T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:27/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARIN…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:27/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; davalı ... tarafından, müvekkillerinin murisi ... aleyhine, 19/07/2015 tarihli 100.000,00 TL bedelli bir adet bonoya dayalı olarak Antalya 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, bonodaki imzanın müvekkillerinin murisi ...'e ait olmadığını, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin olduğunu, senet üzerinde sonradan eklemeler yapıldığının, yazı ve rakamların aynı kalem ürünü olmadığının çıplak gözle anlaşılabildiğini ayrıca ...'in akli dengesinin de yerinde olmadığını, ölümünden önce son 10 yıl muris ...'in sağlıklı bir hayat sürmediğini, murisin son 10 yılını hasta ve bakıma muhtaç olarak geçirdiğini, kendisinin parkinson hastası olup ayrıca şeker, tansiyon ve astım bronşit hastası olduğunu, akli dengesinin yerinde olmadığını, unutkanlıklarının olduğunu, genellikle gelen gideni ve yaptıklarını bilmez halde son 10 yılını geçirdiğini, müvekkillerin murisi ...’in davalı ...’e kesinlikle borcu bulunmadığını, davalı ...'in Kemer İlçesi ... Mahallesinde yaklaşık 3 yıl boyunca kiracı olarak bulunduğunu, davalı ... hakkında ... Mahallesinde yapılacak sosyal ekonomik durum araştırmasında davalı ...’in kiracı olarak bulunduğu evlerde kira paralarını bile ödemeyen, bir işi olmayan, evlerden defalarca çıkartılan, maddi durumu iyi olmayan hatta piyasaya borçlu bulunan birisi olduğunun bilindiğini, bunun aksine ...’in ise maddi durumunun iyi ve varlıklı olduğunun bilindiğini, muris ...’in maddi durumunun iyi olduğunu ve akli dengesinin yerinde olmadığını, bakıma muhtaç olduğunu farkeden davalı ...'in muris ... ile yakın ilişki kurmaya çalıştığını, davalı ...'in muris ...’in yaşlı olması sebebi ile zaman zaman gel götür işlerini yaptığını ve bu şekilde murisin gözüne girmeyi başardığını, murisin kesinlikle borcu bulunmadığını, murisin davalı ...’den borç para almasının da hayatın olağan akşına aykırı olduğunu, senedin düzenleme tarihinde murisin 73 yaşında olduğunu, takibe konu bononun muris ...’den hile ile ele geçirildiğini, akli dengesi yerinde olmayan ayrıca ehliyetsiz bulunan ...’in icra takibine borçlu bulunduğunun müvekkilleri tarafından kendilerine Kumluca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyasından dahili davalı olarak 2018 yılında tebligat gelmesinden sonra yaptıkları araştırma neticesinde öğrenildiğini, bunun üzerine müvekkillerinin işbu davayı açmaya karar verdiklerini, evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiası ile davalılar ... ve ... hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulacağını, davalı ... ve ...'nın fikir ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, icra dosyasındaki temlik işleminin gerçek irade ürünü olmadığını, yasanın koruyuculuğunda bulunan iyiniyetli 3. kişi konumu yaratarak haksız para tahsili peşinde olduklarını beyanla Antalya 3. İcra Dairesi’nin ... esas sayılı dosyasına dayanak 19/07/2015 tanzim tarihli 21.09.2015 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli bonodan dolayı müvekkillerinin murisi ...'in davalılara borçlu olmadıklarının tespiti ile davalıların haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile bonoda yazılı miktar olan 100.000,00 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... vekili; eldeki davanın Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde açılması gerektiğini, söz konusu icra takibinde tebligatın bizzat ...' e yapıldığını ve bir itirazda bulunmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, buna göre borçlu asil tarafından borca herhangi bir itirazda bulunulmamasının ikrar niteliğinde olduğunu, temyiz kudreti bulunan murisin ölümünden önce gerçekleşmiş olan süresinde herhangi bir itirazı bulunmayın ikrarı olan işlemlere mirasçıların itiraz hakkının bulunamadığını, Yargıtay'a göre asıl borçlu murisin itiraz hakkının kalmadığı durumlarda külli haleflerinin herhangi bir itiraz hakkının da bulunmadığını, bu sebeple muttevefa ...'in ödeme emrine veya borca ilişkin hiçbir itirazı bulunmamasına