11. Hukuk Dairesi 2023/209 E. , 2024/3554 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2644 Esas, 2022/1347 Karar HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/426 E., 2019/848 K. Taraflar arasındaki haksız rekabetin meni ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf
**11. Hukuk Dairesi 2023/209 E. , 2024/3554 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2644 Esas, 2022/1347 Karar HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/426 E., 2019/848 K. Taraflar arasındaki haksız rekabetin meni ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 2002 yılında kurulan ve kapı kolu ile menteşe piyasasında yıllardır tanınıp tercih edilen müvekkili şirketin, tescilli “Sofuoğlu” markası ile yurt içinde ve dışında ticari faaliyet gösterdiğini, ürünlerin satışını ambalaj ve kutu içinde gerçekleştirmesi nedeni ile bu kutuların ve ambalajların tüm piyasada tanındığını, davalı şirketin iç ve dış piyasaya yaptığı satışlarda aynı renk, ebat ve yazım karakterlerine sahip ambalaj kutu içinde kapı kolu ürünü satışı gerçekleştirdiğini, davalıya ait iş yerlerinde ve satış yaptığı mağazalarda bu kutuların tespit edilmesi üzerine davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen davalının ürünleri kullanmaya devam ettiğinin Mayıs 2014 tarihinde tespit edildiğini, kutuların büyüklüklerinin, üstündeki tüm bilgilerin ve renklerinin aynı olduğunu, bu benzerliklerin, markalar farklı olsa dahi marka mevzuatı yönünden ayırt ediciliği ortadan kaldıracak şekilde benzer kabul edildiğini ve markanın ihlaline yol açarak haksız rekabet nedeni ile müvekkilinin zarar görmesine neden olduğunu, belirtilen ürünlerin davalı tarafından dava dışı ...'ya (...) fason olarak yaptırıldığını, söz konusu eylemler nedeniyle müvekkili şirketin özellikle yurt dışındaki satışlarının olumsuz etkilendiğini ileri sürerek, haksız rekabetin meni ile buna yol açan ürünlerin imhasına, 30.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının haksız rekabetinin menine, haksız rekabete yol açan ürünlerin imhasına, müvekkili lehine olan mahkeme hükmünün yurt genelinde yayınlanan gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin menteşe ve kapı elemanları sektöründe en eski geçmişe sahip kendi tasarımları ve ürünleri olan, buna bağlı portföyü bulunan ve piyasada kalitesini ispat etmiş köklü bir firma olduğunu, 1972 yılından beri menteşe, kapı kolu ve kapı aksesuarları üretiminde de bulunduğunu, sektörün lider firması olduğunu, müvekkilinin, kendisinden sonra kurulmuş ve daha az bilinirliği olan bir firmanın tasarım ve ürünleriyle iltibas yaratma ihtiyacı duymadığını, zaten davanın üretilen ürünlerin tasarımından değil, üçüncü bir firma tarafından her iki firmaya üretilen kutuların karışıklık yarattığı iddiasından kaynaklandığını, bu durumun sebebinin, üretici firmanın kullandığı kalıp tasarım olabileceği gibi davacı firmanın kendisinin de olabileceğini, davacının kullanmakta olduğu kutuların tescilli olmadığını, kutuların tamamının her iki şirket adına tescil edilmiş olmadığını, davanın ilk olarak davacı tarafından açılmış olmasının bu ürünün davacının tasarımı olduğunu ve onun lehine korunacağı anlamına gelmeyeceğini, her iki firmanın kullandığı kutuların "...-..." tarafından tasarlandığını ve üretildiğini, müvekkili şirket tarafından kasten hazırlatılmış iddiasının gerçek olmadığını, ne müvekkili ne de davacı şirketin...’ya tasarım hususunda bir ön tasarım veya talimat göndermediğini, müvekkili şirketin...’nın kapı kolları için hazırlamış olduğu kutunun beğenilip belirli bir süre kullanıldığını, davacı şirketin yurt dışına gönderdiği kutuların müvekkili tarafından tespitinin veya takip edilmesinin mümkün olmadığını, tespit sonucu elde edilen ve dava konusu olmayan diğer firmalara ait tüm kutuların ebatlarının aynı olduğunu, sektörde yaygın hale gelen kutu ebatının davacı tarafından tescilli, .... ve kendilerine ait bir tasarım gibi gösterilmesinin davanın kötü amaçla ikame edildiğini gösterdiğini, müvekkili şirketin adının ve tescilli logosunun başka bir firma ile karışıklığa neden olmayacak derecede açık yazıldığını, şirket adı ve logo aktında yazılı “kapı kolu/DoorHandles” ibaresinin kutu içerisinde arz edilen ürünün cinsini gösterdiğini, buna rağmen müvekkili şirketin davacı ile sorun yaşamamak adına aynı kutuların üretimini durdurduğunu, davacının tespit etmiş olduğu kutuların üreticinin ve müvekkilinin elinde bulundurduğu