T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/171 KARAR NO : 2025/2153 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2024 NUMARASI : 2023/283 Esas - 2024/480 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... [16729-27989-03131] UETS DAVALI : ... GIDA İ…
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/171 KARAR NO : 2025/2153 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2024 NUMARASI : 2023/283 Esas - 2024/480 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... [16729-27989-03131] UETS DAVALI : ... GIDA İHTİSAS ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ VEKİLİ : Av. ... [16693-96744-83978] UETS DAVANIN KONUSU : OSB Müteşebbis Heyeti Kararının İptali BAŞVURU TARİHİ : 11/12/2024 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 29/01/2025 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 YAZIM TARİHİ : 27/11/2025 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... GİOSB sınırları içerisinde yer alan Kocaeli İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii 1283 parsel, ... Mevkii ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların eski maliki olduğunu, maliki bulunduğu taşınmazlarda üretimde bulunmayı taahhüt ederek ... GİOSB'nin doğal bir katılımcısı olduğunu, Kadıköy 26. Noterliği 07/07/2010 tarih ... yevmiye numaralı taahhütname başlıklı taahhütnameyi verdiğini, ... GİOSB'nin parselasyon planları yapıldıktan sonra davacı şirkete sanayi parseli tahsis edilmek kaydıyla taşınmazların bedelsiz olarak devredildiğini, müvekkilinin katılımcı şartlarına ilişkin her türlü yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiğini, davalı tarafından şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle ... GİOSB üyeliğinin askıya alındığı yönünde şifahi bir bilgi edinildiğini, ... GİOSB müteşebbis heyeti tarafından 14/01/2022 tarih 35/1 sayılı karar ile şirket hakkında arsa ön tahsis iptaline ilişkin karar alındığının belirtildiğini, davalı ... GİOSB Müteşebbis Heyeti Başkanlığı tarafından tesis edilen 14/01/2022 tarih ve 35/1 sayılı, müvekkili şirket hakkındaki arsa ön tahsisinin iptaline yönelik kararın iptaline ve davalı ... GİOSB Müteşebbis Heyeti Başkanlığı'nın arsa tahsisini gerçekleştirmeyerek oluşturduğu muarazanın men'ine, iptal ve muarazanın men'i taleplerinin yerinde görülmemesi halinde; müvekkili şirket tarafından ... GİOSB'ye devredilen taşınmaz bedellerinden, bilirkişi marifetiyle hesaplanarak HMK m.107 uyarınca talep artırımında bulunmak üzere, 1.000,00 TL'nin ve altyapı ve yönetim aidatlarına dair müvekkili şirket tarafından ... GİOSB'ye ödenen bedellerden şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı ... GİOSB'den avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, öncelikle ... GİOSB'ye devredilen taşınmazların 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tapu kayıtlarına tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ... Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nca kurulmuş özel hukuk tüzel kişi olup, tacir vasfına haiz olmadığını, katılımcılara arsa tahsisi 4562 sayılı Kanunun 18. Maddesinde verilen yetkiye binaen Bölge Müteşebbis Heyetinin belirlediği prensipler çerçevesinde yapıldığını, katılımcılarla Müvekkil Bölge arasında ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, ödemelerin zamanında yapılmadığını, davalı firmanın ödemesi gereken yönetim aidatı ve altyapı katılım payını 2018 yılından bu yana düzensiz ve eksik ödediğini, ara dönemlerde yapılan kısmi ödemelerin de önceki borçlara mahsup edildiğini, Mart 2020 döneminden tahsisin iptal edildiği tarihe kadar tahakkuk eden yönetim aidatı ve altyapı katılım payı borcunun hiç ödenmediğini, müteşebbis heyetin yönetim aidatı ile ilgili kararları ilam hükmünde olduğunu, ilamların icrasına ilişkin yolla takip edildiğini, firma tarafından ödeme vadesinin uzatılması yahut borcun vadeye bağlanması ile ilgili herhangi bir talepte bulunulmadığını, mücbir sebep bildirimi yapılmadığını, firma arsa ön tahsis işleminin iptal edildiği 14.01.2022 itibariyle tahakkuk eden borcunu yaklaşık %62'sini ödemediğini, 22 aylık aidat borcu bulunduğunu, firma tarafından ödemeler ile ilgili bölgemize herhangi bir mücbir sebep bildirimi olmadığını, ödeme süresinin mevzuatta öngörülen şekilde yapılandırılması yahut uzatılması da talep edilmediğini, yapılan ödeme taleplerine cevap dahi verilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından, davanın asıl ve terditli talepleri yönünden reddine, karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; güncel yargı kararları ile işbu davanın görevsiz mahkemede görüldüğünün açıkça ortada olduğunu, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle görevsiz mahkemece kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, dava konusu olayda, TTK'da genel kurul kararları için düzenlenen hak düşürücü sürenin kıyas yoluyla OSB müteşebbis heyet kararı hakkında uygulandığını, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan OSB kanununda TTK'ya atıf yapılan hususlar arasında müteşebbis heyet kararlarının iptali bulunmuyorken kanunda düzenlenmemiş bir hak düşürücü sürenin yorum yolu ile uygulanmasının hak ve özgürlüklerin ancak kanun ile sınırlandırılabileceği kuralına aykırılık oluşturduğunu, kıyasen uygulanan sürenin, dava konusu kararın davacı şirkete bildirildiği tarihten itibaren hesaplanmasının hukuken zorunlu olduğu halde bu hususun mahkemece ihlal edildiğini, müteşebbis heyetin yasal oluşumu kapsamında, davacı şirket yetkililerinin davalı OSB'nin müteşebbis heyetinin üyesi olmadığından ve böyle bir yasal zorunluluk söz konusu olmadığından müteşebbis heyet kararlarının herhangi bir şekilde ilan da edilmediğinden davacı şirketin müteşebbis heyet toplantılarına ilişkin olarak gerek toplantının yapılması öncesinde gerekse alınan kararlara ilişkin olarak bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, hak sahibinin henüz dava açma süresinin işlemeye başladığından haberdar olmadığı bir dönemde sürenin başladığının kabul edilmesinin hak arama hürriyetinin açıkça ihlal edilmesine yol açtığını, bu hususun Anayasa Mahkemesi'nin birçok bireysel başvuruda verdiği hak ihlali kararları ile sabit olduğunu, dosya kapsamı ile davacı şirketin hiçbir zaman temerrüte düşürülmediğini, dava konusu müteşebbis heyet kararı da dahil olmak üzere davalı OSB tarafından davacı şirkete hiçbir bildirim yapılmadığının 18.03.2024 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davalının aksini ispat edemediğini, gerek 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanunu’nun 4. maddesi, gerek davalı yanca dosyaya sunulmuş olan 04/08/2014 tarihli protokolün 3. maddesinin 2. fıkrası, gerekse yerleşik yargı içtihatları uyarınca imar ve parselasyon planları kesinleşmeden ve altyapı çalışmaları tamamlanmadan katılımcıların altyapı aidatlarından sorumlu tutulmalarının mümkün olamayacağını, 12/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı ... GIOSB'nin defterleri üzerinden yapılan tespitlere göre, 2017 yılından bu yana davacı aleyhine altyapı bedeli tahakkuk ettirildiğini, kesilikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı ... GİOSB tarafından altyapı uygulamaları bitmemiş olmasına karşın altyapı katılım bedeli borcu olduğundan bahisle davacı şirketin ön tahsis işleminin iptal edilmiş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir an için dava konusu müteşebbis heyet kararının iptaline ilişkin talebin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediği düşünülse dahi davacı şirketin gerek Anayasa’nın gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili hükmü uyarınca koruma altına alınmış mülkiyet hakkının korunması açısından taşınmazların gerçek değeri tespit edilerek bu bedelin tazminine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davalı tarafından "arsa ön tahsis bedeli" olarak ödenmiş olan 517.196,48 TL'nin toplam 6.040m2 brüt alandan oluşan parsellerin gerçek değerine karşılık gelmediğinin ortada olduğunu, davalı OSB tarafından müvekkilin toplam 6.040m2 büyüklüğündeki arsaları için kamulaştırma bedeli olarak 351.475,39 TL kamulaştırma bedeli belirlenmesinin ve bu tutar üzerinden hesapladığı iade tutarının kabul edilemez olduğunu, taşınmazının m2 birim değerinin 58,1913 TL kabul edilerek hesaplanan kamulaştırma bedeli ile söz konusu arsaların gerçek değeri arasında fahiş fiyat farkı olduğunu, eksik ve hatalı inceleme ile verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, müteşebbis heyet kararının iptali, terditli olarak alacak istemine ilişkindir. Eldeki dosyada, görevli mahkeme merci tayini yoluyla belirlendiğinden davacı vekilinin mahkemenin görevine yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Asıl talep olan davalı ... GİOSB Müteşebbis Heyeti Başkanlığı'nın arsa ön tahsisinin iptaline yönelik kararının iptali ve muarazanın men'i yönünden; 4562 Sayılı Kanunda Müteşebbis heyetin bir organ olarak yer alması ve bir genel kurulun tasarrufta bulunabileceği görevleri yapmaya yetkili olması birlikte değerlendirildiğinde, müteşebbüs heyetin aldığı kararların genel kurul kararı niteliğinde olduğu ve bu kararlar aleyhine genel kurul kararlarında olduğu gibi iptal davası açılabileceği kabul edilmiştir (YHGK’nun 2013/4-329 E, 2014/147 K). Bu aşamada, öncelikle iptal davasının tabi olduğu sürenin belirlenmesi gereklidir. 