TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/06/2025 NUMARASI : 2024/937 Esas, 2025/517 Karar DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 21/04/2017 BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/855 E, 2019/1401 K SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN; DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 18/07/2018 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1733 KARAR NO : 2026/325 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/06/2025 NUMARASI : 2024/937 Esas, 2025/517 Karar DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 21/04/2017 BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/855 E, 2019/1401 K SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN; DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 18/07/2018 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, asıl davada davacı (birleşen davada davalı) taşeron eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli, geç ödeme yapılması sebebi ile uğradığı zarar ile tapu iptal ve tescilini, birleşen davada iş sahibi davacı (asıl davada davalı) ise, eksik ve ayıplı işler sebebiyle maddi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı taraflarca ayrı ayrı istinaf talebinde bulunulmuştur. Asıl davada davacı vekili; davacının davalı şirketin müteahhitliğini üstlendiği inşaatların sıva, mantolama, alçı, boya, fayans, seramik gibi imalat işleri yaptığını, davacının 01/09/2015 tarihli protokolden üzerine düşen edimini yerine getirdiğini, davalının sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan tapuyu devretmediği, nakit ödemesi gereken sözleşme bedelini nakden ödemediğini, 4 farklı parselde yapılan inşaatlar nedeniyle sözleşme kapsamında yapılan işlerden bakiye kalan alacakları ile geç ödemeler nedeniyle maddi zarara uğradığını belirterek, zararın sözleşme tarihi itibariyle avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili daha sonra talep açıklaması ile; 18 parsel için; 18 parselde bulunan 34 nolu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescilini, bu mümkün olmazsa şimdilik 50.000,00 TL yapılan işin bakiye bedeli ile 20.000,00 TL geç ödeme nedeniyle zararı; 23 parsel için 461.084,00 TL yapılan işin bakiye bedeli ile 20.000,00 TL geç ödeme nedeniyle zararı; 9 parsel için 30.000,00 TL yapılan işin bakiye bedeli ile 5.000,00 TL geç ödeme nedeniyle zararı, 32 parsel için 321.502,00 TL yapılan işin bedeli olarak; toplamda 907.586,00 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili, sözleşmenin inşaatın ince işlerine ilişkin olduğunu, davacının davalıya ait bazı inşaatların ince işlerini yaptığını, anlaşma gereği alacaklarının tamamını aldığını, herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği ... Ada 18 Parselde bulunan inşaata, sıva, montalama, alçı boya, fayans, seramik, kartonpiyer ve çevre düzenlemesine ilişkin işlemleri sözleşmeye uygun olarak yapmadığını, davalı şirketin davacıya 01/09/2015 tarihli sözleşme içeriğini yerine getirmemesinden dolayı Üsküdar 4. Noterliğinden ... yevmiye no ve 27/04/2017 tarihli ihtarnameyi göndererek, sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda kendi sözleşme yükümlülüğü olan daire devrini yapmayacağını davacıya ihtar ettiğini, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı müvekkilinin sorumluluk altına girdiğini, davacının 06/08/2014 tarihli sözleşmede de yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yaptığı işlerde binanın bazı yerlerinden su aldığının, bazı kısımların (... ada 23 parsel) hiç yapılmadığının görüldüğünü, buna ilişkin olarak davalı şirketin davacıya Üsküdar 4. Noterliğinden ... yevmiye no ile 13/04/ 2017 tarihinde ... ada 23 parsel üzerine inşa edilen binada sözleşmede belirtilen hususların eksik olduğuna ilişkin ihtarname gönderdiğini, bu binaya davacının yaptığı işler sonucu oluşan bozukluklardan dolayı oturma ruhsatı alınmadığını, bu nedenle doğacak menfi ve müspet zararların tazmini için dava açılacağının davacı