Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/14468 E. , 2024/9549 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/14468 Karar No : 2024/9549 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU :Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden ince…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/14468 E. , 2024/9549 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/14468 Karar No : 2024/9549 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU :Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Görevin gereklerine aykırı hareket etmediği, kişilerin ya da kamunun zararına neden olmadığı, kişilere haksız menfaat sağlamadığı, disiplin soruşturmasının zaman aşımına uğradığı, hakimlik teminatının, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, hukuk devleti ilkesinin ve yargı bağımsızlığı ilkesinin ihlal edildiği, iddia edilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu, mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ..., K:...2 sayılı kararının iptaline ve bu işlemler nedeniyle uğradığı zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü; anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının FETÖ/PYD örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik biçimde bir organizasyonla hukuka aykırı eylemlerde bulunmaları nedeniyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69' uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedildiği, ceza davasında da aynı suçtan dolayı hüküm giydiği belirlenmiştir. Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, olayın tarihi, gelişim şekli gözönüne alındığında yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında görev gereklerine aykırı hareket eden ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.Dava; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve..., K:...sayılı kararının iptaline ve bu işlemler nedeniyle uğradığı zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü; anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının FETÖ/PYD örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik biçimde bir organizasyonla hukuka aykırı eylemlerde bulunmaları nedeniyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedildiği, ceza davasında da aynı suçtan dolayı hüküm giydiği belirlenmiştir. Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, olayın tarihi, gelişim şekli gözönüne alındığında yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında görev gereklerine aykırı hareket eden ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı hakkında; FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün hükümet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için MİT’e ait TIR’ların durdurulması olayı sonrasında, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK 10. maddesiyle görevli) Adalet Bakanı ... hakkında kasıtlı olarak açıldığı anlaşılan ... sayılı dosyası üzerinden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın değerlendirilmesi için ... tarihli üst yazı ile UYAP’tan ve fiziki olarak ... ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine müteakip...günü ... Ağır Ceza Mahkemesince UYAP’tan gelen üst yazı ile birlikte fiziki dosyanın o tarihte nöbetçi olan Ağır Ceza Mahkemesine yönlendirildiği, ... ... Ağır Ceza Mahkemesi Zabıt Kâtibi H.Y.'nin UYAP’tan gelen evrakı açıp... sayılı değişik iş numarası alarak fiziki dosyayı incelenmek üzere mahkeme başkanı olarak G.A.T'ye verdiği, ... Ağır Ceza Mahkemesi üye hâkimleri U.K. ve M.G'nin Adalet Bakanı ... hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi yönünde oy kullanma ihtimalleri bulunduğundan bahse konu kararın kaldırılmasına dair karar çıkaramayacakları düşüncesiyle usul ve yasaya uygun olan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması maksadıyla UYAP’tan alınan değişik iş numarasının silinmesini sağlayıp, ...Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan G.A.T. ile birlikte hareket ederek ... Ağır Ceza Mahkemeleri arasında sözlü mutabakat ile belirlenen 15’er günlük tutulan nöbetleri 1 aya çıkarıp nöbet değişiklik yapmak suretiyle soruşturma dosyasının ... Ağır Ceza mahkemesine gönderilmesini temin edip ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyası üzerinden “Olay tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan müştekinin, 5235 sayılı Yasadan kaynaklanan görev ve yetkileri, iddiaya konu telefon görüşmesinin Cumhuriyet Başsavcısının sorumluluk bölgesinde kalan bir adli işleme ilişkin olması, müştekinin tuttuğu tutanağı destekleyen ve itiraz dilekçesinde belirtilen daha sonraki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Yasama dokunulmazlığı olan şüpheli hakkındaki soruşturmaya konu delilleri bir bütün olarak değerlendirme yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu hususu gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur” şeklindeki gerekçe ile müştekinin tek taraflı düzenlediği, doğruluğu sabit olmayan tutanak içeriğinde ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yaptığı itiraz dilekçesinde Adalet Bakanı ...ın söylendiği iddia edilen sözlerin doğru olduğu kabul edilse dahi 01.01.2014 tarihinde MİT’e ait TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması ile ilgili olarak MİT faaliyeti kapsamında görev ifa eden MİT personelinin sevk ve idaresindeki TIR ve ona eşlik eden otomobilin 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26. maddesi kapsamında olduğu ve MİT görevlileri hakkında Başbakan’ın izni olmadan soruşturma yapılamayacağını belirttiği yönündeki ifadelerin yasa hükmünü hatırlatmaktan ibaret olduğunu ve suç unsuru içermediğini gözetmeden itirazın kabulü ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kaldırılmasını sağladığı" iddiasıyla hakkında açılan soruşturma sonucu düzenlenen 17/05/2017 tarihli soruşturma raporu üzerine davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu işlemler nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının...Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile "FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür. Bununla birlikte, davacı hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan açılan davanın Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:... esas sayılı dosyasında derdest olduğu görülmüştür. Ayrıca, davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı kurulun... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın Dairemizin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği, davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/09/2022 tarih ve E:2022/1950, K:2022/2547 sayılı kararıyla temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. B) İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." kuralına yer verilmiştir. C) İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir. Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana ...’