Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tarihinde ... ile tescil edilen ... A.Ş.’nin kurucu ortağı olduğunu, şirket sermayesinin 1/10 oranında payını temsil eden pay sahibi olduğunu, kuruluş aşamasında, Şirket Esas Sözleşmesi ile üç yıllığına Yönetim Kurulu üyesi seçildiğini ve yine ilk 3 yıl için de temsile yetkili kılındığını, halen Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığını, şirketin diğer kurucu ortağı ... ise şirket sermayesinin 9/10 oranında payını temsil eden pay sahibi olduğunu
DAVACI : ....DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)DAVA TARİHİ : 20/01/2016KARAR TARİHİ : 02/03/2022GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 01/04/2022Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... Eğitim ve Sağlık Vakfına ait bir şirket olduğunu, 1993 yılından 2014 yılı sonuna kadar vakıf ve müvekkili şirketi yöneten kişilerin kötü yönetim ve şirket aleyhine olup kendi lehlerine olan işlemler yaparak şirketi sürekli zarar ettirdiklerini, yönetimde bulunan aynı aileye mahsup bu kişiler tarafından vakfın kuruluş amacına ve vakfedenin vasiyetine aykırı olarak şirket mallarını gereksiz yere satılmış ve devredildiğini, şirket varlıklarının satışından elde edilen nakdin ise yöneticilerin müvekkili şirketi kendileriyle ortak etikleri davalı şirket gibi iştiraklere aktarıldığını, müvekkili şirket ile davalı şirketi elinde bulunduran kişilerin aynı olması nedeniyle hukuka aykırı eylem ve işlemlerin bugüne kadar yargıya taşınmadığını, müvekkili şirketin ortak edildiği şirketlerin paravan olarak kurulduğunu ve örtülü amacın müvekkili şirketin içini boşaltmak olduğunu, müvekkili şirketin %48,50 sermaye payına rağmen halen davalı şirkette temsil edilmediğini, yönetim de hiç bir söz hakkı bulunmadığını, 2006 da kurulan davalı şirketin uzun zamandır gayri faal halde olduğunu ve hiç bir dönem esas faaliyet alanında kar elde etmediğini, 2014 tarihinde müvekkili şirkette yeni yönetim kurulunun seçiminden sonra müvekkilinin kontrol denetim ve bilgi alma hakkının engellendiğini, genel kurul kararlarının iptali ve şirkete özel denetçi atanması için açılan davaların derdest olduğunu, genel kurullara sunulan yönetim kurulu faaliyet raporlarından ve şirketin mevcut malik durumundan geleceğe yönelik olarak şirketin hiç bir amaç ve faaliyetinin bulunmadığı ve bu nedenle şirketin devam etmesinde korunmaya değer bir yarar kalmadığının anlaşılacağını, şirketin en büyük gelirinin başka şahıslarca yönetilen iştiraklardan gelen yıllık temettü geliri olduğunu, bu gelirinde çoğunluk hissedar yöneticilere maaş, huzur hakkı vs adı altında ödenerek tüketildiğini, TTK 531 maddesi gereğince açılan bu dava ile davalı şirketin haklı nedenle feshi yada müvekkili şirket hissesinin gerçek değerinin diğer hissedarlarca müvekkile ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin talep edildiği, davalı şirketteki müvekkili şirketin hisse oranının vasiyetname uyarınca %51 oranında olması gerekirken bu oranın altında düşürülmesi şirket yönetiminde söz hakkının bulunmamasının, davalı şirkette yapılan sermaye artış azalış kararlarının keyfi olması ve bu kararlara katılıp katılmama kararları ile sermaye artışına katılım şeklinin hukuka aykırı olmasının, kuruluştan bu yana şirketin sürekli zarar etmesi, sermayesini kaybetmesi, gayri faal halde bulunması ve mevcut yapı ve yönetimi ile ileride de zarar atmaya devam edeceğinin açık olmasının şirketin feshi için haklı neden niteliği taşıyan olgu ve olaylar olduğunu belirtmiş ve %48,50 pay karşılığının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden müvekkile ödenerek şirketten çıkarılması, olmadığı tarihte TTK 531 maddesi uyarınca davalı şirketin feshine karar verilerek tasfiye payının müvekkiline ödenmesi karar verilmesini talep etmiştir.