yana ihtar edildiğini, davacının edimlerini bu şekilde eksik ifa etmesine rağmen tüm ödemeleri yapıldığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği geç ödemeden dolayı talep ettiği beyanların gerçek dışı beyanlar olduğunu, sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeyen davacının hak edişlerinin geç ödenmesini bahane ederek açtığı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı (asıl davada davalı) vekili; davalı (asıl davada davacı) ile 01/09/2015 tarihinde Mantolama ve Sıva Protokolü yapıldığını, bu protokolde davalının İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, ... Mahallesi ... ada 18 parsel, ... ada 23 parsel, ... ada 9 parsel ve ... ada 32 parseldeki binaların yalıtım, sıva, fayans döşeme, çevre düzenlemesi vb yükümlülükler altına girdiğini, imzalanan protokolde yapılacak işlerde kullanılacak malzeme ve malzemenin nasıl, ne şekilde kullanılacağına ilişkin maddelerin de yer aldığını, davalının yaptığı işlerin niteliğinin sözleşmeye uygun olmadığını, binaların bazı yerlerinden su aldığını, bozulmaların olduğu ve bazı kısımların hiç yapılmadığının tespit edildiğini ve davalıya bu durumların Üsküdar 4. Noterliğinin 13/04/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve Üsküdar 4. Noterliğinin 27/04/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, binada bazı eksikliklerin bulunduğunu, davalının eksik ve kusurlu yaptığı işlerin tamamlattırılması için dava dışı ... ile yapılan işçilik sözleşmeleri yaptıklarını, yapılan ihtara rağmen davalının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, sözleşmede belirtilen kriterlere uygun olarak işini yapmadığını, davacı şirketin başka bir firma ile anlaşarak eksik yapılan işleri tamamlattığını, davacı şirketin davalının eksik iş ve ayıplı hizmet yapmasından dolayı zarara uğratıldığını, zararının giderilmesi için şimdilik fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL bedelli maddi tazminatın dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı (asıl davada davacı) vekili; davacı tarafın açtığı dava da ihtarname de olduğu gibi sırf davalının alacaklarına ulaşmasını geçiktirmek ve haksız delil elde etmek, yargılama sürecini uzatmaya yönelik açılmış bir dava olduğunu, ... ada 18 parsele ilişkin tüm iş ve imalatların yapıldığına dair taraflarca işyerinde keşif yapılarak kapsamlı bir çalışma yapıldığını, yapılan tüm iş ve imalatlar yerinde görülerek ölçüm ve hesaplamalar yapıldığını, taraflar arasında mutabakat sağlandığını ve sözleşme başlıklı protokol akdedildiğini, davacı şirketin yazılı beyanı ve ikrarı karşısında sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmediğini, davacının iddiasının gerçekten ve ispattan yoksun olduğunu, davacı şirketin senede karşı senet kuralı gereği aksini yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların ayıp ihbarı niteliğinde olduğunu, süresinde olmadığını, zamanaşımına uğradığını, davanın reddi gerektiğini, davacı şirketin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne 2017/466 E davada cevap dilekçesinde taahhütlerini ifa etmediğini, davalıya taahhüt edilen daireyi devretmediğini beyan etmekle daire tapusunun devrinin borcu olduğunu ikrar ettiğini, davalının sözleşmeye uygun olarak işlerini yaptığını ve teslim ettiğini, davacı şirketin bu binaları teslim aldığını bazılarının iskanı alındığını, tüm dairelerin çoğunluğunu 3. kişilere sattığını, davalının dış cephe ve diğer yerlerde ... Boya kullandığını, davacı tarafın iddia ettiği bahçe otopark üstünün çökmesi olayının davalının kusurundan kaynaklı bir olay olmadığını, davacı şirketin plan/proje ve statiğe uygun olarak inşaat yapmamasından kaynaklı (kullandığı demirlerin inceliği ve kiriş olmaması) hasar olduğunu, davacıdan alacaklı olanın davalı olduğunu, davalının tüm taahhütlerini yerine getirdiği, davalının yaptığı işlerin bedeli olan bakiye kısmını bu güne kadar ödemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 16/02/2022 tarihli karar ile, somut olayda