Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışındaki çeşitli şantiyelerinde 17.05.2013 tarihinden 09.01.2019 tarihine kadar çelik teknik ressam olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışındaki çeşitli şantiyelerinde 17.05.2013 tarihinden 09.01.2019 tarihine kadar çelik teknik ressam olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, zamanaşımı, hizmet süresi ve aylık ücret miktarının tespiti, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve fazla çalışma karşılıklarının ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde, “Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir) İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir. Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.” hükmü mevcuttur. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre dava ve ıslah dilekçesi içeriği dikkate alındığında kısmi dava türünde açıldığı anlaşılan işbu davada; dava konusu kıdem tazminatı bakımından bir yıllık zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren itibaren başlar. İş sözleşmesi 09.01.2019 tarihinde sona ermiş olup dava 29.06.2019 tarihinde açıldığına göre, kıdem tazminatı yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi olan 29.06.2020 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir. Şu hâlde davalı tarafın yasal süresi içinde ileri sürdüğü ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslah dilekçesinde talep edilen kıdem tazminatı miktarının reddine karar verilmelidir. İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacakları bakımından ise zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Davacı vekili, 29.06.2020 tarihli dilekçesi ile sözü edilen alacak kalemlerini ıslah etmiş olup davalılar vekilinin ise hem cevap dilekçesinde hem de ıslah dilekçesinde yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre, dava ve ıslaha karşı zamanaşımı def'inin 1 yıllık süre (pandemi ve arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.