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ...sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, disiplin soruşturmasına konu eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütün talimatıyla gerçekleştirdiği ve söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir. Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" bölümünde de ayrıntısıyla belirtildiği üzere, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde; davacının örgütsel saikle hareket ederek, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün hükümet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle; MİT’e ait TIR’ların durdurulması olayı sonrasında, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK 10. maddesiyle görevli) Adalet Bakanı ... hakkında kasıtlı olarak açıldığı anlaşılan ... sayılı dosyası üzerinden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın değerlendirilmesi için UYAP’tan alınan değişik iş numarasının silinmesini sağlayıp, ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan G.A.T. ile birlikte hareket ederek ... Ağır Ceza Mahkemeleri arasında sözlü mutabakat ile belirlenen 15’er günlük tutulan nöbetleri 1 aya çıkarıp nöbet değişiklik yapmak suretiyle soruşturma dosyasının ... Ağır Ceza mahkemesine gönderilmesini temin edip, itirazın kabulü ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kaldırılmasına neden olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle, davacının doğal hakim ilkesini ihlal etmek suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmayı ve itibarsızlaştırmayı planlayan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket ettiği kanaatine varılmıştır. Netice itibarıyla, davacının kendisine isnat edilen eylemleri, yargısal takdir kapsamında veya hataen değil, FETÖ terör örgütünün amaç ve menfaatleri uğruna, FETÖ terör örgütünün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareketle yerine getirdiği ve bu yönüyle, eylemlerinin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, eylemlerinin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" bulunduğu sonucuna varılan davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme ve itiraz istemlerinin reddine ilişkin dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararının tazminine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının bu kararlar nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararının tazminine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu işlemler nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi talebiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. 26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir. Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır; 1) 69. maddenin ikinci fıkrasına göre; - 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve, - Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir. Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir. Diğer yandan, ikinci fıkranın ikinci cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır. 2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir. 3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir. Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir. Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir. Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir. Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır. Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir. Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır. Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Aksi halde, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında; FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün hükümet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için MİT’e ait TIR’ların durdurulması olayı sonrasında, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK 10. maddesiyle görevli) Adalet Bakanı ... hakkında kasıtlı olarak açıldığı anlaşılan ... sayılı dosyası üzerinden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın değerlendirilmesi için 13.04.2014 tarihli üst yazı ile UYAP’tan ve fiziki olarak .... Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine müteakip...günü ...Ağır Ceza Mahkemesince UYAP’tan gelen üst yazı ile birlikte fiziki dosyanın o tarihte nöbetçi olan ...Ağır Ceza Mahkemesine yönlendirildiği,... Ağır Ceza Mahkemesi Zabıt Kâtibi H.Y.'nin UYAP’tan gelen evrakı açıp ... sayılı değişik iş numarası alarak fiziki dosyayı incelenmek üzere mahkeme başkanı olarak G.A.T'ye verdiği, ...Ağır Ceza Mahkemesi üye hâkimleri U.K. ve M.G'nin Adalet Bakanı... hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi yönünde oy kullanma ihtimalleri bulunduğundan bahse konu kararın kaldırılmasına dair karar çıkaramayacakları düşüncesiyle usul ve yasaya uygun olan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması maksadıyla UYAP’tan alınan değişik iş numarasının silinmesini sağlayıp, ...Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan G.A.T. ile birlikte hareket ederek ... Ağır Ceza Mahkemeleri arasında sözlü mutabakat ile belirlenen 15’er günlük tutulan nöbetleri 1 aya çıkarıp nöbet değişiklik yapmak suretiyle soruşturma dosyasının ... Ağır Ceza mahkemesine gönderilmesini temin edip ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyası üzerinden “Olay tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan müştekinin, 5235 sayılı Yasadan kaynaklanan görev ve yetkileri, iddiaya konu telefon görüşmesinin Cumhuriyet Başsavcısının sorumluluk bölgesinde kalan bir adli işleme ilişkin olması, müştekinin tuttuğu tutanağı destekleyen ve itiraz dilekçesinde belirtilen daha sonraki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Yasama dokunulmazlığı olan şüpheli hakkındaki soruşturmaya konu delilleri bir bütün olarak değerlendirme yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu hususu gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur” şeklindeki gerekçe ile müştekinin tek taraflı düzenlediği, doğruluğu sabit olmayan tutanak içeriğinde ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yaptığı itiraz dilekçesinde Adalet Bakanı ...’ın söylendiği iddia edilen sözlerin doğru olduğu kabul edilse dahi 01.01.2014 tarihinde MİT’e ait TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması ile ilgili olarak MİT faaliyeti kapsamında görev ifa eden MİT personelinin sevk ve idaresindeki TIR ve ona eşlik eden otomobilin 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26. maddesi kapsamında olduğu ve MİT görevlileri hakkında Başbakan’ın izni olmadan soruşturma yapılamayacağını belirttiği yönündeki ifadelerin yasa hükmünü hatırlatmaktan ibaret olduğunu ve suç unsuru içermediğini gözetmeden itirazın kabulü ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kaldırılmasını sağladığı" iddiasından dolayı disiplin soruşturması açıldığı, ancak UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, "Görevi Kötüye Kullanmak" suçundan Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararın iptali gerektiği oyuyla davanın reddi yolundaki karara katılmıyorum.