inşaatların %100 oranında tamamlandığı ve kat maliklerince kullanıldığı, taşeron tarafından yapılan işin eksik bırakıldığını ispat yükünün yükleniciye ait olduğunu, davalı yüklenicinin açık bir ayıp ve eksik iş ihtaratında bulunmadığı, davacının eksik iş bedelinin ödenmesini istediği ihtarı çekene kadar davalının hiçbir ihtar çekmediği, bu durumda usulünce ayıp ihtarında bulunmayan davalının işi kabul etmiş sayılacağı, son bilirkişinin çıkardığı metraj ve birim fiyatlara göre üstlenilen toplam iş bedelinin 2.461.957,79 TL olduğu, davalının yaptığı toplam ödemenin 1.350.890 TL olduğu, bakiye 1.111.067,79 TL iş bedelinin kaldığının anlaşıldığı, davalı eksik ve ayıplı işler olduğu itirazında bulunmuş ise de, bu iddiasına ilişkin bağımsız bir dava açmış olduğundan, bilirkişilerin tespit ettiği ve mahkemenin de kabulünde olan 24.000 TL'lik eksik/ayıplı iş giderim tutarının asıl davada değil, birleşen davada ele alınması gerektiği, sözleşmede belirtilen 34 nolu taşınmaz dairenin tapusunun davalı adına kayıtlı olmadığı, dava tarihinde ve dava sırasında da devri yapılmadığına göre bulunan bedelden taşınmaz bedelini düşmeye gerek olmadığı, davacının 4 taşınmaz için bakiye iş bedeli olarak toplamda 862.586 TL, geç ödeme sebebiyle de 45.000 TL talep ettiği, bakiye iş bedeli talebi bulunan tutarın altında kalmakla kabul edildiği, öte yandan geç ödemeden kaynaklanan zarar olarak talep ettiği 45.000 TL yönünden, iddia ispatlanamadığından reddedildiği, taraflar arasında yapılmış ödemelerin gelişi güzel yapıldığı, hangi ödemenin hangi iş için yapıldığının belirtilmediği, geç ödemelerde davacının ihtirazi kayıt koymadığı, şerh düşmediği, yapılmış geç ödemeleri benimsediği, artık davacının geç ödeme sebebiyle tazminat talep etme imkanı kalmadığı, birleşen davada da davalı/birleşen dosya davacısının 5.000 TL üzerinden kısmi dava açtığının görüldüğü, bilirkişilerce ayıplı işlerin giderilmesi için 24.000 TL gerekeceği mütalaa edilmiş ise de, yüklenicinin taşeron tarafından eksik iş bedeli isteninceye hatta dava açılıncaya kadar ayıp ihtarında bulunmadığı, eksik işleri açıkça bildirmemiş olduğu, bu durumda birleşen davada maddi tazminat isteme imkanını yitirdiği gerekçesi ile asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, davacının dört taşınmaz için bakiye iş bedeli olarak talep ettiği terditli taleplerden İstanbul İli, Ümraniye ilçesi, ... mahallesi ... ada 18 parsel 34 nolu taşınmazın tapusunun iptal tescil isteminin reddine; alacak talebinin kabulü ile 862.586 TL'nin dava tarihinden (21/04/2017) itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; 45.000 TL geç ödemeden kaynaklanan zarar isteminin, ispatlanamadığından esastan reddine; Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/855 Esas sayılı davasının reddine karar verilmiştir. Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesi ile, İstanbul İli, Ümraniye ilçesi, ... mahallesi ... ada 18 parsel 33 nolu taşınmaz yazılması gerekirken sehven 34 yazıldığı için mahkemenin davanın tapu iptal ve tescil yönünden reddine karar verdiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihat ve uygulamalarına göre maddi hataların yargılamanın her aşamasında düzeltilmesinin mümkün olduğu, Yargıtay kararlarına göre maddi hatanın kazanılmış hak oluşturmayacağı, talep üzerine veya re'sen maddi hatadan her zaman karar kesinleşmiş olsa dahi dönülebileceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.maddesinde sözleşme bedelinin 445.000-TL bedel karşılığı 34 nolu 3+1 daire ve nakit para ödenmesi kararlaştırıldığını, sözleşmenin 3.maddesinde 33 nolu 3+1 daire yazılması gerekirken sehven 34 nolu 3+1 daire olarak yazıldığını, maddi hata olduğunu, resmiyette 34 nolu daire olarak gösterilen bağımsız bölümün 2+1 olduğunu, tarafların müşterek ve gerçek iradesinin 3+1 daire olduğu, sözleşmede dairenin konumunun, cephesinin, katının, yönünün, oda sayısının ve alanının tam ve eksiksiz olarak tanımlandığı, bu tanıma göre bağımsız bölümün 33 