8. Hukuk Dairesi 2012/14783 E. , 2013/16394 K. "" ...... ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair.........verilen 26.10.2011 gün ve 383/356 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak 101 ada 70 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları s…
**8. Hukuk Dairesi 2012/14783 E. , 2013/16394 K.** **"İçtihat Metni"** ...... ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair.........verilen 26.10.2011 gün ve 383/356 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak 101 ada 70 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalıların murisi adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, kati mehil süresi içerisinde davacı tarafından keşif giderinin yatırılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafa verilen kati mehil süresi içerisinde keşif giderinin yatırılmaması ve dava konusu taşınmaz üzerinde keşif icra edilememesi nedeni ile keşif deliline dayanan davacının iddialarının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştr. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında; dava, kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyelik muristen intikal hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 996. maddeleri ile 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali tescil davasıdır. Gayrimenkulün aynına ilişkin davaların yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. Somut olayda; davacı dava dilekçesinde tanık dahil her türlü delile dayanmıştır. Ne var ki mahkemece 06.05.2011 tarihli oturumdaki 3 nolu ara kararı gereğince tanık listesi için davacı tarafa 10 günlük kesin mehil verilmiştir. Davacı taraf kesin süreyi geçirdikten sonra tanık listesi sunmuş olduğuna göre Mahkeme'nin 22.07.2011 tarihli oturumdaki 2 nolu ara kararı isabetlidir. Öte yandan HMK'nun 266. (HUMK 275) maddesi uyarınca öncelikle taraflar, uzlaşamadıkları taktirde Kaymakamlık aracılığı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde ikamet eden, taşınmazı bilen, yaşlı ve tarafsız kişiler arasından mahalli bilirkişi belirlenmesi ve HMK'nun 243, 244, ......... 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif mahallinde dinlenilmeleri gerekirken ceza yargılamasında olduğu gibi mahalli bilirkişilerin İlçe Jandarma Komutanlığı aracılığı ile keşif mahallinde hazır edilmesine ilişkin ara karar isabetli değildir. (HMK m. 245) Ayrıca çap kaydı kesinleşen ve niteliği de belli olan bir yer için gerekli olmadığı ve bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığı halde fen ve ziraat bilirkişisi ile keşfe karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca anılan keşif ara kararına dayanılarak verilen kararlar ve yapılan işlemler de geçersizdir.