Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ---- ile ibraz ettiğini, davacının ------ ibraz ettiği çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ---- çeki incelemeden ödeme yaptığını, mağduriyetin giderilmesi için ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirtmiş, -------sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesin
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.06.2018 tarihinde, sözleşmenin imzalandığı tarihten 31/05/2019 tarihine kadar geçerli olmak üzere müvekkili satı, davalı tarafın alıcı olduğu süt alım satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede; "meydana gelecek her türlü ihtilafın hal mercii İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleridir." düzenlenerek mahkememizin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, davalı tarafça müvekkiline gönderilen "mutabakat mektubu" ile 31.08.2018 tarihi itibariyle müvekkilinin 538.591,59 TL alacak bakiyesi bulunduğunun bildirildiği, müvekkilince taraflar arasındaki süt alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacakta mutabık olarak mektubu imzalandığını, ancak bakiye alacağın; 07.09.2018 tarihli 3 adet, 14.09.2018 tarihli 3 adet, 21.09.2018 tarihli 3 adet, 28.09.2018 tarihli 2 adet ve 30.09.2018 tarihli 2 adet fatura ile sabit olan toplam 743.432, 15 TL alacağın müvekkiline ödenmediğini, davalı aleyhine Susurluk İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, sözleşmenin "cezai şart" başlıklı 11. maddesine göre; Satıcının süt parasını taahhüt edilen tarihte ödememesi, taraflar arasında anlaşılan miktarda sütün gerekçesiz olarak alacaklı tarafından alınmaması ve de alıcının herhangi sebeple taahhütlerine aykırı davranması halinde, satıcının 2 aylık süt alacağına karşılık gelen cezai şart tutarı alıcı tarafından satıcıya ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin alım satım sözleşmesine uygun olarak sütü teslim etmeye hazır olmasına rağmen alıcı tarafından süt alınmadığını, davalının sözleşmedeki taahhütlere uymadığını, açıklanan tüm sebepler ile davasının kabulüne, defter ve bilirkişi incelemeleri yapılarak belirlenecek müvekkilinin 2 aylık süt alacağına karşılık gelen, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak müvekkiline ödenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, belirlenebilir alacaklar bakımından belirsiz alacak davası açılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacının alacak iddiası belirli olup bu hususta ödeme emri dahi düzenlettirilerek müvekkil şirket aleyhinde takibe geçildiğini, bu nedenle, davacının ikame etmiş olduğu işbu davayı belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının alacak iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının alacak iddialarına dayanak olarak birtakım belgeler sunduğunu ancak faturalar müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu şekilde taraflarınca faturalara itiraz hakkı da tanınmadığını, müvekkilinin, davacı ile yürütmüş olduğu ticari ilişkide ödemelerini zamanında ve eksiksiz olarak yaptığını, bu durumun bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, alacağın likit ve muayyen olmadığını, bu bakımdan davacının icra inkâr tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafından ikame edilen davanın, konkordato yargılaması tamamlanıncaya kadar bekletici mes’ele yapılması gerektiğini, davacı tarafın alacak iddiasına konu delillerinden birinin de müvekkili aleyhine başlatılan takip dosyası olduğunu, 11.10.2018 tarihinde düzenlenen ödeme emrinin İİK. m.294/1’in emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden davacı tarafın bu delilinin değerlendirme altına alınmamasını ve davacı tarafın ödeme emri düzenlenmesini takiben alacak davası yolu ile bir kez daha ortaya koyduğu kötü niyetinin davanın reddi ile sonuçlandırılmasını talep ettiklerini, açıklanan nedenler ile; müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığından haksız ve kötü niyetli davanın reddine, takip kötü niyetli olmakla davacı aleyhine % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.