nolu daire olduğu, sözleşmenin 3. maddesinin son paragrafında 5.kat açıklamasıyla 33 nolu dairenin tarif edildiğini, keşfin gerçekleştirildiği dairenin de tapuda 33 nolu daire olduğu, daire numarasındaki farklılığın ... ada 4, 5, 13, 14, 15 ve 18 parsel sayılı taşınmazların tevhit edilmesinden kaynaklandığı, bu parsellerin tevhit ile 19 parsele dönüştüğü, bu dairede tarafların açık ve zımni/fiili mutabakatı ile davacının uzun yıllardır ve halen oturduğu, zira 34 nolu bağımsız bölümün 2+1 daire olup tanımlanan daire olmadığı, dava tarihinden bu güne kadar davalı şirketin dairenin 3+1 olduğuna ilişkin hiçbir itirazının olmadığı, nitekim davacının teslim aldığı ve fiilen kullandığı dairenin de 33 nolu daire olduğu, davacının fiilen teslim aldığı dairede kardeşi ...'ın ikamet ettiğini, elektrik, su ve doğalgaz abonelikleri ve faturalarının davacının kardeşi ...'ın adına kayıtlı olduğu, bunun da tarafların kastının 33 nolu 3+1 daire olduğunu ispatladığı, bu nedenle ... ada 18 parsel 33 nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerektiği, 31/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda ... ada 18 parsel 33 (...) nolu dairenin tapu devrinden sonra müvekkilinin alacak bakiyesinin 642.067,79-TL olduğunun tesbit edildiği, ancak mahkemenin maddi hata sebebi ile daire tapusunun iptal ve tescil talebini reddettiği için davacının yaptığı işlerin toplam bedelinin para olarak hesaplandığı, dosyada ve 01/06/2021 tarihli ek raporda da toplam iş tutarının 2.461.957,79-TL, davalının yaptığı toplam ödemenin ise 1.350.890,00-TL olup, davacının 4 taşınmazda yaptığı işler için toplamda 1.111.067,79 TL bakiye hakedişinin kaldığının tesbit edildiği, taraflar arasında yapılan 01/09/2015 tarihli Mantolama ve Sıva Protokolüne göre ... ada 18 parselde bulunan binanın işlerinin 23/06/2015 tarihli teklif doğrultusunda yapıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde sözleşme bedelinin 445.000-TL karşılığı 34 (33 olacak) nolu 3+1 daire, bakiye kısmın ise hakediş sonunda nakit olarak ödenmesinin öngörüldüğü, mahkemenin tapu iptal ve tescil talebini kabul etseydi davacının toplam alacağından nakit ödeme ve sözleşmede belirlenen daire bedeli düşüldükten sonra kalan alacağa karar vereceğini, toplam alacaktan nakit ve daire bedeli düşülerek (2.461.957,79-TL- (1.350,890-TL+ 445.000-TL daire bedeli) = 666.067,79-TL alacağın tahsiline karar vermesi gerekirken, daire yönünden tapu iptal ve tescilin reddine karar verdiği için dairenin bedeli dışlanarak davacının (2.461.957,79-TL- 1.350.890,00-TL= 1.111.067,79-TL bakiye hakedişi olduğu, ancak talep doğrultusunda 862.586 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verdiğini, mahkemenin bilirkişi raporunda hesaplanan 1.111.067,79-TL üzerinden alacağı artırmaya imkan tanımadan ilk talebimizdeki tutar üzerinden karar verdiğini, 45.000 TL geç ödemeden kaynaklanan zarar isteminin ispatlanamadığından esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, artan işçilik ve malzeme bedeli, döviz kurlarında, altın, enflasyondaki olağanüstü artışlar sebebiyle paradaki değer kaybının munzam zarar oluşturduğu, ... ada 18 parselde bulunan binanın işlerinin 23/06/2015 tarihli teklif doğrultusunda yapıldığını, sözleşmede belirtilen işlerin bitiminden sonra kararlaştırılan 7 ay sonra ancak bir hesap mutabakatına varıldığını, sözleşme ile varılan mutabakata göre 990.000-TL + KDV = 1,168,200-TL bedel üzerinde anlaştıklarını, davalının sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan tapuyu halen devretmediği gibi sözleşmenin 3. maddesi gereği nakit ödemesi gereken sözleşme bedelini nakden ödemeyip uzun zamana yayarak sıralı bonolar halinde borcunu ifa etmeye çalıştığını, müvekkilinin taahhüt ettiği işi Haziran 2016 tarihinde bitirdiğinden sözleşmeye göre davalının davacının ücretini nakit olarak 2016 Haziran ayında ödemesi gerekirken 5 adet senetle ödeme yaparak geç ödeme nedeniyle davacıyı zarara uğrattığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dairemizin 