4. Ceza Dairesi 2023/11439 E. , 2023/22225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/5153 değişik iş SUÇ : Hakaret KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma sonunda Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın, yukarıda tarih ve değişik iş sayısı belirtilen incelemeye konu Hakimlik kararı ile reddine karar verilmiştir. Adalet Bak
**4. Ceza Dairesi 2023/11439 E. , 2023/22225 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/5153 değişik iş SUÇ : Hakaret KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma sonunda Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın, yukarıda tarih ve değişik iş sayısı belirtilen incelemeye konu Hakimlik kararı ile reddine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.05.2023 tarih ve 94660652-105-26-27318-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2023 tarihli ve KYB-2023/52411 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "...Dosya kapsamına göre, hakaret içerikli ifadenin şüpheli tarafından doğrudan muhatabın cep telefonuna, ... uygulaması üzerinden gönderildiği, şüphelinin gönderdiği hakaret içerikli ifade ve görselde tüzel kişiliğin hedef alındığı değerlendirilmiş ise de, müştekinin ... İl başkanı olduğu, dolayısıyla ilgili tüzel kişiliğe mensubiyetinin bulunduğu, bu haliyle müştekinin doğrudan telefonuna iletilme kastı ile gönderilen hakaret içerikli ifadeler bakımından kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli delilin mevcut bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 Sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise; (3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hakaret suçundan yapılan soruşturmada şüphelinin eyleminin tüzel kişiliğe yönelik olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse de, hakaret içerikli sözlerin doğrudan tüzel kişiliğin il başkanı olan şikayetçinin cep telefonuna mesaj olarak gönderildiği, gönderilen ilk mesaj tüzel kişiliğe yönelik ise de, sonraki mesajın şikayetçiye karşı gerçekleştirildiği anlaşılmakla, kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli delilin dosyada mevcut olduğu, şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm delillerin, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerektiğinden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı Kanun maddesinin 4 (a) fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi.