11. Hukuk Dairesi 2012/4804 E. , 2013/21451 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/12/2011 tarih ve 2011/296-2011/103 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/11/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av. ...ve Av. .... ile davalı Ing Bank A.Ş. vekili Av....., borcu üstlenen TMSF v…
**11. Hukuk Dairesi 2012/4804 E. , 2013/21451 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/12/2011 tarih ve 2011/296-2011/103 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/11/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av. ...ve Av. .... ile davalı Ing Bank A.Ş. vekili Av....., borcu üstlenen TMSF vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın mudisi olduğunu, 21.12.1999 tarihinde davalı TMSF'ye devir edildiğini, parasının dava dışı off-shore bankası hesabına gönderildiğini, bu şekilde paravan kullanılarak para toplandığını, davalı banka yöneticilerinin yargılandıkları ceza dosyasında mahkum edildiklerini, müvekkilinin parasının ödenmediğini ileri sürerek, 630.839 USD'nin akdi faizi ve vade sonunda da 3095 sayılı yasanın 2. maddesi uyarınca temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile Efektif Off Shore Bank Ltd’nin ayrı tüzel kişilikler olduğunu, husumet düşmeyeceğini, müvekkili bankanın davacının talebi doğrultusunda sadece havale talimatını gerçekleştirdiğini, istemin zamanaşımına uğradığını, diğer iddiaların da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı banka işleminin havale görünümlü mevduat toplama olduğu, dava dışı off-shore bankasının paravan olduğunun davalı tarafça bilindiği, bankaların güven kurumu oldukları, havale talimatının aksine alınan paraların banka nezdinde kaldığı, kıyı bankasına gönderildiğine dair kayıt sunulmadığı, bu işlemleri dolayısıyla yöneticilerinin yargılandıkları, başka dosyalardan dava dışı kıyı bankasının aciz içinde olduğunun bilindiği, davacının tahsil imkanının olmadığı gerekçesiyle 10.000 TL'nin 21.01.2000 tarihinden itibaren yasal, 601.840 USD'nin 21.01.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri ile fer’i müdahil vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekilleri ile fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı nezdinde bulunduğunu ileri sürdüğü 630.839 USD'nin akdi ve ticari temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, 10.000 TL üzerinden harç yatırmış, daha sonra da açıkladığı dava tutarı üzerinden eksik harcını ikmal etmiştir. Ancak, uyuşmazlık ticari nitelikteki bankacılık işleminden doğmasına ve davacı vekilinin ticari faiz talep etmiş bulunmasına rağmen, davacı alacağının TL olan kısmının ticari işlerde uygulanması gereken avans faiz oranı üzerinden temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, hüküm altına alınan alacağın dava tarihi itibariyle TL karşılığı üzerinden, karar tarihindeki AAÜT hükümlerine göre hesap yapılarak davacı taraf yararına fazla, davalı taraf yararına az vekalet ücreti tayin edilmesi de yanlış olmuştur. Kararın açıklanan nedenlerle taraflar yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekilleri ile fer'i müdahil vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 1. maddesindeki '...yasal...' ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine '...avans...', 4. maddesindeki '...53.734.41...' ibaresinin çıkarılarak yerine '...46.256...' ve 6. maddesindeki '...716.26...' ibaresinin çıkarılarak yerine '...2.065...' ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu durumu ile ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.