24/10/2024 tarihli 2022/2038 Esas ve 2024/906 Karar sayılı kararı ile,somut olayda, asıl dava davacısının davayı 18 parsel için terditli olarak ikame ettiği ve 18 parsel için öncelikli talebinin tapu iptal ve tescil talebi olduğu, ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında, davacı vekili tarafından 18 parsel 34 nolu bağımsız bölüm için tapu iptal ve tescil talep edildiği, ancak istinaf aşamasında talebin 33 nolu bağımsız bölüm olduğunu açıkladığı, keşfen alınan bilirkişi raporunun da 33 nolu bağımsız bölüme ilişkin olduğu, mahkemece davacının tapu iptal ve tescil talebi yönünden bağımsız bölüm malikinin davaya dahil edilmeden ve taşınmazın bilirkişi raporu ile belirlenen rayiç değeri üzerinden harç tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilmesi ve ayrıca davacının önce 34 nolu bağımsız bölüm için daha sonra ise 33 nolu bağımsız bölüm için tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuş olması karşısında, numarataj hatası olup olmadığının belediyeden sorulmadan ve davacı yana tapu iptal ve tescil talep ettiği bağımsız bölümün hangisi olduğu konusundan açıklamalı dilekçe sunması için süre verilmesi gerektiğinden kaldırma kararı verilmiştir Mahkemece, kaldırma kararı öncesi yaptırılan bilirkişi incelemesi ile yukarıda kabul edilen önceki gerekçeye, davalının da itiraz ve istinaf etmediği üzere, davacının üstlendiği edimi yerine getirdiği, taşınmazların maliklere teslim ediği ve kullanılmakta olduğu, yapılan işlerin toplam bedelinin 2.461.957,79 TL, davalının yaptığı toplam ödemenin 1.350.890 TL olduğu, bakiye 1.111.067,79 TL iş bedeli kaldığı, sözleşmeye göre taşınmazın 445.000 TL bedelde kabul edildiği, bilirkişilerce önemsiz nitelikteki eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için 24.000 TL gerekeceğinin tespit edildiği, böylece davacının (1.111.067,79-445.000-24.000 ) =642.067,79 TL bakiye nakit alacağı kaldığı, tarafların sözleşmede devredilecek taşınmazın 3+1 olduğu konusunda anlaştıklarının sabit olduğu, davalının aksine bir iddiasının da olmadığı, 33 numaralı taşınmazın fiilen davacıya da teslim edildiği, davacının taşınmazın tapuda devri için 21/03/2017 tarihli noter ihtarında “34 numaralı 3+1 dairenin” devrini istediği, davalının cevabi ihtarnamesinde sözleşmedeki edimler yerine getirilmediği için 33 numaralı taşınmazın devrini yapmayacağını bildirdiği, bu ihtarname ile dairenin 33 numaralı daire olduğunun davalının da kabulünde olduğu, aksinin kabulü için davalı tarafa süre verildiği, davalı vekili tarafından sunulan 23/06/2025 tarihli dilekçede, davacıya müvekkili tarafından gönderilen 27/04/2017 tarihli ihtarnamede belirtilen 33 nolu dairenin sehven yazıldığı, o tarihte 34 nolu dairenin müvekkili adına kayıtlı olup 33 nolu dairenin iyi niyetli 3.kişilere devredildiğini, 34 nolu daire üzerinden müvekkili lehine karar verilmesini talep ettiği, tapuya yazılan müzekkere cevaplarına göre, ... ada 4, 5, 13, 14, 15 ve 18 parsel sayılı taşınmazların tevhit ile 19 parsele dönüştüğünün anlaşıldığı, tarafların 3+1 odalı 33 numaralı taşınmazın devri konusunda anlaştıkları ve aksinin ispat edilemediği, sözleşmede yazan 34 numarasının maddi hata niteliğinde olduğu yahut uygulama sıklıkla görüldüğü üzere süreç içinde planda yapılan değişikliklerle numaranın değişikliğe uğramış olabileceğinin kabul edildiği, davacının 33 numaralı taşınmazın devri talebinin haklı olduğu, bakiye iş bedeli olarak yaptığı işin bedelini alabileceğinden eksik işlerin giderilmesi için gereken 24.000 TL tenzilatın düşülmesi ile 642.067,79 TL alacağının olduğunun kabul edildiği, geç ödemeden kaynaklı zarara ilişkin, munzam zarara işaret eden unsurlar ispatlanmadığı gibi, taraflar arasında yapılan ödemelerde ihtirazı kayıt olmaması, belli bir vadede ödeme yapılmıyor oluşu, akdi ilişkinin bu şekilde süre gittiği, bu sebeple geç ödemeden kaynaklı zarar isteminin ispatlanamadığı gerekçeleriyle bu alacak kaleminin reddine karar verilmiştir. Asıl