8. Ceza Dairesi 2022/3962 E. , 2024/1316 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2306 E., 2021/1384 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapıla
**8. Ceza Dairesi 2022/3962 E. , 2024/1316 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2306 E., 2021/1384 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında cebir ve tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmıştır. 2. Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.10.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı cebir ve tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı sanık müdafii istinaf başvurusunda bulunmuştur. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 04.10.2021 tarihli kararında; İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın atılı suçu işlediğinin dosyada bulunan deliller ile sabit olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü kaldırarak beraat kararı verilmesine dair bölge adliye mahkemesi kararının bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, katılanın, sanığın ikametinin bulunduğu siteye taksi ile giderek güvenlik kapısından içeri girdiği, site otoparkında bulunan sanığa ait aracın sol dikiz aynasını kırdığı, bu durum üzerine sanığın aşağı inerek kendisini durdurmaya çalıştığı, taraflar arasında tartışma yaşandığı, yaşanan arbede sonrasında sanığın katılanı beklemekte olan aynı taksiye bindirdiği, kendisinin de araca binerek araç içerisinde bulundukları süre boyunca cebir kullandığı, bu suretle cebir ve tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. Site yönetiminin kolluğa yazdığı cevabi yazıdan, olay anını gösterir kamera görüntüsü bulunmadığı anlaşılmıştır. 3. Tanık olarak beyanlarına da başvurulan site güvenlik görevlilerince tutulmuş tutanakta, katılanın taksi ile sanığın kaldığı siteye geldiği, sanığa misafir olarak geldiğini beyan ettiği, sanığın dairesinin arandığı, olumlu dönüş alınamayınca katılanın koşarak içeri girdiği, siteden çıkması istendiğinde çıkmayıp güvenlik görevlilerine ve etrafa küfrettiği, elinde taş bulunduğu, güvenlik görevlilerinin polisi aradığı, 01.30 civarında daire sahibi ve arkadaşının otoparka indiği, katılan ile tartışıp kavga ettikten sonra onu siteye getiren ticari taksiye bindirip siteden ayrıldıkları tutanak altına alınmıştır. 4. Adli rapora göre katılanın, burunda kanama, sağ elde şişlik şikayeti ile hastaneye başvuruda bulunduğu, olaydan 2 gün sonraki adli muayenesinde, yakın zaman önce burun ameliyatı geçirdiğini, darp sonucu yaralandığını beyan ettiği, burnunda, el ve kolunda, bacağında, göz altında bir takım, ödem, ekimoz vb. basit tıbbi müdahale ile giderilebilir yaralanmalarının bulunduğu belirtilmiştir. Sanığın adli raporunda ise kolunda abrazyon, tırnak izi ve lezyon bulunduğu bildirilmiştir. 5. Dosyada, sanığa ait araçta mağdur tarafından kırılan aynaya ait olduğu anlaşılan 7.345,00 TL'lik fatura sureti bulunmaktadır. 6. Dosyada yer alan görgü ve tespit tutanağında, 25 . .... plakalı taksinin sağ arka camının kırık olduğu, cam kırıklarının koltuk tarafında dağınık olduğu belirlenmiştir. 7. Sanık aşamalardaki beyanlarında, katılanı sakinleştirmek amacıyla hareket ettiğini, suç kastının bulunmadığını ifade etmiştir. 8. Tanık olarak beyanı alınan güvenlik görevlilerinden M.K., siteye gelen katılanın alkollü olduğunu ve bağırdığını, devamında sanığın aşağı indiğini, aralarında tartıştıklarını, bu site dışında bekleyen taksinin site içine girdiğini, sanığın katılanı arabaya bindirdiğini ve katılanın yanına oturduğunu, birlikte siteden ayrıldıklarını, katılanın arabaya zorla bindirilmediğini beyan etmiştir. 9. Tanık olarak beyanı alınan taksi şoförü A.G., devamlı müşterisi olan katılanı olay günü siteye götürdüğü, katılanın kendisine izin verilmemesine rağmen siteye girdiği, içeride kargaşa yaşandığı, katılanın bir arabanın üstüne oturmuş bağırmakta olduğu, bir arabaya tekme attığı, sanığın katılana taksiye binip gitmesini teklif ettiği, kabul etmeyince ittirerek zorla taksiye bindirdiği, kendisinin de bindiği, arkada birbirine bağırıp hakaret ettikleri, hem sanığın hem de katılanın arabayı hastaneye sürmesini istedikleri, devamında sanığın arabadan indiği, kendisinin katılanı hastaneye götürdüğü yönünde beyanda bulunmuştur. 