eskiden kalma numuneler olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu kutu tasarımının tescilli olmadığı, kutuların üzerinde yazan markaların ve logoların farklı olmasına rağmen ambalajlarda kullanılan renk, ebat, kompozisyon ile ambalajın dış yüzeyindeki resim ve yazıların aynı olduğunun tespit edildiği, bu yüzden ürünlerin ambalaj benzerliği sebebiyle iltibas yaratabileceği kanaatine varıldığı, ancak bir ürünün ambalajının bir başka ürünün ambalajı ile aynı veya benzer olması haksız rekabetin varlığı için tek başına yeterli olmadığı, haksız rekabetin mevcut olduğunu ileri süren tarafın, bu ambalajı ilk kendisinin yarattığını ve haklı bir öncelik hakkına dayanarak kullandığını ispat etmesinin lüzumlu olduğu, dolayısıyla haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için kişinin öncelik hakkına sahip olduğunu bir tescil belgesine veya başkaca bir somut delille dayandırması gerektiği, somut olayda, davacı tarafın kutuların kullanılmasında hukuken korunabilir bir öncelik hakkına sahip olduğunun somut deliller ile ispatlanamadığı, taraflarca kullanılan kutuların tarafların hangisi tarafından ilk olarak kullanılmaya başlanıldığı, hangisinin hukuken korunabilir bir öncelik hakkına sahip olduğunun tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kutuların ilk olarak müvekkili şirket tarafından kullanılmaya başlanıldığını, dava dilekçesinde belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren kapı kolları üretiminde bulunulduğunu, ürettiği kapı kollarını tescil ettiren müvekkilinin patent sahibi olduğunu, kapı kolu üretimine geçtiği tarihten itibaren dava konusu edilen kutularla satış ve ihracat işlemi gerçekleştirdiğini, kutuların ilk müvekkili talebi üzerine tasarlandığını, bu zamana kadar aynı kutuları kullandığını, müvekkili şirket yetkilisinin 2013 yılına kadar söz konusu kutuyu münhasıran kullandığını farz ederken iş ilişkisi nedeniyle ziyaretine gittiği Torno işletmecisi olan tanık ...’nın işyerinde kullandığı kutuların aynısını gördüğünü, davalıya ait olan kutuların birebir kendi kutularına benzediğini fark etmesi üzerine durumu ...’ya sorduğunu, bunun üzerine adı geçenin, davalı adına fason üretim yaptığını, kutuları da davalının üretilen kapı kollarını koyması için verdiğini beyan ettiğini, duruşmada tanık olarak dinlenmesini talep ettikleri ...‘nın mahkeme tarafından 13.04.2015 tarihli celsede dinlenmesine karar verildiğini, ancak akabinde çağrılmadığını ve dinlenmediğini, tanığı dinlenilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketi aynı tarihlerde Irak’tan bir müşterisinin aradığını, piyasada kendilerine satılandan daha ucuza kapı kolu satıldığını, kutuların ise müvekkiline ait olduğunu belirttiğini, kutuların resmi istenilince aslında davalıya ait kapı kollarını Irak’a ihraç edip iltibas yaratmak suretiyle kendilerine ait malları sanki müvekkili şirkete aitmiş gibi intiba oluşturduklarını, davalı yanca fason olarak üretildiği söylenen kapı kollarının aynı kalitede olmaması nedeni ile müvekkilinin asıl müşterileri dışında alıcıların da yanıltıldığını, davacının, müşterilerini kaybetme riski yaşadığını, davalı tarafın kötü niyetli olarak uyuşmazlık konusu kutuları kullanmaya devam ettiğini, müvekkili şirketin kutuların daha önceden kullanıldığının davalı tarafça bilememe ihtimaline binaen davalıya 13.05.2013 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalının ihtarnameye rağmen kullandığı bilgisini alınca bu kez tespit yaptırıldığını, kutuların davalı tarafça kullanıldığının ispatlandığını, ayrıca müvekkili şirketin kutuları çeşitli matbaalara bastırdığına dair faturaların da dosyaya ibraz edildiğini, faturada kutuların özelikleri bildirilmemiş ise de bu iş için bastırıldığını bilindiğini, ilk kullanan olduklarının tanık, ihtarname ve diğer delillerle ispat etmelerine rağmen mahkemenin davayı reddettiğini, haksız rekabetin oluştuğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ek raporda tescil kaydı olmadığının belirtilmesine rağmen dayanaklarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri olduğunu, kök rapora itirazlarının maddi zararın yanlış hesaplanması noktasında toplandığını, çekişmenin müvekkilinin ilk kullanıcısı olup olmadığına ilişkin olduğunu, çekişme konusunun ispatlandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız rekabetten kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden yana yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.