karşın murislerinin itirazda bunmuş olmasının Mahkeme nezdinde kabul görmemesi gerektiğini, ...'in süresinde veya sonrasında hiçbir surette borca, imzaya itirazı bulunmadığını, murisin kabul ettiği bir borca ve imzaya karşı sonradan mirasçılarının itirazda bulunma olanağının olmadığını, bu sebeple sayın Mahkemenin imza incelemesi dahi yapmaması gerektiğini, alacağı sürüncemede bırakmak maksadıyla açılmış davanın reddini talep ettiklerini, Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile borçlu ...'e karşı ... tarafından icra takibi yapıldığını, borçlunun sağlığında ödeme emrini, ortaklığın giderilmesi davası dava dilekçesini tebliğ aldığını, Parkinson, şeker, tansiyon, astım hastalıklarının fiil ehliyetini etkileyen bir durum teşkil etmediğini, davacıların, murisin fiil ehliyetinin bulunmadığına ilişkin iddiasının kötü niyete dayanan bir iddia olduğunu, borç konusu senedin “nakden” kaydı ile düzenlendiğini, nakden ibaresinin nakit verildiğine karine teşkil ettiğini, nakden kaydı bulunan senetlerde senetteki imzanın borç ikrarı niteliğinde olduğunu, senette borcun nedeninin “nakden” olarak belirtildiği durumlarda tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından ispat yükünün bunun aksini iddia eden davacı tarafta olduğunu, senedin üzerinde oynama yapılmadığını ve ilk hali ile icra dairesine sunulduğunu, senede karşı ispatın tümünün senetle olması gerektiğini, müvekkilinin temlik alacaklısı olması sebebiyle muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, davacının tanık dinletme talebine muvafakatlerinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... davacıların imzaya ve murisin senet tanzim tarihinde akıl hastalığı nedeniyle fiil ehliyetinin bulunmadığına ilişkin iddialarını yukarıda açıklanan bilirkişi ve heyet raporları uyarınca ispat edemedikleri, davacıların senedin hile ile alındığına yönelik iddialarının da değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda dinlenen tanıkların beyanlarında özetle senette alacaklı görülen ...'nın ...'te düzenli bir işi ve geliri olmadığı, herkesten borç alıp vermemesiyle ünlendiği, ölümünden önce murisin yanından ayrılmadığı, vekaletle sattığı aracının parasını dahi murise vermediği, muristen aldığı harçlıkla geçindiği, kalacak yeri olmadığında murisin evinde kaldığı hususlarının belirtildiği, davalı ...'in Uyap kayıtlarında da borçlu olduğu bir çok icra dosyasının bulunduğu, yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasında ve gelen tapu bilgilerinde de davalı ...'in gelirinin olmadığı, buna rağmen davacıların murisinin ekonomik durumunun iyi olduğu, üzerine bir çok taşınmazın kayıtlı olduğu, bu taşınmazların senedin düzenlenme tarihinden önce murisin üzerinde kayıtlı olduğu gibi davalı ...'in isticvab beyanında murisin taşınmaz satın alması için nakit verdiğini söylemesine rağmen tapu kayıtlarına göre murisin senet tanzim tarihinden sonra satın alarak edindiği yeni bir mal varlığının bulunmadığı, mal varlığında bir artışın olmadığı, hayatın olağan akışı içerisinde de kendisi kirada oturan, kirasını düzenli olarak ödeyemeyen, hakkında borçlu sıfatıyla bir çok icra takibi bulunan bir kişinin, 75 yaşında ve tedavi evraklarına göre (fiil ehliyetini ortadan kaldırma seviyesinde olmasa da) parkinson hastası, bunama, titreme, evde uyuya kalma gibi bir çok tanısı bulunan, bu şikayetlerle birçok kez hastaneye başvurusu bulunan birine 2015 yılında 100.000-TL nakit para vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sosyal ekonomik durumu ile çelişki arz ettiği, bu şekilde davacıların hile ile alınma iddiasına itibar edilmesi gerektiği, davalı ...'in bu nedenle takibinde kötü niyetli olduğu, savcılık dosyasında sadece müşteki ile şüphelinin beyanlarının alındığı, mahkememizce alınan grafoloji uzmanı bilirkişinin imza incelemesi ile takipsizlik kararı verildiği, tanık deliline ve sosyal ekonomik durum araştırmasına başvurulmadığı, eldeki dava yönünden bağlayıcı bir kararın olmadığı, davalı ...'ın temlik alacaklısı olması nedeni ile Türk Borçlar Kanunu’nun 188. maddesi uyarınca temlik eden ...'ya karşı ileri sürülecek defilerin davalı ...'a karşı da ileri sürülebileceği ancak davalı temlik alacaklısı ...'ın kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminatından sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmakla; davacıların Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 19/07/2015 tanzim tarihli, 21/09/2015 ödeme tarihli, borçlusu ..., alacaklısı ... olan 100.000,00.-TL bedelli senetten dolayı davalılara borçlu olmadıklarının TESPİTİNE, 100.000,00.-TL alacağın %20' sine tekabül eden 20.000,00.-TL kötü niyet tazminatının davalı ...'dan alınarak miras payları oranında davacılara VERİLMESİNE," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nin verdiği kararda yeterli incelemeyi yapmadığı kanaatinde olduklarını, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmeye alınmadan huzurdaki davanın görüldüğünü, derdest icra takibinin 15/03/2016 tarihinde açıldığını, 21/03/2016 tarihinde bizzat borçlu asile tebliğ olduğunu, borçlu asilin 01/02/2018 tarihinde vefat ettiğini, borçlu asil tarafından hiçbir zaman takip konusu borca itirazda bulunulmadığını, İİK'nın 72/7. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin 21/03/2017 tarihinde dolduğundan ve takip borçlusunun borca herhangi bir itirazı olmayıp menfi tespit talebi bulunmadığından, borçlu asilin sağlığında herhangi bir itiraz hakkının kalmadığının ortada olduğunu, murisin itiraz hakkının kalmadığı durumlarda külli haleflerinin yeniden itirazda bulunmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin temlik alacaklısı olması sebebiyle ... ile ... arasındaki münasebetin müvekkili ile bir bağlantısının bulunmadığını, davacıların muvazaa iddiasının kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, borca ilişkin tebligatların borçlu asilin kendisine yapılmış olup borca herhangi bir itirazda bulunulmadığını, borca süresinde herhangi bir itirazda bulunulmamasının borcun ikrar niteliğinde olduğunu, murisin ölümünden önce gerçekleşen takipte hukuki işlem ehliyeti kapsamında itirazı olmadığından mirasçılarının da herhangi bir itiraz hakkının bulunmadığını, 11/02/20221 tarihli Adli Tıp raporuna göre; "...'in işlemin yapıldığı 19/07/2015 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu oybirliği ile mütalaa olunur." denilmek sureti ile ...'in tek başına eylem ve işlem yapabileceğine dair fiil ehliyeti bulunduğu noktasının kesinleştiğini, bu hususta davacı tarafın muvazaa iddiasını ispatlar nitelikte bir delilin söz konusu olmadığını, senede karşı ispatın ancak senetle olabileceğini, davacıların iddialarının ispatlanamadığını, ispat külfetini karşılayan herhangi bir senedin varlığının söz konusu olmadığını, senet borçlusunun sağlığında senetteki imzayı inkar etmediğini, icra takibinin kesinleştiğini, alacağın tahsili için açılan ortaklığın giderilmesi davasına murisin sağlığında hiç bir itirazda bulunmadığını, senet borçlusunun borcu kabul edip takip kesinleştikten uzun süre sonra vefat etmesi üzerine mirasçıların borcu kabul etmemek gibi hukuki haklarının ancak mirasın reddi ile imkan bulabileceğini, soruşturmada takipsizlik kararı verilmiş iken mirasçıların açmış olduğu menfi tespit davasının reddi gerektiğini, kambiyo senedine karşı dinlenmeleri hukuken mümkün olmamasına rağmen Mahkemece 3 tane kim oldukları belli olmayan hayatlarında senet alacaklılarını görmemiş kişilerin ifadelerine itibar edildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; borçlu aleyhine başlatılan ve ölümünden önce kesinleşen takipten kaynaklı olarak mirasçılarının açtığı menfi tespit istemine ilişkindir Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Antalya 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 100.000,00 TL bedelli bono, 5.034,25 TL işlemiş faiz, 300,00 TL komisyon olmak üzere toplam 105.334,25- TL alacağın tahsili için 15/03/2016 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 19/07/2015 düzenleme, 21/09/2015 ödeme tarihli, 100.