4562 Sayılı OSBK’nun 25. maddesinin 5. fıkrası; “Genel kurulun teşkilini müteakip bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, OSB'lerin organları ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerin organları ile ilgili hükümleri kıyasen uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir. Anonim şirketlerin genel kurul kararlarının iptaline ilişkin 6102 Sayılı TTK’nun 445. maddesi; “446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” düzenlemesini içermektedir. Yasa metninden açıkça anlaşılacağı üzere genel kurul kararlarının iptali için öngördüğü süre üç aydır. Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin Genel kurul kararlarının iptali başlıklı 22. maddesi; "Aşağıda yazılı kişiler, kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve ana sözleşmede belirtilen hususlar ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiasıyla genel kurul kararları aleyhine, toplantı tarihinden itibaren üç ay içinde, OSB’nin bulunduğu yerdeki ilgili mahkemeye başvurabilir: a) Toplantıda hazır bulunup da kararlara muhalif kalarak durumu tutanağa geçirten, oyunu kullanmasına haksız olarak izin verilmeyen, toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veya gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden katılımcılar,...." hükmünü içerdiği ve anılan yasa ile paralel olarak üç aylık dava açma süresinin ön görüldüğü sabittir. Yönetmeliğin 22. maddesinde yer alan özel düzenleme, genel kurulun oluşumundan sonra uygulanabilir bir düzenlemedir. Yasada, özel durum olmayan haller bakımından Türk Ticaret Kanununa yapılan yollama nedeniyle somut olayın çözümünde anonim şirketlere ilişkin düzenlemelerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 4562 Sayılı OSBK’nunda iptal davasının açılabilmesi için bir süre düzenlenmemesi ve aynı Kanunun 25. maddesinin gönderme yaptığı 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde iptal davası açmak için üç aylık bir hak düşürücü süre öngörülmüş olması nedeniyle artık bu kanuni sürenin 3 ay olduğunun kabulü gerekmektedir(YHGK’nun 26/02/2014 tarih 2013/4-329 E 2014/147 K). Somut olayda, davacı vekili tarafından iptali istenen davalı ... GİOSB müteşebbis heyeti kararının 14.01.2022 tarihli olduğu ve eldeki davanın 28.07.2022 tarihinde 3 aylık yasal süreden sonra açıldığı, öğrenme tarihinin sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla hak düşürücü süre yönünden "arsa ön tahsisinin iptali" kararının iptali talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur(Aynı yönde; Yargıtay 4.HD 2024/107 Esas ve 2024/3846 Karar). Terditli talepler olan devredilen taşınmazların bedelleri ile yatırılan alt yapı ile aidat bedelleri yönünden; Arsa tahsisinin iptali tarihinde yürürlükte olan 02.02.2019 tarihli OSB Uygulama Yönetmeliği'nin "Ödemelerin zamanında yapılmaması" başlıklı 59. maddesinin 4. fıkrası "Katılımcıdan parselin geri alınması halinde, katılımcının o ana kadar yaptığı arsa tahsis bedeli, 62. maddede belirlenen şekilde hesaplanır ve en geç bir yıl içinde OSB tarafından katılımcıya ödenir." şeklinde; "Arsa tahsisinin iadesi veya iptali" başlıklı 62. maddesinin 3. fıkrası ise; "Her iki durumda ödenecek arsa bedeli; 56. madde kapsamında, OSB tarafından parsel tahsis veya satış işleminin gerçekleştiği tarihten itibaren, arsa tahsis iadesi veya iptali işleminden dolayı ödeme yapılacak tarihe kadar, 213 sayılı Kanun uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı ile güncellenir. Arsa tahsis iadesi veya iptali işlemini içine alan yılın ilk günü ile ödeme yapılacak tarih arasındaki kıst dönem için yapılacak yeniden değerleme işleminde, 213 sayılı Kanun uyarınca belirlenen cari yıl yeniden değerleme oranı kullanılır. Hesaplanan tutarı geçmemek üzere, arsa iade veya iptal bedeli, geri alındığı tarihten itibaren en geç bir yıl içinde OSB tarafından katılımcıya ödenir. Bu şekilde iade/iptal işlemi yapılarak paralarını alan katılımcıların yeniden müracaat etmesi halinde hiçbir öncelik hakları olmaz." şeklindedir. İncelenen dosyada, hükme esas alınan 12.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı ... GİOSB tarafından davacı şirket hesabına 19.12.2022 tarihinde ödenen kamulaştırma ve altyapı aidat bedelinin OSB Yönetmeliğinin 56, 59 ve 62 maddelerine uygun olarak hesaplandığının tespit edilmesine göre mahkemece terditli talepler yönünden de davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/10/2024 tarih ve 2023/283 esas, 2024/480 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak alınan toplam 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine, 4-Avans iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Kararın HMK'nın 359/3 maddesi gereğince re'sen taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*