(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/5325 E. , 2010/3058 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, takibin kesinleşip davacının taşınmazı üzerine h
**(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/5325 E. , 2010/3058 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, takibin kesinleşip davacının taşınmazı üzerine haciz konulduğunu, ...’de soba, mangal, piknik malzemeleri alım satımı yapan müvekkilinin 25.05.2004 tarihinde davalı taraftan 2.000.000.000 TL bedelinde malzeme alıp, karşılığında aynı bedelde bina verdiğini, daha sonra bononun vadesinde nakit ve kısmen de müşteri çek ve senetleri verilerek ödendiğini, ancak bononun alınmadığını, aradan yaklaşık üç yıl gibi bir zaman geçtikten sonra bonoda tahrifat yapılarak 2.000.000.000 TL olan bedelinin 52.000.000.000 TL, ödeme tarihinin yıl hanesindeki 4 rakamının 5 yapılarak takibe konulduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, müvekkilinden mal satın alan davacının, bu alışveriş karşılığında takibe konu bonoyu verdiğini, senedin ödenmemesi üzerine icra takibine konulduğunu, tahrifat iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı vekili, 04.12.2008 tarihli celsede 50.000.00 YTL bakımından davaya devam etmek istediklerini, 2.000.00 YTL’lik bononun ilk haline göre bu kısma ilişkin davadan vazgeçtiklerini, davalı vekili ise davacı vekilinin beyanına bir diyecekleri olmadığını, kendilerinin de 2.000.00 YTL ile ilgili davayı takip etmeyeceklerini bildirmiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre takibe konu bononun rakamla yazılı olan bedel hanesinin 2.000.000.000 TL iken ön tarafa sonradan başka bir kalem kullanılarak “5” rakamı yazılıp, tahrifatla 52.000.000.000 TL’ye dönüştürüldüğü, bu sırada aynı kalem kullanılarak bu tahrifatlı rakama uygun miktar yazılarının yazıldığı, bu değişikliklerin yapıldığı bölümde bono keşidecisinin muvafakatini gösterir şekilde imza veya parafının da olmadığı, bu nedenle bononun tahrifattan önceki ilk hali olan 2.000.000.000 TL bakımından geçerli olduğu, davacı vekilinin 52.000.000.000 TL için dava açtığı halde daha sonra 2.000.000.000 TL bakımından davanın takibinden vazgeçtiği, İİK’nun 72.maddesindeki tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe konu bonodan ötürü davacının, davalıya 50.000.00 YTL borçlu olmadığı, 2.000.00 YTL’lik bedel için açılan davada bir karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacının temyizine gelince; Dava konusu senette davacı keşideci, davalı ise lehtar durumunda olup, senette tahrifat olduğu da saptandığına göre bu şekildeki senedin takibe konulmasında davalının kötüniyetli olduğunun ve tazminatla sorumlu tutulması gerektiğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde kötüniyet tazminatı talebinin reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 18.03. 2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.