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... lehtarı ... olan, "nakden" "kaydını içeren bono olduğu, takibin İcra Müdürlüğü huzurunda 16/03/2016 tarihinde ...'a temlik edildiği, ödeme emrinin borçlu ...'in bizzat kendisine 21/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği, murisin 01/02/2018 tarihinde ölümü üzerine takibin davacı mirasçılar aleyhine devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar takip konusu senedin düzenleme tarihinde muris ...'in fiil ehliyetinin bulunmadığını, imzanın murise ait olmadığını ve davalılardan ... tarafından muvazaalı olarak murisin aldatılması ile senedin düzenlendiğini ileri sürerek İİK’nın 72. maddesine dayalı olarak işbu davayı açmıştır. Hal böyle olunca İİK’nın 72. maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davasında, istirdat davası hükümleri ayrık olmak üzere zamanaşımı için herhangi bir düzenleme öngörülmemiştir. Bu sebeple davalının, davanın süresinden sonra açıldığına ilişkin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/3722 Esas 2015/13084 Karar sayılı ilamı). Davacıların menfi tespit istemine karşılık, davalı ... ise senedin alacaklı ... tarafından verilen borç para karşılığında düzenlendiğini, senet üzerinde nakden kaydının bulunduğunu, murisin sağlığında borca itirazı olmadığından kesinleşen takip yönünden davacıların külli halef sıfatıyla dahi itiraz haklarının bulunmadığını savunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ... Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenleme yeri bulan bu dava borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının, gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle kendisi aleyhine icra takibi yapan kişiye yani alacaklıya karşı herhangi bir borcunun olmadığının tespiti amacıyla açtığı dava olarak tanımlanabilir. Borçlu aleyhine yürütülen takibin ödeme emrine itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmesi takip hukuku yönünden sonuç doğurur, ödeme emrine konu borcun kabul edildiğine veya borç ilişkisinin ikrar edildiğine dair maddi hukuk yönünden bir karine oluşturmaz. Davalı vekili tarafından takibin kesinleşmesinden sonra borçlunun vefatı halinde, takibin mirasçılar açısından da kesinleşmiş bulunduğundan yani mirasçıların itiraz etme hakları bulunmadığından ve davacılarca miras reddedilmediğinden işbu davanın görülemeyeceği istinaf itirazları arasında gösterilmiş ise de; takip kesinleştikten sonra borçlunun ölmesi sonrasında takibin mirasçılara karşı devam ettirilmek istenmesi halinde artık mirasçılar yönünden devam eden takibin ilk takibin devamı niteliğinde olduğu açıktır. Ancak bunların hepsi takip hukukuna ilişkin olup maddi hukuk kapsamındaki kurallar değillerdir. Buna göre murisin de ölmeden önce kesinleşen takibe karşı menfi tespit davası açma hakkı olduğu gibi mirasçıların da maddi hukuk kapsamında menfi tespit davası açma haklarının bulunduğu kabul edilerek bu hususa dair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinde iddianın dayanağı olarak murisin fiil ehliyetinin bulunmadığı ileri sürülmüş olup, Yerel Mahkemece öncelikle murisin fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde tedavi evrakları celbedilerek Adli Tıp Kurumu raporu aldırılmıştır. Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporu ile murisin kendisinde mevcut sistemik hastalıkların tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin akit tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi ile serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği kanaati ile murisin takibe dayanak bononun düzenleme tarihi olan 19/07/2015 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davacıların imza itirazı yönünden imza incelemesine esas belge asılları toplanmış, grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alınmış olup, ... tarihli bilirkişi raporu ile takip ve dava konusu bono üzerindeki imzanın murise ait olduğunun tespit edildiği, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında müşteki ... tarafından şüpheliler ... ve ... hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Dolandırıcılık suçundan yürütülen soruşturma neticesinde Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınan ... tarihli bilirkişi raporu ile senet üzerinde atılı bulunan borçlu imzasının ...'in elinden çıktığının anlaşılması üzerine şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Davacı taraf ayrıca murisin imzaladığı bononun davalı ... tarafından muvazaalı olarak alındığını, takibe konu yapılan bono nedeniyle murise para verilmediği gibi senedin taraflarının bu miktarda para alışverişi yapabilecek ekonomik durumlarının bulunmadığını bu nedenle davalıya borçlu bulunmadığını iddia ederek, maddi vakıalarını muvazaa ve hile iddiasına da hasretmiştir. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı taraf iddiasını ispatla yükümlü olacaktır. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacılara aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir ( Aynı yönde Yargıtay 19. HD'nin 2018/2939 Esas 2019/4786 Karar; 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı ilamları). Bir başka söyleyişle asıl olan senede karşı senetle ispat kuralıdır. Senede karşı senetle ispat kuralının istisnaları HMK'nın 203. maddesinde tahdidi olarak düzenlenmiş olup, salt borçlunun sosyal ekonomik durumu gibi sebeplerden bahisle "hayatın olağan akışına aykırılık" gibi kanuni olmayan argümanlarla senede karşı senetle ispat kuralı bertaraf edilemez. Davacıların takibe konulan bononun muvazaa nedeniyle verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerekir. Takibe konu yapılan senet metninden bu durum anlaşılamadığı gibi, davacılar tarafından bu iddialarını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Zira, davacılar murisi senedin (bononun) keşidecisi, davalı ... da lehtarı bulunduğuna göre muvazaa iddiasının tanıkla değil, usulün öngördüğü biçimde yazılı delille ispatlanması gerekir. HMK'nın 203/1-ç bendi kapsamında hile irade fesadına dayalı olarak senedin bedelsizliği iddiası irdelendiğinde ise, eldeki dava dosyasında dinlenen tanıklar irade fesadına, özellikle hile ve dolandırıcılığa ilişkin somut beyanlarda bulunmamışlardır. Hal böyleyken Mahkemece, veriliş sebebi (nakten) davalı tarafından talil edilmeyen, zorunlu unsurları tamam olan bono bakımından, soyut nitelikteki tanık beyanlarına atıf yapılmak suretiyle, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile malvarlığı gerekçelerine dayanılarak yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır (Aynı yönde Yargıtay 11. HD'nin 2023/5013 Esas 2024/8295 Karar sayılı). Dosya kapsamında senedin irade fesadı iddiasıyla alındığı olgusu ispata muhtaç kaldığından, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen ve kanuni dayanaktan yoksun hayatın olağan akışı gerekçesine dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Dosya kapsamına göre delillerin toplanmış olması karşısında yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Yerel Mahkeme kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. İİK'nın 72/4. maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davalı alacaklının alacağını tedbir nedeniyle geç almasını gerektirecek ve infaz olunmuş bir tedbirin mevcut olmadığı gözetildiğinde İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi koşullarının oluşmadığı gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/06/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Davanın REDDİNE, b-Koşulları oluşmadığından davalının icra tazminatı talebinin reddine c-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin olarak alınan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 975,75 TL harcın talebi halinde karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2022 tarih ... Esas ... Karar ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin İPTALİNE, d-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA, e-Davalı ... tarafından yapılan tebligat ve posta gideri toplamı 288,80 TL'nin davacılardan alınarak davalı ...'a VERİLMESİNE, f-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...'a VERİLMESİNE, g-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davacılara İADESİNE, h-Davalı ... tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davalı ...'a İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalı ...'ın istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davalı ...'a İADESİNE, b-Davalı ... tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 145,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 366,20 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı ...'a VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı ... lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27/02/2026 ...