10. Hukuk Dairesi 2024/6694 E. , 2025/3283 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ...Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili …
**10. Hukuk Dairesi 2024/6694 E. , 2025/3283 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ...Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 13.09.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1. Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'nin sigorta ettiren konumunda olduğu ... no lu inşaat all ... sigorta poliçesi, şirketleri nezdinde 07.12.2012-31.12.2014 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, sigortalısının ... Genel Müdürlüğü olduğunu, davacının taleplerinin poliçedeki çapraz sorumluluk şartları gereği teminat dışı olduğunu, davacının da işveren sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalanabilir bir çalışan olduğundan iş kazası nedeniyle 3.şahıs mali sorumluluk teminatından talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, talebin teminat dışı olması nedeniyle davanın müvekkil şirket yönünden reddini talep etmiştir. 2. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1- Davacının asıl dava ve birleşen davada (İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesinin 2018/645 Esas sayılı dosyası) maddi tazminat talebinin kabulüne; 434.414,68 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 13.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...terekesi ve ... Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen (birleşen davanın davalısı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluk miktarı poliçe limiti ile sınırlı olmak ve faiz başlangıç tarihi:17.12.2018 olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine, 2- Davacının asıl davada manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine; 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...terekesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-...mirasçıları ..., ... ve ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...Ş. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu, olayın oluş şekli gözönüne alınarak belirlenen kusur oranının ve maluliyet oranının olaya, oluşa, delil durumuna uygun olduğu, Yargıtay içtihatları, dosya içeriğine göre hesaplama kriterlerinin yerinde olduğu, murislerin vekille temsil edildiği, İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/622 Esas 2018/586 Karar sayılı kararla reddi miras kararı verildiği, işçi-işveren ilişkisi bulunan ve iş kazası nedeniyle açılan tazminat davalarına bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu, işverenle birlikte, sigorta şirketinin de dava edilmesi halinde dava iş mahkemelerinde görülmesi gerektiği, Mahkemece dava tarihi olan 17.12.2018 tarihi ihtar tarihi kabul edilerek faiz başlangıcı belirlemesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı ve davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davacının kusuru olmadığı ve kusur oranın hatalı olduğunu, b. Bakiye ömür hesabının kaza tarihi değil, hesap tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği ve hesap kriterinin hatalı olduğunu, c. Reddi mirasta bulunan davalı mirasçıları lehine vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ...Ş vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Kazanın poliçe teminatına girmediği ve sorumlulukları bulunmadığını, poliçede işveren mali mesuliyet teminatı olmadığı, 3. şahıs mali mesuliyet teminatının uygulanamayacağını, işçinin işveren için 3. kişi olması gerektiğini, 3. şahıs için kazazedenin işveren ile arasında akit olmaması gerektiğini, poliçe çapraz sorumluluk 002 şıkkında işçilerin yaramalı ve ölümcül yaralama ve hastalıkların teminat dışında olduklarının belirtildiğini, poliçeyi dava dışı ... yaptığı ve ...'e kusur atfedilemediği halde sorumlu tutulduklarını, sorumluluk miktarının açıkça belirtilmediğini, b.Davanın görevsiz mahkemede görüldüğünü, c.Kusur oranının hatalı olduğunu, d. İşçinin ücretine hatalı olduğunu, e.Maluliyet oranının hatalı olduğunu, dosyanın Adli Tıpa gönderilmediğini, f. Kendilerine ihtarname gönderilmediğini ve faizden sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davalı ...Ş.'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK'nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, 0001-0910-... numaralı poliçede teminat limitinin, maddi - bedeni ayrımı olmaksızın olay başına 10.000 TL ve proje süresince toplamda 30.000 TL ile sınırlı olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla davalı ...Ş. yönünden hükmedilen tazminat miktarlarının 30.000,00 TL yi aşamayacağı gözetildiğinde, temyize getirilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanun'un 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. 8. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 9.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalı işveren ... (...) nezdinde kalıpçı olarak çalıştığı, 13.09.2013 günü 09.30 sularında ... Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi Şantiyesinde imalatı bitmiş perdeler arasındaki iskelenin sökümünü yaptığı sırada, boşa basmasıyla yaklaşık 3 metre yükseklikten aşağıda beton zemine düşmesi suretiyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, kusura ilişkin taksimat yapılmadığı, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/120 D.iş sayılı kararına istinaden ilgili bilirkişi tarafından tanzim edilen rapora istinaden somut olayda ... Firmasının %50 oranında kusurlu olduğunun, ... Firmasının şantiye şefi olarak görev yapan ...'nın %25 kusurlu olduğunun, müşteki ...'in %10 kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada Mahkemece üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 18.08.2017 tarihli kusur raporunda ise davalı işverenin % 80, davacının % 20 kusurlu oldukları şeklinde görüş bildirildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek karar verildiği, ancak maddi olgunun tam olarak ortaya konulmadığı, raporun da oluşa uygun olmadığı gibi eldeki dosya ile ceza dosyasında çelişir nitelikle veriler bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır. 10. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; öncelikle maddi olguyu tam olarak ortaya koydurmak, davacı sigortalı yönünden yukarıda anılan ceza dosyasında belirlenen tespitleri irdeletmek, eldeki dosya ile arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. 11.Öte yandan, somut olayda davacının bakiye ömrünün tespit edilmesi hususunda uyuşmazlık bulunduğu gözetilerek bakiye ömrün tespitine ilişkin ilkelere değinmek faydalı olacaktır. Dava niteliği itibariyle SGK tarafından karşılanmayan maddi ve manevi tazminatın giderilmesi istemine ilişkin olup, bu tür davalarda, maddi tazminat miktarının hesabı açısından, sigortalı işçinin kaza tarihindeki yaşına göre, (Dairemizin 23.02.2021 tarih ve 2020/9717 E - 2021/2003 K sayılı ilamında da açıkça işaret olunduğu üzere) TRH 2010 bakiye ömür tablosu gereğince tespit olunacak olası bakiye ömrü esas almak, sigortalının 60 yaşına kadar aktif hesap devresi içerisinde bulunduğu gözetilerek sigortalının işveren nezdinde asgari ücrete oranla aldığı ücret belirlenerek aktif devre boyunca bu oran üzerinden hesap yapmak, 60 yaşından itibaren ise davacının pasif hesap devresi içinde bulunacağını dikkate alarak asgari geçim indirimi dışlanmış asgari ücret üzerinden hesap yapmak, öte yandan bilinen dönem ücretini belirledikten sonra bilinmeyen dönem hesabında da sigortalının hak kazacağı ücretin tespiti açısından arıtırım ve iskontolama yöntemiyle sigortalının bilinmeyen devre dönemi için hak kazanabileceği ücreti binen dönem için de olduğu gibi her yıl için ayrı ayrı belirlemek, bu şekilde hesap edilecek maddi tazminat alacağından sıracıyla davacı kusuru, ve tespit olunan sürekli iş göremezlik oranında indirim yapmak akabinde ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55. maddesi hükmü gözetilerek Kurumca davacıya geçici iş göremezlik döneminde yapılan ödeme ile yine Kurumca tespit olunan sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin, rücuya kabil kısımlarını tazminat alacağından tenzil etmek suretiyle davacının hak kazanabileceği maddi tazminat alacağını hesaplamaktan ibarettir. 12.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra, Mahkemece davacının maddi zararının belirlenmesi amacıyla alınan hesap bilirkişi raporlarında davacının bakiye ömrünün PMF 1931 tablosuna göre hesaplandığı, ancak davacı vekilinin işbu hesap raporlarına itiraz dilekçelerinde davacının bakiye ömrünün daha uzun süre olduğu yönünde itirazlarda bulunmasına rağmen Mahkemece bu hususun göz ardı edilerek bakiye ömür tespitinde TRH10 tablosu yerine PMF 1931 tablosunun esas alınması hatalı olmuştur. 13.Öte yandan davalı gösterilen ..., yargılama aşamasında vefat ettiği, geriye kalan mirasçıları olan ..., ... ve ... tarafından açılan mirasın reddi davası sonucu İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/622 Esas, 2018/586 Karar sayılı kararı ile mirasın reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiği, söz konusu Mahkeme kararının 27.02.2019 tarihinde kesinleştiği, ...hakkında açılan davaya tasfiye memuru dahil edilerek devam edildiği anlaşılmakla davalı ...mirasçıları yönünden; haklarında, mirası reddettiklerinden dolayı sorumlu olmamaları nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi hatalı olmuştur. 14.Az yukarıda belirtilen açıklama ışığında; mirasın reddine dair karardan davacı tarafca haberdar olunmadığı ve dava açmaya sebebiyet verilmediğinin anlaşılması karşısında reddi mirasta bulunanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olmuştur. 15.Özetle Mahkemece yapılacak iş; kusur oranı yönünden davacı itirazlarını kapsar şekilde rapor almak, öte yandan davacının maddi zararının belirleneceği hesap raporunda davacının bakiye ömür tespitinde TRH10 tablosunu esas almak ve yukarıda bahse konu diğer usuli işlemleri değerlendirerek karar vermekten ibarettir. 16. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ...Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.a)Davacı vekilinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, b) İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.