15. Hukuk Dairesi 2010/4232 E. , 2011/7525 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakı…
**15. Hukuk Dairesi 2010/4232 E. , 2011/7525 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca gecikme tazminatı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle yabancı para cinsinden hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a. maddesi gereğince devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı ve fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsil edileceğinin tabiî bulunmasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Yanlar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi başlıklı 29.05.1997 tarihli sözleşme adi yazılı şekilde yapıldığından geçersiz ise de dosya kapsamına göre sözleşmenin ifayla sonuçlanıp 17.01.2005 tarihinde yapı kullanma izin belgesi de alınarak arsa sahibi ve kooperatife ait daireler kendilerine teslim edildiği ve bu halde şekle aykırılığın ileri sürülmesi Medeni Kanun’un II. maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan sözleşme geçerli hale gelmiştir. Davalı yanca kooperatifin önceki yöneticilerinin arsa sahibinin eş ve çocukları olduğu, davacı ile işbirliği içinde kooperatifi zarara uğrattıkları savunulmuş ise de; davalının kooperatifin önceki yöneticileri hakkında bu konu ile ilgili Kooperatifler Yasası uyarınca sorumluluk davası açması mümkün olduğu gibi, kooperatifin eski yöneticileri ile arsa sahibi hakkında dava konusu ile ilgili ceza davası açıldığı ileri sürülmemiş ve dosya kapsamında da kooperatif yöneticilerinin davacı ile birlikte hareket ederek inşaatı geciktirdikleri somut delillerle kanıtlanamamıştır. Bu nedenle sözleşme gereği davalı yüklenicinin gecikme tazminatı ile sorumlu tutulması doğrudur. Ancak davacı arsa sahibi kendisine bırakılan 4 nolu bağımsız bölümü 15.12.2004 tarihinde tapuda dava dışı...ye satarak devrettiğinden bu daire yönünden gecikme tazminatının teslimi gereken 29.05.2000 gününden satışın yapıldığı, 15.12.2004’e kadar hesaplanması gerekirken bu bağımsız bölüm yönünden de iskân tarihine kadar hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3-Davacının temyiz itirazlarına gelince; Sözleşmede gecikme tazminatının her ayın sonu itibariyle ödeneceğine dair kararlaştırılan kesin vade bulunmadığı ve davadan önce temerrüt ihtarı da olmadığından buna yönelik temyiz nedenleri yerinde değil ise de; Sözleşmede teslimi gereken tarih belirlenmiş olduğundan davacı arsa sahibinin tekrar süre vererek karşı tarafa borcun yerine getirilmesi için uyarıda bulunmasına gerek bulunmadığı, Borçlar Kanunu’nun 106/II. maddesi hükmünce davacı arsa sahibinin sözleşmeyi feshetmemek ve beklemek suretiyle seçimlik hakkını akdin ifası yönünde kullandığı ve bu hakkını belli bir süreye bağlı kalarak kullanmak zorunda olmadığından teslimi gereken tarihten itibaren 55 ay beklemekle zararın artmasına neden olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenin Borçlar Kanunu'nun 98 ve 44. maddeleri gereğince karar gerekçesinde indirim yapması da usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer bentler uyarınca kabulü ile hükmün 2. bent uyarınca davalı, 3. bent gereğince de davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davacı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.