davada davalı (birleşen davada davalı) vekili istinaf dilekçesinde, asıl dava davacısının işleri eksik ve ayıplı yaptığını, 33 nolu dairede oturan ... aleyhine İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/625E. sayılı dosyası ile fuzuli işgal nedeniyle tahliye davası açtıklarını ve davanın halen derdest olduğunu, taraflar arasında adi yazılı sözleşme ile gayrimenkul vaadi yapılması hukuken mümkün olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl dosya davacısı (birleşen dosya davalısı) yüklenici, asıl dosya davalısı (birleşen dosya davalısı) ise iş sahibidir. Asıl davada davacı (birleşen davada davalı), taşeron eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye işbedeli, geç ödeme yapılması sebebi ile uğradığı zarar ile tapu iptal ve tescilini talep etmiştir. Birleşen davada davacı (asıl dava davacısı), asıl davanın reddi ile, birleşen davada eksik ve ayıplı işler sebebiyle maddi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında 15/12/2015, 27/02/2015 ve 01/09/2015 tarihli "Mantolama ve Sıvı Yapım Protokolü" başlıklı sözleşmeler imzalandığı, ayrıca ... ile dava dışı ... arasında tarihsiz “sözleşme tutanağı” başlıklı bir sözleşme düzenlendiği, bunların haricinde iki adet, birim fiyat ve yapım detayları başlıklı biri sadece ... tarafından, diğeri ise her iki tarafça imzalanmış bir sayfalık belge bulunmaktadır. 15/12/2015 tarihli sözleşmede ödemenin ... ada 9 parselde bulunan 2+1 daire ve nakit para, 27/02/2015 tarihli sözleşmede ödemenin 220.000 TL karşılığı ... ada 32 parsel dükkan üzeri 3+1 daire ve nakit para, 01/09/2015 tarihli sözleşmede ise ödemenin 445.000 TL karşılığı yukarıdan aşağı 5. katta bulunan 34 numaralı 3+1 daire ve nakit para olarak düzenlendiği, sözleşmelerin birim fiyatlı olduğu, tapu iptal tescil isteminin 01/09/2015 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde geçen daireye ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 15/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki edimler toplamının 2,332.786 TL tutacağı, davalının bu tutarın 1.075.200 TL'sini ödediği, iş bedeli olarak devredileceği vaad edilen taşınmazın devredilmemiş olduğu, anılan taşınmazın dava tarihindeki değerinin 470.000 TL olduğu belirtilmiştir. 19/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında gerçek anlamda bir sözleşme olmadığı, şartname olmadığı, tüm benzer işlerin de aynı taşerona verilmemiş olduğu, bu sebeple keşif ve metraj çıkarmanın da sağlıklı bir sonuç vermeyeceği, tarafların hali hazırda birbirlerini tanıyıp iş yapmaya devam ettikleri, işlerinden memnun olduklarının gözlendiği, ancak davacının ölçümlerinin davalı tarafından kabul edilmediği, ödemelerin gelişi güzel yapıldığı, hangi ödemenin ne için yapıldığının belli olmadığı, inşaat zamanında veya tesliminde tutulan bir tutanağın mevcut olmadığı, davalı şirket defterlerine göre 2015 yılı için davacının kestiği 531.000 TL tutarlı faturanın kaydedildiği ve 380.890 TL ödeme yapıldığı, 2016 yılında davacının kestiği 950.000 TL tutarlı faturanın kaydedildiği ve 777.500 TL ödeme yapıldığı, 2017 yılında yine bir iş yapılmadığı, devreden bakiyeye göre davalının 322.610 TL borçlu göründüğü, asıl ve birleşen davaların ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir. 01/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, toplam iş tutarının 2.461.957,79 TL olduğu, davalının yaptığı toplam ödemenin 1.350.890 TL olduğu, davacının 4 taşınmazda yaptığı işler için toplamda 1.111.067,79 TL bakiye hakedişinin kaldığını, eksik ve hatalı işlerin giderilmesi için gerekecek 24.000 TL'nin düşülmesi gerektiği, sözleşmede bahsi geçen taşınmazın da sözleşme tarihindeki değerinin 445.0000 TL, keşif tarihindeki değerinin 540.000 TL, dava tarihindeki değerinin 470.000 TL ettiğini, devir kararı verilir ise 445.000 TL üzerinden hesaplama yapılması gerektiği ve bu durumda davacının KDV dahil 642.067,79 TL alacağının kaldığı, birleşen davada ise iş sırasında, iş bitiminde veya iş tesliminde