10. Katılan kollukta, sanığın bulunduğu siteye izinsiz olarak girdiğini, sanığın kendisine doğru hınçla yürüdüğünü görünce tekme atıp aracının aynasını kırdığını, sanığın kendisini arabasına zorla soktuğunu, araçta darp ettiğini, kendisinin araçtan indiğini, ticari taksiye binmek üzere iken sanığın taksinin camını kırdığını, darp etmeye devam ettiğini, devamında aracın arka kısmına bindirdiğini, araç hareket ettikten bir süre sonra sanığın şoföre "bunu hastaneye götür" diyerek araçtan indiğini beyan etmiştir. Mahkemede de benzer şekilde beyanda bulunduğu görülmüştür. 11. Katılan 30.08.2018 tarihli dilekçesi ile soruşturma aşamasında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiştir. Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Katılan ... sanığın duygusal bir ilişki içinde oldukları, sonrasında ayrıldıkları; olay günü katılanın alkollü vaziyette sanığın oturduğu siteye giderek taşkınlık çıkardığı, sanığın aracına vurup hasar verdiği, bir süre sonra aşağı inen sanığın, katılanı sakinleştirmek yerine isteği dışında ve zorla taksiye bindirerek kendisinin de yanına oturduğu, katılanın araçtan inmesine engel olduğu, bir süre sonra taksiciye "bunu hastaneye götür" dedikten sonra araçtan indiği ve böylece katılana yönelik cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği, atılı suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Katılanın sanığın oturduğu siteye gelerek taşkınlık çıkardığı, sanığın aracına zarar verdiği, bu sırada çıkan tartışmada katılanın yaptığı taşkınlık nedeniyle burnunun kanadığı (katılanın burnunun kanamasına yönelik olarak Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.08.2018 tarihli ve 2018/9547 soruşturma nolu basit yaralama suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir), bunu gören sanığın katılanı geldiği ticari araca bindirerek hastaneye götürmek istediği, katılanın olay yerinde kalmakta direndiği, sanığın buna rağmen katılanı ticari taksiye bindirerek hastaneye gitmek üzere yola çıktığı, yoldayken araç sürücüsüne katılanı hastaneye götürmesini söyleyip araçtan indiği, bu şekilde gelişen olayda sanığın katılanı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeter kesin, inandırıcı ve hukuki delillerin bulunmadığı, sanığın atılı suçtan kasıt yokluğu nedeniyle beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı olduğu belirtilerek, İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın beraatine hükmetmiştir. IV- GEREKÇE 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunca, ceza yargılamamızda dar anlamda istinaf sisteminin benimsendiği, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen maddi meselede değişikliğe gidilmemiş olması halinde duruşma açılmaksızın beraat kararı verilmesinde doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkelerinin ihlal edilmesinden bahsedilemeyeceği, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen maddi mesele değiştirilmediği ve yeni bir delil de toplanmadığı hâlde duruşma açılmaksızın beraat kararı verilebilmesinin, yargılamanın etkin ve hızlı bir biçimde sonlandırılmasına katkı sağlayabileceği, beraat kararına karşı ilgililerce temyiz kanun yoluna başvurulabilecek olması karşısında bir kazanılmış hak da söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 31.05.2023, 2022/-7-215 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararı.) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun atıf yapılan kararında belirtilen nedenlerle tebliğnamedeki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün bölge adliye mahkemesince kaldırılarak beraat kararı verilebilmesi için duruşma açılması zorunluluğu bulunduğu yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar, tanık beyanları, sanığın aşamalardaki istikrarlı ifadeleri ve dosya kapsamından, sanığın katılana yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işleme kastının bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik Mahkemenin kabulü karşısında; toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, beraat kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 04.10..2021 tarihli kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.