gidildiği ortaya konulmaktadır. Açıklanan nedenlerle, Genelgenin dava konusu paragrafının iptali gerektiği düşülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dosyanın incelenmesinden; - Davacı Sendikanın, "Şehit Yakınları Gazi ve Gazi Yakınları Tüm Kamu Çalışanları Birlik Sendikası (Şehit Gazi Birlik - Sen)" adıyla 19/11/2018 tarihinde 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 1 Nolu "Büro, Bankacılık ve Sigortacılık Hizmetleri" hizmet kolunda kurulduğu ve 12/12/2018 tarihinde faaliyete başladığı, - 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun “Dernek adları” başlıklı ve dernek adlarında kullanılması İçişleri Bakanlığının iznine tabi olan kelimelerin belirtildiği 28. maddesine, 24/12/2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7196 sayılı Kanun ile “Şehit, Gazi” ibarelerinin eklendiği, - İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından “Dernek ve Sendika Adlarında İzne Tabi Kelime Kullanılması” konulu, 09/01/2020 tarih ve 2020/3 sayılı Genelge düzenlendiği ve bu Genelgenin 8. paragrafında, "... kurulu bulunan işçi ve işveren sendika ve konfederasyonları ile kamu görevlileri sendika ve konfederasyonlarından izin almadan 5253 sayılı Kanun'un 28'inci maddesinde izinle kullanılabileceği belirtilen kelimeleri kullananların tüzüklerini kanuna uygun hale getirmeleri yönünde yazılı olarak uyarılması, yazılı olarak uyarılmalarına rağmen kanuna aykırı hareket eden sendika yöneticileri ve sendikalar hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması," düzenlemesine yer verildiği, - Davacı Sendika tarafından, İstanbul Valiliği Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünce taraflarına 14/02/2020 tarihinde yapılan tebligat ile yukarıda belirtilen düzenleyici işlem uyarınca adlarının 5253 sayılı Kanunun 28. maddesine 7196 sayılı Kanun ile eklenen ibarelere uygun hale getirilmesinin istenildiği iddiasıyla bakılmakta olan davanın açıldığı görülmüştür. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Anayasa'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırını düzenleyen 2. maddesinin 2. fıkrasında da, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, İdare Mahkemelerinin, yerindelik denetimi yapamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceği; 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dava dilekçelerinin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, 14. maddenin 3/d bendinde yazılı halde davanın reddine karar verileceği kurala bağlamıştır. Davacı Sendika tarafından, isminin kazanılmış hak kabul edilmesine ve kullanımına devam edilmesine karar verilmesi istenilmiştir. Bu istem, yargı yerinden idari işlem niteliğinde karar verilmesine yönelik olduğundan, idari yargı yetkisi kapsamında değildir. Bu yönüyle, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlemin bulunmaması ve mahkemelerce idari işlem niteliğinde yargı kararı verilmesinin mümkün olmaması nedenleriyle, anılan istemin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 23/11/2004 tarihli ve 25649 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun; "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinin dava tarihindeki haliyle, "Bu Kanunun amacı; dernekler, dernek şube veya temsilcilikleri, federasyonlar, konfederasyonlar ve yabancı dernekler ile merkezleri yurt dışında bulunan dernek ve vakıf dışındaki kâr amacı gütmeyen kuruluşların Türkiye'deki şube veya temsilciliklerinin yasak ve izne tâbi faaliyetlerini, yükümlülüklerini, denetimlerini ve uygulanacak cezalar ile derneklere ilişkin diğer hususları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiş; "Dernek adları" başlıklı 28. maddesinin ilk halinde, "Dernek adlarında; Türk, Türkiye, Milli, Cumhuriyet, Atatürk, Mustafa Kemal kelimeleri ile bunların baş ve sonlarına getirilen eklerle oluşturulan kelimeler İçişleri Bakanlığının izni ile kullanılabilir." düzenlemesine yer verilmiş iken; aynı maddeye, 24/12/2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7196 sayılı Kanun'un 57. maddesi ile "Mustafa Kemal" ibaresinden sonra gelmek üzere, "Şehit, Gazi" ibaresi eklenmiş; "Ceza hükümleri" başlıklı 32. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde, "28 inci maddede belirtilen kelimeleri izinsiz kullanan veya 29 uncu maddede belirtilen yasaklara, yazılı olarak uyarılmalarına rağmen, aykırı hareket eden dernek yöneticileri, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır ve derneğin feshine de karar verilir." düzenlemesine; "Cemiyetler ve Dernekler kanunlarına yapılan atıflar" başlıklı 34. maddesinde, "Diğer kanunlarda, 3512 sayılı Cemiyetler Kanunu, 1630 sayılı Dernekler Kanunu veya 2908 sayılı Dernekler Kanunu ile bunların ek ve değişikliklerine veya belli maddelerine yapılan atıflar, bu Kanuna veya bu Kanunun aynı konuları düzenleyen madde veya maddelerine yapılmış sayılır. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde aynı konuları düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ilgili hükümlerine atıf yapılmış sayılır." düzenlemesine; "Kanunun meslekî kuruluşlara uygulanacak hükümleri" başlıklı 35. maddesinde, "Bu Kanunun 19, 20, 23, 26, 28, 29, 30 ve 31 inci maddeleri özel kanunlarında hüküm bulunmamak kaydıyla kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile işçi ve işveren sendikaları ve üst kuruluşları için de ceza hükümleriyle birlikte uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. 12/07/2001 tarihli ve 24460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 43. maddesinde, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2908 sayılı Dernekler Kanunu, 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacaklar hakkında kamu görevlilerinin tabi oldukları personel kanunlarının ilgili hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 09/01/2020 tarih ve 2020/3 sayılı, “Dernek ve Sendika Adlarında İzne Tabi Kelime Kullanılması” konulu Genelgenin 6. paragrafında, "... 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 43'üncü maddesi ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 80'inci maddesinde de bu kanunlarda hüküm bulunmayan hallerde Dernekler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir." düzenlemesi; 7. paragrafında, "... derneklerde olduğu gibi sendikaların da isimlerinde 5253 sayılı Kanun'un 28'inci maddesinde belirtilen kelimeleri kullanabilmeleri için İçişleri Bakanlığından izin almaları gerekmektedir." düzenlemesi; 8. paragrafında, "... ilinizde kurulu bulunan işçi ve işveren sendika ve konfederasyonları ile kamu görevlileri sendika ve konfederasyonlarından izin almadan 5253 sayılı Kanun'un 28'inci maddesinde izinle kullanılabileceği belirtilen kelimeleri kullananların tüzüklerini kanuna uygun hale getirmeleri yönünde yazılı olarak uyarılması, yazılı olarak uyarılmalarına rağmen kanuna aykırı hareket eden sendika yöneticileri ve sendikalar hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması," düzenlemesi; 9. paragrafında, "... 24/12/2109 tarihinde yürürlüğe giren 5253 sayılı Kanun'un 28. maddesinde yapılan değişiklikten sonra kurulan dernek ve sendika adlarında 'Gazi' ve 'Şehit' kelimelerini izinsiz kullanmamalarına ilişkin gerekli hassasiyetin gösterilmesi ..." düzenlemesi yer almıştır. Dava Konusu Genelgenin 8. Paragrafının İncelenmesi: Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş olup, Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır. Anayasa'nın 124. maddesinde ise, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp, genelgeler de; yasa, tüzük ve yönetmelik gibi hukuk kaynaklarının uygulanmasına ilişkin ayrıntıları ve uygulama şeklini gösteren düzenleyici işlemlerdir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler. Anayasanın 124. maddesinde düzenlenen ve normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyeraşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyeraşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Aksi bir kabul, kurallar hiyerarşisini anlamsız kılacak ve hukukî karmaşaya sebep olacaktır. Öte yandan, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşulları arasında hukuki güvenlik ilkesi bulunmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir. Kural olarak hukuki güvenlik, kanunların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar. Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulması, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturur. “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca kanunlar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerindendir. Bu nedenle, kanunların yürürlüğünden önceki olaylara uygulanmaması, uygulanabilmesi için ancak lehe hüküm getirmesi ya da özel kanuni düzenlemeyle zaman bakımından geriye yürütülmesinin öngörülmesi gerekmektedir. Öncelikle, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, 5253 sayılı Kanun'un 28. maddesinde öngörülen izin mecburiyeti ile 32. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde bu mecburiyetin yerine getirilmemesi halinde uygulanması öngörülen yaptırımların derneklerle birlikte kamu görevlileri sendikaları hakkında da uygulanacağı ve bu kuralların ülke çapında gereği gibi uygulanmasını teminen İçişleri Bakanlığınca genelge düzenlenebileceği açıktır. Bununla birlikte, "Şehit" ve "Gazi" kelimelerinin; 7196 sayılı Kanun ile 5253 sayılı Kanun'un 28. maddesine eklendiği görüldüğünden, kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, anılan kelimelerin kamu görevlileri sendikalarının isminde kullanılmasının ancak 7196 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 24/12/2019 tarihten itibaren izne tabi olduğu kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta ise, Dairemizin 17/06/2020 tarihli ara kararı ile dava konusu Genelge kapsamında adlarında "Şehit" ve "Gazi" kelimelerinin kullanılması için İçişleri Bakanlığına herhangi bir başvuru yapıp yapmadıklarının davacı Sendikaya sorulduğu, davacı Sendika tarafından ise bu ara kararına herhangi bir cevap verilmediği, ancak davalı idarenin savunmasında, davacı Sendikanın kanuni değişikliğin yürürlüğe girdiği 24/12/2019 tarihinden önce kurulduğunun, bu nedenle adlarında “Şehit" ve "Gazi” kelimelerini kullanmaya devam edebileceklerinin ve söz konusu kelimeleri kullanmak için herhangi bir izin almalarına gerek olmadığının belirtildiği görülmüştür. Genelgenin 9. paragrafında da, 5253 sayılı Kanun'un 28. maddesindeki 24/12/2019 tarihli değişiklikten sonra kurulan dernek ve sendika adlarında "Gazi" ve "Şehit" kelimelerinin izinsiz kullanılmamasına yönelik gerekli hassasiyetin gösterilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Bu haliyle, Genelgenin dava konusu edilen 8. paragrafında belirtilen, "kurulu bulunan kamu görevlileri sendikaları" ibaresinden, 24/12/2019 tarihinde yürürlüğe giren kanuni düzenlemeden sonra kurulmuş olan kamu görevlileri sendikalarının anlaşılması gerektiği; dolayısıyla Genelgenin dava konusu edilen 8. paragrafının, 24/12/2019 tarihinden sonra kurulmuş olan kamu görevlileri sendikaları yönünden "Şehit" ve "Gazi" kelimelerinin kullanımının izne tabi olması gerektiğine yönelik düzenlemeler içerdiği sonucuna ulaşılmıştır. Başka bir anlatımla, davalı idarenin savunması ve Genelgenin tamamı bir bütün olarak incelendiğinde; "Şehit" ve "Gazi" kelimelerinin 24/12/2019 tarihinden sonra izne tabi olarak kullanılmasının öngörülmüş olduğu ve Genelgenin dava konusu edilen 8. paragrafındaki "kurulu bulunan kamu görevlileri sendikaları" ibaresiyle, kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih olan 24/12/2019 tarihi ile Genelgenin yayım tarihi olan 09/01/2020 tarihleri arasında kurulan sendikaların kastedilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün "Dernek ve Sendika Adlarında İzne Tabi Kelime Kullanılması" konulu, 09/01/2020 tarih ve 2020/3 sayılı Genelgesi'nin, üst hukuk normu olan 4688 sayılı Kanun'un atfıyla 5253 sayılı Kanun'un 28. maddesinin uygulanmasını teminen ve anılan bu madde ile İçişleri Bakanlığına verilen yetkiye istinaden tesis edilmiş olduğu; ayrıca kanuni düzenlemenin geriye yürütülerek uygulanacağına yönelik herhangi bir kural getirmediği ve davalı idarece de savunma dilekçesinde, davacı Sendikanın "Şehit" ve "Gazi" kelimelerini adında kullanabileceği, bu kelimelerin 7196 sayılı Kanun öncesinde kurulan davacı Sendika yönünden herhangi bir izne tabi olmadığının açıkça belirtildiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin kanunların geriye yürümezliği ilkesinin ihlali niteliğinde olmadığı ve hukuka aykırı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacı Sendika tarafından, sendika isminin kazanılmış hak kabul edilmesine ve ismin kullanımına devam edilmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN USUL YÖNÜNDEN REDDİNE oy birliğiyle, 2. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün "Dernek ve Sendika Adlarında İzne Tabi Kelime Kullanılması" konulu, 09/01/2020 tarih ve 2020/3 sayılı Genelgesi'nin 8. paragrafının kamu görevlileri sendikaları bakımından iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oy çokluğuyla, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/02/2024 tarihinde karar verildi. (X) - KARŞI OY : Dava; davacı Sendika tarafından, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün "Dernek ve Sendika Adlarında İzne Tabi Kelime Kullanılması" konulu, 09/01/2020 tarih ve 2020/3 sayılı Genelgesi'nin 8. paragrafının kamu görevlileri sendikaları yönünden iptaline ve sendika isminin kazanılmış hak kabul edilmesi ile ismin kullanımına devam edilmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Daire kararında belirtildiği gibi, "sendika isminin kazanılmış hak kabul edilmesi ile ismin kullanımına devam edilmesine karar verilmesi" isteminin, idari yargı yetkisi dışında olması nedeniyle, esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Genelgenin 8. paragrafının iptali istemine gelince; 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun "Dernek adları" başlıklı 28. maddesinde, "Dernek adlarında; Türk, Türkiye, Milli, Cumhuriyet, Atatürk, Mustafa Kemal kelimeleri ile bunların baş ve sonlarına getirilen eklerle oluşturulan kelimeler İçişleri Bakanlığının izni ile kullanılabilir." düzenlemesi yer almaktayken; 24/12/2019 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7196 sayılı Kanun'un 57. maddesi ile anılan maddeye "Mustafa Kemal" ibaresinden sonra gelmek üzere, "Şehit, Gazi" ibaresi eklenmiştir. Kanunlar, “kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca, ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonra uygulanmak üzere çıkarılırlar. Bu nedenle, 7196 sayılı Kanun ile kullanılması izne bağlı tutulan "Şehit" ve "Gazi" kelimelerinin, ancak kanuni düzenlemenin yürürlüğü girdiği tarihinden sonra kurulan dernek ve sendikalar için uygulanması mümkündür. Ayrıca, 7196 sayılı Kanun'da, zaman bakımından geriye yürütülmeye yönelik herhangi bir düzenleme de yapılmamıştır. Genelge bir bütün olarak incelendiğinde; dava konusu 8. paragrafta, 7196 sayılı Kanun'un yürürlüğü öncesinde kurulmuş olan kamu görevlileri sendikaları yönünden; 9. paragrafta ise, 7196 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra kurulan kamu görevlileri sendikaları yönünden düzenleme yapıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Her ne kadar Daire kararında, 8. paragrafta yapılan düzenlemenin, 7196 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 24/12/2019 tarihi ile dava konusu Genelgenin yürürlüğe girdiği 09/01/2020 tarihleri arasında kurulan kamu görevlileri sendikalarına yönelik olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de; Genelgede bu yönde herhangi bir ibare veya açıklama yer almadığından anılan şekilde yapılan yorumun hukuki belirlilik ilkesine aykırı düşeceği ve bu belirsizlik nedeniyle uygulamada tereddüt ile sorunlara yol açacağı açıktır. Esasen lafız açık iken gai (amaçsal) yoruma gidilemeyeceği de şüphesizdir. Dolayısıyla, Genelgenin dava konusu edilen 8. paragrafının; kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği 24/12/2019 tarihinden sonra kurulan kamu görevlileri sendikaları yönünden değil, halihazırda kurulu bulunan kamu görevlileri sendikaları yönünden "Şehit" ve "Gazi" kelimelerinin kullanımının izne tabi olacağı kuralını getirdiği ve bu haliyle kanuni düzenlemeyi, kanuni düzenlemenin yürürlük tarihten önce kurulan kamu görevlileri sendikalarına uygulamak suretiyle geriye yürüttüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, uyuşmazlıkta, kanuni düzenlemenin, yürürlük tarihinden geriye yürütülmek suretiyle uygulanmasına neden olacak şekilde kural getiren Genelgenin dava konusu 8. paragrafının iptali gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.