düzenlenmiş bir belge, ihtarname ibraz edilmediği belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında; Her ne kadar asıl dava davalısı (birleşen dava davacısı) davalı yükleniciye 34 numaralı dairenin verilmesinin vaad edildiğini ve 33 nolu dairede oturan ... aleyhine İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/625E. sayılı dosyası ile fuzuli işgal nedeniyle tahliye davası açtıklarını ve davanın halen derdest olduğunu belirtmiş ise de, asıl dava davacısı, 34 numaranın hataen yazıldığını, gerçekte 33 numaralı dairenin verildiğini ifade ederek 33 nolu daire için tapu iptal ve tescil talep etmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan araştırmada, belediyeden gelen cevabi yazıda sonradan parsellerde tevhit durumu olduğu ve parsel numaralarının değiştiği saptanmıştır. Öte yandan, Dairemiz kaldırma kararından önce yapılan keşifte de, davacı taraf hak iddia ettiği daire olarak 33 nolu daireyi belirtmiş ve bu dairede tespit yapılmıştır. Diğer yandan, söz konusu 33 numaralı daire dava tarihinden daha önce fiilen asıl dava davacısına teslim edilmiş olup, yıllardır bu dairede davacı yüklenicinin kardeşinin oturduğu anlaşılmaktadır. Şayet davalı tarafın iddia ettiği üzere, davacı yükleniciye vaad edilen daire 33 nolu daire değil de, 34 nolu daire olsaydı, fiilen de 34 nolu dairenin teslim edilmesi beklenirdi. Ayrıca 33 nolu dairede davacının kardeşinin yıllarca oturmasına ses çıkarmayan davalının bu tutumu da hayatın olağan akışına uygun değildir. Davalı, her ne kadar istinaf dilekçesinde 33 nolu dairede oturan davacının kardeşine yönelik fuzuli işgal nedeniyle tahliye davası açtıklarını belirtmiş ise de, yıllarca bu duruma kayıtsız kalmış olup işbu davanın belli bir aşamaya gelmesinden sonra dava açılması da samimi bulunmamıştır. Kaldı ki, davacı tarafından 22/003/2017 tarihli ihtarname ile, üstlendiği işleri tamamladığını bildirerek 34 nolu bağımsız bölümün devredilmesi ve ayrıca bakiye iş bedellerinin ödenmesi talep edilmişken, davalı cevabi ihtarnamede, 33 nolu dairenin sözleşme konusu olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, davacının maddi hata ile daire numarasını 34 olarak değerlendirdiği, buna karşılık davalının sözleşmeye konu dairenin gerçek numarasının 33 olduğunu bildiği heyetimizce değerlendirilerek davalının asıl davadaki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Diğer yandan, her ne kadar asıl dava davalısı tarafından, taraflar arasında adi yazılı sözleşme ile gayrimenkul vaadi yapılmasının hukuken mümkün olmadığı ileri sürülmüş ise de, dava tarihinden önce davacı yüklenicinin sözleşme ile kararlaştırılan işi tamamlayarak teslim etmesi, bunun karşılığında da davalının 33 nolu daireyi fiilen davacı yükleniciye teslim etmesi ve yıllardır bu dairenin davacının kardeşi tarafından konut olarak kullanılması karşısında, her iki tarafça edimler fiilen yerine getirildiği için bu aşamada şekle aykırılığa dayanmanın hakkın kötüye kullanılması olduğu değerlendirilerek bu yönden de davalının istinaf talebi kabul edilmemiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller ve bilirkişi raporları ile, asıl davada davacı yüklenicinin üstlendiği edimi yerine getirdiği, taşınmazların maliklere teslim edildiği ve kullanılmakta olduğu, yapılan işlerin toplam bedelinin 2.461.957,79 TL, davalının yaptığı toplam ödemenin 1.350.890 TL olduğu, bakiye 1.111.067,79 TL iş bedeli kaldığı, sözleşmeye göre taşınmazın 445.000 TL bedelde kabul edildiği, bilirkişilerce önemsiz nitelikteki eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için 24.000 TL gerekeceği tespit edilmiştir. Bu durumda, davacı yüklenici sözleşme ile üstlendiği edimleri yerine getirdiğinden asıl dava yönünden tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Öte taraftan, asıl davada davacı yüklenici geç ödemeler nedeniyle maddi zarara uğradığını belirterek, zararın tazminini talep etmiş ise de, söz konusu munzam zarara dair ispata yarayacak delil ibraz edemediğinden mahkemece talebin reddine karar verilmiş olup, ilk derece mahkemesinin bu değerlendirmesi yerindedir. Bununla birlikte, ilk derece mahkemesince bakiye iş bedeli olarak 2.461.957,79 TL'den yapılan kısmi ödeme toplamı olan 1.350.890 TL ile, tapu iptali ve tesciline karar verilen bağımsız bölümün değeri olan 445.000 TL'nin mahsubu ile 666.067,79 TL'ye hükmetmek gerekirken, birleşen dava konusu olan 24.000 TL'nin de mahsup edilerek asıl davada 642.067,79 TL'ye hükmedilmesi ve buna bağlı olarak birleşen davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Zira birleşen dava dilekçesinde davacı (asıl dava davalısı), eksik ve ayıplı işlerden kaynaklı tutarın hüküm altına alınmasını istemekle birlikte, bu meblağın asıl davadaki davacının talebinden mahsubunu istememiştir. Bu durum karşısında, asıl davadaki yüklenicinin bakiye hak edişinden birleşen davadaki eksik ve ayıplı iş bedeli mahsup edilmeden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Dairemizce ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulması yoluna gidilmiştir. Açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Asıl davada davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE 2-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/06/2025 tarih ve 2024/937 Esas, 2025/517 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Asıl davada davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE; 4-Davalı adına kayıtlı olan İstanbul ili, Ümraniye İlçesi, ... Mah. ... ada 19 parselde kayıtlı bulunan 33 nolu bağımsız bölümün davalı olan tapusunun İPTALİ ile davacı adına TESCİLİNE; 5-666.067,79 TL bakiye iş bedelinin dava tarihinden (21/04/2017) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl dava davalısından alınarak asıl dava davacısına verilmesine; 6-45.000 TL geç ödemeden kaynaklanan zarar isteminin ESASTAN REDDİNE; II-Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye ticaret Mahkemesinin 2018/855 E,2019/1401 K sayılı davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE; 7- 24.000,00 TL eksik ve ayıplı iş bedeli alacağının birleşen dava tarihinden (18/07/2018) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dava davalısından alınarak birleşen dava davacısına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN Asıl davada Alınması gerekli 45.499,09-TL harçtan davacı tarafından peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan 20.015,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 25.483,99-TL'nin asıl dava davalısından tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Asıl davada davacı tarafından dava açılırken yatırılan 31,40TL başvurma harcı, 20.015,10-TL peşin ve tamamlama harcının toplamı olan 20.046,50-TL'nin asıl davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Asıl davada davacı tarafından sarfedilen toplam 7.809,90-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren (%96,11 kabul %3,89 ret oranında ) olmak üzere 7.506,16-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Asıl davada davalı tarafından sarfedilen toplam 3.124,90-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren (%96,11 kabul %3,89 ret oranında ) olmak üzere 121,53-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına 9-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 105.910,17-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden davalı vekili için takdir olunan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Birleşen davada 1-Alınması gerekli 1.639,44-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 35,90-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.603,54-TL'nin birleşen dava davacısından tahsili ile hazine adına irad kaydına, 2-Birleşen davada davacı tarafından dava açılırken yatırılan 35,90 TL başvurma harcının birleşen davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre birleşen davada davalı vekili için takdir olunan 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere12/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.